Gençlerden

Ayfer GÜLER

Edebiyat, Platon ve Aristo’dan bu yana toplum üzerinden tesirler yaratan bir sanat dalı olarak kabul görmüştür. Söz konusu etki toplumun en küçük birimi olan bireyleri birleştirmiş ya da ayırmıştır. Edebiyatın bu etkisine en güzel örnek Genç Werther’in Acıları romanından sonra Avrupa’da intihar vakalarının artmasıdır. Elbette edebiyat her sanat dalı gibi dalları olan gür yapraklı bir ağaçtır. Şiir, roman, hikâye gibi herkesin malumu olan yapılar bu ağacın dallarıdır.

Roman, yaşanmış ya da yaşanması olası, insanların başından geçebilecek olayları, insanların iç dünyalarını, toplumsal olayı ya da olguyu, insan ilişkilerini ayrıntılarıyla anlatmayı amaçlayan bir anlatı türüdür. Romanın müellifi yazar, onu kurgu beşiğinde büyütür. Kurgu ise tamamen veya kısmen yazarın/sanatçının hayal gücü ile dünyaya getirdikleridir. Bu kurmaca dünya çeşitli edebiyat kuramlarının konusu olmuş, asırlar boyunca edebi eserlerin yorumlanması hususunda çeşitli görüşler ortaya konmuştur.

Alımlama estetiği kuramına göre yazar, yazma sürecinde gerçek hayatı yeniden tanzim eder. Bu kuram, yazar-metin- okur kıstasına dayanır. Yani bir edebi eser yalnız yazarın kaleme aldığı metinden ibaret değildir. Umberto Eco’ya göre bir eserin değeri “açık yapıt” olmasına bağlıdır. Burada kastedilen edebi eserin sınırlandırılmış anlam yerine sayısız anlam ifade edecek bir zenginlik kazanmasıdır. Ancak yine Eco’ya göre metnin yorumlamasında üç niyet vardır; yazarın niyeti, metnin niyeti, okurun niyeti. Metin bir bağlam doğrultusunda okura ulaşması gereken çeşitli bilgileri ihtiva eder. Öyleyse edebi eser bir iletişim amacı da taşımaktadır. “İletişim” dediğimiz şey, elbette metni yazanın aktardığı bilgi ya da onun kısıtlayıcı emirlerinden ibaret değildir; bir metin bize zengin anlam olanakları sunar ve yorumlarımız dâhilinde konunun olabildiğince geniş bağlamlara yayılmasına izin verir.

Umberto Eco “açık yapıt” görüşüyle yapısal dil bilim kurallarının dışına çıkmış ve okura yorum kapısını açık bırakmışsa da “niyet” görüşü yine okur ve metin arasındaki iletişime dayalı yorumlamayı sınırlandırmıştır. Okur, metnin niyetinin dışında bir anlama sağlayabilir. Ancak bu anlamın metnin tutarlılığını bertaraf etmesi dilin yapısına ters düşer. Yani amacın dışında kalmak amaçsız olmayı beraberinde getirir. Amacın iletişim olduğu göz önüne alındığında yazarın da niyetinin dışına çıkılırsa edebi eserin işlevselliği arka plana atılacaktır.

Yazımızın bir bölümünde sözünü ettiğimiz alımlama estetiği kuramı ve Eco’nun açık yapıt görüşü haddi ve iletişimi aşmamak koşuluyla mı okura yorum aralığı bırakmaktadır?

Bu bahsi edebiyat kuramcılarına bırakarak yine bu çerçevede ele alacağımız asıl mesele bir roman karakteri olarak Kenan’dır. Kenan, Enes Şengönül’ün “Eski Tanrıların Ölümü” eserinde kurgulanmış bir karakter veya daha fazlası…

Tasvir edilen sınırlı özellikler, betimlenen halet-i ruhiyesi aslında sınırsız sayıda yorumun aralığı durumuna gelmiş bir kurgu olarak göze çarpmaktadır. Elbette bahsi geçen eserin okurun niyetini desteklemesinde yazarın yarım bırakılan anlatımları, devirler ve şahıslar arasında geçişi mümkün kılmış olan kurgu düzeni ve her metnin muhtevasına sindirilebilecekken pek çoğunun hakkını gasp ederek fazlasıyla mevcut bulunan gizem etkili olmuştur.

Kenan, sert mizacı, takım elbisesi, çocukluğu, gençliği, yetişkinliği ve yaşantılarıyla bir bütünü teşkil etmesi gerekirken hepsinin yarım bırakılan veya anlatıma sığamayacak miktardaki özellikleriyle yorumlanmaya açık bir karakterdir. Okurun tahayyülünde mutlak bir tamamlanma ve somutlama arzusu uyandırmakta ve roman kurgusundan gerçek hayatın içine çekilme çabasına mazhar olmaktadır.  

Alımlama estetiği kuramına göre bakıldığında yazar tam da bu kuram çerçevesinde bir metin kaleme alarak bazı önem arz eden keşifleri okura bırakmıştır. Nitekim kurama göre yazar metinde her şeyi söyleme yetkisine sahip değildir ve belirsizlikleri okura bırakmalıdır. Böylece okur, şahsi çabasıyla anlamı bütünlemesi ve keşfetmesi sonucunda kendisine bir çeşit estetik zevk sağlayacaktır.

Hülasa Kenan tamamlanması bitmeyecek yahut uzun vakitler alacak yorumlamalarla bu kuramın Türk Edebiyatındaki eşsiz örneklerinden biri haline getirilmiştir.

 

Güncel Yazılar

Ahmet KARTAL
Ahmet URFALI
Ayşe SAMİHA
Cemal KURNAZ
Esat ARSLAN
Fatih AKMAN
Hasan Fevzi BATIREL
İbrahim BAYKAN
Kenan EROĞLU
Mehmet MAKSUDOĞLU
Metin SAVAŞ
Mevlüt UYANIK
Mustafa Kadir ATASOY
Mustafa TEZEL
Necdet BAYRAKTAROĞLU
Ömer AĞAÇLI
Orhan ARSLAN
Rabiye Sümeyye KARAPINAR
Şahver ÇELİKOĞLU
Sait BAŞER
Serdar ÖZBOSNALIOĞLU
Serina DERİCİYAN
Sinan KÖSEDAĞ
Turgut GÜLER
Zafer SARAÇ

Medeniyet Tasavvuru

Abdülhamit SİNANOĞLU
Ahmet GÜRBÜZ
Armağan ÖZTÜRK
Bahaeddin YEDİYILDIZ
Durmuş HOCAOĞLU
Hasan AYDIN
İbrahim OZKILIÇ
İlhan YILDIZ
M. Fuat KÖPRÜLÜ
M. Hilmi ÖZEV
Miray ÖZDEN ve E. Recep ERBAY
Muharrem TÜNAY
Nesrin BAĞCI
Özgür TABUROĞLU
Recep ÖZKAN
Sedat DOĞAN
Tuncay AKGÜN

Tavsiye Edilen Bağlantılar

Bize Yazın

SAYAÇ

10528373