Güncel Yazılar

Ömer AĞAÇLI

İslam, Allah’ın rehberliğini kabul etmekle başlar. Nitekim Zümer Suresi 23. Ayette : “ Kur’an, Allah’ın rehberidir.” Ve 81/ 27, 28 ayetlerde de “ Kur’an her insan için, doğru yolda gitmek isteyenler için, manevi bir öğüttür.” Denilir ki, insanın dünya hayatında manevi yolunu aydınlatan bir rehberdir.

Allah insanı yaratmıştır ve onun nasıl yaşayacağına da rehber olmuştur. Allah’ın rehberliği, peygamberler vasıtasıyla insanlığa gelen vahiy bilgileridir.

Şu bir tarihi gerçektir. İnsanlık herşeyi peygamberlerden öğrenmiştir. Allah peygamberler aracılığı ile insanlara öğretmiştir ve hala öğretmektedir. Bu da şu demektir. Vahiy, aklın önünü açan ona doğru düşünmeyi öğreten  ilahi aklın insani akla yol göstermesi, desteklemesidir.

Vahiy insana kendi doğasını, yani fıtratını öğretmekte ve bu fıtrata göre yaşamasını öğler. Vahiy olmasaydı insan kendi doğasını bilemez ve buna uygun yaşayamazdı, nefsinin elinde oyuncak olur ve savrulur giderdi.

Allah, son peygamber Hz. Peygamber ile insanlığa son çağrısını yapmış ve ilahi hakikatlerin ilmini/ nurunu tamamlamıştır.

Hz. Peygamber kendinden önceki peygamberlere gelen vahyi tek tek saymış ve kendi de tüm ilahi hakikatları nefsinde cem etmiştir., böylece Hakk’a giden yolun inceliklerini bizzat  tecrübe ederek insanları Allah’a davet etmiştir.Burası çok hassa bir konudur. Hz. Muhammed insanları Allahîn zatına davet etmiştir.

İnsanlar  dünya’da nimetler, nesneler aleminde yaşar. Hem kendi nefsinden gelen istek, arzuların hem de çevresindeki nimetlerin çekiciliğinden yakayı kurtarama onların baskısı altında yaşar. Yaratılış amacını, fıtratını unutur, savrulur.

Allah bu nedenle, rahmetinin bir gereği olarak kullarına müdahale ederek onları yeniden uyararak fıtrat merkezine dönmelerine yardım ve inayet etmiştir. Aslında her peygamberin misyonu bundan ibarettir. İNSANIN FITRAT MERKEZİNE DÖNMESİ VE ÖZÜ İLE MANEVİ OLARAK BAĞLI OLDUĞU ALLAH İLE BAĞLANTIYI KURMASIDIR. Zannedildiği gibi peygamberler insanlara dünya işlerini öğreten kimseler değil, onları Allah ile aralarındaki bağın nasıl kurulacağnı öğreten kimseledir. Çünkü Allah, yaşayan, kendinde var olan ve bütün varlığa kaynaklık edendir. Yani O, daima yaşayan ve varlıkları   ayakta tutan , yaşatandır.

Allah her şeyin hayat kaynağı, özüdür. İnsanın fıtrat dairesine girmesi özüne dönmesi ve özü ile bağlı olduğu Allah ile bağ kurmasıdır. Bu da dinin ta kendisidir. İnsanın özü ruh merkezi olan kalptedir. İnsan, kalbi le manevi olarak Allah’a döner ve fıtrat merkezine gelir ki bu da dosdoğru olmayı sağlar.

Bütün bu söylenenlerden sonra diyebiliriz ki bu varoluşsal işler sadece din alanında mümkün olmaktadır. Beşeri bilgi türleri olan bilim ve felsefe alanındaki laflarla olacak işler değildir.

Bu dönüş, fıtrat merkezine geliş, insanın dosdğru olması halidir ki insanın insan olması sürecidir.

Aşağıdaki ayetlere bakılınca bunların ilahi referanslarını görmek mümkündür.

Hud 112 : “ Emrolunduğun üzere dosdoğru ol.”

Zuhruf 43. “ Sen, sana vahyedilene uy. Şüphesiz sen dosdoğru yoldasın.”

Bakara 145: “ Sana gelen hakikat ilminden sonra, insanların heva ve heveslerine uyacak olursan, iyi bil ki sen o zaman zalimlerden olursun.”

30/30 : “ Sen yüzünü Allah’ı birleyici olarak doğru dine çevir. Allah’ın yaratma yasasına uygun olan dine, insanları ona göre yaratmıştır. Allah’ın yaratma yasası değişmez, değiştirlemez.”

Şu kadar ki Hz. Muhammed dosdoğru olmayı tecrübe ile öğrenmiş ve Allah ile bağ kurmuş ve ona en yakın olan mertebeye gelmiştir. Bu manevi, mistik tecrübeyi Kur’an da açıklamıştır. Kur’an Hz. Muhammed’in yaşadığı manevi tecrübeleri açıklayan bir kitaptır.( Vahiy manevi bir tecrübedir.)

İslam dosdoğru olmanın adıdır, diye başlık attık makalenin başına. Değerli İlahiyatcı HÜSEYİN ATAY da bu konuda “ İslam iyi insan olma projesidir “ diye yıllar önce belirtmiştir. Bu ifadeye katılmamak mümkün değildir. Bizim anladığımız kadarıyla da İslam, Allah’ı hayat içinde bulmak, bilmek ve O’nun yüceliğini fark etmektir. Onunla yaşarken burada bağ kurmaktır. Kimse kusura bakmasın din, dünya için ve dünyada yaşanmak içindir. Öbür tarafta din var mıdır, yokmudur? Ona benim aklım ermez.

Din kuralları diye bilinenler ki buna şeriat deniliyor, ahlak ve ibadet hüküm lerinden ibarettir. Bu da insanı Allah’a götüren manevi yoldur. İnsan ancak din kurallarına uyarak, ahlak ve ruh disiplinine göre yaşayarak hakka yaklaşabilir. Ve böylece doğrulur. DİN KURALLARI İNSANI DOSDOĞRU KILAR... Bunu sağlayabilen hiç bir beşeri bilgi türü yoktur. Bu işler laf ilimleriyle değil, vahiyle bildirilen usül ve yolla gerçekleşebilir. Gerisi aldanmadan başka bir şey değildir.

Güncel Yazılar

A. Yağmur TUNALI
Ahmet KARTAL
Ahmet URFALI
Ayşe SAMİHA
Cemal KURNAZ
Dilek YILMAZ
Ekrem ÖZKAN
Esat ARSLAN
Fatih AKMAN
İbrahim BAYKAN
İhsan KURT
Kenan EROĞLU
Mehmet MAKSUDOĞLU
Metin SAVAŞ
Mustafa ÇAKIR
Mustafa TEZEL
Necdet BAYRAKTAROĞLU
Nuri GÜRGÜR
Ömer AĞAÇLI
Orhan ARSLAN
Sait BAŞER
Serdar ÖZBOSNALIOĞLU
Serina DERİCİYAN
Sinan KÖSEDAĞ
Turgut GÜLER

Tavsiye Edilen Bağlantılar

Bize Yazın

SAYAÇ

11250363