Güncel Yazılar

İhsan KURT

-Meslektaşlarıma, öğretmen olan bütün öğrencilerime…

“Türk Bayrağının dalgalandığı her yerde göreve varım” dedin. İlk kura ile yürüdün.

Karayazı’yla başladın göreve. Adından bir anlam çıkarmadın. Belki kaderine değil ama görevine bu yer yazılmıştı. Bu yerde ilk tecrübe, ilk adım ve bütün ilkler başlayacaktı. Bilemezdin bir de Akyazı olduğunu ülkemde…

Yanlışlar sana yazılmaya başladı nedense? Başkasının yanlışıyla başlayamadın göreve.

Atamana yanlış bilgiler yazıldığını nereden bilecektin. Merkezden başlayan hataları sen kader gibi çektin.

Taa Erzurum’dan kalkıp Başkente gelecektin. Telefonla ulaşılmaz, telefonla iş görülmezdi o zaman.

Cebinde beş kuruş yok. Erzurum dağları gibi duman duman oldu başın.

Bilirim öğretmenim daha gencecikti yaşın.

Sonunda geldin de bir daha Başkente… Terminalden yürüdün Bakanlığa kan ter içinde.

Geldin ve bürokrasinin yanlışlarını sen düzelttin öğretmenim. Düzeltmeye buradan başladın.

Yeniden yollar seni bekledi. Seni bekledi okullar, çocuklar… Seni bekliyordu bir vatan bucağı…

Yetmişlerin bir son güzünde adım attın okuluna. Hem sevinç hem heyecan karışmıştı duygularına.

Güneş doğudan doğar dedin, doğudan başladın göreve. Adımların umut yüklü, hayallerin umut doluydu.

Yüreğinde gençliğinin coşkusu, düşüncelerinde bilginin çağlayanı…

Cıvıl cıvıl çocuklar her birinin gözünde aydınlıklar.

Renk renk çantalar, kitaplar, gülümseyen gözler.

Öyle bir dünya ki tarifi yok ben bilirim, ben hissederim öğretmenim.

Kaçıyordu önünde cehalet, kaçıyordu karanlıklar. Güneşe karanlık hangi kalkanını kullanacaktı ki…

Bilemezdin sana sadece öğretilmişti aydınlık. Sen aydınlıkların ta kendisiydin. Bilemezdin öğretmenim cehalet vardı zifiri karanlık. Yılmadın, yıldırmadın, vazgeçmedin yürüdün üzerine üzerine…

Senin ufuklar gibi yüce, denizler gibi engin ideallerin vardı. Onlar kendinden ziyade çocuklar, yarınlar içindi. Bütün milletin ve ülken içindi… Senin ideallerinin amiri vicdanındı. Vicdanına danıştın her derse girişinde. Her soru soruşunda ve her cevap alışında…

Çizgi çizmesini öğretirken bile en doğru çizgileri sen gösterdin, sen çizdin… Güzeli, doğruyu, birliği, dirliği, sevmeyi, sevilmeyi kelimelerden öte yaşayışınla gösterdin. Burnu akan çocuğa mendil uzattın ya da burnunu sen sildin. Bundan hiç yüksünmedin. Okulu sen açtın, hizmetlisi sen oldun. Üşüyen çocukların sobasını önce sen yaktın. Aynen bilgi meşalesini yakar gibi… Minnacık elleri ısıttın kalem tutması için…

Cehaletle diken atana sen gül attın. Dikeni güle katıp hayatı anlattın. Bunu başardın da öğretmenim. Çocuklara çocukluklarını, gence gençliklerini yaşattın.

“Orada” değil içindeydin o köyün.

Öğretmenim “gitmesek de gelmesek de” demedin. Yol olmayan, iz olmayan dağları aştın. Hep “o köye”, “o köylere” ulaştın. Ulaştın ama dert yumakları peşinden geldi. Bir gölge gibi takip etti yokluklar, yoksunluklar.

Yersiz kaldın, mekânsız kaldın ama sonunda başını sokacak bir dam ev buldun. Önce yadırgadın belki… Önce duyguların, düşüncelerin karıştı ama bütün bunlara seni henüz tanıyan çocuk bakışları son verdi. Gülen yüzler, gülen gözler tedirgin baksa da bir merhem gibi geldi sıkıntılarına. Öyle ki uçuverdi birden bütün dertler. Sana ideallerin seslenmiş, seni yine vicdanın yenmişti öğretmenim.

Sen kalem tuttun, sana silah tuttular. Sen ay yıldızlı bayrağı çektin göndere, sana çaput sundular. Sen planını yaparken derslerinin, yarınının, alaca bir karanlıkta lojmanını bastılar. Bastılar öğretmenim ve sesini kestiler.

Bilemezlerdi ki bir öğretmen bin öğretmendi. Öğretmenler karanlığa, öğretmenler birliğe, öğretmenler dirliğe, düzenliğe yürüyenlerdi.

Sen dağ başlarında ekmeksiz de kalsan, susuz da kalsan kimse bilemezdi. Bilemezdi kimsesizliğini kimseler. Ben duyarım öğretmenim senin sessizliğindeki sesini. Seni rakamlar, seni makamlar anlayamaz!

Yurdumun ücra bir köşesinde bir deprem sonrası öldüğünüzde binlerce öğretmen koştu yerinize. Kaldığınız yerden tutuşturuldu meşaleler. Yeniden dirildiniz doğudan bir güneş gibi…

Seni anlamak için sen olmak, seni bilmek gerek. Seni senden başka kim bilebilir ki?

Ben bilirim öğretmenim ancak ben bilirim! Çünkü ben de bir öğretmenim.

NOT: Bütün öğretmenlerin 24 Kasım öğretmenler gününü kutluyor, her birine başarılar diliyorum.

Güncel Yazılar

A. Yağmur TUNALI
Ahmet KARTAL
Ahmet URFALI
Ayşe SAMİHA
Cemal KURNAZ
Dilek YILMAZ
Ekrem ÖZKAN
Esat ARSLAN
Fatih AKMAN
İbrahim BAYKAN
İhsan KURT
Kenan EROĞLU
Mehmet MAKSUDOĞLU
Metin SAVAŞ
Mustafa ÇAKIR
Mustafa TEZEL
Necdet BAYRAKTAROĞLU
Nuri GÜRGÜR
Ömer AĞAÇLI
Orhan ARSLAN
Sait BAŞER
Serdar ÖZBOSNALIOĞLU
Serina DERİCİYAN
Sinan KÖSEDAĞ
Turgut GÜLER

Tavsiye Edilen Bağlantılar

Bize Yazın

SAYAÇ

11250377