Haber - Yorum
Pazartesi, 08 Ekim 2018 09:07

Bağırsak nasıl ikinci beyin oldu?

Beyin-Bağırsak Ekseni sağlık bilimlerinden psikolojiye son dönemin en popüler araştırma sahalarından biri. Bu teze göre şimdiye kadar tek başına olan beynin kontrol sistemine benzer bir ikinci kontrol mekanizması daha var. Yani beyin her şeyi tek başına yapmıyor. Çoğu durumda beyin ile bağırsaklar birbirini etkiliyor. Eğitimde başarıdan depresyona, Parkinson hastalığından otizme pek çok farklı alanda beyin kadar bağırsakların da belirleyici bir rolü var.

*****

Bu yazı Hürriyet Gazetesi’nin 30 Eylül 2018 târihli nüshasından alınmıştır

Selçuk ŞİRİN

Karın bölgemizin kafatası kadar önemli bir kontrol merkezi olduğu artık su götürmez bir gerçek.

Şimdi ‘Hocam nereden çıktı bu bağırsak muhabbeti’ diyebilirsiniz. Merakım yeni. Bu sene bizim bölümdeki araştırma seminerlerini ben yürütüyorum. Bu işin en güzel tarafı her hafta alanında çığır açmış isimleri kampusta ağırlamak, onlardan çalışmalarını doğrudan dinlemek. Bu haftaki konuğumuz Columbia Üniversitesi’nden Dr. Bridget Callaghan’dı. Kendisi son dönemin belki de en popüler konularından biri olan beyin-bağırsak eksenini çalışıyor.

BEYİN-BAĞIRSAK EKSENİ NEDİR?

Beyin-Bağırsak Ekseni sağlık bilimlerinden psikolojiye son dönemin en popüler araştırma sahalarından biri. Bu teze göre şimdiye kadar tek başına olan beynin kontrol sistemine benzer bir ikinci kontrol mekanizması daha var. Yani beyin her şeyi tek başına yapmıyor. Çoğu durumda beyin ile bağırsaklar birbirini etkiliyor. Eğitimde başarıdan depresyona, Parkinson hastalığından otizme pek çok farklı alanda beyin kadar bağırsakların da belirleyici bir rolü var. Örneğin, eskiden ruhsal sorunu olanların sindirim sisteminde zorluk yaşadığına dair veriler var iken, bugün sindirim sisteminde sıkıntı yaşayanların ruhsal sorunlar yaşadığından söz ediliyor. Yani neyin, neyi etkilediği, sebep-sonuç ilişkisi tamamen yön değiştirmiş durumda yeni verilerle. Hal böyle olunca da bağırsaklara eskiden olduğu gibi, pasif bir organ olarak değil, aktif ve belirleyici ‘ikinci beyin’ olarak bakılıyor.

TRAVMANIN ETKİSİ 3 KUŞAK SÜRÜYOR!

Bridget’in yaptığı bir deney beyin-bağırsak ekseninin ortaya çıkardığı mekanizmaları anlamamıza ışık tutuyor. Deneyin amacı erken yaşta maruz kalınan travma ve stresin beyin-bağırsak ekseni üzerindeki etkisini araştırmak. Deney düzeneği çok basit. Rasgele seçilen fare yavrularının yarısı annesinden zorla ayrılarak bir travmaya maruz bırakılıyor, diğer yarısı da aynı süreyi annesinin yanında geçiriyor. Çıkan sonuçlar tahmin ettiğiniz gibi. Annesiyle farklı kafesi paylaşan fareler hem beyin hem de sindirim sistemi bakımından diğer farelere göre daha sorunlu hareket ediyor. Ama daha önemli sonuç şu: Travmaya maruz kalmış farelerin yaşadığı tahribatın sindirim sisteminde bıraktığı etki tam üç kuşak sonra bile fark edilebiliyor. Yani doğum sonrası kritik gelişim döneminde travma yaşayan farenin torunu bile o travmanın izlerini taşıyor! Böyle bir deneyi insanlar üzerinden yapmak etik olarak mümkün değil elbette ancak Bridget’in aileleri tarafından terk edilerek bir bakımevine bırakılmış çocuklar üzerinde yaptığı çalışmalar travma izlerinin uzun vadede kalıcı olduğunu ve bunların izinin de hem zihinsel hem de sindirimsel olduğunu gösteriyor. Bu tahribatı gidermenin bir yolu var mı?

EVET, KEFİR...

Bridget ve arkadaşları travmaya maruz kalmış farelerin diyetini değiştirerek onların sindirim sistemindeki dengeyi normale dönüştürmenin yollarını da araştırmış. Tıpkı bir önceki deney gibi bu sefer de travma yaşamış fareleri iki gruba ayırıp birinci gruba literatürde bağırsakları düzenleyici etkisi olduğu bilinen ‘probiyotik’ veriliyor, ikinci gruba ise normal diyet veriliyor. Sonuç çok dramatik. Probiyotik, yani bizim kefir ve yoğurtta bulunan kültürlerden muhteva ilacı alan fareler diğerlerine göre travmanın izlerini daha az gösteriyor. Umut veren bu ve benzer deneyler daha çok yeni ama çalışmaların vardığı nokta çok net: Yediğimiz gıdalar hem fiziksel hem de ruhsal olarak bizim hayatımızı etkiliyor. Yani kimi gıdalar yerken bizi bunalıma sokabiliyorken kimi gıdalar da yerken bizi iyileştiriyor. Daha şimdiden elimizdeki veriler örneğin yoğurt ve kefirin depresyon ve kaygı bozukluğunu azalttığını gösteriyor. O nedenle önümüzdeki dönem bizi iyileştiren yiyeceklerin, yani terapötik gıdaların dönemi olacak.

YAZININ TAMÂMINI OKUMAK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ

---------------------------

Kaynak:

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/selcuk-sirin/bagirsak-nasil-ikinci-beyin-oldu-40971991

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun.

Haber-Yorum

Diğer Yazılar

Güncel Yazılar

A. Yağmur TUNALI
Ahmet KARTAL
Ahmet URFALI
Ayşe SAMİHA
Cemal KURNAZ
Dilek YILMAZ
Ekrem ÖZKAN
Esat ARSLAN
Fatih AKMAN
İbrahim BAYKAN
İhsan KURT
Kenan EROĞLU
Mehmet MAKSUDOĞLU
Metin SAVAŞ
Mustafa ÇAKIR
Mustafa TEZEL
Necdet BAYRAKTAROĞLU
Nuri GÜRGÜR
Ömer AĞAÇLI
Orhan ARSLAN
Sait BAŞER
Serdar ÖZBOSNALIOĞLU
Serina DERİCİYAN
Sinan KÖSEDAĞ
Turgut GÜLER

Medeniyet Tasavvuru

Abdülhamit SİNANOĞLU
Ahmet GÜRBÜZ
Armağan ÖZTÜRK
Bahaeddin YEDİYILDIZ
Durmuş HOCAOĞLU
Hasan AYDIN
İbrahim OZKILIÇ
İlhan YILDIZ
M. Fuat KÖPRÜLÜ
M. Hilmi ÖZEV
Miray ÖZDEN ve E. Recep ERBAY
Muharrem TÜNAY
Nesrin BAĞCI
Özgür TABUROĞLU
Recep ÖZKAN
Sedat DOĞAN
Tuncay AKGÜN

Tavsiye Edilen Bağlantılar

Bize Yazın

SAYAÇ

11146260