Fransa Karanlık Tarihini Paylaşacak Bir Ortak Arayışında

İlginçtir ki, Macron, Cezayir’de yaşanan insanlık suçu ve diğer işkenceler için zamanında “geçmişin tutsağı olamayacaklarını” ifade etmiştir.[6]Bu bağlamda, Fransız yetkililerin, Erivan’daki meşhur anıtına gitmeleri, anıta çiçek bırakmaları gibi davranışlarda bulunurken, Fransa’nın uzun bir sömürgecilik tarihine sahip olduğu gerçeğini her zaman hatırda bulundurmalarında yarar vardır. Fransa’nın katı bir sömürgeci ülke olarak Afrika’da Cezayir ve diğer Fransız sömürgelerinde ve Güneydoğu Asya’da yaptıkları tarih kitaplarındaki yerini almıştır. 

*****

Hazel Çağan ELBİR[i]

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, son günlerde hassas konularla gündeme gelmeye başlamıştır. Bu hassasiyet pek çok açıdan değerlendirilebilir. Gündemine “katliam”, “soykırım” kavramlarını alan Macron, önce Fransa ordusunun 1950 ve 1960’larda Cezayir’de sistemli bir işkence uyguladığını kabul etmiş, ancak geçmişte yaşananların ne reddedilebileceğini ne de yaşananlardan pişmanlık duyulacağını ifade etmiştir.[1]Macron, 2017’deki Cezayir ziyareti sırasında Fransız sömürgeciliği dolayısıyla “insanlığa karşı suç işlendiğini” ifade etmiş, acı bir milli tartışmayı yeniden alevlendirmişti.

Fransa’da İslamofobi’ye karşı mücadele veren Yasser Louati, Macron’un açıklamalarını “tarihi” olarak değerlendirse de bu açıklamanın daha ötesine gitmeyeceğini düşündüğünü ifade etmiştir. Ayrıca Cezayir’de insanlığa karşı suç işlediklerini ve işkence yaptıklarını kabul etse de Fransa’da çelişkili bir durum olduğunu ifade etmek gerekmektedir. Fransa polisi Ekim 1961’de, Paris’te, bağımsızlık aktivisti yaklaşık 200 Cezayirli protestocuyu vahşice katletmiştir.[2] Bu konuyla ilgili olarak Fransa’dan herhangi bir açıklama yapılmamıştır. 

“Katliam” ve “soykırım” konularına son günlerde iyice merak saran Fransa Cumhurbaşkanı, Erivan’da Tsitsernakberd tepesinde yer alan malum anıtı ziyareti sırasında, Ermeni kökenli Fransız şarkıcı Charles Aznavour’un vefatının ardından sözde soykırım mücadelesini bir görev olarak gördüğünü açıklamış, tıpkı Aznavour gibi, bu konuda mücadele vereceğini söylemiştir. Ermeni diasporası ile bağlantıları olduğunu ve sözde soykırımın uluslararası mecralarda tanınması için çaba harcayacağını, “24 Nisan”ların bundan sonra sözde soykırım kurbanları için anma günü olarak hatırlara kazınması için elinden geleni yapacağını açıklamıştır.[3]Bu konuşma yalnızca burada yapılmamıştır. Aznavour Vakfı’nın açılışı sırasında da sözlerini yinelemiştir. Vakfın dünya genelinde insani misyonunu yerine getireceğini söylemiştir. Halbuki, 2011’de verdiği bir röportajda, Charles Aznavour, “soykırım” sözcüğünün kendisini rahatsız etmeye başladığını, Türklere yönelik kin beslemediğini ifade etmiştir. Hatta kendisini politik tartışmaların içine çekerek, Ermeni diasporasının mensubu gibi göstermek, Türkiye için kendi söylemek istediklerini Aznavour söylemiş gibi göstermelerini ahlak dışı bulduğunu açıklamıştır.[4]Macron ayrıca, Charles Aznavour sayesinde Ermenistan’da Fransızca’nın popüler bir dil haline geldiğini söylemiştir.[5]Sanırız bu nedenledir ki, 17. Frankofoni zirvesi Erivan’da düzenlenmiştir. Yine de belirtmek gerekir ki, Ermenistan’da konuşulan diller arasında Ermenice, Rusça ve İngilizce, Fransızca’dan çok daha yaygın bir şekilde konuşulmaktadır. Dolayısıyla ismi “Frankofoni” olan bir zirvenin neden Ermenistan’da düzenlendiğini anlamak mümkün değildir.

İlginçtir ki, Macron, Cezayir’de yaşanan insanlık suçu ve diğer işkenceler için zamanında “geçmişin tutsağı olamayacaklarını” ifade etmiştir.[6]Bu bağlamda, Fransız yetkililerin, Erivan’daki meşhur anıtına gitmeleri, anıta çiçek bırakmaları gibi davranışlarda bulunurken, Fransa’nın uzun bir sömürgecilik tarihine sahip olduğu gerçeğini her zaman hatırda bulundurmalarında yarar vardır. Fransa’nın katı bir sömürgeci ülke olarak Afrika’da Cezayir ve diğer Fransız sömürgelerinde ve Güneydoğu Asya’da yaptıkları tarih kitaplarındaki yerini almıştır. 

Tarihi böylesine sömürgecilikle, övünülür olmayan olaylarla dolu bir ülkenin yetkililerinin, özellikle ciddi hukuki bir mesnede dayanmayan sözde soykırım anıtlarını ziyaret ederlerken herhalde daha dikkatli ve devlet adamı ciddiyetiyle davranmalarında yarar olacaktır. 

[1]“Fransa, Cezayir Savaşı Sırasında İşkence Yaptığını Kabul Etti”, Sputnik, 13 Eylül 2018, https://tr.sputniknews.com/avrupa/201809131035186528-fransa-cezayir-savasi-iskence-kabul-etti/

[2]“France’s Macron Admits To Military’s Systematic Use of Torture in Algeria”, Washington Post, 13 Eylül 2018,  https://www.washingtonpost.com/world/europe/frances-macron-admits-to-militarys-systematic-use-of-torture-in-algeria-war/2018/09/13/6b0e85cc-b729-11e8-94eb-3bd52dfe917b_story.html?utm_term=.e06dc98ce796

[3]“Emmanuel Macron: We will continue Charles Aznour’s struggle for the recognition of the Armenian Genocide by the international community”, arminfo.info, 11 Ekim 2018, http://arminfo.info/full_news.php?id=35590&lang=3

[4]“Kininizi Unutun”, Posta, 2 Kasım 2014, https://www.posta.com.tr/kininizi-unutun-251549

[5]“April 24 will be remembered in France as the Day of Remembrance of the Armenian Genocide – Emmanuel Macron”, Armen Press, 11 Ekim 2018, https://armenpress.am/eng/news/950622.html

[6]Fransa, Cezayir Savaşı Sırasında İşkence Yaptığını Kabul Etti”, Sputnik, 13 Eylül 2018, https://tr.sputniknews.com/avrupa/201809131035186528-fransa-cezayir-savasi-iskence-kabul-etti/

————————————

Kaynak:

https://avim.org.tr/tr/Yorum/FRANSA-KARANLIK-TARIHINI-PAYLASACAK-BIR-ORTAK-ARAYISINDA

[i] Hazel Çağan-Elbir AVİM’de analist olarak çalışmaktadır. Çağan-Elbir, Atılım Üniversitesi Politik Ekonomi bölümünde doktora çalışmalarına devam etmektedir.

Yazar
Kırmızılar

Bu websitesinde farkı kaynaklardan derlenen içerikler yayınlanmakta olup tüm hakları sahiplerinindir. Sitedeki içerikler atıf gösterilerek kaynak olarak kullanlabilir. Yazıların yasal sorumluluğu yazara aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Kırmızlar® 2010 - 2024

medyagen