Kültürümüzün Yıldızları

Ali Alper ÇETİN

C:\Users\alialpercetin\Desktop\EVLİYA ÇELEBİ\evliya-celebi-1.jpg

Bir insan ki, zamanımızdan üçyüzeksen yıl önce ulaştırma imkânlarının sınırlı ve az olduğu çağda, Anadolu’yla birlikte tüm Ortadoğu’yu, Kırım’ı ve Kafkas memleketlerini, Hazar kıyılarına kadar İran’ı, Sudan ve Kuzey Habeşistan dahil Arap çöllerini, Rumeli’den başlayarak Arnavutluk’u, Romanya, Macaristan’dan Viyana’ya kadar Doğu ve Orta Avrupa’yı karış karış gezerse, yalnız gezip görmekle yetinmeyerek, görüp işittiklerini günü gününe yazarsa, bu kişi ancak Evliya Çelebi olur. On ciltlik (Seyahatnâmesi) de, seyahat edebiyatının zevkle okunan bir şaheseri olarak tanınır.

Evliya Çelebi, seyyah olmasaydı şairdi, müzisyendi, sanatçıydı. Bu yetenekleriyle de adı tarihe geçebilirdi. Ama büyük eseri “Seyahatnâme” onu milletlerarası bir üne kavuşturmuş eseri dünyanın çeşitli dillerine çevrilerek okunmuştur.

Bir gezgindir, kendi deyimiyle seyyâh-ı âlemdir Evliya Çelebi...

Kaynakların verdiği ve çoğu kendi ağzından derlenen bilgilere göre Evliya Çelebi 25 Mart 1611’de İstanbul Unkapanı’nda doğmuştur. Babası Kütahya asıllı Sarây-ı Âmire, Saray kuyumcubaşısı Derviş Mehmet Zıllî Efendidir. I. Süleyman’dan I. Ahmet’e kadar dönemde kadarki padişahların kuyumcubaşılığında bulunmuş ve seferlere katılmıştır. Annesi Abhaz Hatundur. İleride yakın dostluğunu kazanacağı Sadrazam Melek Ahmed Paşa’nın akrabasıdır. Dedelerinin Türklerin büyük velisi Hoca Ahmed Yesevi’ye uzandığı eserinde yazılıdır.

Medrese öğrenimini İstanbul’da Şeyhülislam Hamid Efendi Medresesi’nde yedi yıl okuyarak tamamlayan Evliya Çelebi, Enderun’a devam etmiş ve Müderris Ahfeş Efendi’den ders almış, musıkî eğitimini de Derviş Ömer Efendi’den alarak iyi bir musikî bilgisine sahip olmuştur. Babasından tezhip, hat ve nakış öğrenmiş, birçok el sanatlarında hüner kazanmıştır. Müzik dersleri yanında yazı dersleri almış, şairliğe özenmiştir. Ayrıca Sa’dîzade Dârülkurrası’nda Kur’an ezberleyerek kısa zamanda “hafız” olmuştur.

C:\Users\alialpercetin\Desktop\EVLİYA ÇELEBİ\evliya-celebi-2.jpg

Evliya Çelebi iyi bir eğitim almanın yanı sıra zamanının geçerli yabancı dilleri olan Arapça ve Farsçayı öğrendikten sonra babasının komşusu kuyumcu Simyon’dan Rumca öğrenmiş, yabancı dil ve Latince dersleri görmüştür.

Evliya Çelebi hiç evlenmemiş, ömrünü bekâr olarak geçirmiştir. Kendi ifadesiyle sakalı ve bıyığı olmayan, devamlı tıraş olan bir çelebidir.

24 yaşındayken Osmanlı Sarayı’nda görev almış ve bir gün Dördüncü Murat’ın huzuruna kabul olunarak besteler okumuş, nükteli konuşmasıyla Padişahın gönlünü çalmıştır. O günden sonra dört yıl sarayda Padişah musahibi olarak kalmış; sonunda sipahiler zümresine katılarak, 1640 yılında meşhur seyahatlerine başlamıştı.

Kendi ifadesine göre bir gece rüyasında Ahî Çelebi Camii’ne gitmiştir. Burada Hazret-i Peygamberi sahabesiyle birlikte görmüş, Peygambere hayran kalarak mübarek ellerini öpmüş: (Şefaat Ya Resulûllah!..) diyeceği yerde dili dolaşmış (Seyahat Ya Resulûllah!..) diyerek ondan seyahat dilemiştir. Duygulu ve şefkatli ulu Peygamber, onun her iki dileğini de yerine getirmiştir. Bu mutlu rüyadan sonra gezilere başlayan Evliya Çelebi önce İstanbul’un bütün camii ve türbelerini, kahvehane ve divanlarını dolaşmış, gördüklerini, öğrendiklerini bir bir defterine geçirmiştir. Daha sonra Bursa ve İzmir’e gitmiş, ardından Trabzon’a yolcu olmuştur.

Artık Evliya Çelebi için bütün kapılar açıktır. Askerî seferler, resmî görevler, elçilikler onun için tam bir fırsattır.

1656 yılında büyük saygı beslediği, aynı zamanda akrabası olan Melek Ahmed Paşa’nın Sadrazam oluşu, daha sonra onun azledilerek Rumeli Beylerbeyliğine tayin edilişi ile birlikte gezmek, görmek imkânını bulmuş, gezileri Osmanlı Devleti sınırlarını da aşmış tam 50 yıl durmadan dolaşmıştır.

C:\Users\alialpercetin\Desktop\EVLİYA ÇELEBİ\evliya-celebi-3.jpeg

Gezmeye düşkünlüğü dolayısıyla gezmek için her sebepten yararlanmış ve bütün ömrü boyunca gezmiştir. Seyahatname boyunca defalarca ifade ettiği üzere Rum, Arap ve Acem’de, İsveç, Leh ve Çek’te, 7 iklim ve 18 padişahlık yeri 50 yıl boyunca gezip dolaşmıştır. Bütün bu gezdiği coğrafyada 147 dilden kelimeler toplamıştır.

Kendisini (Seyyah-ı âlem ve nedim-i beni âdem Evliya-yı bî-riyâ) yani Dünya gezgini, insanoğlu’nun dostu, riyâsız Evliya diye takdim Evliya Çelebi, gördüklerini kendine has tatlı üslubu içinde biraz da abartarak yazmış seyahat edebiyatımıza ölümsüz bir eser kazandırmıştır. Ziyaret ettiği yerlerin tarihçesi, eski eserleri, halkın yaşayış tarzı, folkloru, gelenekleri, giyimleri, sanatları, inançları, ne varsa seyahatnâmesinde dile getirilmekte bu arada günlük olaylar, bu olayların yorumu da yer almaktadır. On büyük ciltte toplanan Evliya Çelebi Seyahatnâmesi bir kültür, sanat ve inceleme hazinesi olarak büyük önem taşır. Tarihe ışık tutarak gerçek Osmanlı'yı görmemizi sağlamıştır.

Eser detayında; Osmanlı Devleti’nin 17.yy’da coğrafi, ekonomik, siyasi ve sosyal düzenini ele almaktadır.

1848 yılında Mısır’da Müntehâbât-ı Evliya Çelebi ismi ile yayımlanan Seyahatnâme adlı eseri, 1896 yılında İkdam Gazetesi sahibi Ahmed Cevdet Bey ve Necib Asım Bey tarafından İstanbul’da basılmaya başlanmıştır. 1902 yılına dek 6 cilt basılmıştır. Daha sonra 7 ve 8. ciltler 1928 yılında basılmış, 9 ve 10. Ciltler ise 1935 ve 1938 yılları arasında tamamlanmıştır. Evliya Çelebi’nin Seyahatnâmesi 2013 yılında UNESCO Dünya Belleği Listesi’ne eklenmiştir.

Evliya Çelebi’nin ne zaman öldüğü, nerede gömülü olduğu belli değildir. Araştırmacılar onun 71 yaşlarında, 1682 yıllarına doğru İstanbul’da öldüğünü kaydederler. Bazı kaynaklar ise yalnızlık köşesine çekildiği Mısır’da 1685 yılından sonra öldüğünü tahmin ederler.

C:\Users\alialpercetin\Desktop\EVLİYA ÇELEBİ\evliya-celebi-4.jpg

Evliya Çelebi ilk Bursa gezisini babasından gizli yapmış, Bursa dönüşünde babasının bir tokadını yemiş ondan sonra iznini alarak 21 Haziran 1640 günü İzmit gezisine çıkmıştır. Seyahatnâmesi’ne bir örnek olmak üzere onun İzmit gezisine dair yazdıklarını sadeleştirilmiş şekliyle şöyle okuyoruz:

(Cuma günü Yemiş İskelesi’nden elbiselerimizi gemiye koyduk. Cuma namazını yine o iskeledeki Ahi Çelebi Camisinde kılarken aklıma, rüyamda o camide Hazret-i Peygamber’in imamlık ettiği sabah namazı, Peygamber’in elini öperken meclisin heybetinden şaşırarak “Şefaat” yerine “seyahat” dediğim geldi. “Tanrı’ya hamdolsun seyahat kısmet oldu” diye şükrederek yüzümü yere sürdüm. Sonra gemiye binerek poyraz rüzgârı ile Üsküdar tarafından Kadıköy Burnu’na, Kalamış Burnu’na Hünkâr’ın Fener Bahçesi Burnu’na, Yelkenkaya Burnu’na uğrayarak rüzgârı arkadan almak sureti ile Darıca Kalesine geldik.

Darıca İstanbul’dan 80 mildir. Deniz kıyısında Yalçınkaya üzerinde, kare şekilli, büyük bir yapıdır. Limana bakan bir kapısı vardır. Dizdarı, neferleri yoktur. Kostantinoğlu, Acem diyarında (Daraşa)’ yı yenerek Dârâ evlâtlarını burada bir mağara içinde rahiplerin hepsine verdi. Sonra bu kaleyi yaparak adına Dârapece dedi ki Dârâ oğullar demektir.

Bu kale 1411 yılında Çelebi Sultan Mehmed Han tarafından fetholunmuştur. Hâkimi Kireçcibaşıdır. Evkafı Sübaşılıktır. Gebze kazasının nahiyesidir. Aşağı varoşu 300 kadar kiremitli ev olup bir camisi, bir hanı, bir hamamı, küçük çarsısı vardır. Gayet güzel liman olduğundan Gebze şehrinin iskelesidir. Gebze bunun kuzeyinde, dağlar üzerinde bir saat kadar mesafede, Bağdat ve Erzurum yolu üzerindedir.)

Derken Evliya Çelebi İzmit’e gelir. İzmit kalesinin fethi ile “İzmit” adı üzerinde şu bilgileri verir:

(… Bu İzmit Kalesi, Bizansın elinde iken 731 Hicrî yılında Orhan Gazi zamanında fethedilmiştir. Fethinde güçlük çekildiğinden alındıktan sonra kalesi yer yer yıktırılmıştır. Hâlâ yıkıntı kalıntısı olarak deniz kıyısında dört köşe bir kapılı büyük bir kalesi vardır. İçinde dizdar ve neferleri varsa da içi gemi alayı ve kerestelerle doludur.

Orhan Gazi bu kaleyi fethetmek için önce “Koca Beğ”i serdar ederek “iznimdir, var git” buyurmuş. İşte “İzmit” de “iznim git” den bozmadır, derler. Bazıları da “azma git” veya “ezme git” derler. Fetihten sonra yine Koca Beğ serdar olarak Kalipo Vilâyetini fethederek adına Kocaeli demiştir. Fatih Sultan Mehmed, Anadolu eyaletlerini yazdırdığı sırada İzmit’i de Anadolu’dan bir sancak olarak yazdırmıştır.)

Evliya Çelebi Seyahatnâmesi bu üslup üzerine köy, kasaba, şehir devam eder, bazen at üstünde, bazen gemiyle, ülkeler aşılır. Bu macera romanı gibi, okuyucuyu sürükler. Onyedinci yüzyıl yaşayışıyla Evliya Çelebi’nin ekranında görünür.

Türk Dil Kurumu eski Başkanı Prof. Dr. Şükrü Akalın, Evliya Çelebi'nin Seyahatnâme'yi yazmakla kalmayıp gittiği yerlerde cami, mescit, türbe ve han duvarlarına yazılar yazdığını, iyi bir hattat olduğunu, Çelebi'nin bu özelliğinin pek bilinmediğini, yazdığı yazıların da zamanla yok olduğunu ortaya koymuştur.

On ciltlik Seyahatnâmesi, bütün görmüş ve gezmiş olduğu memleketler hakkında oldukça önemli bilgiler içermektedir. Eser bu yönden Türk kültür tarihi ve gezi edebiyatı açısından önemli bir yere sahiptir.

C:\Users\alialpercetin\Desktop\EVLİYA ÇELEBİ\evliya-celebi-5.jpg

Evliya Çelebi Seyahatnâmesi bugün Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi’nde bulunmaktadır. Özgün metni 4.000 sayfa tutan 10 ciltlik Seyahatnâmenin; 1-8. ciltleri yazarın el yazısı olduğu kabul edilmektedir. Ne yazık ki 9 ve 10. ciltleri elimizde yoktur. Evliya Çelebi’nin ölümünden sonra Mısır’ dan İstanbul’a intikal eden bu değerli eserin 9 ve 10. ciltlerinin çok yıpranmış olduğu bilinmektedir. Zamanın hattatları tarafından 3 nüsha çoğaltılmıştır. Bu çoğaltma nüshalarından biri tam metin olarak Süleymaniye Kütüphanesidir.

Bu büyük eser başka milletlerin de dikkatini çekmiş, üzerine birçok incelemeler yapılmış 10’dan fazla yabancı dile çevrilmiştir.

Evliya Çelebi’nin On ciltlik seyahatnâmesinden başka “Şakaname” diye bir eserinin olduğunu da bize haber vermektedir. Ancak bu eserin bugüne kadar izine rastlanmamıştır. Fakat çok miktarda özlü, veciz sözleri de bulunmaktadır.

Evliya Çelebi seyahatlerinin tarihleri ve kitabındaki cilt numarası sırasıyla şunlardır:

1630 - İstanbul ve çevresi

1640 - Anadolu, Kafkaslar, Girit ve Azerbaycan

1640 - Suriye, Filistin, Ermenistan ve Rumeli

1655 - Doğu Anadolu, Irak, ve İran

1656 - Rusya ve Balkanlar

1663 - 1664 - Macaristan'da askeri seferler

1664 - Avusturya, Kırım, ve ikinci kez Kafkaslar

1667 - 1670 - Yunanistan ve ikinci kez Kırım ve ikinci kez Rumeli

1671 - Hac için Hicaz, Mekke ve Medine

1672 - Mısır ve Sudan

C:\Users\alialpercetin\Desktop\EVLİYA ÇELEBİ\evliya-celebini-6.jpg

10 ciltten oluşan Seyahatnâme'de Evliya Çelebi'nin hangi yıllarda nereye gittiğine ulaşabiliyoruz. 47 ülke, 257 şehir gezen Çelebi'nin gezi rotası;

Birinci cilt: İstanbul (1630-1640)

İkinci cilt: Bursa (1640), İzmit (1640), Bartın (1640), Sinop (1640), Samsun (1640), Giresun (1640), Trabzon (1640), Rize (1640), Kırım (1640), Azak (1640), Anavarin (1645), Hanya (1645), Düzce (1646), Bolu (1646), Amasya (1646), Erzurum (1646), Nahçıvan (1647), Tebriz (1647), Erdebil (1647), Revan (1647), Gence (1647), Baku (1647), Tiflis (1647), Ahıska (1647), Ardahan (1647), Kars (1647), Bayburt (1647), Gürcistan (1647), Erzincan (1648), Gümüşhane (1648), Çorum (1648), Ankara (1648).

Üçüncü cilt: Eskişehir (1648), Konya (1648), Adana (1648), Hama (1648), Humus (1648), Şam (1648), Akka (1649), Filistin (1649) Yafa (1649), Gazze (1649), Halep (1649), Urfa (1649), Maraş (1649), Kayseri (1649), Aksaray (1649), Sivas (1649), Bitlis (1649), Muş (1649), Bingöl (1649), Çankırı (1650), Şumnu (1651 ), Rusçuk (1651 ), Silistre (1651 ), Köstence (1652), Sofya (1652), Edirne (1653).

Dördüncü cilt: Malatya (1655), Diyarbakır (1655), Mardin (1655), Batman (1655), Bitlis (1655), Van (1655), Urumiye (1655), Nihavend (1655), Hoy (1655), Isfahan (1655), Hemedan (1655) Kazvin (1655), Tahran (1655), Bağdad (1656), Basra (1656), Erbil (1656), Musul (1656).

Beşinci cilt: Siirt (1656), Tokat (1656), Varna (1656), Deliorman (1656), Bender (1657), İlvov (1657), Kiev (1657), Çanakkale (1659), Yaş (1659), Bükreş (1659), Niş (1660), Belgrad (1660), Tımışvar (1660), Saraybosna (1661), Zagrep (1661), Yenipazar (1661), Priştine (1661), Üsküp (1661), Köstendil (1661), Manastır (1661), Semendire (1661), Tuzla (1661), Tiran (1662), Podgoriçe (1662).

Altıncı cilt: Plevne (1663), Vidin (1663), Mohaç/Mihaç (1663), Estergon (1663), Uyvar (1663), Amsterdam (1663), Venedik Kalesi (1664), Zigetvar (1664), Kanije (1664), Zagrep (1664), Mostar Kalesi (1664), Budin Kalesi (1664).

Yedinci cilt: Karlofça (1665), Eğri (1665), Komaran (1665), Yanık (1665), Viyana (1665), Kişinev (1665), Gözleve (1665) Kırım’da, Bahçesaray (1665), Akmescid (1665), Sudak (1665), Kefe Kalesi (1665).

Sekizinci cilt: Dimetoka (1667), Ferecik (1667), Gümülcine (1667), Avrethisar (1667), Kavala (1667), Dırama (1667), Siroz (1667), Selanik (1667), Karaferye (1667), Alasonya (1667), Tırhala (1667), Atina (1667), Gördüs (1667), Kefalonya (1667), Anavarin (1667), Moton (1667), Koron (1667), Mizistre (1667), Anapoli (1667), Girit, (1667), Hanya (1667), Kandiye (1669), Sudak (1669), Mora (1670), Angili Kasrı (1670), Preveze (1670), Delvine (1670), Avlonya (1670), Elbasan (1670), Ohri (1670), İştib (1670), Tikveş (1670), Usturumça (1670), Tekirdağı (1670).

Dokuzuncu cilt: Kütahya (1671), Afyonkarahisar (1671), Uşak (1671), Manisa (1671), İzmir (1671), Aydın (1671), Denizli (1671), Muğla (1671), Isparta (1671), Antalya (1671), Karaman (1671), Adana (1671), Maraş (1671), Ayntab (1671), Kilis (1671), Halep (1671), Şam (1671), Trablus-şam (1671), Lazkiye (1671), Beyrut (1671), Sayda (1671), Kudüs (1671), Medine (1672), Mekke (1672).

Onuncu cilt: Kahire (1672), İskenderiye (1672), İsne (1672), İsvan (1672), Funcistan (1672), Habeşistan (1672), Sudan-Sennare (1672-1673), Kenya (1672-1673), Somali (1673), Eritre (1673), Cibuti (1673).

Ali Alper ÇETİN

Araştırmacı

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Kaynakça:

bilgihanem.com

turkoloji.cu.edu.tr

www.ttk.gov.tr Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Kurumu- Türk Tarih Kurumu

Mehmet Önder: Anadolu’yu Aydınlatanlar, Başbakanlık Vakıflar Genel Müdürlüğü Yayınları, 1998 Ankara

Güncel Yazılar

Ahmet KARTAL
Ahmet URFALI
Ayşe SAMİHA
Cemal KURNAZ
Esat ARSLAN
Fatih AKMAN
Hasan Fevzi BATIREL
İbrahim BAYKAN
Kenan EROĞLU
Mehmet MAKSUDOĞLU
Metin SAVAŞ
Mevlüt UYANIK
Mustafa Kadir ATASOY
Mustafa TEZEL
Necdet BAYRAKTAROĞLU
Ömer AĞAÇLI
Orhan ARSLAN
Rabiye Sümeyye KARAPINAR
Şahver ÇELİKOĞLU
Sait BAŞER
Serdar ÖZBOSNALIOĞLU
Serina DERİCİYAN
Sinan KÖSEDAĞ
Turgut GÜLER
Zafer SARAÇ

Medeniyet Tasavvuru

Abdülhamit SİNANOĞLU
Ahmet GÜRBÜZ
Armağan ÖZTÜRK
Bahaeddin YEDİYILDIZ
Durmuş HOCAOĞLU
Hasan AYDIN
İbrahim OZKILIÇ
İlhan YILDIZ
M. Fuat KÖPRÜLÜ
M. Hilmi ÖZEV
Miray ÖZDEN ve E. Recep ERBAY
Muharrem TÜNAY
Nesrin BAĞCI
Özgür TABUROĞLU
Recep ÖZKAN
Sedat DOĞAN
Tuncay AKGÜN

Tavsiye Edilen Bağlantılar

Bize Yazın

SAYAÇ

10625267