Yazarlarımızın Kitapları

Ötüken Neşriyat
İstanbul, 2017

Şehsüvâr-ı Cihângîr-Fâtihnâme, Cihângîr Tûğlar-Selîmnâme ve Demir Kuşaklı Cihângîr-Süleymânnâme kitaplarıyla Türk tarihinin üç büyük hakanını Türk kültürünün maddî ve manevî birikimleri içinde ele alarak onları tarihimizin en nadide mevkilerine yerleştiren Turgut Güler, bu kez Türk Devleti’ni bir cihan devleti yapan Fâtih Sultan Mehmed Hân’ı kutlu günlere hazırlayan hocası Akşemseddin’i Değirmen Taşı romanıyla bizlere anlatıyor. Akşemseddin, ârif lisânıyla, “değirmen taşı” sözünün içine, koskoca Türk Cihân Devleti’nin cümle ahvâlini ve işlerini sığdırıvermişti. Değirmen taşının dönmesi, her bir gayretin semere verdiğinin işâreti idi. Değirmen taşları dönüyorsa, Devlet-i Ebed-Müddet’in dünü, bugünü ve yarını birleşmiştir. Zamânını aynı tesbîh ipine dizen Türk Devleti, buradan alacağı arka çıkma ile olmazları oldurmaya devâm edecektir. Pâdişâhlık makâmında nice bin perdeler vardır, nice bin değirmen taşı, bir kimsenin katında yücelerin alâmeti olur. Akşemseddin, o yüceliği, zihninde ölçüp biçip murassâ bir kaftan eyledi ve hâlâ diz çökme vaziyetinde duran Sultan Mehmed Hân’ın sırtına geçirdi. Hoca’nın talebeye biçtiği elbîse, dervîş kıyâfeti değil, binlerce, yüz binlerce, hattâ sayılamayacak kadar çok değirmen taşını döndürecek pâdişâhlık libâsı idi ve bu mânevî kaftan, bahsi geçen Hünkâr kılığının olmazsa olmaz örtüsü idi. Adâlet üzre hareket eden Pâdişâh, kerâmetlerin en parmak ısırtanına yukarıdan bakardı. Zîrâ, adâletle hükmetmek kadar büyük bir kerâmet, zâhir ilminde de, bâtın ilminde de bulunmuyordu.

Medeniyet Tasavvuru

Abdulvahap ULUÇ ve Abdullah ÇELİK
Arif AYTEKİN
Bayram BAYRAKTAR
Ejder OKUMUŞ
Erdi AKSAKAL
Erwin I. J. ROSENTHAL
Evren ALTINKAŞ
Hakan POYRAZ
Hasan ONAT
Hüseyin GÜNEŞ
Jonathan BERG
M. Ali SEVEN
Mehmet KARAGÖZ
Muharrem KILIÇ
Mustafa KARAHÖYÜK
Nejat DOGAN
Nuray ALTINDAĞ
Süleyman DOĞAN
Turan YAY
Ziyaeddin Fahri FINDIKOĞLU

Tavsiye Edilen Bağlantılar

Bize Yazın

SAYAÇ

5868001