Kültür – San’at Yazıları

Saadettin YILDIZ[1]

(Geçen sayıdan devam)

 2.2.”Koza” şiirlerinde  ses yapısı

 

Harid Fedai’nin şiirlerinde ses zaman zaman ön plana çıkar; ancak şiir boyunca süren bir ses organizasyonundan söz etmek pek mümkün değildir. Çoğu zaman seyrek ve zayıf kafiyelerle yetinmiş olmasının da bunda etkili olduğunu düşünebiliriz. Aşağıdaki parça iç kafiyeler, tekrarlar, seyrek fakat güçlü kafiye, akıcı seslerin sıklığı yönüyle, sesin ön plana çıktığını gösteren -zengin- bir örnektir:

Kadınım, motiflere döktü bu “rüya”yı

Yürek yürek altın varak bezeli

Eleğimsağmalardan renk cümbüşü

Hasbahçede güller derdik hâsılı

Ama ne tür, bir minyatür, olup çıktı birliktelik

İpek ipek, sonsuza dek, canevine asılı!.. (Eşzamanlı, s.40)

2.2.1.Armoni

Şiirsel bir metinde ünlü ya da ünsüz seslerin birbiriyle uyumu, birbirini destekleyip tamamlaması armonidir. Dil zevki ve müzikalite duygusu gelişmiş olan sanatçılar –hesaplama ile değil, sezgi gücüyle- bu uyumu daha kolay sağlarlar.

Ateş misiN, külü tutmuş koR musuN,

BeNi böyle melûl mahzûN koR musuN! (Sitem, s.83)

mısralarının kuruluşunda daha fazla örnek bulunsaydı, şairin çok zengin bir armoni yarattığını söyleyebilirdik.

 2.2.1.1.Aliterasyon

Türkçenin sürekli ünsüzleri ve bunlar içinde N, R ve L sesleri şiirde armoniyi arttırıcı bir akıcılığa / zenginliğe sahiptir. Fedai’nin aliterasyon –ve hatta bütünüyle armoni- konusunda özel bir gayreti yoktur. Buna rağmen, kulağı şiir sesine yatkın olan biri olarak yer yer güçlü  bir sesi yakaladığı örnekler vardır:

Akşam seRiNliği başlaR hafifteN

TuRuNç çiçekleRiNiN kokusu geliR

Besbelli doğduğum yeRdeN:

Lefke bahçeleRiNdeN...

Masıl mı? deRseN... söyleyemem

TaRife gelmez de oNdaN.

İçiN içiNe sığmaz oluR...

ANlaRN biRazdaN. (Sevda Zamanı, s.15) 

SeN beNim sevdalı kadıNım!

Eski sevgilileri uNutturduN baNa,

Ve ikiNci baharımı yaşattıN yeNideN,

Nyalar deNli eNgiN.

GözleriN Salamis DeNizi gibi,

Yeşilli-mavili-hareli,

Ve de diNgiN!  (Sevda Zamanı, s.14) 

Sonra, çevir yüzünü Ohri’ye, doğduğun yere:

Sürdür konuşmanı, su gibi akışınla,

Kırmızı Gül’ünle, en çapkın bakışınla

Kıyısından kenarından,

Şapka’nın kar’ından, Gostivar’ından

Gözlerine yansımış bileyim bizim illeri

Demidir, gelsin peşpeşe Rumeli Türküleri…  (Makedon Güzeli, s.50)

Bu örneklerde, kuvvetli iç kafiyelerle desteklenmiş bir armoni dikkati çekmektedir. İlk iki örnekteki “n” ve “r” seslerinden doğan aliterasyon ile son örnekte yer alan “-ından” seslerinin arttırdığı âhenk kolayca duyuluyor.

2.2.1.2.Asonans

Fedai’nin şiirlerinde asonans yönünden dikkat çekici bir durum yoktur. Şu birkaç örneğin armoniyi arttırıcı bir role sahip olduğu söylenebilir:

SAlondA AçArdı kış günlerin lAlezÂ

NAr mAngAldA kestAnenin ÂlÂsı  (İznik Destanı, s.60)

NatO, CentO, ÇementO,

VimtO, KOnçimentO, SagramentO! (Dostluk, s.75)

2.2.2.Ritim

Ritm, şiirdeki seslerin, duruş yeri, duruş kalitesi ile meydana getirdiği kımıldanma, devinmedir; şiirin nabız düzenidir. Bu kımıldanmadaki uyum “ritm”dir. Şiirde “Dize, yalnızca sözdizim yasalarına uymakla kalmaz, ama aynı zamanda, ritmik sözdiziminin yani ritmik gereklerle kendi yasalarını karmaşıklaştıran sözdizimin yasalarına uyar.” (Brik:1995:130). Mesela Fedai’nin Temmuz Güzellemesi şiirindeki “Dur-durak yok, uyku yok, sen varken” mısraının normal söz dizimine uygun olarak “sen varken dur-durak ve uyku yok” şeklinde söylenmesi, Brik’in sözünü ettiği, şiirsel söz diziminin yok olmasına yol açar. Fedai’de bu tür “sentaktik ritm cümleleri” az değildir.

Hece ve aruz “hazır ritm / düzenli nabız” sağlamaya yöneliktir ve güçlü şairler elinde çok da iyi sonuç verir; serbest vezin ise “o ânın nabzı”nı esas alır: O ânın nabzını ses sağlığına uygun bir yürüyüşte tutmak kolay değildir. Ne var ki hazır ritmin de, eğer şair kendi nabzıyla birleştiremediyse, “mihanikî” kalmak gibi bir risk taşını unutmamak gerekir.

Koza şiirleri serbest tarzda olduğu için ritmin doğması tümüyle şairin ses arayışına bağlıdır:

Ve… sancak çekilirken Hükümet Konağı’na

Zeybeklerle kolkola

                        toprağa vuran dizdik

Kimi atlı, kimi yayan

                        tarihlerden gelen izdik

izdik İznik, izdik İznik.

O, Yedi Düvel’e meydan okuyan

                        ve yüreklerde yurt sevgisi dokuyan

Bizdik İznik, bizdik İznik!..  (İznik Destanı, s.64)

2.2.2.1.Vezin

Fedai’nin Koza şiirleri serbest tarzdadır. Hiciv şiirlerinin bir kısmında hece veznini kullanmış ise de Koza’da buna gerek görmemiştir. İstisnaları vardır ama, Kıbrıs Türk şiirinin genel tutumu da böyledir.

Gemi gelir direğinde gözümüz

Aslen Konya, Karaman’dan özümüz

Yan bakana çokdur deycek sözümüz

Herşey’miz bir bayrak da bir olmalı  (Avcıl:2009:23)

Göz açık sayıklarken sen yaz günü Harîdâ

Eller pusuya yatmış, ormanlar yakardı. (Avcıl:2009:133)

Örneklerinde de görüldüğü gibi Hece’yi çok iyi kullandığı şiirleri de vardır ve şairin bu ustalığı, serbest şiirlerinde rastladığımız çok sayıdaki “hece ritimli mısra”nın hazırlayıcısı olmuştur:

“Ana mısın, külü tutmuş kor musun, / Beni böyle melûl-mahzûn kor musun!” (4+4+3=11’li hece. Sitem, s.85); "Ziyafetti, muhabbetti, sohbetti” (4+4+3=11’li hece. Bir Gece Masada, s.47); “Yüreklerde saklı kaldı sevdamız” (4+4+3=11’li hece. Eylül 94, s.53); “Akdeniz gönlümün en son güzeli” (6+5=11’li hece. Makedon Güzeli, s.51); “Hani çığlık çığlığa ebabil sürüleri” (7+7=14’lü hece. “Kaldığımız Yerden”, s.43); “Konuştular, düş kurdular” (4+4=8’li hece. İzmir Şiiri, s.29); “Birlikteydik Bursa’da. / Her şey iyi hoştu da, / Hiçbir neden yoktu da,” (4+3=7’li hece. Bu Sabah, s.23).

Harid Fedai’nin yayınlanmamış şiirleri arasında aruzla yazılmış olanı var mı –şimdilik- bilmiyoruz. Ancak serbest şiirlerinde aruz kalıplarına uyan azımsanmayacak kadar mısra bulunmaktadır. Bunların serbest şiire âhenk kattığı açıkça görülüyor: “Benim demem o değil”  (Mefâilün Feilün .  Ohri Söylemleri, s.71); “Derdimiz başka bizim” (Fâilâtün Feilün. Ohri Söylemleri, s.71); “Son savrulan harman gibi” (Müstef’ilün Müstef’ilün. Açık Çağrılı, s.66); “Yakıp yıkıp kül etti” (Mefâilün Feilün. İznik Destanı, s.63); “Akdeniz gönlümün en son güzeli” (Feilâtün Feilâtün Feilün. Makedon Güzeli, 51) “Derinden derinden” (Faûlün Faûlün. İzmir Güncesi, s.16); “Sevdâyadır, aşkadır” (Müstef’ilün Fâilün. Bir Mayıs, s.26).

2.2.2.2.Kafiye

Harid Fedai kafiyeye düşkün bir şair değildir. Zaman zaman çok sağlam ve ilginç kafiyeler kullansa da o andaki duyuşuna göre ses benzerlikleri oluşturmakla yetinir, bazan da uzun bir şiirde birkaç mısrada çok güçlü kafiyeler seçtiği halde bunu bütüne yaymaz.

Sonra, çevir yüzünü Ohri’ye, doğduğun yere:

Sürdür konuşmanı, su gibi akışınla,

Kırmızı Gül’ünle, en çapkın bakışınla

Kıyısından kenarından,

Şapka’nın kar’ından, Gostivar’ından

Gözlerine yansımış bileyim bizim illeri

Demidir, gelsin peşpeşe Rumeli Türküleri…  (Makedon Güzeli, s.50)

Armoni bahsinde de kullandığımız bu metin, ritm ve özellikle kafiye için de iyi bir örnektir. “Şapka’nın kar’ından, Gostivar’ından” mısraındaki yüksek ritm ve “akışınla-bakışınla”, “kenarından-Gostivar’ından”, “illeri-türküleri” kafiyeleri şiirin âhengini arttırmıştır. 

Kafiyelerin bazan yoğunlaştığı ve şiirin sesini yaratan / yönlendiren ana unsur hâline geldiği görülür; ancak bu uygulamalar fazla değildir:

Balcalı’da bir kadın sevdim;

Amma kadınların en güzeli

Balcalı’da bir kadın sevdim;

Ak göğüste nokta benler dizili.

Tenin rengi de tadı da muzda

Gözler deniz, saçlar ipek demeti omuzda,

Uçları katlı

Gül dudağına bal çalmış, çalı-balından tatlı. (Balcalı, s.21)

2.2.2.3.Tekrarlar (ibare ve cümle tekrarları)

Fedai’nin şiirlerindeki ritmik dokunun ana kaynağı tekrarlardır. İkilemeler ve çeşitli uzunluklardaki ibare tekrarları onun şiir üslûbunun kurucu unsuru olarak görünmektedir.

“Konuştuk gülüştük leylak leylak”, “soyunup dökündü sereserpe”, “Konuştukça, konuştukça / cıvıl cıvıl, yaşam yüklü”,  “kolkola yürüdük upuzun yolu”, “sarıldık gülüştük leylak leylak”, “durup bakıştık leylak leylak”, “bir koşu... sarmaşdolaştık”,  “öpüşüp koklaştık”, “vedalaştık... leylak leylak” tekrarları, kitapta en kısa şiir olan Düş Gibi (24 mısra) şiirindedir. Bu yoğunluk, şiirin ritmini tayin etmiştir.

Aşağıdaki örnekler, eski söyleyişe dönüşten kaynaklanan “sözcüksel sapma”, tekrarlardan sağlanan ritm, anlam sapmaları, “başak saçlı, saz benizli, dal boylu” örneğindeki gibi kategori tekrarları ve tekrar özelliği kazanan kısacık cümleler ile ritmin hızlandığı örneklerdir:

Şimden geru buralar bana zindan,

Buralar bana zindan!.. (Eylül 94, s.53)

Başladı kalabalığı taramağa gözleri

Birer birer, tekerek tekerek

Ve açılıverdi apansız:

O’ydu gelen: başak saçlı, saz benizli, dal boylu

Uzun eteği içinde yel yeperek.  (İzmir Şiiri, s.28)

Bu şehr-i Stanbul ki Hacı Bekir lokumlu

Erguvanlı, mor salkımlı, kuş çokumlu sabahlar.. (Eşzamanlı, s.37)

Ziyafetti, muhabbetti, sohbetti

Birkaç saat mutlu olmaya yetti. (Bir Gece, Bir Masada, s.47)

İşveydi, nazdı, bakıştı, gülüştü,

Derken dostluk sevdaya dönüştü. (Balcalı, s.20)

2.3.Fedai’nin şiirinde hayaller / İmaj dokusu

 

Sanatçının ruh hâli ile çevreyi algılayışı ve dolayısıyla bu algı bağlamında geliştirdiği imgeler arasında sıkı bir ilişkinin bulunduğunu düşünüyoruz. Harid Fedai’nin şiirinde, bu düşüncemizi doğrulayan örnekler çoktur: Türkiye esasında “ana”dır; fakat Kıbrıs’a sahip çıkmasının beklendiği günlerdeki kararsız ve çekingen tutumu akla geldiğinde “külü tutmuş kor”dur; yine kararsızlığıyla “ne istediğini bilmez çocuk”tur.

Daima ilgi odağında bulunan –ve Divan şiirindeki gibi nazlanmayan- sevgili, güzel imgelerle anılır hep: Bazan “Buselik beste” olur, bazan “yediveren gül dalı”, “içmekle kanılmaz sevi pınarı”, “bir çile ipek” olur.

Sempati ifade eden imgeler arasında şunlar dikkat çekicidir:

Cafer Paşa Camii’nin minaresi: Bir incecik elif,

sevgilinin sesi: Dağ pınarının taşlardaki yankısı,

Kıbrıs’a ulaşan İzmir’in kurtuluşu haberleri: İmbattan gelen müjde,

şafağın sökmesi: Dağların çağrısı,

Nazım Hikmet: Güm güm öten sazımız,

kadeh tınıları: Muhabbet kuşlarına ninni.

Rum, “Kıbrıs Türklerini dişiyle ezen bir canavar”dır. Düşman “yılan” olarak çıkar karşımıza. Haçlı ordularının kindar bir tavırla saldırmalarını “Haçlı bağnazlığı hınç ipliğiyle dokundu” mısraıyla özetlerken, bağnazlığı kilime ya da halıya, bağnazların gösterdiği hıncı da o halı / kilimin dokunduğu ipliğe benzetmek suretiyle olumsuzlamıştır. Ohri’de kordonboyunda söylenen şarkıların “teneke şamataları” olarak değerlendirilmesi de açık bir olumsuzlamadır.

Fedai’nin şiirlerindeki imgeler, günlük hayat-tarih-mitoloji üçgeninde üretilmiş imgelerdir. Aşkı merkeze alan şair, çocukluk hatıralarını, tarih bilgilerini, sitemlerini imge yaratmada başarıyla kullanmıştır.  Aşk için, “aşığın yüreğinde sevgilinin ördüğü koza” diyen şair, “koza” imgesini çocukluğunun geçtiği Lefke’de ipekböcekçiliğinin yaygın olduğu dönemden hatırladıkları sayesinde yaratmıştır. Şiir kitabına verdiği  “Koza” adı da bir yandan şairin kendi içine dönerek şiir denilen ipeği örmesine, bir yandan da çocukluk hatıralarına bağlanabilir.

Bu imgelerin önemli bir kısmının “özgün” olduğu söylenebilir:

“Ellerimiz dalgalandı bir süre” (Düş Gibi, s.12) mısraı, şairin telaşlı ve heyecanlı bir karşılaşmayı ifade için kullandığı ilginç “dalgalanma” imgesini barındırıyor.

Kalça döğen saçlarını esintiye bırakıp,

Geçerler uygun adım küpeli delikanlılarla;

Cikletli gülüşleri yüzlerine yayılı… (Ohri Söylemleri, s.70)

Cikletli gülüş”, şımarıklığı, hafifliği ifade etmek için seçilmiş, ilginç bir anlam sapmasıyla oluşmuş başarılı bir imgedir.

Tepsilerde gülümseyen soylu çiçek (Sevda Zamanı, s.14) gibi teşhis ve kinayenin birbirine karıştığı örnekler Fedai’nin şiir dilini zenginleştirmektedir.

Soyut birer kavram olan “bakış” ve “gülüş”ün “laden bakış”, “ıhlamur gülüş” olarak nitelenmesi ilginç, fakat kapalıca iki imge yaratmıştır. Sayısı çok olmamakla birlikte, bu tür imgeleştirmeler şiiri fazlaca “kişisel” kılmaktadır:

O bildiğimiz parfümü sürün,

En sevdiğim yüzük parmağında olsun

Laden bakışlım, ıhlamur gülüşlüm,

Toy gençliğin günlerine dönelim. (Bir Mayıs, s.26)

Mutlu gülüş: Leylak leylak gülüş, leylak laylak bakış, leylak leylak vedalaşmak vb. örneklerde de soyut kavramların somutlaştırılması söz konusudur. Ancak, bu tür somutlaştırmalar anlamı belirsizleştirdiği de söylenebilir.

Fedai’nin şiirindeki imaj dokusunu oluşturan önemli unsurlardan biri de bolca kullandığı deyimlerdir. Deyimler, yan anlamlar yaratmak suretiyle kelimelerin anlam dairesini genişletirler. Şair bu özelliği iyi kullanmıştır:

Hıdrellez’in hemen sonrası

Doğa düğüne durmuş

Felek zor görür bir böyle baharı (Düş Gibi, s.11)

örneğinde, baharın renk renk çiçekleriyle gelişi “düğüne durmak” imgesiyle ifade edilirken, bir yandan bahar teşhis edilmiş, bir yandan da Yahya Kemal’in “Erenköyü’nde Bahar” şiirindeki “Görmez felek öyle bir bahârı” mısraını küçük bir değişiklikle kullanarak “düğüne durmuş” ifadesini başka bir köke bağlamıştır.

Kullandığı deyimler arasında, günlük dilde kullanıla kullanıla sıradanlaşmış olanlar varsa da anlam derinliği, hayal genişliği sağlayan, ifadeyi zenginleştirici olanlar az değildir: Bağrına taş basmak, başında sevda savrulmak, boynu bükük koymak (Türkiye’nin gerekeni yapmaması ile ilgili), boyun kırmak, divan durmak, ekmek yerine taş yemek, el alıp el vermek, eli eline değmemek, ensesine basmak (Rum zulmü ve cinayetleri için), içi içine sığmamak, kaftan biçmek, kanat açıp koşmak, kanını emmek,  kapıp götürmek, kapıp koyvermek,  ocağı tütmez olmak, sevgi bağından sayfalar açmak, tarlasında ekin bitmemek, taşı gediğine koymak, terane tutturmak, uzak iklimlere yelken açmak (aşk yolunda ilerlemek), yollara vurmak, yürek oynatmak, yüzünde güller açmak deyimleri bağlamı içinde yeniden zenginleşen deyimler olarak değerlendirilebilir.

Fedai’de hayal atmosferini yaratan önemli unsurlardan biri de mitoloji ve tarihtir. Kıbrıs’ın mitoloji birikiminin iyi bilen Fedai bu mirası zaman zaman çeşitli göndermelerle dillendirir. Bugünden düne geçerken erotik esintilere de kapılır ve imgeler bu esintiden beslenir.

Özellikle Kıbrıs’la ilgili mitolojik isimler –çoğunluğu erotik çağrışımlar olmak üzere- değişik hayallere kaynaklık eder: Alnında Kleopatra perçeminle / Bir yaprak daha çevir, kadınım / Aşk defterinden. (Temmuz Güzellemesi, s.32), Başak saçlar, ko, esintiyle oynasın / Fildişi çıplaklığına özenip Afrodit’in / Kalakalırsın sarmaşdolaş o eşsiz yontularla. (Temmuz Güzellemesi, s.34)…

Elinde sallanır canım kozüzümü

Tanelerin uzantısı şebnemler

Tut ki göğüs uçlarıdır, pus’lu

Süt beyazı Troya’lı Helen’in

Çapraz çekilmiş tül örtüler altında

Kütür kütür, reçina kokulu! (Temmuz Güzellemesi, s.34)

Soyunup dökündü İpeğim, bûselik beste gibi

Nergis gözlerinden

Kendini seyreyledi kökaynalarda

Bir tavuskuşu edasıyla,

Salınıp durdu. (Eşzamanlı, s.39)

“bûselik beste” hem musıki makamındaki bir şarkı gibi içe işleyici, “hem de buse alınacak güzellikte” anlamıyla orijinal bir imge iken, gözün “nergis”e benzetilmesi -arkasında yine bir efsane yatmak üzere- daha tanıdıktır. “Bûselik beste” imgesi “soyunup dökündü İpeğim” ifadesiyle birlikte düşünüldüğünde şairin dillendirmek istediği duygu / arzu daha da netleşmektedir.

Aşağıdaki örnekte yer alan “Afrodit’in fildişi çıplaklığı” imgesi, onun köpükten doğmuş olduğuna dair efsaneye işaret etmek bakımından “kökü derinde” diyebileceğimiz cinstendir:

Fildişi çıplaklığına özenip Afrodit’in

Kalakalırsın sarmaşdolaş o eşsiz yontularla (Temmuz Güzellemesi, s.34)

Aynı şiirde yer alan “Efsane artığı ak köpükler” imgesi de aynı efsaneden beslenmiş; fakat onu uzaktan hatırlatan, efsaneyi bilenler için açık, bilmeyenler için ise oldukça kapalı bir imgedir:

Kumsala yayılıp geri dönerler

Efsane artığı ak köpüklerle (Temmuz Güzellemesi, s.31)

3. Sonuç

a) Harid Fedai “temiz bir Türkçe” ile yazar; hem dili hem de üslûbu sadedir.   

b) Onun dilini “tahkiyevî bir şiir dili” olarak kabul etmek gerekir.

c) Zaman zaman yaşadığı bölgenin ağız özelliklerinden de yararlanması üslûbuna çeşni kazandırmıştır.

d) Şiir dili kelimelerin günlük anlamları üzerine oturur; fakat asıl hayatiyetini kelimelerin o şiirde büründüğü yeni ve geçici anlamlarla bulur. Mesela “Bir yaprak daha çevir kadınım / Aşk defterinden” cümlesinde yaprak da defter de yoktur. Ancak onlar var kabul edildiği için şiirdeki ortam doğmuştur. Fedai’nin şiir dilinin önemli kaynaklarından biri bu tür uygulamalardır.

e) Fedai’nin şiir dilini değerlendirirken kullandığı deyimleri, seyrek de olsa yabancı tamlamaları, mahalli söyleyişleri de dikkate almak gerekir.

f) Bütün bunlardan sonra diyebiliriz ki, şair Harid Fedai “üslup sahibi”dir. Dili kendi mizacı, hayat tecrübesi, estetik zevki çerçevesinde kullanabilmiştir.

Kaynaklar

Aksan, Doğan (1993): Şiir Dili ve Türk Şiir Dili-Dilbilim Açısından Bir Bakış, İstanbul, 1993, 290 s.

Avcıl, Amber Eker  (2009):Silik Sayfalar-Harid Fedai’nin Anıları, Sivil Savunma Teşkilat Başkanlığı Yayını:3, KKTC, 166 s.

Berger, John (2012): Görme Biçimleri, Metis, 18. Basım, İstanbul, 160 s.

Brik, Osip (1995): “Ritim ve Sözdizim”, T.Todorov, Yazın Kuramı (Çev.Mehmet Rifat-Sema Rifat),YKY, 1. Baskı, İstanbul, 268 s.

Fedai, Harid (1997): Koza, ABO Basım, İstanbul, 87 s.

[1] Lefke Avrupa Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi. This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Güncel Yazılar

Ahmet KARTAL
Ahmet URFALI
Ayşe SAMİHA
Cemal KURNAZ
Esat ARSLAN
Fatih AKMAN
Hasan Fevzi BATIREL
İbrahim BAYKAN
Kenan EROĞLU
Mehmet MAKSUDOĞLU
Metin SAVAŞ
Mevlüt UYANIK
Mustafa Kadir ATASOY
Mustafa TEZEL
Necdet BAYRAKTAROĞLU
Ömer AĞAÇLI
Orhan ARSLAN
Rabiye Sümeyye KARAPINAR
Şahver ÇELİKOĞLU
Sait BAŞER
Serdar ÖZBOSNALIOĞLU
Serina DERİCİYAN
Sinan KÖSEDAĞ
Turgut GÜLER
Zafer SARAÇ

Medeniyet Tasavvuru

Abdülhamit SİNANOĞLU
Ahmet GÜRBÜZ
Armağan ÖZTÜRK
Bahaeddin YEDİYILDIZ
Durmuş HOCAOĞLU
Hasan AYDIN
İbrahim OZKILIÇ
İlhan YILDIZ
M. Fuat KÖPRÜLÜ
M. Hilmi ÖZEV
Miray ÖZDEN ve E. Recep ERBAY
Muharrem TÜNAY
Nesrin BAĞCI
Özgür TABUROĞLU
Recep ÖZKAN
Sedat DOĞAN
Tuncay AKGÜN

Tavsiye Edilen Bağlantılar

Bize Yazın

SAYAÇ

10625488