Kültür – San’at Yazıları

Hasan ERDEM

   Osmanlı tarihinin en önemli simalarından biri olan Sokollu Mehmet Paşa 1505 yılında Sırbistan – Bosna sınırında küçük bir kasaba olan Visegrad’da dünyaya gelmiştir. Devşirilmeden önce adı Bayo Sokoloviç olan Sırp asıllı Mehmet Paşa, 1519 yılında daha çocuk yaşta Edirne sarayına getirilmiş, eğitimini tamamladıktan sonra Doğancılık, Kapıcıbaşılık ve Barbaros Hayrettin Paşa’nın ölümünden sonra Kaptanıderyalık, ardından Vezirlik ve Rumeli beylerbeyliği gibi önemli görevlerde bulunmuş, merdivenleri hızla tırmanmış ve 1564’te Sadrazam olmuştur.

   Güçlü ve yetenekli bir adam olan Sokollu’nun büyük emelleri vardı. Vefat eden Semiz Ali Paşa’nın yerine Sadrazam olan Sokollu, muhteşem bir projenin peşine düşmüştü. Osmanlı İmparatorluğunun doğuya doğru yayılmasının önünü açacak olan bu projeye göre Don Nehri ile Volga Nehri arasında kırk beş kilometrelik bir kanal açılacak ve bu kanal bir Osmanlı gölü olan Karadeniz ile Hazar Denizini birleştirecek, böylece Hazar havzasını Karadeniz ve Akdeniz’e bağlayacaktı. Sokollu’nun düşüncesine göre bu kanalı kullanarak Hazar Denizi’ne geçecek olan güçlü Osmanlı donanması, İran’ı çevirecek, karaya çıkan Osmanlı orduları Kafkaslara ve Tebriz üzerinden Orta Asya’ya kadar ilerleyecekti.

   Hayalini gerçekleştirmek isteyen Mehmet Paşa, 1568 yılında büyük bir askeri kuvveti Azak’a yolladı. Osmanlı askerleri burada gemilere bindirildiler. Birlikler, Kırımlıların da yardımlarıyla Don Nehri üzerinden kanalın kazılacağı noktaya kadar götürüldüler. Sadrazam, ilk iş olarak Astrahan’ı kuşatıp zapt etmek, Kırımlıların kapanan geleneksel hac yolunu açmak istiyordu ama kanalın üçte biri kazıldıktan sonra zorluklar başladı. Sabırsızlanan Sokollu, filonun bir kısmını Volga’ya taşıdı ve askerlerini nehir aşağı yürüyüşe geçirdi. Astrahan’ı kuşatan Osmanlı askerlerinin topları yoktu ve kış koşulları da giderek şiddetleniyordu. Kuşatma kaldırıldı ve çetin kış şartlarında başarısız olan Türk birlikleri, zorlu bir yürüyüşten sonra Kırım’a döndüler.

   Osmanlı askerlerini Kırım’dan İstanbul’a götüren gemilerin büyük bir kısmı Karadeniz’deki bir fırtınada kaybolunca Sultan Selim’in buyruğu ile Don – Volga projesinden vazgeçildi ve bir daha da konusu hiç açılmadı.

   Kanal projesi fiyasko ile sonuçlanan Sokollu’nun işlek zekâsı yeni yeni projeler üretmeye devam ediyordu. Doğu ile ticareti çok önemseyen Sokollu, Süveyş geçidini yararak Akdeniz’i Kızıl Deniz’le ve bunun ötesinde bulunan Hint Okyonusu’yla birleştirecek olan bir kanal açmayı düşünmeye başlamıştı. Bunu gerçekleştirebilmek için Sudan’ı fethetti ama o günlerde Yemen eyaletinde büyük bir ayaklanma başlayınca bu plan da ertelendi.

   Sultan 2. Selim’in kızı Esmehan Sultan ile evli olan, boyunun uzunluğu sebebiyle “Uzun” lakabıyla da anılan Sokollu Mehmet Paşa yaşadığı çağın kısıtlı olanaklarıyla kanal projelerini hayata geçiremedi fakat İstanbul tersanesini genişleterek yeniledi, Osmanlı donanmasını güçlendirdi.

   Kanuni Sultan Süleyman ve 2. Selim dönemlerinde İmparatorluğu demir bir yumrukla olduğu kadar hoşgörü ile de yöneten Sokollu 3. Murat zamanında da sadrazamlık makamında kalmayı başardı.

   Yıllar yılları kovalamış, yaşı yetmişi geçen büyük vezir kendisini çok yorgun ve huzursuz hissetmeye başlamış, son aylarda derin bir uykunun kollarında uyumayı da özler olmuştu. 3. Murad devrinde iktidarı yıpranıp azaldığı için uykuları kaçan Sokollu, geç saatlere kadar kitap okuyordu. 14 yıl, 3 ay, 15 günden beri iktidarı elinde tutan sadrazamın o gece de uykusu kaçmıştı. Yatağından çıktı, abdest aldı, kesedarı Hasan Ağa’yı çağırdı ve ondan kendisine Osmanlı İmparatorluğu Tarihi’ni okumasını istedi. Gece yarıları çağrılmaya alışkın olan Hasan Ağa, gözleri eskisi kadar iyi görmez olan Sokollu’ya “Okumaya nereden başlamamı istersiniz?” diye sordu. Derin Bir iç çeken Mehmet Paşa “Bana Sultan Murad’ın Kosova’da şehid edilişini anlatan bölümü oku,” dedi. Kitabın sayfalarını hızla karıştırarak aradığı bölümü bulan Hasan Ağa, savaşın betimlemesini anlatan bölümü okudu ve ardından Sultan Murad’ın Miloş Obiliç tarafından kalleşçe hançerlendiği bölümü okumaya başladı. Çukura kaçmış gözleri yaşlarla dolan sadrazam “Allah’ım, bana da benzer bir ölüm ihsan et. Ben de iman için öleyim.” Dedi. Sokollu, Sultan Murad’ın ruhuna bir Fatiha okuduktan sonra Hasan Ağa’yı başından savdı.

   O gece hiç uyuyamayan Sadrazam güneş doğar doğmaz evinden çıktı ve işinin başına koştu. Gün boyunca vezirler divanına başkanlık eden Sokollu akşam saatlerinde evine geçerek kendisine ricacı gelenleri kabul etmeye başladı. İsteklerini büyük vezire iletmek için gelenlerin arasına derviş kılıklı bir adam karışmıştı. Kapıdaki nöbetçiler cübbesi keçi kılından örülü garip dervişin içeri girmesine engel olmaya çalıştılar ama derviş kalabalığın arasına karışıp Sokollu’nun divanına kadar sokulmayı başardı.

   Uzun çalışma gününden yorgun düşmüş olan ihtiyar sadrazam önünde eğilen garip dervişe sadaka vermek için kesesini karıştırırken, derviş yeninin içine sakladığı hançerini çıkardı, kendisinden beklenmeyecek bir çeviklikle ileri atıldı ve hançeri var gücüyle Sokollu’nun göğsüne sapladı. Şah damarını kesen hançer büyük vezirin kalbine saplandı. Kanlar içinde kalan sadrazam katilinin üzerine atılmak için doğruldu ve ileri doğru bir adım attı ama ayakta kalamayarak sırtüstü devrildi.

   Öldürücü bir yara alan Sokollu, apar topar odasına taşındı ama haber salınan cerrah yetişip yaraya müdahale edemeden, İstanbul camilerinin minarelerinde akşam ezanı okunmaya başladığı dakikalarda Osmanlı tarihine damga vuran büyük vezir ruhunu teslim etti. (12 Ekim 1579)

Hasan ERDEM

Not 1: Sadrazamın iki nehir arasındaki kanal projesini Büyük İskender’in ardılı olan Selevkos Nikator tarafından da düşünülmüş ama gerçekleştirilememişti.

Not 2: Vakanüvisler, sadrazamının ölüm haberini alan padişahın gözyaşı döktüğünü anlatmışlar.

Not 3: Sadrazam Sokollu Mehmet Paşa’nın katili yakalandı, işkence edilmesine rağmen hiçbir şey itiraf etmedi. Katil, padişahın emri ile ertesi gün kolları bacakları dört ata bağlanarak kopartılmak suretiyle parçalanıp öldürüldü.

Not 4: Sadrazamı öldüren katilin adı bilinmiyor ama bazılarına göre bu adam tımarı elinden alınan eski bir askerdi ve son günlerde hemen hemen her gün Sokollu’nun karşısına çıkıp tımarını geri istiyordu. Mehmet Paşa onu her seferinde huzuruna kabul ediyor ve sadaka verip başından savıyordu. Sonuçta cinayet bir tımarın küçültülmesinden duyulan hınca mal edildi.

Not 5: Bazı araştırmacılara göre ise suikastta Hamzaviler’in parmağı vardır. Suikasttan yıllar önce tarikatın şeyhi Hamza Bâlî İstanbul’da idam edilmiştir. Şeyhinin intikamını almak isteyen dervişin Sokollu Mehmet Paşa’yı öldürdüğü söylenir.

Not 6: Bazı tarihçilere göre de üç padişaha hizmet eden Sokollu Mehmet Paşa’nın katledilmesi Osmanlı İmparatorluğunun uzun gerileme döneminin başlangıcı olmuştur.

Not 7: Türbesi Eyüp’te olan Sokollu Mehmet Paşa suikast sonucu ölen iki sadrazamdan biridir.

Tavsiye Edilen Bağlantılar

Bize Yazın

SAYAÇ

13643936