Tartışma

Üniversiteler 1980 sonrasında siyasi popülizm kurbanı

Yüksek öğrenim kurumları, idari ve bilimsel anlamda bağımsız olmadıkları sürece, bu kurumu her siyasi parti kendi ideolojisi doğrultusunda kullanır. Bu nedenle de siyasilerin objektif ve tarafsız bir YÖK' istemeleri mümkün görünmüyor. Sonuçta üniversitelerde reform yapmak olanağı da kalmıyor.

*****

Prof.Dr. Esfender KORKMAZ

 

Üniversiteler siyasi popülizm kurbanı

Orta öğrenimde mesleğe yönlendirme olmadığı için 40 yıldır yüksek öğrenimde önünde birikme oluyor. Geçmişte ve bugün siyasi iktidarlar bu soruna temel çözüm bulmak yerine tamamıyla popülizm ile çözmek istediler. Bunun en çarpıcı örneği açık öğretimdir.

2016-2017 yılında, yüksek öğrenimde toplam kayıtlı olan öğrenci sayısı içinde örgün öğretimde olanların oranı yüzde 40.65'tir. Buna karşılık açık öğretimde okuyanların oranı daha yüksek yüzde 46.52'dir. (Aşağıdaki tablo)

Üniversite eğitimi kitabi bilgilerle sınıf geçmek değildir. Üniversite eğitimi süreklilik ister. Üniversite içinde öğrencinin bire bir öğretim üyesi ile çalışması gerekir. Üniversite içinde tartışmalara katılması gerekir. Bu yolla öğrencinin analiz ve sentez yeteneği gelişir. Temel hedef de budur.      

esfender korkmaz tablo1

***

Açık öğretim yalnızca meslek kursları ev hanımları için iş öğrenme imkanları amacıyla yapılabilir. Örgün öğretimin yerine ikame ederseniz, öğrenciye de yazık etmiş olursunuz.

Kaldı ki, açık öğretimde mezuniyet oranı yüzde onun altında kalıyor. Çünkü  kayıt olanların bir kısmı bitirmek için değil askerlik ertelemesi nedeniyle kayıt oluyor.

Bu durum Türkiye'de yüksek öğrenim mezunlarının kalitesini sorgulamayı zorunlu kılıyor.

Üniversite eğitimi önünde en büyük engel YÖK'tür. YÖK, 1980 darbesinin eğitim sistemini kontrol etmek ve taraflı eğitim için getirilmiş bir kurumdur. Üniversite eğitimini tek düze bir kalıp içine soktu. Eğitim ve araştırmadan daha çok şekil şartı ön plana çıkardı. Fakülteler YÖK istemese ders koyamıyorlar. Bölüm veya program açamıyorlar. Gerçekte YÖK'tekiler en iyi bilim adamları değildir. Ama bilim kararı verirler.

Üstelik bugüne kadar YÖK, değişen iktidarlara göre hep ideolojik grupların, siyasi partilerin hâkim olduğu bir kurum oldu.

Yüksek öğrenim kurumları, idari ve bilimsel anlamda bağımsız olmadıkları sürece, bu kurumu her siyasi parti kendi ideolojisi doğrultusunda kullanır. Bu nedenle de siyasilerin objektif ve tarafsız bir YÖK' istemeleri mümkün görünmüyor. Sonuçta üniversitelerde reform yapmak olanağı da kalmıyor.

Üniversite mezunlarını da tutamıyoruz. Beyin göçü hızlandı. Türkiye'nin kaynak harcayarak eğittiği gençler, Beyin göçü ile başka ülkelere gidiyor.  Özellikle başkanlık sistemine geçişin oylanması ile bu eğilim hızlandı. Ayrıca farklı gerekçe ve vesilelerle üniversitelerden birçok yetkin akademisyen çıkarıldı. 

Yurt dışına beyin göçü isteklerini, yurt dışında iş başvuruları ve vatandaşlık arayanların artmasından anlıyoruz.

Kaldı ki gençler arasında işsizlik oranının yüksek olması, demokrasi ve hukukun üstünlüğü konusunda yaşanan gerileme de beyin göçünü hızlandırıyor.

Türkiye'den gençler neden gidiyor? İslami kurallar ve yorumları tartışmaktan ''gençler neden gidiyor?'' sorusunu tartışmaya zaman bulamıyoruz.

OECD her yıl 35 üye ülke itibariyle gençlerde ''işsiz ve eğitimsiz genç'' oranlarını açıklıyor. İşsiz ve eğitimsiz genç oranı en yüksek olan ülke Türkiye çıkıyor. Türkiye için bu oranlar 2013 yılında yüzde 29.8, 2015 yılında yüzde 28.4 olarak açıklandı. 

TÜİK'te 15-24 yaş gençlerde işsizlik oranını yüzde 20 ile yüzde 22 ve istihdamda ve eğitimde olmayan gençler oranını da yüzde 26-28 olarak açıklıyor.

Eğitimde ve ekonomide iş gücü planlaması yapmadığımız için, birçok üniversitelerden mezun ettiğimiz gençlere iş veremiyoruz. İşsiz kalınca da ilk fırsatta ABD ve Almanya gibi gelişmiş ülkelere gidiyorlar. 

Zaman zaman, yabancı ülkelerde, özellikle ABD, Avrupa ve sanayileşmiş ülkelerde, Türk uzmanların her alanda dünya çapında isim olduklarını görüyoruz. Yabancı ülkelerde eğitim yapan veya Türkiye'de eğitim yapmış, dil bilen uzman insanları, sanayileşmiş ülkeler havada kapıyor.

İdeolojik eğitim ve popülizme devam edersek daha çok sanayi ve bilgi çağını kaçıracağız.

------------------------------------------------

Kaynak:

http://www.yenicaggazetesi.com.tr/universiteler-siyasi-populizm-kurbani-46219yy.htm

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun.

Tartışma

Güncel Yazılar

Ahmet HAMİDİ Metin GÖRGÜNER
Ali Alper ÇETİN
Ali Rıza ÖZDEMİR
Ayşe SAMİHA
Erol GÖKA
Esat ARSLAN
Fatih KOCAOĞLU
Hasan Fevzi BATIREL
Hasip SAYGILI
Hilmiye KETENCİ
İbrahim BAYKAN
İbrahim ÇETİNTAŞ
Kenan EROĞLU
Kutlu Kağan DALKILIÇ
Mehmet DEMİRCİ
Mehmet MAKSUDOĞLU
Mehmet Saffet SARIKAYA
Metin AKGÜN
Mevlüt UYANIK
Mustafa DELİKURT
Mustafa Kadir ATASOY
Necdet BAYRAKTAROĞLU
Nurullah ÇETİN
Ömer AĞAÇLI
Orhan ARSLAN
Şahver ÇELİKOĞLU
Sait BAŞER
Suzan ÇATALOLUK
Turgut GÜLER
Yahya Sezai TEZEL

Medeniyet Tasavvuru

Ali BARDAKOĞLU
Ali KÖSE
Ernur GENÇ
Erol CİHANGİR
Fatih ERTUGAY
Halil İNALCIK
Hasan OCAK
John WALBRIDGE
M. Zeki DUMAN
Mehmet ATAY
Mehmet Devrim TOPSES
Mevlüt UYANIK
Mualla SELÇUK
Muhammed DAĞ
Mustafa TALAS
Ramazan ACUN
Şerif MARDİN
Sibel KARADUMAN
Yahya Kemal TAŞTAN
Yılmaz ÖZAKPINAR

Tavsiye Edilen Bağlantılar

Bize Yazın

SAYAÇ

7377081