Dinsiz Toplum Mümkün Mü?

Din mefhumunun “Rönesans ve Reform hareketleriyle” beraber sorgulanmaya başlanmasının tabi neticesi olarak, sanayi devriminden sonra batı toplumları dinsiz toplum rüyalarıyla çeşitli ideolojilerin peşine düştü. Cahiliye toplumları gibi kendi putlarını oluşturup ona biat ettiler. Komünizm, Faşizm gibi kurgularla materyalist, ateist fert ya da toplum inşa etmeye çalıştılar. O maceraların akıbetlerinin nasıl bittiği bütün dünyanın malumu.

Semavi dinlerden uzaklaşarak kendi ürettikleri dinlerin maliyeti bütün insanlık için çok büyük oldu. Milyonlarca insan ya katledildi, ya yerinden yurdundan edildi ya da yıllarca zulüm altında huzursuz, mutsuz hayatlar yaşandı. Komünist Rusya’nın marifetlerini biliyoruz! Faşist, ırkçı ideolojilerde farklı değil. Hepsi de Dünyaya büyük felaketler yaşattı.

Konuyla alakalı ülkemizde de her ne kadar Rusya ve Avrupa’dakilerle miktar olarak mukayese edilmesi haksızlık olursa da nitelik olarak asla kabul edilemeyecek yanlışlar, fecaatler de olmadı değil.

Neredeyse iki asır süren bu herc-ü mercden sonra görüyoruz ki dinsiz toplum insan fıtratına aykırı. Modernizm, teknolojizm gibi maddeci algılar eğer insanın iç ihtiyaçlarını tatmin etseydi eğer, Dünyanın en teknolojik toplumu diyebileceğimiz Japonya’da bugün insanlar kendi elleriyle yonttukları taşlara iman etmezlerdi. Eğer dindışı bir hayat mümkün olsaydı gençliğinde ya da hayatın bir bölümünde en deni halleri, işleri yapan insanlar bir gün, bir an, bir gece, bir duraktan sonra tövbe edip hayatını daha dini, daha makul bir zemin geçirmez. Bunların birçok misali hemen her toplumda görülebilir.

İngiliz tarihçi Thomas Eliot “Edebiyat Üzerine Düşünceler” kitabında “Hristiyanlığı Avrupa Birliğinden çıkarırsanız, boş bir çuvala benzer” der. Bugün A.B’nin oturtulduğu fikri zeminin hakikaten Hristiyan felsefesine ait olduğunu gösterir bize. Rahmetli Aytunç Altındal’ın bu hususlarda oldukça tatmin eder eserleri olduğunu biliyoruz. Hatta rahmetli Erol Güngör A.B’nin felsefi temellerini 16. Asırda eşek sırtında bütün Avrupa’yı dolaşarak, Türklere karşı haçlı seferi toplamaya çalışan Bacon’a kadar götürür.

Esasen, Avrupa’nın din konusundaki niyetlerini anlamak için eskilere de gitmeye gerek yok. Daha yirmi, otuz yıl evvel Avrupa’nın göbeğinde, Bosna’da olan Müslüman soykırımına hepimiz şahit değil miyiz? Bugün bize laiklik pazarlayan Avro-Amerika, felsefesiyle, Türkiye, Bosna, Kosova gibi Müslüman ülkelerin girmemesi için kırk dereden su getirtirken, Rusya’dan ayrılan eski doğu bloku ülkelerini apar topar hiçbir kanun, seviye, müktesebat umursamadan almasını neye yoracağız. Asırlardır Müslüman coğrafyalarının “hallaç pamuğu” gibi tozunu atan, tar-u mar eden Batılılar, yakın zamanda başlayan Ukrayna, Rusya savaşında ölenlerin “sarı saçlı, mavi gözlü” olmasından dolayı meseleye nasılda ırkçı bir zaviyeden baktıklarını itiraf etmiş oldular ama anlayan beri gelsin.

Yani demem o ki; din dışı bir hayat toplumların geneli için bir anlamı olamaz. Toplumların içinden bazı sıra dışı kişilerin alacağı tutum alışlar her zaman anlamsız kalmaya mahkumdur. Buna rağmen yapılan sosyo ekonomik değerlendirmelerde “dini işe karıştırmayalım” diyenler ya mustazaf olduklarından böyle konuşuyorlar ya da şahsi refahlarına halel gelmesinden endişe ettikleri için ki, bu durum fikre dâhil olmasa gerek.

Kaldı ki Yılmaz Özakpınar hocanın onbeş yirmi yıl evvel Kubbealtı Cemiyeti yayınlarından çıkan iki ciltlik eserinde iddia ettiği üzere din eşittir medeniyettir. Malum doğunca kulağımıza ezan okunmasıyla başlayan hayatımız, ölünce okunan selâ ve mezara konulduktan sonra yapılan talkınla sırlanıyor. Arasındaki her nefesimizde dinin reyhası var. Bundan biz kaçsak bile yaşadığımız aileden, ya da içine dolaştığımız cemiyetten dolayı kurtulmamız mümkün olamaz.

Bazılarımız için kabul etmek zor olsa bile, bu böyledir…

Dr. Cüneyt CESUR
Karamanoğlu Mehmet bey Üniversitesi Ziraat, Orman ve Su Ürünleri Temel Alanı Tarla Bitkileri Yetiştirme ve Islahı Endüstri Bitkileri Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Bölümü Öğretim Üyesi

Yazar
Cüneyt CESUR

Bu websitesinde farkı kaynaklardan derlenen içerikler yayınlanmakta olup tüm hakları sahiplerinindir. Sitedeki içerikler atıf gösterilerek kaynak olarak kullanlabilir. Yazıların yasal sorumluluğu yazara aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Kırmızlar® 2010 - 2024

medyagen