Kahramanmaraş Türk Ocağı, yeni faaliyet dönemini “Terörsüz Türkiye” söyleminden “çözüm süreci”ne dönüşen konuyla başlattı. Konferans davetlisi, yıllardır Türk milliyetçiliğinin çeşitli kademelerinde yöneticilik yapmış olan ve hâlen İstanbul Türk Ocağı Başkanlığı görevini yürüten Sayın Dr. Cezmi Bayram idi.

Konuşmanın özetini, şu soruya aranan cevaplar oluşturdu; “Türk Ordusu PKK Terörüyle mücadelede yenildi mi ki, elebaşı Öcalan muhatap alınıyor ve onunla müzakere ediliyor?
Dr. Bayram, önce bu yeni sürecin başlangıcına değindi. “Sanki Türk Ordusu terörle olan mücadelesinde yenilmiş de Türkiye böyle bir sürece mecbur olmuş izlenimiyle işe başlamanın büyük hata olduğuna” vurgu yaptı. “Oysa tam tersine PKK Türkiye’de istisna eylemler dışında mağlup olmuş ve Kandil’deki inine çekilmiş durumda”, dedi. Dr. Cezmi Bayram, bu ülkede “terörsüz Türkiye”yi istemeyecek vatanperver tek bir kişinin dahi bulunamayacağını belirterek, henüz tam olarak anlaşılmaz sebeplerle başlatılan bu sürecin safahatını ve yarattığı tehlikeleri açıkladıktan sonra, sözlerine özetle şöyle devam etti:
“Terörist elebaşı Öcalan’ın kendisi, 1970’lerin-80’lerin şartlarında Marksist-Stalinist yöntemlerle terör eylemelerinin geçerli olduğu zamanda bu eylemeleri başlattıklarını, 1990’lardan sonra Sovyetlerin dağılması ve 2000’lerde yeni şartların doğmasıyla birlikte yeni strateji ve taktiklere başvurma ihtiyacı duyduklarını açıkladı. İşin doğrusu ise, terörle elde edemediklerini siyasî yollardan başarma denemelerine giriştiler. Ama her ne hâl olursa olsun, kahraman güvenlik güçlerimizin yürüttüğü operasyonlarla PKK bu kadar sıkışmış, şartlar aleyhine dönmüşken bu son sürecin hiçbir kurulda müzakere edilmeden başlatılması asla doğru değildir. Aslında bu konuşmada sormamız gereken, “Türk milliyetçileri bu ‘yeniden çözüm süreci’nin neresindedir” değil, “neresinde olmalıdır?” sorusudur. Ve buna şu cevapları vermek lâzım: 1: Millî ve üniter devlet yapısından vaz geçilemez; 2. Vatan Türk vatanı ve adı da 11.-12. Yüzyıldan beri -biz değil Batılıların verdiği adla- Türkiye, milletin adı ise Türk milletidir; 3. Türkiye’de yaşayan halkın içinde ayrılık-gayrılık yoktur, bu vatan üstünde herkes birbiriyle kardeşçe yaşamaktadır. Güvenlik güçleriyle PKK çatışmaları sonucu şehit cenazesi gelen il ve ilçelere aynı günlerde göç kamyonları da gelmekte, hiç kimse onlara nerden geldin ya da nasıl gelirsin diye sormamaktadır. Demek ki, onların kastettiği anlamda “etnik gruplar” ya da “halklar” arasında bir sorun yoktur. Çatışmalar “halklar arsında” değil, teröristlerle güvenlik güçleri arasındadır. Bu yüzdendir ki PKK, Kürt “kökenli” diye ayırmak istediği kardeşlerimizi asla temsil etmemektedir. Eğer temsil etse, şehit cenazesi gelen yere aynı gün göç kamyonları giremezdi.
Yukarıda sorulan sorunun cevabı olarak; o hâlde Türk milliyetçileri 1. Millî devlete ve üniter yapıya zarar verecek; 2. Vatanın ve milletin bölünmesi tehlikesi yaratacak; 3. Milletin arasına nifak sokacak ve kardeşliğe halel getirecek hiçbir sürecin ve projenin yanında olmamalıdır.”
Bütün bunları tek tek açıklayan konuşmacı, Türk milliyetçilerinin devam eden kaygılarını dile getirdi.
