Vâsıl olmaz kimse Hakk’a cümleden dûr olmadan
Kenz açılmaz şol gönülde tâ ki pür-nûr olmadan
Sür çıkar ağyârı dilden tâ tecellî ide Hakk
Pâdişâh konmaz sarâya hâne ma’mûr olmadan
“Mûtû kable en temûtu” sırrını fehm eyleyen
Haşr u neşri gördü bunda nefha-i sûr olmadan
Sen müyesser eyle ya Rab bizlere beytin tavâf
İlmin ile amil eyle vâde tekmil olmadan
Hak cemâlin ka’besini kıldı âşıklar tavâf
Yerde Ka’be gökyüzünde Beyt-i ma’mûr olmadan
Mest olup mestâne geldim tâ ezelden tâ ebed
İçmişim aşkın şarâbın âb-ı engûr olmadan
Mest olanların kelâmı kendinden gelmez velî
Pes “Ene’l Hakk” nice söyler kişi Mansûr olmadan
Bir acep sevdaya düşmüş tutuşur Şemsî müdâm
Hakk’a makbûl olmak ister halka menfûr olmadan
