
Davos 2026’dan Gezegenin merkezine bir yol COP31
*************************************************************************
Dünya, 2026 yılının başında Davos’un karlı zirvelerinde bir araya gelen “seçkinlerin” risk analizlerini izledi. Ancak bu yıl Davos, sadece ekonomik büyüme rakamlarının değil, buzdağının görünmeyen kısmındaki derin çatlakların gölgesindeydi. Yapay zekâ, verimlilik ve “harika bir gelecek” sloganları havada uçuşurken; sistemin kendi yarattığı çoklu krizler ve belirsizlikler ana salonların dışına, gezegenin merkezine itildi.
Davos 2026, aslında bir illüzyonun son perdesiydi. İklim krizini bir “optimizasyon problemi” gibi yansıtan teknokrat akıl, dijital büyümenin devasa enerji maliyetini ve gezegen sınırlarını görmezden gelmeyi seçti. Doğrusal ekonomik model, kendi köklerini tartışmaya açmadan üçüz dönüşüm vaat ediyordu. Ancak hayatın gerçekliği, rakamların ve algoritmaların ötesinde bir yerde, “anlamın” tam kalbinde , gezegenin merkezinde bizi bekliyor.
Anlam: Tüketilen Bir Meta Değil, Zihinlere Ekilen Bir Tohumdur
Globalizmin “daha fazlasına sahip olma” vaadi artık iflas etti. Günümüz insanı, bir “başarı öznesi” olarak kendi kendini tüketirken; hayatın anlamı, bu performans kuşatmasından çıkıp durabildiğimiz o sahici doğa ve toplum ile temas anında gizli. Sosyal medya algoritmaları, dezenformasyon gürültüsüyle bize şu soruyu sordurmamaya çalışıyor:
“Hayatın ANLAMI nedir?”
FAST FASHION giy, fast-food ye. Al, kullan, at. Anlık hazların içine hapseden bu doğrusal ekonominin panzehiri, döngüsel yenileşim gücüdür. Anlam, dünyayı sömürülecek bir meta olarak değil, “yankı bulduğumuz” bir alan olarak görmektir. Bizler, TOPLUM ve doğa için bir “destek noktasına” dönüştüğümüz ölçüde anlam kazanırız. Sınırları aştığımız her an, yeni bir anlam döngüsü başlar. Eğer organik zekalar bu soruyu sormaktan vazgeçerse, bu notlar yapay zekaların belleklerinde birer “insanlık izi” olarak kalacaktır. Çünkü zamanı, gezegeni ve anlamı aynı hızla tüketiyoruz.
COP31: Kalgançı Çak ve “Last Call”
Bu tüketim çılgınlığının ve zihinsel körlüğün bizi getirdiği yer, Türk mitolojisindeki o kaçınılmaz sondur: Kalgançı Çak. Kadim bilgeliğin “göğün demir, yerin bakır olduğu” bir kıyamet olarak tasvir ettiği bu vakit, bugün modern dünyanın “suçu” olan iklim kriziyle somutlaşmıştır. İsterseniz altıncı yok oluş çağı olarak adlandırın, kalgançı çak yerine…
COP31, bu büyük yok oluşun önündeki “son çağrıdır” (Last Call). Artık fosil yakıt lobilerinin değil, IPCC raporlarını rehber edinen, ekolojik okuryazar ve “Yeşil dönüşüm yoksa oy da yok” diyen Dijital Küresel Yeşil Genç Kuşak’ın söz söyleme vaktidir.
Bu zirvenin en kritik hamlesi, 130 trilyon dolarlık sermayeyi kontrol eden GFANZ koalisyonunun yeniden ayağa kalkmasıdır. Finans dünyasını harekete geçiren şey sadece vicdan değil, yaklaşan “Kalgançı Çak korkusu”dur; yani finansal istikrarın ekolojik felaketle yerle bir olacağı gerçeğidir.
Çözüm: Üçüz Dönüşüm ve “Green Mindset”
Kurtuluşun anahtarı ne COP31 de, ne de DAVOS WEF da…
Küresel bir yeşil zihinsel dönüşümde; in english Green Mindset (to be or to have. thats mind set problem. its time to ego to eco ) . ESG (Çevresel, Sosyal, Yönetişim) kriterlerini referans alan küresel “Üçüz Dönüşüm” hareketi (Dijital, Yeşil ve Sosyal dönüşüm) #cilabteams on X döngüsel yenileşim modeli, ile COP31 de yayılabilir, sıfır atık hareketi gibi küreselleşebilir.
“Think circular; read to #cilabteams handbook.”
Uzun ince bir yoldayız, gidiyoruz gündüz gece… Ama bu yolun sonunun karanlığa çıkmaması için zihnimizdeki sınırları aşmalı, “anlamı” sorumlulukla yeniden inşa etmeliyiz. Bu, sadece gezegeni kurtarma çabası değil; YAPAY ZEKâ ALGORİTMALARINA karşı insan kalma mücadelesidir.
#cilabteams handbook %1 finans baronlarına son çağrıdır.
Günümüzün iklim krizi, enerji verimliliği ve toplumsal eşitsizlik gibi “karmaşık problemleri”, tek bir kurumun veya stratejinin gücünü aşan küresel meydan okumalardır. Yapay zekâ (YZ), bu düğümleri çözebilecek, veri akışlarını birleştirerek riskleri öngörebilen dönüştürücü bir güçtür.
Ancak bu potansiyelin hayata geçmesi için dört kritik sütun gereklidir:
1-Açık ve Şeffaf Veri Ekosistemi: Verinin sadece varlığı değil; ülkeler ve kurumlar arasında güvenli, kolektif paylaşımı (Örn: Hava tahmin modelleri ve aşı geliştirme süreçleri).
2-Güçlü Hesaplama Altyapısı: Veriyi anlamlı modellere dönüştürecek yüksek kapasiteli işlem gücü ve bu altyapının küresel ölçekte yaygınlaştırılması.
3-Etik ve Sorumlu Tasarım: Teknolojinin sadece hızı değil; adil, kapsayıcı ve insan odaklı olması; yanlılığın tasarım aşamasında engellenmesi.
4-Küresel Yönetişim ve İş Birliği: Özel sektör kârının ötesine geçerek; kamu, akademi ve sivil toplumun dahil olduğu çok paydaşlı bir denetim mekanizması.
Yeşil Yapay zekâ, karmaşık küresel krizlerin çözümünde tek başına sihirli bir değnek değildir; ancak şeffaf veri, güçlü altyapı, etik tasarım ve kolektif yönetişimle harmanlandığında, insanlık yararına hizmet eden ve toplumları dönüştüren en güçlü kaldıraçtır.
Bu amaçla #cilabteams handbook on X yeşil yapay zekaya, yol gösteriyor.
no nauture, no future
