Sosyal Medyada Bir Şah İsmail Seviciliğidir Gidiyor

Evet, Sosyal medyada bir Şah İsmail seviciliğidir gidiyor.

Doğru, İran Türklüğü denince, Timur sonrası siyasi bir hüviyet olarak ortaya çıkan Akkoyunlu ve Karakoyunlu Türkmenleri ve sonrasında zuhur eden öz be öz Oğuz Türk’ü olan Sefevîler akla gelir.

Ama unutmayalım, Safevilik aynı zamanda İran jeopolitiğinin kültürel zemini olan Şii Jeopolitiğinin de kurumsallaşmasını sağlayan siyasî birlik olarak bugün bile etkilerini her alanda sürdürmeye devam etmektedir.

Ve bu Şii Jeokültürü Türkistan ve Türkiye arasındaki kültürel Jeokültürü parçalayan temel parametrelerinden biridir.

Fakat Göktürklerden Karahanlılar ve Selçuklulara, oradan da Türkiye Türklüğüne kadar uzanan asıl çizginin siyasî temsilcileri Osmanlı Türklüğüdür.

Ve bu Türklük Türklüğün zirve hallerinden biridir.

Hele hele Yavuz çapında bir adamın dünya sahnesine çıkması, sadece bizim tarihimiz açısından değil, dünya tarihi açısından da kritiktir.

O büyük adam, tarihin kaydettiği en büyük stratejik zekâlardan biri olan bu büyük mareşal, eğer ömrü vefa etseydi, Türkistan’la Türkiye arasındaki bu büyük engeli bertaraf edip aradaki ayrı gayrılığı gidermek ve bu maniaya bir son vermek istiyordu.

Onun ikinci kritik hamlesi, tek bir hamlede Mısır’ı fethedip hem Hindistan yollarını güvenceye alması hem de Türk Akdeniz’i inşa edip Kuzey Afrika’yı İspanyol istilasından kurtarması ve imparatorluğun ömrünü 300 yıl uzatması açısından tarihi önemi haizdir.

Bu konulardaki bilgisi kulaktan dolma bilgi olmanın ötesine gitmeyen kimi pilav üstü Türk, Türkçülük yapalım derken Türk tarihinin Osmanlı asırlarını kuçümseme ve hatta bu asırları karalama yoluna gidiyor.

Bu kervana ne yazık ki, çok sevdiğimiz arkadaşlarımız da katılabiliyor.

Lütfen biraz daha dikkat, itina ve saygı…

Biraz da Yahya Kemal okumaları yapmaları. Bilhassa sohbetlerdeki Yahya Kemal okumaları.[ii]

***

Bazı arkadaşlarımız “Osmanlı Türklüğü yoktu ki”, Yavuz bu Türklüğün nesine hizmet etmiş der gibi bir tavır takınıyor ve bu minvalde yorumlar yapıyorlar. Arkadaşlar, Şah İsmail’in İran’ında resmî dil Farsça, Yavuz’un Türkiye’sinde resmi dil Türkçe idi.

Ha, bu arada tertemiz Türkçe ile Şah İsmail’in Türkçe şiirleri yazdığı ve bu şiirlerle dağınık haldeki saf Türkmen çobanı etkilediği doğrudur. Ve bu dili bir propaganda aracı olarak kullanıldığı da doğrudur. Kendisi duygusal bir adamdır ve dahi ciddi bir kahraman, halkın gözünde de bir destan kahramanıdır. Bunlar da doğrudur. Yavuz’un da çok üst düzeyde Farsça şiirler yazdığı, bunun yanında nadiren de olsa Türkçe şiirler yazdığı da doğrudur.

Fakat iş Yavuz’un ve dedelerinin kurduğu devlete gelince, orada ordu düzeni Türk, kurulan Enderun sistemi Türk, kullandığı resmi dil Türk, kanunname ve tüzükler Türk, devlet geleneği Türk, her şey Türk’tür. Hedefler de Türk cihan hakimiyeti mefkûresine uygun şekilde yürüyen hedeflerdir.

Yoksa 2500 yıllık Roma başkentini 50 yılda Türk yapan deha bu şuurda olmasaydı tıpkı Peçenekler gibi Bulgarlar gibi Anadolu’ya gelen Türklük de bu sahada, bu uygarlıklar mezarlığı olan Anadolu sahasında erir gider, tarihin çöplüğünde kaybolurdu.

Benzer hadise hem Mısır’daki Memlük hem de İran’daki Akkoyunlu ve Safevi dönemi Türk devletleri için geçerlidir. Onlar da biri Mısır’da diğeri de İran sahasında olmak üzere eriyip gitmişlerdir. Bu konuda daha ciddi analizler için ilgililerini Ziya Gökalp’in aklına bakması gerekebilir.

[i] Prof.Dr., E. Öğretim Üyesi

[ii] Kaynak Süheyl Ünver

Yazar
Abdulkadir İLGEN

1964 yılında Bolu-Kıbrısçık’ta doğdu. İlköğrenimini doğum yeri olan Deveören Köyü İlköğretim okulunda yaptı. Daha sonra Ankara Dikmen Ortaokulunda başladığı ortaokul hayatını 1977-1978 yılında Polatlı Lisesi Orta Okulunda... devamı

Bu websitesinde farkı kaynaklardan derlenen içerikler yayınlanmakta olup tüm hakları sahiplerinindir. Sitedeki içerikler atıf gösterilerek kaynak olarak kullanlabilir. Yazıların yasal sorumluluğu yazara aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Kırmızlar® 2010 - 2026

medyagen