Londra’nın Oxford Street’i hafta sonları daha da ilgi çekici bir yer olur. Yehova Şahitleri ve turuncu renkli Budist kıyafetleri ile krişna’cıların sürekli mekanlarına, kendi ülkelerindeki politik olaylarına göre de diğer milletlerin insanları toplanır. Oxford Street’in tam orta göbeğinde Venezuela’ya destekçiler afişleriyle çıkmışlar, komünist kişilerin fotoğraflarıyla bir şeyler anons ediyorlar.
İleri de Marble Arch’ta ise pkklılar toplanmışlar. Perver ve katil öcal’ın pankartları ile paçavra bezleri ellerinde her an saldırmaya hazır bekleyen bir grup, tarih boyunca hiç bir zaman olmamış ve olmayacak ülkelerinin adını bağırıyorlar.
Londra’nın merkez yerlerinde PKK/YPG bayrakları ve bebek katili öcalan’ın afişleri ile 1990lardan beri kendilerini gösterirlerdi. Londra’nın kuzey tarafında Dalston bölgesinde PKKya ait büyük bir binası da vardı, yanlış hatırlamıyorsam o binaya Halkevi deniyordu. 2000 ve 2001 yıllarında öğretmenlik yaptığım okuldaki genç İngiliz kadın meslektaşlarım, o binanın bulunduğu caddeden geçmeyi güvenli bulmadıklarını defalarca söylemişlerdi. O çevrede bulunan Türk restoranına veya o bölgedeki kebapçılara gitmek isteyen ama o bina önüne tünemiş, geçenleri öldürecek gibi baştan aşağı süzen o adamlardan ötürü kendi ülkelerinde kendi şehirlerinde korkuyorlardı. PKK yanlıları, İngiliz hükümetinden destek alıyorlardı. Her hafta sonu kaçak yollarla gelmiş fakat İngiliz Hükümetinin sahip çıktığı bu topluluk, göğüslerinde katilin fotoğrafları, ellerinde paçavra bayrakları ile gösteri yaparlardı. Yıllar sonra, sabah sabah küçük çocuklar uykularından uyandırılıp bütün aile boyunca bu gösterilere mecbur katıldıklarını, tehditler altında hasta dahi olsa gösteride bayrak tuttuklarını öğrendim. Neyse o bina 2010larda kapatıldı. Fakat gösterileri az sayıda da olsa devam etmekte.
Gösteri yaptıkları mekanlardan biri Londra King’s Cross Tren İstasyonu girişidir. Biz yurtdışında yaşayan Türklerin çoğu yanımızda sürekli Türk Bayrağımızı taşırız. Bir iş çıkış zamanı, paçavra bayrağı ile katilin posterini açarak Türkiye ve Erdoğan aleyhinde kaba saba slogan atan bir avuç göstericiye denk geldik. Bu gruba karşı sadece bir kişi Türk Bayrağımızı gösterdi. Sonuç mu? Hani İspanyollar gösterir ya kızgın boğalara kırmızı kumaş, o durum. Bizim şerefli Al Bayrağımızı gören göstericiler, kudurmuş şekilde, karşılarında durana (bana) kadın demeden, yaşlı demeden saldıracaklardı ki İngiliz Polisleri onları geri itti.
Fakat 20 Ocak 2026 Mardin Nusaybin’de Bayrağımıza yapılan alçakça saldırıların, Şirvan Perver’in kameralar karşısında salya sümük ağlamaları sonrası Londra’da bulunan teröristler, farklı saldırgan şekle büründü. Daha ağır dil kullanmaya başladılar, bazı paralardan bahsedilmeye başlandı. Eh tabii dünyanın %40 para aklaması sadece Londra’da yapıldığına göre, birçok şeyin mümkün olacağını düşündük.
Bu sefer onların yanından geçerken kendi aramızda dahi konuşmadık. Bu sefer onların yanından geçerken Türk Bayrağımızı açmadık. Bu sefer onların yanından geçerken onların fotoğraflarını çekmedik. Bu sefer onların yanlarından geçerken acı acı gözyaşlarım ve kalbimin sızısıyla geçtik.
Türkiye Büyükelçiliğinin ne iş yaptığını sorguladım. Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliklerinde çalışan ve Türkiye Cumhuriyetinden maaş alanları sorguladım. O gösterilere giden teröristlere çok büyük ihtimalle İngiliz Pasaportlarıverilmiştir. O teröristleri, devletimizin belirlemesi gerekir. Türkiye’ye girdikleri an ise tutuklanarak sınır dışı edilmeleri gerekir. Türkiye’deki mal varlıklarına el koyulması gerekir. Türkiye dışında bir sürüngen gibi Türkiye aleyhine, toprağımız,şehitlerimiz aleyhine slogan atanların, Türkiye’ye tatile krallar gibi sorgusuz sualsiz gelmelerini bir vatansever Türk olarak kabul edemiyorum.
Belirtmeden de geçemeyeceğim, gözlerim Pervin Buldan’ın Londra’da yaşayan kızını aradı göstericiler arasında. Anlaşılan rooftop partilerinden sadece “direnin” twitlerinden başka pek fırsat bulamıyor! Kendi aralarındaki sosyal medya platformlarında da bunu dile getirdikleri bahsediliyor. Keşke gösteriye katılan sürüngenler de kendi liderlerinin çocuklarına ve alkollü uyuşturuculu partilerine katılsalar da bizim Türkiye Büyükelçiliğimize daha az iş düşse!
