Hicaz’a putları Huzaa kabilesi reisi Amr b. Luhay’ın Suriye’den getirdiği söylenir. Oysa işin aslı şöyledir; Mekke’yi Arabistan’ın ticaret merkezi yapmak isteyen ticari zeka sahibi Amr b. Luhayy Arabistan’da yaşayan her kabileyi temsil eden bir putu Kabe’ye asmıştır. Hatta bunlar içinde Hz. İsa ve annesinin gravürleri de vardı. Mekke o tarihlerde Arapların zaten ataları İbrahim’in yurduydu. Kâbe de Beytullah /Allah’ın evi idi. Böylece Mekke’nin karizmasına / önemine bir çivi daha çakılacak ve her kabile putuyla temsil edileceği bir dini merkeze dönüşecek idi. Ticari /emtia değerine bir artı değer katılacaktı! Üstelik; her kabile birbirinin putuna saygı gösterecek, kabileler arasında bir dinsel hoşgörü oluşacaktı.
Amr b. Luhayy’ın geliştirdiği bu sistem sayesinde her kabilenin putu diğer kabilelerin putu kadar saygı kazanmış oldu. Her kabile kendi putuna saygı gösterdiği gibi diğerine de saygı gösteriyordu.
**
Mekke müşrikleri politeist değil daha çok henoteist idiler. Dinler tarihçisi Max Müller tarafından terimleştirilen Henoteizm, bir tanrıya bağlanırken diğer tanrıların varlığını da kabullenmeyi tanımlar.
Müşrikler Allah’ın varlığını ve ortağının olmadığını, onun uluhiyetini, rububiyetini kabul etmekle birlikte, ona yaklaşmak için (tevessül) aracı (şefaatçı) endâd, şüfeâ gibi alt ilahlar edinmişlerdi. Günümüzdekiler gibi Allahları bir, gavsları ayrıydı.
Bu yüzden Arap müşrikleri dinleri için değil, kabile asabiyeti ve ganimet/yağma için savaşmışlardır.
***
Arapların İslam’a gösterdikleri muhalefetin temelinde şu vardı. Muhammed alt ilahları kaldırarak Mekke’nin ticari/dinî değerini yok etmesinden korkuyorlardı.
Bir diğer muhalefet nedeni kabile asabiyeti idi. Mekke’nin reisliği hep Muhammed’in kabilesinde mi kalacak? endişesi idi. Tam Mekke’nin idaresi Ümeyye oğullarına geçmiş iken şimdi hasımları olan Haşim oğullarından bir peygamber çıkmıştı.
Üçüncüsü de siyasi rekabettir. Mekkeliler Mutayyebûn ve Ahlaf fırkalarına mensuptu. Ahlaf gurubu Sasânîleri, Hz. Muhammed’in dahil olduğu kimseler de Bizans’ı destekliyordu.
Hani bugünkü cehape ve akepe gibi.
Peygamber akepe içinden çıksa cehapeliler buna şiddetle itiraz edecektir.
Ya da tersi..
Belki de cehape içinden çıkacak..
Hani müşrikler daha dindar idiydi ya..
Peygamberler hep dindarlara mücadele etmişlerdi ya..
Her ne ise .
Tıpkı bunun bir benzeri yaşanmıştı.
O tarihlerde Hicaz Yarımadası Sasânîler ile Bizans’ın nüfuz etmeye, adamları vasıtasıyla hâkimiyet kurmaya çalıştığı bir coğrafya idi..
Sayın Dr. Saadettin Merdin’in sayfasından alınmıştır.
