Yusuf Tuna ALEMDAR
Türkiye’de toplam doğurganlık hızı (TDH) 2025’te 1,42’ye inmiştir. Bu değer, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) yayımladığı serinin en düşük düzeyidir. Yıllık canlı doğum sayısı da 2014’teki 1,35 milyonluk zirvesinden 895.374’e gerilemiştir. Ulaşılan düzey, uluslararası karşılaştırmada olağandışı değildir. Bu notun tezi şudur: Asıl sorun düzey değil, düşüşün henüz plato ya da toparlanma işareti vermeden sürmesidir.
TDH, 2017’de yenilenme eşiğinin kalıcı olarak altına indiğinden bu yana istisnasız her yıl azalmıştır. Karşılaştırılan ülkelerin çoğunda eşik sonrasında duraklama ya da sığ düşüş görülmüştür. Kesintisizlik ve sekiz yıllık toplam kayıp bakımından Türkiye’ye en yakın tarihsel karşılaştırma, sıkça anılan Güney Kore değil, 1970’lerin Almanya’sıdır. Düşüş yalnızca takvim kaymasıyla da açıklanamamaktadır. Doğurganlığın tepe yaşı 20-24’ten 25-29’a kaymış, ancak ileri yaşlardaki doğumlar genç yaşlardaki gerilemeyi karşılamamıştır. Yaş profilinin bütünü aşağı inmiştir. Doğum sırası ve kuşak verisi bulunmadığından bunun yaşam boyu çocuk sayısına yansıması ölçülememektedir.
Türkiye’de doğurganlığın düşüşü çoğu zaman toplumsal bir moral sorunuyla birlikte anlatılmaktadır. Not, bu nedenle önce alternatif bir açıklamayı sınamaktadır: Doğurganlık düşüşü mutsuzlaşmayla açıklanabilir mi? Mutluluk oranı 2003-2025 arasında %59,6’dan %53,3’e, toplam doğurganlık hızı 2,09’dan 1,42’ye inmiştir.
Değerlendirme notunun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.
———————————————–
Kaynak:
https://tepav.s3.eu-west-1.amazonaws.com/upload/files/1787466857063-0.Turkiyenin_dogurganlk_acmaz.pdf
