Benim çalışma saham iktisat tarihi. Daha da özele girersek davranışsal iktisat ve iktisadî zihniyet. Ben bunun tarihini çalışıyorum.
Meslekten bir akademisyen olarak ömrümü bu işlere verdim. Halen de Türk insanının davranış kodlarını anlamak için mesai sarf ediyorum.
Osmanlı devleti 17. yüzyılda bir beka meselesi ile karşı karşıya kaldığında, bunu tetikleyen en önemli faktörlerden birisi, mevcut ekonomik yapının sistemi idame ettirecek güce sahip olmamasıydı.
Yani beka sorunu önce ekonomiye dair krizlilerle kendisini göstermişti.
İlerleyen yüzyıllarda kriz derinleşerek kapitülasyonlar ve nihayet Türkiye’nin mali iflası olan duyunu umumiye şeklinde kendini gösterdi.
Burada da yolsuzluklar, usulsüzlükler, adam kayırmalar vs. gibi bir dizi kural dışı davranış devletin bütün organlarını enfekte etmiş, sonuçta devletin uzuvları işlemez hale gelmişti.
Yani Türk modernleşme sürecinde sorun asıl olarak ilk önce bir ekonomik kriz şeklinde açığa çıkmıştı.
Bugün de bazıları beka lafını ağzından düşürmüyor. Ama onlar da pekâlâ biliyorlar ki asıl beka sorunu devlet organlarının gereği gibi işletilmemesi, içten içe bir çürümedir.
Devlet herkesin devlettir. Kimsenin babasının çiftliği değildir.
Sen devletin en üst makamlarına geleceksin, her türlü suistimali yapacaksın, sonunda yakayı istifa etmek ve görevden alınmakla kurtaracaksın.
Sorgulama yok, yargılama yok.
“Allah affetsin, aldatılmışım!”
Oh ne âlâ.
Mazeret bu.
“Aldatılmışım” lafı bu arkadaşlara mazeret ama gariban vatandaşa değil. Biri bana bu muammayı anlatsın da rahatlayalım.
Beyler, mazeretlerle meseleler halledilmez, halledilmiyor.
[i] Prof.Dr., E. Öğr. Üyesi
