Cebir ve algoritmanın kurucusu sayılan, sıfır rakamını (0) matematiğe kazandıran, Harezm (Hiva) bölgesinde doğan, Harezm Türklerinden Matematiğin babası El Harezmi bize göre aynı zamanda dönemin en önemli düşünürlerinden. Öyle ki her sözü altın değerinde. Bir misal verelim:
Bir dost meclisinde zatın biri sorar edeple Harezmi’ye:
“- Ey bilge Üstadımız, merakımızı muciptir, hoş gör bizi. Sizce insan ne ola ki?”
Büyük âlim Harezmi biraz düşünüp gülümser ve der ki:
“- Ey dostlar! İnsan güzel ahlâk sahibi ise onun değerine bir (1) diyelim. Yüzü ve endamı güzel ise yanına bir sıfır koyalım, 10 etti. Zengin ise bir sıfır daha ilave edelim. Etti 100. Soylu ve nesebi de sahih ise bir sıfır daha ekleyelim, 1000 ediyor değil mi? Ama… O kişiden ahlâk gider ise yani baştaki “bir” yok olursa o kişinin kıymeti de gider, geriye değeri olmayan sıfırlar kalır!”
Aziz Dostlar,
Dünyada ne kadar çok bol sıfırlı insansılar var!
On bir gündür bu bol sıfırlı emperyalist insansılar yüzünden Orta Doğu kana bulandı;
Okullara atılan bombalarla masum kız çocukları yandı;
Bu ahlak yoksunu bol sıfırlılar çocuklarımızı dahi yiyip kanlarını içtiler;
Küçücük kızların ABD savcılarına ağlayarak verdikleri ifadeler kan dondurucu. Ortalıklara saçıldı;
Sadece bunlar mı: Şöyle bir zamanda geriye gidelim, dünyada saldırmadıkları yer yok gibi bu zalim barbarların.
Bu bol sıfırlılar yüzünden Âdemoğlu bir türlü adam olup kendine sahip çıkamadı…
Bu bol sıfırlılar büyüğünden küçüğüne mavi gezegenimizin ve geleceğimizin belası oldular…
Ama…
Ama neticede çok kıymetli “Bir” sırrını faş eyleyip elbet hikmetini gösterecektir…
Bu ümitle yine sanat dünyasına gidelim: İki harika eser: El Harezmi’nin Hiva’daki heykeli,

Çok Sevgili Hocam Gülbün Mesara Hanımefendinin bir şaheseri…

Gözlerimize ziyafet!
Ve…Bir güzel deyişle söze virgül koyalım, Ahmet Yesevi Üstadımızdan:
“Zikrini tamâm eyleyip döndüm divâneye;
Hakk’tan başka bir şey demeyip bilmeyene,
Mumunu arayıp çırak girdim pervâneye,
Kor ateş olup, kavrulup yanıp söndüm ben işte.
Nam ve nişân hiç kalmadı, “Lâ… Lâ…” oldum;
Allah zikrini diye diye “…illâ…” oldum;
Hâlis olup, muhlis olup “…lillah” oldum;
“Fenâfillah” makâmına geçtim ben işte.”
Hayra karşı geliniz Efendim…
