Alevilik Neden İslam’ın Özüdür?

Alevîler geçmişten beri ve istisnasız şekilde “Hakk-Muhammed-Ali yolu” olan Alevîliği, “İslâm’ın özü” olarak tanımlarlar. Bu şaşmaz ve sekmez bir bilinci ifade eder.

Alevîliğin kendini İslâm’ın özü olarak tanımlaması eksik anlaşılmamalıdır. Alevîlik, kendini İslâm’ın özünde görür ama orayı parsellemez. Allah’ın varlığına ve birliğine inanan, Hz. Muhammed’in peygamberliğini kabul eden, Kur’ân ile Ehl-i Beyt’i rehber edinen ve iyi işler işleyen herkesi İslâm’ın özünde görür.

Alevilik neden İslam’ın özüdür, sorusunun cevabını birlikte cevaplayalım:

1) Vahyin Evinden İslâm’ı Öğrenmek

Bugün Alevîlik dediğimiz yapı; ilk olarak İran’ın Horasan bölgesinde Hz. Ali (a) evlatlarının faaliyetleri sonucunda Oğuz Türkleri arasında oluşmaya başlamış, oradan da büyük Türkmen göçleri ile Anadolu ve çevre coğrafyaya taşınmıştır. İslâm’ı, doğrudan doğruya Hz. Ali evlatlarından, Ehl-i Beyt’ten yani vahyin evinden öğrendi.

2) İki Emanet: Kur’ân ve Ehl-İ Beyt

Ehl-i Beyt, Alevîlikte en önemli kavramlardan biridir. Kur’ân’da Ehl-i Beyt hakkında birçok ayet nazil olmuştur. Aziz Peygamberimizin kendisinden sonra İslâm ümmetine Kur’ân ve Ehl-i Beyt olmak üzere iki emanet bıraktığına dair İslâm kaynaklarında sayısız şahitlik vardır. İşte Alevîlik; Kur’ân ve Ehl-i Beyt temeli üzerinde ve Hz. Ali evlatları eliyle İslâm’ı kabul eden Oğuz Türklerinin “yol”u olarak kendini göstermiştir.

3) İlahi Aşk’ı Merkeze Almak

Alevîliği İslâm’ın özü olarak konumlandıran gerekçelerden biri “ilahi aşk” ve onun mekânı olan “gönül” kavramı etrafında yoğunlaşır. Gönül temizliğini ve Allah aşkını merkeze alan Alevî imanı, insan gönlünü “Allah’ın haremi/evi”olarak kabul eder. Haksız yere gönül kırmayı, Kâbe’yi yıkmakla eşdeğer görür.

Alevîliğin anlam evreni, kişinin (biçimsel veya biçimsel olmayan) bütün ibadetlerini “Allah’ın sevgisini kazanmak” üzerine bina eder. Hz. Ali’nin deyimiyle; “Kalplerin Allah’ı, iman hakikatleriyle” görmesine odaklanır.

4) Öze Odaklanmak

Alevilik, Hz. Muhammed ve On İki İmam dönemlerinde yapılan uygulamaların kabuğuna yani şekline değil, hangi ihtiyaca binaen yapıldığıyla ilgilenir. Hz. Muhammed ve On İki İmam dönemlerinde ihdas edilen kurumların, bu kurumlar eliyle yapılan uygulamaların hangi sorunu çözdüğüne odaklanan Alevî pratiği, bu kurum ve uygulamaları olduğu şekli ile almaz.

Yaşadığı zamana ve mekâna göre aklı ve pratik zekâsı ile uyarlar. Hz. Ali’nin; “Çocuklarınızı kendi içinde yaşadığınız günlere göre değil, onların yaşayacağı günlere göre yetiştirin” buyruğu da Alevîliğin neden öze odaklandığını anlamak için önemli bir veridir.

5) Ahlaka Odaklanmak

Kur’ân’da ve Hz. Muhammed’in buyruklarında, şekle değil öze ve ahlaka yapılan vurgu, çıplak gözlerle görülebilecek kadar açıktır. “Bizden değildir küçüğümüze acımayan, büyüğümüzün hakkını bilmeyen. Bizden değildir bizi aldatan…”, “Zulüm ile bir şey elde eden bizden değildir” gibi sayısız hadis, öze vurgu yapmaktadır. Alevilik de güzel ahlaka odaklanarak bunun bir yaşam biçimine getirilmesini ister.

6) Dört Kapı Kırk Makam

Dört Kapı Kırk Makam, Alevîliğin yazılı kaynaklarında bütünüyle Kur’ân ayetlerine ve Hz. Muhammed’in buyruklarına dayandırılmıştır. Her makam ayetlerle ve hadislerle açıklanmıştır. Dört Kapı Kırk Makam’ı Alevîlik, sanıldığının aksine İslâm’ın kendisi olarak görmez. Bir inanç olarak da görmez. İnanç, ibadet ve ahlaki unsurlardan oluşan bir eğitim sistemidir.

Yazar
Ali Rıza ÖZDEMİR

Bu websitesinde farkı kaynaklardan derlenen içerikler yayınlanmakta olup tüm hakları sahiplerinindir. Sitedeki içerikler atıf gösterilerek kaynak olarak kullanlabilir. Yazıların yasal sorumluluğu yazara aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Kırmızlar® 2010 - 2026

medyagen