Anayasa Değişikliği Kimin Talebi?

Tam boy görmek için tıklayın.

Prof.Dr. Feyzullah EROĞLU

Anayasa, toplumsal varlığın sürdürülmesi amacıyla devletin hukuki ve yönetim yapısının ana eksenini oluşturur. Devletin temel niteliklerini belirlerken temel hak ve özgürlükleri güvence altına alır. Devlet organlarını kullanan siyasal iktidarın gücünü sınırlar ve toplumu yönetici tahakkümünden korur. Anayasalar, ülkedeki bütün yönetim sisteminin meşruiyet çerçevesini belirler.

Anayasalar, devletin kuruluş aşamasında kurucu irade tarafından oluşturulur. Toplumsal şartlarda meydana gelen değişimlere uyum sağlamak amacıyla anayasanın temel ilkelerine bağlı kalmak kaydıyla birtakım değişiklik gerekebilir. Yönetim sisteminin işleyişinde ortaya çıkacak olan krizlerin aşılmasında, ilgili sorunlarla tam bir nedensellik ilişkisi bulunan konularda kısmi değişimler yapılabilir. Çok kapsamlı ve çok sık yapılan anayasa değişikliği, devleti oluşturan resmî kurumların işleyiş düzenini bozarak yönetim ve toplumsal kargaşaya yol açabilir.

Anayasa Değişimi ve Halkın Tutumu

Geniş halk kitlesi, gündelik hayatını yaşarken anayasa maddeleriyle pek ilgilenmez. Ortalama bir vatandaş, kendi yaşantısının imkanları ile huzur ve güven içinde hayat sürmeye odaklanır. Yönetilen halk için kapsamlı bir anayasa değişikliği istek ve arzusu herhangi bir gündem oluşturmaz. Anayasa değişikliği tartışmalarında halk iradesi, yönetici ve ideolojik topluluklar için çoğunlukla bir manivela gibi kullanılmak istenir.

Anayasa Değişikliği Tartışmaları

Türkiye’de anayasa değişikliği talepleri, halktan çok, yönetici sınıf ve ideolojik topluluklar tarafından gündeme gelmektedir. Yöneticiler, toplumsal sorunlara dengeli bir çözüm getiremediği ve beklentilere cevap veremediği zaman çok sıklıkla anayasa tartışmaları başlatıyor. Yönetici sorumluluğu altında olup da gerekli önlem alınmadığından dolayı ortaya çıkan her sıkıntılı olay, öncelikle ‘kaderin’ üzerine atılır.  Yönetici yetersizliğinden dolayı gerekli düzenlemeler yapılmamış olmasından dolayı eksiklikler ise anayasaya bağlanır. Böylece, yetersizlik ve başarısızlığın üzeri dinsel kavramlarla örtülür veya anayasanın üzerine atılarak şark kurnazlığına yatılır.

Aslında yaşanan kriz ve sorunlar, çoğunlukla anayasadan bağımsız olarak yönetim yetmezliği yüzünden olur. Daha önceden alınan yanlış ya da zamanında alınmayan kararlar, sonradan birtakım sorun ve krizlere yol açar. Bu sorun ve krizler ile mevcut anayasa maddeleri arasında hiçbir mantıki neden-sonuç ilişkisi olmasa bile hemen bir anayasa değişikliği tartışması başlatılır. Buradaki amaç, öncelikle gündem saptırmak, kendilerinin yeniden seçileceği düzenlemeler yapmaktır. Bazen de fiilen yaratılan hukuk dışı yönetim tarzını meşrulaştırıcı bir anayasa yazımını ve halk tarafından onaylanmasını sağlamaktır.

Anayasadaki devletin şekli ve Türk kimliğini temsil eden maddeleri değiştirmekle ilgili bazı talepler ise bölücü ve terör örgütleri, Türklük ve cumhuriyet karşıtı cemaat ve topluluklar ile ayrılıkçı siyasal partilerden kaynaklanıyor.  Bu arada, anayasadaki devletin temel nitelikleri ve Türk kimliği hakkında gizli ajandası bulunan bir kısım siyasetçiler de yer yer bu konudaki bilinçaltı niyetlerini dışa vuruyorlar.

Bu Kadar Çok Anayasa Değişikliği de Olmaz ki!

Demokratik toplumlarda anayasa değişikliği uzun bir süre içinde oluyor. Bizim gibi demokrasinin özünden çok biçimselliğin ön planda olduğu ülkelerde ortalama bir insan ömrü içinde çok kısa sürelerde kapsamlı değişiklik yaşanıyor.

1960’dan bu yana, demokratik düzeni askıya almak suretiyle ya da toplum üzerinde yürütülen aşırı kutuplaşmaya dayalı şiddetli propaganda yoluyla kapsamlı beş anayasa değişikliği oldu. Bunlar; 27 Mayıs 1960 İhtilali sonrası 1961 Anayasası, 12 Mart 1971 Muhtırası sonrasında yapılan anayasa değişiklikleri, 12 Eylül 1980 sonrası 1982 Anayasası, 12 Eylül 2010 Referandumu, 16 Nisan 2017 tarihli Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle ilgili anayasa değişikliğidir.

Bu değişikler, yapılma nedenleriyle ilintili gösterilen hiçbir sorunu çözmediği gibi daha ağır krizlere yol açmıştır. Ayrıca, bu anayasa değişikliği ile ilgili referandumların öncesinde, anti demokratik bir kalkışma olması veya referandumun şiddetli bir toplumsal gerilim altında gerçekleşmesi oldukça ilgi çekici bir durum. Söz gelimi, 1982 Anayasası Amerikancı 12 Eylül 1980 askeri darbesinin cunta yönetimi altında, 12 Eylül 2010 Referandumu Amerikancı Fethullahçı çetenin de içinde olduğu biçimsel olmayan bir koalisyon halinde ve toplum üzerinde çok şiddetli bir toplumsal kutuplaşma altında, 16 Nisan 2017 Referandumu ise 15 Temmuz Amerikancı Fethullahçı terör örgütü kalkışması sonrasında gerçekleşmiştir. Bu son üç kapsamlı anayasa değişikliği ile Türk yönetim düşüncesinin kök paradigmalarından büyük ölçüde uzaklaşılmıştır.

Türk yönetim tarihinde, özellikle son üç kapsamlı anayasa değişikliği dalgası, küresel ve toplumsal mühendislik kapsamında yüksek gerilim şartlarında yapılmıştır. Bu yüksek gerilim ve kutuplaşmanın ne kadarı sahici, ne kadarı yapaydı? Tam olarak bilmiyoruz! Ortak noktaları ise Türk devletini kuran ve Türk Milleti’nin hakimiyetini tanımlayan 1924 Anayasasını giderek aşındırmış olmasıdır.

 Maksat Üzüm Yemek Midir? Yoksa Bağcıyı Dövmek Midir?

Anayasa değişikliği ile ilgili tartışmaların bir yönü mevcut uygulamaya yönelik istekler olurken, bir kısmının da 1924 Anayasasını etkisiz hale getirme çabası olduğu görülüyor. 31 Mart 2024 tarihli yerel seçimde, seçmen desteğini kaybeden siyasal iktidar tarafından yine bir değişiklik gündeme getiriliyor. Aslına bakılırsa, şimdiye kadar yapılan anayasa değişikliklerinde çoğu maddeler değişmiş ama 1924 Anayasasının özüne doğrudan dokunulamamıştı.

1924 Anayasası, Türk yönetim düşüncesinin temel nitelikleri ile akıl ve bilim çağının ruhuna uygun bir yönetim tarzı olarak tasarlanmıştır. Bu nitelikler, bir yüzyıl içinde değişmeyecek kadar Türk yönetim kültürünün özünü ve temel çekirdeğini oluşturur. Türk devletinin temel niteliklerini ve Türk Milleti’nin hâkimiyet hakkını güvence altına alır.

Kriz ve Anayasa Değişikliği Sarmalı

Anayasa değişikliği taraflarının -askeri cunta ya da siyaset kurumu olsun- en önemli gerekçesi, yapılacak değişiklikler ile ülkenin bütün sorunlarının çözüleceği iddiası olmuştur. Son yetmiş yıldır ülkede, adeta önce şiddetli bir kriz, hemen arkasından yönetici elitler katından anayasa değişikliği talebi yükseliyor. Ülke yönetimi krize girince, yaşanan krizle ile ilgili olarak neden-sonuç ilişkisine bakılmaksızın, ilk önce bu krizin yazılı mevcut anayasadan kaynaklandığı algısı yaratılıyor. Arkasından, yaşanan krizle doğrudan bir ilişkisi olmayan konularda anayasa değişikliği tartışması açılıyor. Anayasa değişikliği, kamu kaynaklarına dayalı güçlü bir propaganda dalgasıyla topluma onaylatılıyor. Sonradan, her derde deva gibi gösterilen ve algılatılan anayasa değişikliği sonrasında krizler bir kaosa dönüşüyor. Her kaos sonrasında yine bir anayasa değişikliği tartışması başlatılıyor. Bir toplumsal ve siyasal mühendislik kurgusu olarak gerçekleşen bir ’kriz ve anayasa değişikliği’ sarmalı yaşanıyor.

Anayasa Değil, Yönetim ve Siyaset Zihniyeti Değişmeli

Ülkemizin asıl sorunu, değiştirilmek istenen mevcut anayasa maddeleri değil, bizzat uygulamada baş gösteren yönetici yetersizliğidir. Bir defa, kavramsal olarak anayasa, kamu gücünü kullanan siyasal iktidara karşı toplumun temel hak ve özgürlüklerini korumak işlevine sahiptir. Anayasada değişiklik olacaksa bu talebin bütün Türk Milleti’nden gelmesi gerekir. Uzun süredir hükûmet olan siyasetçilerden gelmesi, büyük bir çelişki ve tutarsızlıktır.

Sonuç olarak, Türkiye’de öncelikle değişmesi gereken, ‘yönetici merkezli’ yönetim zihniyetidir. Yaratılmış olan yaygın yoksulluk ve krizlerin gölgesi altında, özellikle 1924 Anayasasının özünü değiştirmeye kalkışmak, Türk yönetim düşüncesinin ‘genetiği’ ile oynamak anlamına gelir.

————————————-

Kaynak:

https://millidusunce.com/misak/anayasa-degisikligi-kimin-talebi/

Yazar
Kırmızılar

Bu websitesinde farkı kaynaklardan derlenen içerikler yayınlanmakta olup tüm hakları sahiplerinindir. Sitedeki içerikler atıf gösterilerek kaynak olarak kullanlabilir. Yazıların yasal sorumluluğu yazara aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Kırmızlar® 2010 - 2024

medyagen