İlay AKSOY
Bu hafta başından itibaren Arnavut Halkı, Amerikan Başkanı Trump’ın kızı İvanka Trump, damadını Siyonist Jared Kushner, kendi Başbakanlarını Edi Rama ve hükümetini protesto etmek için sokaklara döküldü.
Protestolara katılan halk, koruma altında olan bölgelerde yürütülen usulsüz inşaat faaliyetlerine karşı “Arnavutluk Bizimdir” ve “Biz satılık değiliz” pankartlarıyla, her geçen gün katılım daha da artarak ülkesinin peşkeş çekilmesinden onurlu bir şekilde korumaya çalışıyor.
Peşkeş çekilmek istenen yerde aynı zamanda Narta Lagünü de bulunuyor ve lagunun etrafında yaklaşık 5,000 flamingo yaşıyor, bu da Avrupa’nın flamingo popülasyonunun %4’üdür.
Yürütülmek istenilen doğa katliamından dolayı flamingoların da hayatları tehlikeye girince protestolar kısa süre içinde halk tarafından “Flamingo Devrimi” olarak anılmaya başlandı.
Trump ailesi her ne kadar yapmak istedikleri 1.4 milyar dolarlık yatırım ülke için son derece gerekli olacağını söylese de esasında planlanan ultra lüks 1,000 villalık tatil köyü, 6-10,000 arası odalı 5 yıldızlı otel ve misafirlerin ulaşımını sağlamak için inşaa edilecek olan özel hava alanını korkunç bir doğa katliamı olmaktan yanı sıra ülkenin en stratejik Adası Siyonistlere adeta “peşkeş” çekilmesidir.
Her yolsuzluğa batmış otoriter hükümetlerde olduğu gibi halkın taleplerine kulaklarını tıkayıp, önce protestocuların arkasında “dış güçler” dedi.
Bu sefer Başbakan Rama’ya göre “dış güçler” İran olduğu iddia etmişti, ancak saçmaladığı sözler karşısında halkın öfkesinin arttığını görünce, inşaat Arnavut halkı için binlerce iş imkânı yaratacağını, onlara yabancı yatırımcıları korkutmaması gerektiğini söyledi.
Bu ikinci söylediği saçamalıklar halkı daha da fazla öfkelendirince de bu sefer, her “yamuk” lider gibi, kısmi geri adım atarak, Trump ailesi tarafından tellerle çoktan kapatılmış ve iş makinaları bölgeye sevk edilmesine rağmen “öyle onaylanmış bir proje yok, halkı galyana getiren kötü niyetli provokatörler vardır” dedi.
Oysa Başbakan Rama kendisi bizzat Jared Kushner’in şirketine 2021 yılında özel devlet statüsünü vererek devlet koruması altına aldıktan sonra, bu senenin Nisan ayında da bölgeyi “özel koruma” statüsünden çıkartan yasaları geçiren ve ardından da Kushner’in şirketine inşaat ruhsatı veren kişiydi.
Yani, “dış güçler” değil, tamamen “iç güçler” bu ihaneti gerçekleştirmişti.
Bu büyük ihanetin gerçekleşmesi için aracı olan kadro da oldukça enteresandır zira birinci dünya savaşından beri her işgal projesinin arkasında olduğu gibi yine aynı isimler bu bölgeyi de ele geçirmek için iş başındadır.
Amerikan Başkanı Donald Trump’ın kızı, İvanka Trump’ın yanı sıra, siyonist emperyalizmin adeta temsilcisi olan Jared Kushner ile birlikte İsrail’in kurulmasını resmen finanse eden Rothschild’ların torunu Baron Nathaniel Rothchild ve tabii ki bu operasyonların olmazsa olmazı olan Soros ailesi çıkıyor.
Tabii bu “elit” çevre için projeyi hayat geçiren Başbakan Rama’yı da unutmamamız gerekiyor.
Ancak söz konusu peşkeş çekilen bölge sadece Akdeniz’in büyüleyici yerlerinden birisi değil.
Sovyetlerin soğuk savaş döneminde NATO’un himayesine giren başta İtalya ve Yunanistan’ı, ve Amerika’nın 6. Filosunun hareketlerini en yakından takip edebileceği bir yerde bulunuyor.
Bunun yanı sıra Ada’nın konumu gereği, İtalya ile 70 km’lik mesafe paylaşarak, Adriatik Denizi’ni ve Akdeniz’i bağlayan OTRANTO BOĞAZI’nı kontrol ediliyor.
Bugün Otranto Boğazı, Hürmüz Boğazı veya Suez Kanalı kadar önemlidir zira
bu geçiş noktası Adriyatik Denizi ile Akdeniz arasındaki tek deniz geçici olması nedeniyle ekonomik açıdan büyük önem taşımaktadır.
Adriyatik Denizi’ne giren VEYA ÇIKAN her ticari gemi bu BOĞAZDAN geçmek zorundadır… tıpkı bugün kapatılması küresel kriz yaratan HÜRMÜZ BOĞAZI GİBİ.
Bu geçiş noktası özellikle İtalya, Slovenya, Hırvatistan, Bosna Hersek, Karadağ ve Arnavutluk için çok kritiktir çünkü bu hat üzerinden Orta Avrupa’ya ulaşan tüm ham petrol, rafine petrol ürünleri ve sıvılaştırılmış doğal gaz karayoluyla dağıtılmadan ilk olarak boğazdan giriş yapıyor.
Otranto Boğazı’nı kontrol eden bugün İran, Yemen, Somali, Mısır veya Umman kadar stratejik küresel oyun kurucu olur.
Dolayısıyla şu an Arnavutluk hükümeti, Trump’ın kızı ve Siyonist damat Kushner Ada’nın tamamen işlenmemiş ve sahipsiz olduğunu anlatsada esasında yeni bir Filistin işgal hikâyesi yazmaya çalışıyorlar.
Zira söz konusu olan Zvernec bölgesi onların analıkları gibi sahipsiz veya daha önce keşif edilmemiş değildir.
Bölge Osmanlı’dan alınan ve 1913 yılında gerçekleşen London Conference sonrası Arnavutluk’un egemenliğine geçti.
Yani, tıpkı Siyonistler Filistin’i işgal ederken “halkı olmayan topraklar, toprağa sahip olmayan halk” jargonunu yine burada da kullandığını görüyoruz.
Bugün protesto edilen anlaşmaya daha geniş açıdan baktığımızda,
İsrail’in Güney ve Kuzey Kıbrıs Adası’nda mülkiyet alması,
Güney Kıbrıs’ta askeri olarak varlık göstermesi,
Fransa’nın Güney Kıbrıs’a askerlerini konumlandırması,
Yunanistan ile yapılan askeri anlaşmalar,
İsrail-Hindistan-Yunanistan ve Güney Kıbrıs arasında yapılmak istenen Altıgen Anlaşması,
Gazze’yi işgal etme operasyonlarını,
Suriye’de devleti adeta yıkmak için gerçekleşen darbe, ülkenin kıyı bandı olan Lazikye ve Tartus’ta HTŞ tarafından Alevilere karşı yürütülen soykırım ve Lübnan’ın şu an yerle bir edilmesinin tümü Siyonistlerin Akdeniz Bölgesi’ni tamamen ele geçirme girişimidir.
Büyük İsrail projesi sadece Orta Doğu bölgesini kapsamıyor, komple Akdeniz’i de içinde alıyor, çünkü bölgenin tüm petrol ve doğalgaz yatakları ele geçirilmek isteniyor.
Bunları ele geçirirken de tüm ulaşım yollarını da tek elden kontrol edilebilmesi isteniyor.
İşte o yüzden Hürmüz Boğazı, Suez Kanalı, Bab el-Mandeb Boğazı, Malakka Boğazı ve şimdi de, Otranto Boğazı Siyonistler tarafından kontrol edilmek isteniyor.
Dolayısıyla Arnavut halkı bugün “FLAMİNGO DEVRİMİ” adı altında sokaklara dökülürken esasında Büyük İsrail Projesi’ne karşı hepimizi korumaya çalışıyor.
İşte o yüzden Arnavut halkının tam olarak neyi protesto ettiklerini çok iyi anlamamız gerekiyor.
—————————————————
Kaynak:
https://www.yenicaggazetesi.com/arnavutlarin-flamingo-devrimi-buyuk-israil-projesini-durdurabilir-mi-1038149h.htm
