Savaş, eğer adaleti gerçekleştirmek için değilse cinayettir.
Ben, barışı din edinmiş, dini barış olan birisiyim. İslam, barış demektir.
İnsan önce kendisiyle barışıktır, sonra çevresindeki herkesle, her şeyle barış, toprakla suyla barış, ayla güneşle barış ve alemlerin Yaratıcısıyla barış. Mikrodan makroya, İslam barış demektir.
Teslimiyet değil, barış.
ALLAH İSLAM YURDUNA DAVET ETMEZ
Ayet açık:
“Allah Kullarını barış yurduna çağırıyor (Yunus 10:25).”
Selam yurduna, yani barış yurduna davet eder. DARUL İSLAM’A DEĞİL, DARUS SELAM’A… Kur’an’da Darul İslam yok. Darus Selam var.
Savaş kazananı olmayan bir şey aslında. Ama ne yazık ki insanoğlu 13.000 yıldan beri hep savaşır. Savaş insanın icat ettiği bir şeydir. Ve insan, mülkiyeti icat ettiğinde, devleti icat ettiğinde, savaşı da başlattı.
KİMİN YANINDA OLACAKSIN?
İçinde yaşadığımız bu günlerde bir savaşa şahit oluyoruz. Ve bakıyorum kafalar ve söylemler çok karışık.
Neden? Niye karışır ki? Cevap belli; ilkesizlikten. Eğer ilkelerle hareket etse kafa hiç karışmaz, doğru bakar?
“Kim olursa olsun mazlumdan yana, kim olursa olsun zalime karşı.”
Bugünün mazlumu dün zalimdi, ona dün karşı olacaksın, bugün yanında olacaksın.
Bu kadar açık, bu kadar belli. Saldırgan suçludur.
Ve dünyanın emperyalizm diye bir problemi var. Tüm emperyalizmlere hayır demek zorundadır vicdan sahibi her insan.
KİMDEN YANASIN? AÇIK, NET VE BELLİ:
İran rejimi eğer masum vatandaşlarının ve muhaliflerin üstüne gidiyor, onlara zulmediyorsa İRAN’IN KARŞISINDA o masumların ve muhaliflerin yanındayım.
Ama küresel güçler kalkıp da İran’da çocukları öldürüyorsa, İran’ı yerle bir etmeye kalkıyorsa, koca bir halka ateş kusuyorsa İRAN’IN YANINDAYIM.
Bu basit. Çok zor bir şey değil ki.
Ama mezhep farkımız var, ama onlar Şii ama biz Sünni’yiz. Allah, sizin Sünniliğinizi de, Şiiliğinizi de bildiği gibi yapsın desem haksız mıyım?
Bu mezhepçilik belası bizi hep yerden yere vurdu. Bizim belamızdır bu. Kör etmiş gözlerimizi. Aradan 1300 sene geçti, 2026 yılındayız, siz hâlâ orada mısınız ya?
İstanbul’da iki avanak yeniçeri bir Yahudi’yi dövüyorlarmış. Döverken de diyorlarmış ki; “Siz İsa Efendimizi nasıl öldürürsünüz? Zavallı Yahudi demiş ki; “Yahu o 2000 sene önceydi”. “Olsun demiş, ben yeni duydum.”
Konu çok net, çok açık; “Eğer zalimse, eğer haksızsa ona karşı olmak sadece Müslüman olmanın gereği değil, insan olmanın gereğidir.”
İnsanız ve vicdanımız var. Bir yerde haksız bir canın alınmasına hayır demiyorsanız aslında kendi canınıza kıyıyorsunuz demektir.
Zira içinde yaşadığımız dünyada olup bitenlere bigâne kalmak apolitik olmak falan değil, vicdansız olmaktır. Bunun adını apolitik olmak koymayın. Politik olmak değildir, “bir haksızlığa hayır demek, İnsan olmaktır.”
Rabbimiz! Kafalarımızı açık ve berrak et. Bize basiret (aklın görmesi) ve feraset (gözün arkayı da görmesi) lütfet. Biz Seni övüyor ve çok seviyoruz Allah’ım.
Ankara, 08 Mart 2026
Prof. Dr. Orhan ARSLAN
