Bir Konser Hatırası

Konser vermek kolay değil tabi.

Eskişehir’de amatör bir koromuz vardı. Sesi fena olmayan insanları bulacaksın. Çalışmalara muntazam gelmek lâzım. Şarkı seçimi, sıralaması önemli. “Ben niye solo şarkı söylemiyorum” diyenlerin nazını çekeceksin. Sazlar “piyasa” çalmayacak. Çok emek vereceksin. Aylarca uğraşacaksın bir konser vermek için.

Konser salonu bulacaksın, davetiyeler, afişler hazırlayacaksın. Protokole vereceksin, bir kısmı gelmeyecek, yerleri boş kalacak. Gelenler parmak uçlarıyla lütfen alkışlayacak. Ses düzeni iyi olmalı. vs. vs.

Yine bir konser hazırlığımız vardı, tanınmış bir bestekârımızla konuştuk, onun eserlerini seslendireceğiz, o da konserimize teşrif edecek.

Aylarca çalışıldı. Hangi eserlerin seslendirileceğine beraberce karar verildi. Bestekârımızın hangi günler uygun olduğu, Eskişehir’e ne şekilde getirileceği konuşuldu. Ara ara irtibat sağlandı. Kendisinden tarih alındı, yer tutuldu, davetiyeler hazırlandı, bestekârımızın da konserde bulunacağı ilan edildi. Her şey mükemmel.

Konsere iki gün kala sayın bestekâr gelemeyeceğini söyledi. Hani Napolyon mağlup olan askerlerine nedenini sormuş, “on dokuz neden var” deyince, saymalarını istemiş. “1- Barutumuz yoktu” deyince gerisini saydırmamış ya , işte öyle bir şey.

Tekrar tekrar görüşüldü, bir çok bahane var. Mustafa Sari Bey yazmış;

“Kutsal bahaneler, Tanrıya adanmış sebepler uydurmada üstümüze yok… Özür ve kabahatimizi bir kutsala sarıp sarmalarken şeytanın bir köşede bize bakıp parmaklarını ısırdığından emin olabilirsiniz…

Kuskusuz örneği çoktur ama son zamanlarda benim tanık olduğum en iğrenç özür dileme biçimi…

Tiksiniyorum…

Bu tür bir bahane işte.

Bir kaç gün sonra da gazetelerde bestekârımızı eğlenirken görmüştük bize gelemediği günde.

Esas Nevzat Atlığ’ın verdiği konserden sonra Necmettin Hacıeminoğlu’nun gazetede yazdığını koyacaktım da lafı dolandıra dolandıra buraya getirdim.

13.7.1974 de Ortadoğu Gazetesinde şunları yazmış Necmettin Hacıeminoğlu;

“Hisarlara Karşı

İstanbul Festivali’nde nasıl olmuşsa klasik Türk musikisine de yer vermişler. Konseri Dr. Nevzat Atlığ hazırladı ve 7 Temmuz’da Rumeli Hisarı’nın burçlarını çınlatarak sundu.

Biz de bu ecdat çeşmesinden içtik; fakat doymadık. Hakikaten serin kaynak sularını avuç avuç ve yudum yudum içer gibi dinlediğimiz konser ‘fevkalede’ sıfatı ile dahi anlatılamayacak kadar güzeldi. Onun için doyamadan ayrıldık.

Görüştüğümüz herkes aynı duyguyu dile getirdi: ‘Doyulmuyor ki, sabaha kadar sürmeliydi.’ Tabii güzel olan, insanı büyüleyen yalnız konser ve okunan eserler değildi.

Bir kere mekân, muhteşem Osmanlı medeniyetinin asırların üzerinden aşıp gelen burçlarından biri… Karşınızda da Anadolu Hisarı… Kulağınız ney ve tambur sesiyle mest iken, gözleriniz hisarlarda… Zihniniz, milli hafıza ve hatıranız ise tarih sayfalarını çeviriyor.”

Yazar
Mehmet Ali KALKAN

Eskişehir'de doğdu. Eskişehir Gazi İlkokulunu, Tunalı Ortaokulunu, Motor Sanat Enstitüsünü ve Çukurova Üniversitesi Mühendislik Bilimleri Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümünü bitirdi (1980). Bir müddet Eskişehir Belediyesinde ... devamı

Bu websitesinde farkı kaynaklardan derlenen içerikler yayınlanmakta olup tüm hakları sahiplerinindir. Sitedeki içerikler atıf gösterilerek kaynak olarak kullanlabilir. Yazıların yasal sorumluluğu yazara aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Kırmızlar® 2010 - 2024

medyagen