Türk halk müziği repertuarımızda bulunan Rumeli türkülerinin ilk kaynak kişisi Kemal Altınkaya’dır. 40’lı yıllarda Ankara Radyosunda görevli olup Muzaffer Sarısözen’e yakın olması nedeniyle, Sarısözen kendisinden Rumeli türküleri derlemiş ve bunlardan 20 kadarını notaya alarak TRT Türk Halk Müziği repertuarına aktarmıştır. Ancak radyo dinleyicileri, Rumeli türkülerini hayret uyandıracak biçimde taze, canlı ve bir o kadar da nüanslı bir biçimde okuyan Arif Şentürk’ü tanıyıncaya kadar, bu türkülerin orijinal okunuşlarını dileyememiş, Rumeli halkının sevimli dilleri ve üsluplarındaki güzelliğin zevkine varamamışlardı.
Şimdiki gibi hatırlıyorum. 1978 yılı mart ayının bir gününde, İstanbul Radyosundaki odama uzun boylu, sarı saçlı, yeşil gözlü yakışıklı bir delikanlı girdi. Her şeyden öce Rumeli ağzını sevimli bir şekilde kullanarak, şaşırtıcı bir güzellikle kendini takdim eden bu genç, Makedonya’nın Kumanova kasabasında doğup, 1956 yılından beri Türkiye’de yaşayan Arif Şentürk’tü.
Makedonya’nın Kumanova kasabasındaki bir Türk okulunda ilk ve ortaöğretimini tamamladıktan sonra 1956 yılında ailesiyle birlikte Türkiye’ye göç eden Arif Şentürk’ün Annesi Boşnak, babası Arnavut asıllıymış. Önce Kırklareli’ye yerleşen aile daha sonra İstanbul’un Zeytinburnu semtine taşınmış. Önceleri esas mesleği olan berberlik yaparken Bakırköy ve Yeşilköy Halkevi Müzik Okullarına devam etmiş. Boşuna değilmiş demek, yanıma geldiğinde sunduğu türküleri düzgün okuyordu.
Yeryüzünde birbirinden çok uzak ülkelerde olan milyonlarca Türk’ü duygu ve ruh ekseninde birleştiren ve aralarındaki kardaşlık duygusunu her zaman uyanık tutan en önemli kültür ögesi şüphesiz ki Türk dilidir. Ancak hemen peşinden gelen en önemli kültür unsurunun da müzik olduğunu unutmamak gerekir.
İnsanlık tarihinin başından bugüne kadar meydana gelen siyasi ve sosyal olaylar sonucunda, uzun yıllar yabancı devletlerin azınlık kurallarına bağımlı olarak yaşamış, veya yıldırıcı yönetimlerin zoru ile özgürlüğü ve bağımsızlığı elinden alınmış olarak çeşitli ülkelerde yaşamak zorunda kalan Türk toplulukları, uğradıkları insafsız baskılara rağmen, özellikle dil, edebiyat ve müzikte yaşama gücünü devam ettirmesini bilmişler ve bir çoğu bağımsızlıklarına kavuşmuşlardır. İşte Arif Şentürk böyle bir toplumun evladıydı. Sesinde ve dilinde bu hayatın izleri vardı. Odamda yalın bir biçimde “Aman Bre Deryalar” derken sevgilisinden ayrılmış, yurdundan yuvasından koparılmak zorunda bırakılmış, hıçkırarak ağlayan genç bir sevdalı gibiydi. Bu ses ve üslup karşısında duygulanmamak mümkün değildi. Kısa bir sohbetten sonra kendisinden bir radyo programı almak üzere 28 Mart 1978 gününe randevu verdim. Güzel bir kayıt yapıldı. Radyo bünyesinde ilk defa böyle orijinal ağızla Rumeli türküleri kaydedilmişti. Bu kayıtla Şentürk artık televizyon programcılarının peşini bırakmadıkları bir sanatçı olmuştu. Türkiye onu bu türküyle tanımış, bu türküyle sevmişti.
Aman bre deryalar kanlıca deryalar, biz nişanlıyız / İkimiz de bir boydayız, biz delikanlıyız…
Ancak toplumun gösterdiği büyük ilgi karşısında, bununla kalmayan, yeni türküler derleyerek, birçok albümler yapan, uzun süre hazırlayıp sunduğu TV programlarıyla Rumeli türkülerinin Türkiye’de ve dünyada tanıtılmasına hizmet eden Arif Şentürk, ne yazık ki 15 Şubat 2022 günü İstanbul Yedikule Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde hayata gözlerini yumdu. Ruhu şad olsun.
Dr. Mehmet ÖZBEK
