Biri Âkif Biri Ârif Önsözü

Tam boy görmek için tıklayın.

Bu kitapta, edebiyatımızın iki önemli şairi Mehmet Âkif Ersoy ve Arif Nihat Asya hakkında yazdıklarımızın bir kısmı yer alıyor.

İki şairin hayatları ve sanat anlayışları arasında ilgi çekici yakınlıklar var:

Adlarının yazılışı tek harf değişikliğiyle aynı: “Âkif” (عاکڧ) sebat eden, sabırlı, adanmış, ıslah edici, gayretli, ibadette kararlı gibi anlamlar taşıyor. “Ârif” (عارڧ) çok anlayışlı, hakkıyle bilen, kavrayışı geniş, manevi gerçekleri görendemek. Her iki isim de “içi dolu” adlardandır. İkisinin de ön adı “övgüye lâyık, övülmüş, yüceltilmiş” anlamlarına gelen “Mehmet”tir.

1920’de Ankara’ya giden Âkif, daha sonra, ailesini Kastamonu’ya yerleştirmişti. Hafta sonları oraya gider, Açıksöz gazetesi yazıhanesinde sohbetler eder, Nasrullah Camii’nde ve Ankara’dan verilen görev gereği çevredeki camilerde vaazlar verirdi. O yıllarda Kastamonu Sultanisi öğrencisi olan Mehmet Arif (daha sonra Arif Nihat olacak) hem Açıksöz yazıhanesindeki sohbetlere katılmış hem de Nasrullah Camii’nde Âkif’in vaazlarını dinlemiş, her iki mahfilde Millî Mücadele’nin heyecanını gönülden duymuştur. Bu heyecan Kastamonu’da yazdığı şiirlerin çoğunda açıkça hissedilir.

Biri İstiklâl Marşı’nın (1921) biri Bayrak şiirinin (1937) şairidir. İkisi de bayrakla konuşur. Bu iki şiir dolayısıyla, Âkif, “istiklal şairi”, Arif Nihat “bayrak şairi” olarak anılıyor. İstiklal yoksa bayrak, bayrak yoksa istiklal olmaz. İki şiirin de hedefi ortaktır. Ayrıca, Âkif’in “nazlı hilâl”i ile Arif Nihat’ın “yüksek yerlerde açan çiçeği”nin kökü birdir.

 İstiklâl Marşı Millî Mücadele’nin ortasında, Bayrak şiiri Hatay’ın ilhakından birkaç yıl önce yazıldı. İki şiire ilham veren temel duygu bağımsızlık ve özgürlüktür.

Âkif bütünüyle, Arif Nihat belli ölçüde zor zamanların şairidir. İnsan, içine doğduğu ortamın maddi-manevi havasını soluyarak yaşar. Sanatçı ise bu havaya çok daha derinden bağlıdır. Bu bakımdan, sanatçıların beslendikleri, ilham aldıkları ortamdan koparılmadan değerlendirilmesi gerekir. Bir sanatçının öfkesini, korkusunu, tutkusunu, atılganlığını, gözü karalığını çevrenin etkilerini de göz önüne alarak anlamlandırmak işimizi kolaylaştırabilir. Elbette, tüm bunlara rağmen edebi eserin de yazarın da “kendisi” olduğunu gözden ırak tutmadan.

Arif Nihat’ın kendi gençlik dönemine de dolaylı bir işaretle söylediği “Bir iman buhranı içinde yuvarlanan yıllarımıza uzaklardan ışık tutanlar bu milletin duasını almakta devam edecek …” (Asya,1976a :36) sözleri, Mehmet Âkif’in hem kendi hem de o yıllardaki Kastamonu gençliği üzerindeki etkisini dile getirmektedir. Ona göre Âkif ölmemiştir ve onun şiiri “biz”i anlatmaktadır: “Şi’rin, bizi yazmıştı hayâtında senin! / Millet, baba kaybetti vefâtında senin! / Hâlâ okuruz, ağlayarak kendimizi, / Ey ölmemiş Âkif, Safahât’ında senin! (Asya, 1976b :203)

 

Arif Nihat, “Akif’in Mezarı” başlıklı yazısında dakonuyla olan yakın bağlantısını şöyle anlatır:

“Ankara’dan, sık sık, ailesini görmeye gelmesi sayesinde Akif’i arasıra görürdük.

Kastamonu’nun Açıksöz gazetesi sahipleri Hüsnü ile Hamdi, onun bu alâkasını nimet bilerek, kendisinden söz açarlar ve her gelişinde gazetelerini yeni doğmuş bir şiiriyle süslemek için çırpınırlardı.

Hamdi ve Hüsnü Ağabeylerden Allah razı olsun ki, emekleriyle, rahmetlinin bazı şiirlerinin ilk okuyucularından olmak bahtiyarlığına erdik… ‘Asım’da çıkan ‘Kır Ağasının Rüyası’, bunlardandı.

Akif’in o yıllar, Nasrullah Camii’nde din, millet ve cihat vaazları da verdiği olurdu.

(…) Ben ki naçiz, adımın bir harf farkıyla, adına benzemesini kendim için, bir müddetten beri şeref bilmekteyim. Fakat, benim böyle düşünmemin ne değeri var? Aslolan, bu tesadüfî benzeme hakkında O’nun ne diyeceğidir. (Asya,1976c:37)


            Âkif, “Yumuşak başlı isem kim dedi uysal koyunum? / Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boynum” demişti. Arif Nihat’ın “Bu baş, meziyetin önünde eğilmiş, kuvvetin önünde eğilmemiştir.” (Asya, 1975a:122) sözleri -ikincisi biraz daha kişisel olmak üzere- hayata bakış yönünden akrabadır.

Arif Nihat, sanat hayatının yarısından fazlasını taşrada geçiren, geniş kitlelerin dünyasını iyi bilen ve bu dünyaya isteyerek dahil olan bir şairdi. “Her kim ki bu halk için yazar, halkın olur; /Aydınlatabildiyse eğer, aydın olur… / Muhtâc değildir eli, altın kaleme: / Kullandığı her kalem onun altın olur!” (Asya, 1976b :295) mısraları, onun sanatın toplumla olan ilişkisinden ne anladığını özetlemektedir.

Âkif’in de hayatının bir kısmı taşrada geçmiştir. Etrafa çok geniş bir gözlem penceresinden bakar. Milletin içinde bulunduğu zorlukları ve sanatın zamanın şartlarına bağlılığını ne kadar yakından bildiği, bu kitabın “Millî Mücadele ve Mehmet Âkif” bölümünde künyesini verdiğimiz “Edebiyat” yazısında açıkça dile gelmiştir: “Şiir için, edebiyat için ‘süs’, ‘çerez’ diyenler var. (…) Bizim gibi aç çıplak milletlere süsten çerezden evvel giyecek, yiyecek lâzım.”

İki sanatçı arasında daha birçok yakınlık, ortaklık bulmak mümkündür. Aralarındaki yaklaşık otuz yıllık yaş farkına rağmen -özellikle 1908-1923 arasında-karşılaştıkları büyük olaylar ve yangın yerine dönmüş olan vatanın içinde bulunduğu ortam onları aynı şekilde yoğurmuştur. Elbette, Âkif’in otuz yıllık yaş farkı onu öne çıkaracak bir birikim yaratmıştır. Bu bakımdan, iki şairin aynı kitapta ele alınması, bir bakıma, hoca ile öğrencisinin asra yakın bir süre sonra yeniden buluşması olarak görülebilir.

Saadettin Yıldız

Kaynaklar:

Asya (1975a). Top Sesleri, Arif Nihat Asya Bütün Eserleri Çekirdek:1, İstanbul: Ötüken Yayınevi

Asya (1976a).  Ayın Aynasında, Nesirler:4, Arif Nihat Asya Bütün Eserleri, İstanbul: Ötüken Yayınevi

Asya (1976b). Yerden Gökten, Arif Nihat Asya Bütün Eserleri, Şiirler:7, İstanbul: İstanbul: Ötüken Yayınevi

Asya (1976c). Aramak ve Söyleyememek, Arif Nihat Asya Bütün Eserleri Çekirdek:2, İstanbul: Ötüken Yayınevi

Yazar
Saadettin YILDIZ

Saadettin Yıldız, 1946 yılında Sivas Şarkışla Demirköprü köyünde doğdu. Yedi sekiz yaşlarındayken, öğrenim için köyünden ayrıldı. İlkokuldan sonra hep yatılı okudu. Pamukpınar İlköğretmen Okulu'nu, Ankara Yüksek Öğretme... devamı

Bu websitesinde farkı kaynaklardan derlenen içerikler yayınlanmakta olup tüm hakları sahiplerinindir. Sitedeki içerikler atıf gösterilerek kaynak olarak kullanlabilir. Yazıların yasal sorumluluğu yazara aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Kırmızlar® 2010 - 2025

medyagen