Gölyüzü Türbesi
Gölyüzü Türbesi, Bolu merkezde bulunan Gölyüzü Camii içinde yer alan kabirlerden oluşmaktadır. Burada Hamdi Baba, Şeyh Kâmil Efendi, Şeyh Karamânî, Şeyh Hüseyin Efendi, Şeyh Ahmet Efendi, Şeyh Mehmet Efendi, Şeyh Mehmed Tâhir Efendi ve Şeyh Hamdi Efendi’nin kızının kabirleri yer almaktadır. Bu türbenin hemen dışında, bahçe kısmında ise Şeyh Osman Efendi’ye ait bir kabir bulunmaktadır.
Bu türbedeki mezarlarda yatan zâtların kim olduğuna dair elimizde net bilgiler yoktur. Bu mezarlardan bahseden kaynaklar bunların genelde Halvetî-Şabânî yoluna mensup zâtların sandukaları olduğunu söylemektedir. Sandukalarda bulunan tâc-ı şeriflere bakılacak olunursa bunun böyle olduğu ve hep böyle kabul edilegeldiği tahmin edilebilir. Ancak burada yatan zâtlarla ilgili elimizde pek fazla malumat bulunmadığını, bu hususta başka belge ve bilgilere ihtiyaç duyulduğunu söylemek gerekir.
Gölyüzü Türbesinin İçi.
Bolu’da Gölyüzü yatırlarının da içinde bulunduğu yere Sokullu Mehmet Paşa tarafından bir külliye yaptırılmıştır. Dergâhın bu yapılar topluluğu içinde olduğu söylenebilir.
Burasının bir Halvetî tekkesi olduğu birçok kaynakta vurgulandığına göre en baştan itibaren caminin ve burada bulunan dergâhın bu tarike ait olduğunu söyleyebiliriz. Türbenin bulunduğu camii Bolu’da daha çok Tavil Mehmed Paşa Camii olarak anılacaktır. Bilindiği üzere Sokullu Mehmed Paşa, Tavil Mehmed Paşa diye de bilinmektedir.
Sokullu Mehmed Paşa, 1579’da vefat etmiş ve Osmanlı Devleti’nin yükseliş zamanlarına damga vurmuş bir sadrazamdır. Kendisi birçok hayır eseri yaptırmıştır. Yaptırdığı ve tanzim ettirdiği hayır eserlerinden ve vakıflardan birisi de Bolu, Gölyüzü mahallesinde bulunan Tavil Mehmed Paşa Camii ve vakfıdır.
Tavil Mehmed Paşa vakfının ve caminin ne zaman tanzim edildiği ve yapıldığı tam olarak bilinmemektedir. Ancak vakfın 16. yüzyılın ikinci yarısında düzenlendiği tahmin edilebilir.
Bu vakfa ait tekkede tarih boyunca birçok mürşid-i kâmilin vazife yaptığı, onların burada Hak tâliplerini irşat ettiği anlaşılmaktadır. Bugün Gölyüzü Camii içindeki sandukaların her ne kadar hayatları hakkında çok az malumat olsa da Halvetî yoluna veya başka tasavvuf yollarına mensup olan zâtlara ait olduğunu söyleyebiliriz.
Bu tekke, Bolu’da Gölyüzü Hisaraltı Dergâhı sebebiyle “Aşağı Tekke” olarak da anılmıştır. Hisaraltı Dergâhı ise “Yukarı Tekke” olarak bilinmektedir. Bolu’da Kabadayı Tekkesi de denen Yukarı Tekke’den günümüze herhangi bir iz ulaşmamıştır. Bu tekkenin bânisi Kabadayızâde Şeyh İbrâhîm Efendi’dir. Bu tekke hakkında bir salnâmede şu bilgiler kayıtlıdır:
“Gölyüzü Hisâraltı Dergâhı Gölyüzü mahallesinde muhâsebeci Rasih Efendi vâsıtasıyla an cemâ’ate (1305) târîhinde inşâ edilmişdir. Tarîkatı Şabânîdir. İlk defa olarak tarîk-i Şabânî meşâyih-i azâmından Kabâdayızâde Şeyh İbrâhîm Efendi icrâ-yı meşihat etmişdir. Bu zât Kastamonu’da hazret-i Pir Dergâhında medfûndur. El-yevm mahdûmu Sâlih Efendi postnişîn bulunmaktadır.”[1]
Burada Kabadayızâde Şeyh İbrahim Efendi’nin, Bolulu İbrahim Şevkî Efendi’yle karıştırıldığı görülmektedir. Kastamonu’daki âsitânede medfun olan İbrahim Şevki Efendi, Mudurnulu Halil Rahmî Efendi’nin halifesidir. Mürşidinin vefatından sonra bir süre Mudurnu’da irşat faaliyetinde bulunmuş, daha sonra Bolu’ya gelerek Soku’da yaptırdığı bir zaviyede irşat faaliyetlerine devam etmiştir. İbrahim Şevkî Efendi, Kastamonu’daki âsitânede vazife yapan Mehmed Said Efendi vefat edince o zamanlarda henüz dokuz yaşında olan oğlu Mehmed Atâullah Armay’a vekalet etmek üzere Kastamonu valisi Abdurrahman Paşa tarafından oraya davet edilmiştir. 1896 senesinde burada vefat eden İbrahim Şevkî Efendi, türbe içine defnedilmiştir. Onun hayatıyla ilgili bilgi veren kaynaklarda Gölyüzü Hisaraltı Dergâhında vazife yaptığına dâir herhangi bir bilgiye rastlanmaz. Dolayısıyla bu iki İbrahim Efendi’nin birbiriyle karıştırıldığı görülmektedir. Bolu Livâsı Salnâmesi’ndeki bu durum ne yazık ki, daha sonra Gölyüzü dergâhları ve Kabadayızâde İbrahim Efendi’yle ilgili araştırmalarda da tekrar etmiştir.[2]
Bizim burada asıl söz konusu etmek istediğimiz husus, Gölyüzü Tekkesi veya Gölyüzü Dergâhı’dır. Aşağı Tekke de denen bu Gölyüzü Dergâhı ile ilgili Bolu Vilâyeti Salnâmesi’nde şu bilgiler yer alır:
“Gölyüzü Mahallesi’nde Sokullu Mehmed Paşa tarafından inşâ edilmiştir. Tarîkatı Şabânî, nâm-ı diğerle Halvetî’dir. Aynı mahalde iki dergâh bulunduğundan birbirinden tefrik için buna Aşağı Dergâh ismini verirler. Malûm olan meşâyıhı: Karaman Halvetî lakabıyla marûf Dâvud Halvetî veya Karamanî Hazetleri’nden sonra sırasıyla Şeyh Hamdî Efendi, Tarîk-i Nakşibendî meşâyıh-ı kibârından Şeyh Hüseyin Efendi, Şeyh Ahmed Efendi, Şeyh Mehmed Efendi, el-yevm post-nişîni de Şeyh Hacı Hâfız Emîn Efendi’dir.”[3]
Bu bilgiler bize, Gölyüzü türbesinde medfun bulunan Şeyh Hamdi Efendi’nin Mudurnulu Dâvûd-ı Halvetî (vefatı 1508) hazretleri ile bir ilgisinin olduğunu düşündürmektedir. Bazı araştırmacılar bunun pek mümkün olmadığını ifade etse de bu bilgiyi şu an için kestirip atmak pek de mümkün değildir.
Kaynaklarda Dâvud-ı Halvetî’nin Hamdi Efendi diye bir halifesinden bahsedilmez. Yalnız burada “Karamanî” ifadesi dikkat çekmektedir. Bilindiği gibi Dâvûd-ı Halvetî hazretlerinin mürşidi Habîb-i Karamanî hazretleridir ve hazret Amasya’da medfundur. Buradaki ifadenin kimi ifade ettiği tam olarak anlaşılamamaktadır. Yalnız burada Hamdi Efendi’nin Dâvûd-ı Halvetî ile bir bağının olduğu sonucunu çıkarabiliriz. Belki de Hamdi Baba, onun halifelerinden birisinin halifesi idi. Yalnız bu konuda daha net bilgi ve belgelere ihtiyaç vardır.
Buraya bir yorum olarak kaydettiğimiz bazı hususlar, bu türbede yatan zâtların hayatı ve tasavvufî faaliyetleri hakkında elde neden hemen hiçbir bilgi olmadığını da kısmen izah etmektedir. Aradan geçen zaman ve yazılı belgelerin olmaması dolayısıyla buradaki zâtlar hakkındaki bilgiler unutulmuş ve hafızalardan silinmiş olmalıdır. Ancak türbe içinde yatan zâtların burada faaliyette bulunan mürşitler olduğu bilgisi önemlidir. Yukarıdaki bilgilerden hareketle aslında daha çok bir Halvetî tekkesi olarak hizmet veren yapının zaman zaman Nakşî şeyhlerine geçtiğini de anlayabiliriz.
Burada yatan zatlarla ilgili, arşivlerde yapılacak bazı çalışmalarla yeni bilgiler elde edilmesi ihtimal dâhilindedir. Nitekim Tavil Mehmed Paşa Camii ve vakıflarıyla ilgili arşivlerde bazı vakıf belgeleri vardır. Bu camideki türbede yatan zâtlarla ilgili olabileceği düşüncesinden hareketle burada yer alan birkaç isimden söz etmek istiyoruz.[4]
Gölyüzü Camii’nin bahçesinde Şeyh Osman Efendi adına bir mezar bulunmaktadır. Tavil Mehmed Paşa Camii’nin vakıf belgelerinin 14 Nisan 1706 tarihine ait olan bir belgesinde bir Şeyh Osman Efendi’den söz edilir. Şeyh Osman Efendi, bu belgeye göre caminin vaizidir. Yine bu belgeye göre Şeyh Osman Efendi Bolu’daki Tahta Köprü Mezrası’nın mezradarlığını talep etmektedir. Onun bu talebi söz konusu belgeye göre kabul edilmiştir. Eğer bu Şeyh Osman Efendi, caminin bahçesinde yatan zât ise onun hayatı kısmen de olsa aydınlığa kavuşmuş olmaktadır.

Burada yanlış anlaşılabilecek bir durumun önüne geçmek üzere şöyle bir açıklama yapmak durumundayız:
Bilindiği üzere Halvetî Şabânî geleneğinde mürşid-i kamiller zaman zaman “aziz” diye de anılır. Geredeli Aziz Hacı Halil Efendi, Kuşadalı Aziz gibi… Bunun pek çok tarikte de böyle olduğunu söyleyebiliriz. Hem bu durum hem de Halvetî mürşitlerinin genelde mahfî yani halktan uzlet ederek yaşamaları zaman zaman araştırmacıları hatalı yorumlara götürebilmektedir. Bazı araştırmacıların bu yatırların, Türklerin buraya gelmesinden önce burada yaşayan önemli zâtlara ait olduğu düşüncesi bizce son derece yanlıştır. Bir de Gölyüzü Camii ve tekkesi oldukça önemli bir vakıf ve tekke olarak dikkat çeker. Burada uyanan çerağ daha sonraki zamanlarda da devam etmiş, yapı tekke veya zaviye olma özelliğini uzun bir zaman korumuş olmalıdır. Gölyüzü yatırları içerisinde en çok dikkat çeken isim ise kendisiyle ilgili bazı anlatıların olduğu Şeyh Hamdi Baba’dır.
Hamdi Baba
Şeyh Hamdi Baba’yla ilgili elimizde pek fazla bilgi bulunmamaktadır. Bazı kaynaklarda onun Nakşî veya Halvetî şeyhi olduğuna dâir kayıtlar yer alır. Ancak bu durum kesin değildir. Hamdi Baba’nın Mudurnulu Davûd-ı Halvetî hazretleriyle olan bağlantısı eğer doğruysa onun 16. yüzyılda yaşadığını söyleyebiliriz.
Şeyh Hamdi Baba’yla ilgili elimizde pek fazla bir bilgi yoktur. Gölyüzü türbesinde “Şeyh Hamdi Baba’nın Kerimesi” adına bir sanduka bulunmaktadır. Buradan hareketle onun evli olduğunu ve en azından bir kızının dünyaya geldiğini söyleyebiliriz. Aşağıda kaydedeceğimiz ve ona izafe edilen dörtlük ve beyitlerden hareketle Şeyh Hamdi Efendi’nin Bolu’da yaşayan mutasavvıf şairlerden olduğunu tahmin ediyoruz. Ancak elimizde onun başka herhangi bir manzumesi yoktur.
Şeyh Hamdi Baba’yla ilgili Bolu’da dillerden düşmeyen bir rivayet mevcuttur. Bu rivayet şöyledir:
Anlatıldığına göre, Şeyh Hamdi Efendi gündüz gece yüksek sesle zikredermiş. Onun komşuları bu durumdan rahatsız olmuşlar ve şeyhi Bolu mutasarrıfına şikâyet etmişler. Mutasarrıf, Şeyh Hamdi Baba’yı bir gün huzuruna çağırmış ve şeyhe “Efendi Baba, geceleri biraz gizli zikrediver. Senin hakkınızda şikâyet var!” demiş. Şeyh Hamdi Baba bunun üzerine şu şiirini okumuş:
Gurap gibi ötmek ile
Kul hakkını yutmak ile
Gece gündüz yatmak ile
Huri dizar bulunur mu
Ehli tevhidin cengine
Haktan ömrün su ine
Emri fetva verilirse
Soru hesap sorulur mu
Bülbül gibi ötmeyince
Derdine dert katmayınca
Gece gündüz gitmeyince
Dost eline erilir mi
Emr-i fetvâ verilirse
Çâre nedir sorulursa
Hamdi bu yolda ölürse
Soru hesap sorulur mu
Bu dörtlüklerin yanı sıra aşağıda vereceğimiz mısraların da Hamdi Baba’ya ait olduğu Bizim Mahalle Dergisi’nde kaydedilmektedir:
Evliyanın nazarına
Ermeyince durulur mu
İçüp aşkın şarabını
Kanmayınca durulur mu
Esrik eder aşk adamı
Yanmayınca durulur mu
Şeyh Hamdi Efendi, bu şiirini okuduktan sonra “Dön ya mübarek dön!” deyince mutasarrıfın sarayı, hemen fırıl fırıl dönmeye başlamış. Mutasarrıf oldukça korkmuş ve “Aman şeyhim ne yaparsan yap, serbestsin!” demiş. Fakat Şeyh Hamdi Efendi bu kerametiyle artık ifşa olmuştur. Onun bu hadise üzerine orada ruhunu teslim ettiği söylenir.[5]
Sonuç olarak Bolu merkezde bulunan Gölyüzü türbesindeki yatırlar ve Şeyh Hamdi Baba’yla ilgili elimizde net bilgiler mevcut değil. Fakat bu mekânın Osmanlı’nın Bolu’daki önemli vakıflarından birisi olduğunu, uzun zamanlar boyunca burada bu yapıların hizmet verdiğini, vakfın burada bir yerleşim yerinin ortaya çıkıp gelişmesine hizmet ettiğini, vakfın yapılarından olan Gölyüzü Tekkesi’nin ise Halvetî Şabanî usulünde uzun zamanlar boyunca Bolu’ya hizmet verdiğini ifade edebiliriz.
Şeyh Hamdi Baba’nın Gölyüzü türbesi içinde yer alan sandukası.
[1] Nermin Kılıç vd. (Hazırlayanlar), Bolu Livâsı 1921-1925 Senesi Sâlnâmesi (Giriş-Metin-Tıpkıbasım-Dizin), BAİBÜ BAMER Yayınları, Bolu 2008, s. 405.
[2] Bu konuda geniş bilgi için bkz.: Fazıl Çiftçi, Hz. Pîr Şeyh Şa’bân-ı Velî, 7. Baskı, Ankara 2018; Esma Tezcan, Şevki İbrahim Efendi Divanı İnceleme Transkripsiyonlu Metin, Kütahya Dumlupınar Ü, Sosyal Bilimler Entitüsü, Basılmamış Yüksek Lisans Tezi, Kütahya 2007; Mustafa Tatcı, Hazrert-i Pîr Şabân-ı Velî Kitabı, Hazret-i Pîr Şabân-ı Velî’nin Hayatı-Silsilesi-Erkânı-Menâkıbnâme-Türbenâme-Silsilenâme-i Halvetiyye ve Evrâd-ı Settâr, H Yayınları, II. Baskı, İstanbul 2018, s. 116-117; Nail Tan, “Şeyh Şa’bân-ı Velî’nin Takipçilerinden Şair Şeyh İbrahim Şevki Efendi ve Bir Cönkteki 16 Şiiri”, I. Uluslararası Şeyh Şa’bân-ı Velî Sempozyumu -Şeyh Şa‘bân-ı Velî’yi Anma ve Anlama- 2. Cilt, Kastamonu 2012, s. 234-235.
[3] Hamdi Birgören (Haz.), Bolu Vilâyeti Salnâmesi Rûmî 1341 Milâdî 1925, Bolu Belediyesi Bolu Araştırmaları Merkezi Yay., Bolu 2008, s. 276.
[4] “Tavil Mehmed Paşa Vakfı”, Bizim Mahalle, Bolu Belediyesi Muhtarlık İşleri Müdürlüğü Dergisi, Yıl: 01, Sayı: 10, Mart 2017, s. 16-17”. Burada diğer bazı kaynakların yanı sıra bu dergi içindeki bu imzasız yazıdan faydalanılmıştır.
[5] Yaşar Kalafat, “Bolu’da İslam Uluları”, Anadolu Kültür Coğrafyasında Erenler, Berikan Yayınları, Ankara 2012, s. 324-325. Ayrıca; “Gölyüzü Türbesi”, Bizim Mahalle, Bolu Belediyesi Muhtarlık İşleri Müdürlüğü Dergisi, Yıl: 01, Sayı: 10, Mart 2017, s. 32-33.
