Dede Korkut Atamızdan, Şâirlerimizin Dilinden Ve İrfan Geleneğimizden İlham İle Nevruz Duâsı

Tam boy görmek için tıklayın.

Allah âdın zikredelim evvelâ

Vâcip oldur cümle işde her kula

                     . . .

Bir kez Allah dese aşk ile lisân                                      

Dökülür cümle günah misl-i hazân

İsm-i pâkin pâk olur zikr eyleyen
Her murâda erişür Allah diyen
[1]

Şol gökleri kaldıranın

Donatarak dolduranın

‘Ol!’ deyince olduranın

Doksan dokuz adı ile…[2]

Bismillah” deyip ellerimizi kaldıralım semâya,

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla

Başlayalım duâya:

Bizleri ve bütün mevcûdâtı yoktan vâreden

Varlığından haberdâr eden,

Aşkıyla gönlümüzü bîkarâr eden

Îman ile kullarını şereflendiren,

Bizlere sayısız nîmetler bahşeden

Tevhid ve vahdet şuuruyla

Kalplerimizi birleştiren Cenâb-ı Allah’a

Sonsuz hamd ü senâ olsun;

Âlemlere rahmet olarak gönderilen[3]

Hakk’ın Habîbi, Hâtemü’l-Enbiyâ Tâcının Sâhibi,

İlâhî Aşkın Mürebbisi, Nebîler Nebîsi

Efendiler Efendisi, İnsanlığın Müjdecisi,

Gül” Mushaflı Sevdâmızın Sembolü,

Kâinâtın Solmayan Gülü, Resuller Resûlü

Hazreti Muhammed Mustafâ(s.a.v.)’ya

Yeryüzüne düşen yağmur damlaları adedince

Salât ü selâm olsun…

Ey Hanlar Hânı!

Ey Ulular Ulusu!

Ey Görklü Tanrı!

Yücelerden yücesin,

Kimse bilmez, nicesin?

Nice câhil seni gökte arar, yerde ister,

Sen bütün inananların gönlündesin…[4]

Ey Ulu Tanrı’m!

Sen anadan doğmadın,

Sen atadan olmadın,

Eşin benzerin yok,

Dengin yok, Sen Yaradan’sın;

Dileyene dilediğini veren,

Verdiğini de alansın…

Sen zamandan,

Sen mekândan münezzehsin…

Sen Tek’sin, Sen Bir’sin!

Sen her dem dilimizde Tekbir’sin

Ve aşkı kalbimizde olan

Yüce Rabbimizsin.

Bize şah damarımızdan daha yakın olan[5]

Allâhü Azîmü’ş-şân;

Rahmân”dır, “Rahîm”dir,

Gaffâr”dır, “Kerîm”dir,

Settâr”dır, “Azîm”dir,

Kahhâr”dır, “Müntakîm”dir,

Tevvâb”dır, “Müheymin”dir,

Raûf”dur, “Mü’min”dir,

Evvel”dir, “Âhir”dir,

Hâlık”tır, “Hayy”dır; …

Ve “Bâkî” olan

Yalnız ve ancak

O’dur.

* * *

Yeni Gün’e Bismillâh,

Nevruz Günü’nde de…

Vakti şerifimiz hayrolsun! 

Hayırlar feth olsun! 

Şerler def olsun! 

Gönüller şâd olsun! 

Akıl başa gelsin!

Fitne taşa gelsin!

Devletimiz pâyîdâr olsun! 

İnsanımız bahtiyâr olsun! 

Milletimiz selâmet bulsun! 

Düşmanlarımız kahr-u perîşân olsun! 

Oyunları bozulsun, boyunları bükülsün! 

Kalplerimiz mesrûr,

Sırlarımız mestûr,

Zahirimiz mâmûr,

Bâtınımız pür nûr olsun!… 

Emâü’l-Hüsnâ’nın nûruyla

Gönüllerimiz âbâd olsun!

Kalplerimiz serâpâ “Gül” aşkıyla dolsun;

Aşkımız Cemâl, cemâlimiz nûr,

Nûrumuz Kur’ân olsun…

Mârifetullâhımız,

Muhabbet-i Rasûlullâhımız

Muhabbetullâhımız,

Aşkullâhımız ve Zikrullâhımız, müzdâd olsun.

Cenâb-ı Hakk kalplerimizi musaffâ etsin,

Ve cümlemizi fırka-i nâciyeden eylesin. 

* * *

İmdi, hani dediğim beyler, erenler?

Dünya benim, diyenler?

Ecel aldı, yer gizledi,

Fâni dünya kime kaldı?

Onlar da bu dünyadan geldi geçti,

Kervan gibi kondu göçtü.

Onları da ecel aldı, yer gizledi.

Gelimli gidimli dünya

Son ucu ölümlü dünya

Hayır duâ edelim Hân’ım![6]

Vâde yetmeyince Ecel gelmez

Ecel gelmeyince kimse ölmez.

En nihâyet fânî hayatın

Ucu ölüm, sonu ayrılık.

Genç ol, ya da uzun yaşa;

Nasibin bir kefen, bir salâ,

Bir “tahta kundak[7], bir de musallâ,

Bu dünyada son mekân

Herkes için kabristan…

Her nefis ölümü tadar[8]

Her yolun bir sonu var.

Ölüm mutlak, ölüm mukadder

Unutma ki doğumla başlar

Mahşere doğru sefer…

Seferin Kutlu ola

Ama derim ki sana

Azıksız çıkma yola[9]

* * *

Allah!.. Allah!.. Demeyince

İşler onmaz.

Ulu Tanrı “Ol!” demeden

Bir şey olmaz…

Her şeye Kâdir olan

Görklü Tanrım;

Kalbimizi îman ile nurlandır,

Ve son nefesimizi

Kelime-i Şehâdetle sonlandır.

Ey Ulular Ulusu!

Ey gözden uzak, gönle yakın!

Hâkim-i Mutlak olan Yüce Tanrı’m!

Esirgeyensin, bağışlayansın…

Kün![10] emriyle her şeyi olduransın

Dâim duran Cebbâr Tanrı,

Bâkî olan Settâr Tanrı

Sen Ademe tac urdun

Şeytana lanet kıldun

Bir suçtan ötürü dergâhtan sürdün 

İbrâhim’i tutturdun

Hân’ım deriye sardın

Kaldırıp ateşe attırdın,

Ateşi gülistan kıldın.

Ululuğuna haddin yok,

Senin boyun kaddin yok

Ve cisimle ceddin yok…

Vurduğunu ulutmayan Ulu Tanrı,

Bastığını belirtmeyen belli Tanrı,

Kaldığını göğe yetiştiren güzel Tanrı

Kızdığını kahreden Kahhâr Tanrı.

Birliğine sığındım,

Kadir Tanrı Medet Senden…[11]

Bağlıyız Ezelî mîsâka,

Bizim biâtımız Hakk’a…

Âlem-i Ervah”ta soruldu;

Dendi “Elestü bi Rabbiküm?[12]*

Belâ[13] cevâbı verildi,

Değişmedi o gün, bugün;

Bu ikrar, bu karar, bu hüküm…

Ey Hanlar Hânı!

Lütfeyle Görklü Tanrı’m!

Müslümanlar safâ bulsun

Her iki cihanda azîz olsun

Allah; bize “Kulum!” desin

Maddeye kul eylemesin,

Silmesin defter-i kuldan

Ayırmasın doğru yoldan.

Haram lokma yedirtmesin

Kötü kelâm dedirtmesin

Az verip de gezdirmesin

Çok verip de azdırmasın

Hasenâttan bezdirmesin

Bizi darda bırakmasın

Cehennem nârında yakmasın…

Hamd olsun göğümüzü burçlarla süsleyene,

On sekiz bin âlemi yaratıp besleyene…

Güç onun, varlık onun ve sıyânet onundur,

Sekiz uçmakla tamu, hem kıyâmet onundur.

Eğmiyorum boynumu rükû’dan başka yerde,

Ulaştır yardımını kalksın aradan perde.

Rabbım dosdoğru yoldan aman bizi atmagil,

Gazabına uğrayan kullarından etmegil![14]

Yâ Rabbî!…

Gidenlerimize rahmet eyle,

Affet ve mağfiret eyle,

Hesap günü nusret eyle,

Dâim eyle nîmetini

Nâil eyle Cennetini…

Kalanlarımıza merhamet eyle,

Hâlimize himmet eyle

Hüsn-i hâtime kısmet eyle,

Ömrümüz hayırla dolsun

Âhirimiz bayram olsun…

Allah’ım!..

Ümerâya adâlet

Ulemâya ferâset,

Vüzerâya basiret,

Urefâya mârifet,

İdarecilerimize ehliyet,

İnsanımıza hidâyet,

Rûhumuza ismet,

Duygularımıza asâlet,

Ülkümüze ulviyet,

Gençlerimize izzet,

Vatanımıza emniyet,

Milletimize vahdet,

Ordumuza kuvvet,

Yurdumuza sükûnet,

Bedenimize âfiyet,

Rızkımıza bereket,

Ahlâkımıza letâfet,

Ahvâlimize nezâket,

Lisânımıza zarâfet,

Ve îmanımıza selâmet

İhsân eyle…

And olsun geceye gündüze…

And olsun karaya denize…

And olsun kaleme, kâğıda

Bir millet yarattım doğuda!

 

TÜRK diye bir yüce ad verdim

Önüne kılavuz kurt verdim

En üstün değerli erdemi

En güzel ülkeyi yurt verdim!

 

Donattım ruhunu îmanla

Kolunun gücünü sert verdim

Ve onu mazluma sığınak

Zâlimin başına dert verdim![15]

 

Hamdolsun verdiğin nîmete

Hamdolsun Hakk’a ve kuvvete

Hamdolsun bizi Türk yarattın

Erenlerle gönlümüzü donattın.

Bizi müminlere karşı alçak gönüllü,

Kâfirlere karşı zorlu yarattın!

Ey Tanrı’m! Bir anda vâr ettin

Denizi, yeri ve gökleri…

Âlemde bir nîzâm kurmaya

Sen memur eyledin Türkleri!

Tek Sana inandık ezelden.

Dönmedik doğrudan, güzelden!

Bizlere bir yüce din verdin!

Dininle yeniden ün verdin!

 

Baş tacı ederiz İslâm’ı!

Öndeydik daha da ön verdin!

Yüceler yücesi Yaradan!

Azlığız, el uzat oradan!

Adına yükselen Sancağı

Yüzüstü döndürme buradan![16]

Ey Doğu’nun ve Batı’nın Sâhibi…

Ey cümle insanların Rabbi…

Ey geceden gündüzü çıkartan…

Ey güneşi, ayı ve bütün kâinatı yaratan,

Ey Kitabı, hikmeti öğreten…

Ey bütün mahlûkâtı gözeten

Ey herkesin rızkını veren

Ey inananların vekili,

Ey Kimsesizlerin Kimsesi;

Ey “Sonsuzluğun Sâhibi

Üçler, Yediler, Kırklar” hürmetine

Şehit veren evler barklar hürmetine,

Aşkınla yanan kalpler hürmetine;

Milletimizi erkeksiz,

Erlerimizi yüreksiz eyleme…

Devletimizi ebed müddet kâim eyle,

Türk milletini Hakk yolunda dâim eyle,

Evlâtlarımızı; sâlih, fâzıl ve “azîz-i vakt” eyle…

Ey Yüceler Yücesi

Ey Ulular Ulusu Ulu Tanrı’m!

Bizleri elsiz, ayaksız ve başsız bırakma…

Elimizi dizimize,

Oğlumuza kızımıza bizleri yük eyleme…

Elden ayağa düşürme,

Amansız dertler verme,

Biz âciz ve mücrim kullarını

Senden gayrısına muhtaç eyleme…

Allah’ım! Gönlümüzü karartma,

Rızkımızı daraltma,

Bu günümüzü aratma,

Senden başkasına yalvartma…

Yom vereyim Hân’ım

Karşı yatan karadağların yıkılmasın

Gölgelice ağaçların kesilmesin

Karlı buzlu akan gümrah suların kurumasın

Kanatlarının uçları kırılmasın

Ektiğimiz göversin,

Diktiğimiz yeşersin,

Çevremiz çeşit çeşit ağaç olsun,

Bağımız, bahçemiz renk renk çiçek dolsun,

Ak yüzümüze kara çalınmasın…

Yeşil umutlarımız elimizden alınmasın…

Kara perçemli oğullar

Sırma saçlı kızlarımız olsun.

Bozkurt soyumuz artsın çoğalsın,

Hakk’ı tebliğ için cihâna yayılsın.

Koşarken ak boz atın sürçmesin,

Çaldığın kara polat öz kılıcın kedimlesin

Dürtüşürken ala gönderin ufanmasın

Aksakallı babanın yeri uçmak olsun

Ak pürçekli ananın yeri behişt olsun

Allah’ın verdiği ümit kesilmesin

Âhir vaktinde arı îmandan ayırmasın

Hakk’ın yandırdığı çırağı yanadursun

Ağ alnunda biş kelime duâ kılduk, kabul olsun

Kâdir Tanrı seni nâmerde muhtaç eylemesin

Medet aman, el-aman

Tanrı’nın birliğine yoktur güman.

Derlesin, toplasın, günahınızı Yüce Mevlâm

Adı güzel Muhammed’in

Yüzü suyu hürmetine bağışlasın,

Bu duâya Âmin diyenler dîdâr görsün

Hân’ım Hey![17]                          

* * *

Ey Hanlar Hânı!

Dünyayı elimizden alma,

Ama kalbimize de koyma!

Başımız dik, alnımız, ak, sevdâmız Hakk olsun,

Gücümüz, kuvvetimiz çok olsun,

Karnımız tok, sırtımınız pek olsun,

Senin yoluna harcayacağımız malımız çok,

Î’lâ-yı Kelîmetullah için kılıç salladığımız

Düşmanımız yok olsun…

Ey Ulular Ulusu Çalab’ım!

Otağımız yıkılmasın,

Ocağımız sönmesin,

Yiğitlerimiz ölmesin,

Vatanımız bölünmesin…

Ayımız günümüz dönmesin…

Gökyüzünde parıldayan güneşin

Dâim bizi ısıtsın, ışıtsın,

Aydınlatsın, sönmesin…

Ey Görklü Tanrı’m!

Hastalarımıza şifâ eyle,

Düşmanlarımıza cefâ eyle,

Soyumuzu rehâ eyle…

Bölücüye, yıkıcıya, arsıza, hırsıza

İmkân ve fırsat verme;

Onları kahret, hâk ile yeksan eyle…

Ey her şeye muktedir olan Allah’ım!

Ay Yıldızlı Al Bayrağımız

Nazlı nazlı göklerde dalgalansın,

Bir an yere inmesin…

Ezanımız, dünya durdukça okunsun,

Gök kubbeden hiçbir

Vakit dinmesin…

Allâhu Ekber!” nidâları

Sonsuza kadar semâlarda yankılansın

Azîz Türk milleti kıyamete kadar

Cündullah” sıfatıyla kılıç sallasın…

Her şeye kâdir olan Yüce Tanrı’m!

Cümlemize sağlık sıhhat âfiyet,

Tertemiz, hayırlı bir hayat ihsân eyle

Tövbelerimizi kabul,

Duâlarımızı makbul,

Seyyiâtımızı mağfur,

Sa’yımızı meşkur,

İbâdâtımızı mebrûr eyle…                  

* * *

Çin Denizi’nden Adriyatik’e

Kuzey Buz Denizi’nden Akdeniz’e,

Baltık’tan Hazar’a, Kafkas’tan Yemen’e,

Yedi deniz, yedi iklimde Türk Dünyası,

Dilde, fikirde ve iş’de birlik” olsun…

Bir olalım, iri olalım, diri olalım” ki

Kızılelma, hayál değil, gerçek olsun…

Müslümanlar îman şuuru ile can bulsun,

Türk milleti yeni baştan âleme nîzam versin

Cenâb-ı Allah bu aziz ve asil milleti

Kıyâmete kadar İslâm’a hâdim kılsın….

Büyük Türk-İslâm Birliği kurulsun…

Nâmımız bütün cihâna yayılsın,

Gücümüz yedi kıt’ada duyulsun…

Cümle mazlumların gözyaşı;

Doğu Türkistan’da, Kudüs’te,

Kırım’da, Kerkük’te

Arakan’da, Suriye’de,

Irak’ta, Yemen’de, …

Zulüm son bulsun…

Türkiye’mize,

Türk Dünyasına,

İslâm Âlemine                                                      

Ve dünyaya huzur gelsin… 

Ey Yüceler Yücesi Allah’ım!

Ey Hanlar Hânı Görklü Tanrım!

Yer yaman bir sarsıldığı sarsılmadıkça[18],

Dağlar yürütülmedikçe[19]

Dağlar ufalanıp yayılmış toz hâline dönüşmedikçe[20],

Denizler tutuşmadıkça[21]

Gök yarılmadıkça[22],

Güneş dürülmedikçe[23]

Güneş ve ay bir araya gelmedikçe[24]

Yıldızlar dökülmedikçe[25]

Yıldızların ışığı silinmedikçe[26]

Kulakları sağır eden (Sûr’un) çığlığı gelmedikçe[27]

Üstte mavi gök çökmeyip,

Altta yağız yer delinmedikçe

İlimiz, töremiz bozulmasın…

Alnımıza kara yazı yazılmasın…

Darda kalırsak,

Elimizden tut

Ve “Ricâlü’l-Gayb[28] ile

Bizlere yardım et Allah’ım!

Biz, kısık sesleriz… Minareleri,
Sen, ezansız bırakma, Allah’ım!


Ya çağır şurda bal yapanlarını,
Ya kovansız bırakma, Allah’ım!

Mahyasızdır minareler… Göğü de
Kehkeşansız bırakma Allah’ım!


Müslümanlıkla yoğrulan yurdu,
Müslümansız bırakma, Allah’ım!


Bize güç ver… Cihâd meydanını,
Pehlivansız bırakma Allah’ım!

Kahraman bekleyen yığınlarını,
Kahramansız bırakma, Allah’ım!


Bilelim hasma, karşı koymasını;
Bizi cansız bırakma, Allah’ım!


Müslümanlıkla yoğrulan yurdu,
Müslümansız bırakma, Allah’ım!

 

Yarının yollarında yılları da
Ramazansız bırakma, Allah’ım!


Ya dağıt kimsesiz kalan sürünü,
Ya çobansız bırakma, Allah’ım!


Bizi sen sevgisiz, susuz, havasız
Ve vatansız bırakma, Allah’ım!

 

Müslümanlıkla yoğrulan yurdu,
Müslümansız bırakma, Allah’ım!
[29]

Ey Görklü Tanrı’m!

Türk’ü İslâm’sız,

İslâm’ı da Türksüz bırakma…

Dîn ü devlet mülk ü millet

İçin milyonlarca şehit veren

Azîz milletimizi hududu olmayan

Havz-ı Kevser’inde

Rahmet ve mağfiretinle doyur

Ve hidâyetinle

Kalbimizin bütün hücrelerine

Îmanın şevkini duyur yâ Rabbî!…

Geleceğimiz aydınlık ve mutlu olsun,

Nevruz tepsisinde bolluk olsun,

Gönüllerde hoşluk olsun,

Barış olsun, birlik olsun, dostluk olsun,

Beş bin yıllık kökleriyle,

Ergenekon geleneğiyle,

Türk’ün kadim kültürüyle;

Turan İllerinin, Türk Dünyasının,

Ergenekon’dan çıkış bayramı,

Nevruz / Yeni Gün / Bahar Bayramı,

Nevruz toyu kutlu olsun…

Ettiğimiz bu duâya “Âmîn!” diyenlerden

Yüce Rabbimiz ebeden râzı olsun;

Yurtlarına, yuvalarına ve gönüllerine

Serâpâ “Gül” kokusu dolsun,

Evlâd- ü iyâli her iki cihanda gülsün

Ölmüşlerine rahmet ve mağfiret olsun,

Cenâb-ı Hak cümlemizin ömrünü

Hayırlı, sağlıklı, takvâ üzre uzun kılsın.

Ve son nefeste Allahü Teâlâ

Cümlemize îman selâmeti versin.

Allah (c.c.) Türk milletini korusun ve yüceltsin…

Türk-İslâm Ülküsü” yolunda

Fedâ-i cân eyleyıp şehâdet şerbeti içenlerin

Mekânları Cennet ve makamları âlî olsun. 

Bu kutlu dâvâ uğurna

Alın, zihin ve gönül teri döken

Ve Âhiret Yurdu’na göçenlerin

Kabırleri nûr, rûhları şâd olsun!

Âmîn, Âmîn, Âmîn, yâ Muîn…

Hasbiyallâhü lâ ilâhe illâ Hû…

Aleyhi tevekkeltü

Ve Hüve rabbü’l arşü’l-azîm.[30]

Yeni güne Bismillah dediğimiz

21 Mart Nevruz” vesilesiyle;

Ey Yüce Rabbimiz;

Yurdumuza, yuvamıza, yavrularımıza,

Aziz Türkiye’mize, Türk Dünyası’na,

Âlem-i İslâm’a ve bütün insanlığa;

Rahmet, bereket, hikmet

Ve hidâyet yağmurları ihsân eylesin…

Mazlumların gözyaşı dinsin.

Türk milleti dün olduğu gibi bugün de

Dünyadaki bütün mazlumların gözyaşını

Yeniden “Gül” yaprağıyla silsin…

Baharın, dirilişin, Ergenekon’dan çıkışın

Ve kardeşliğin coşkusunu temsil eden

Türk Dünyası’nın Nevruz Bayramı kutlu olsun.

Allah bize yâr olsun,

Tûran iller vârolsun,

İslâm tâcidâr olsun,

Adâletle hükmeden,

Türkler pâyidâr olsun,

Dinsin artık gözyaşı;

Hilâl bahtiyâr olsun…

Subhâne Rabbike Rabbi’l-izzeti ammâ yasifûn;

Ve selâmun alel murselîn;

Velhamdü lillâhi rabbi’l-alemîn.[31]

Duâlarımızın kabûlü,

İbâdâtımızın makbûlü

Seyyiâtımızın mağfûru

Ve hassaten

Allah (c.c.) rızâsı için

El-Fâtiha… 

 

Dr. Mehmet GÜNEŞ

 

[1] Süleyman Çelebi, Mevlâd (Vesîletü’n-Necât), Faruk Kadri Timurtaş, Eski ve Asıl Metin, Münâcât, 4-8

[2] Niyâzi Yıldırım Gençosmanoğlu, Alperenler Destanı, Besmele, 19; Türk Edebiyatı Vakfı Yayınları, İstanbul, 2017.

[3] Enbiyâ, 21/ 107

[4] Prof. Dr. Muharrem Ergin, Dede Korkut Kitabı, Duha Koca Oğlu Deli Dumrul, 116; Boğaziçi Yayınları, İstanbul, 1996.

[5] Kâf, 50/16

[6] Prof. Dr. Muharrem Ergin, Dede Korkut Kitabı, 58; Orhan Şâik Gökyay, Dede Korkut Hikâyeleri, 44; Başbakanlık Kültür Müsteşarlığı Kültür Yay., İstanbul, 1973

[7] Necip Fâzıl Kısakürek, Çile, Tabut, 145; Büyük Doğu Yayınları, İstanbul, 1990.

[8] Âl-i İmrân, 3/185; Enbiyâ, 21/35;Ankebut, 29/57

[9] Bahaeddin Karakoç, Seyran, Azıksız Çıkma Yola, 279; Nar Yay., İstanbul, 2012.

[10]Ol!”; Bakara, 2/117; Âl-i İmrân, 3/117; En’âm, 6/73; Nahl,16/40; Meryem, 19/35; Yâsîn, 36/82; Mü’min, 40/68

[11] Prof. Dr. Muharrem Ergin, Dede Korkut Kitabı, 148-149

[12] A’raf, 7/172; *“Ben sizin Rabbiniz değil miyim?”

[13] A’raf, 7/172; *“Evet!” (Sen bizim Rabbimizsin)

[14] Dilâver Cebeci, Ve Sığınırım İçime, Kandehar Dağlarında Sabah Namazı, 36; Burak Yayınevi, İstanbul, 1992.

[15] Niyâzi Yıldırım Gençosmanoğlu, Malazgirt Destanı, 11; Ötüken Yayınevi, İstanbul, 1973.

[16] Niyâzi Yıldırım Gençosmanoğlu, Malazgirt Destanı, 43-44; Ötüken Neşriyat, İstanbul, 1973.

[17] Prof. Dr. Muharrem Ergin, Dede Korkut Kitabı, 31, 66, 171, 210-211; Orhan Şâik Gökyay, Dede Korkut Hikâyeleri, 20, 30, 97, 114, 121, 133, 144,152  

[18] Zilzal, 99/ 1

[19] Nebe, 78/18-20; Tekvîr,81 /3

[20] Vakıa, 56/6

[21] Tekvîr,81 /1

[22] Mürselât, 77/9; İnfitar, 82/1, İnşikak 84/ 1

[23] Tekvîr, 81/1

[24] Kıyâmet, 75/9

[25]Tekvîr, 81/2; İnfitar, /2 

[26] Mürselât, 77/8

[27] Abese, 80/ 33

[28] Gayb erenleri

[29] Ârif Nihat Asya, Duâlar ve Âminler, Duâ, 44-47; Ötüken Neşriyat, İstanbul, 1993

[30] Tevbe, 9/ 129

[31] Sâffât, 37/180,181,182; “Kudret ve izzet sahibi Rabbin, insanların her türlü tasavvurunun üstünde (bir yüceliğe sâhip)tir. O’nun bütün elçilerine selâm olsun! Ve hamd, bütün âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur!”

Yazar
Mehmet GÜNEŞ

Bu websitesinde farkı kaynaklardan derlenen içerikler yayınlanmakta olup tüm hakları sahiplerinindir. Sitedeki içerikler atıf gösterilerek kaynak olarak kullanlabilir. Yazıların yasal sorumluluğu yazara aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Kırmızlar® 2010 - 2024

medyagen