Donanma Gücümüzün Duraksamaya Tahammülü Yoktur

Tam boy görmek için tıklayın.

 

Dr. Cem GÜRDENİZ

(E. Tümamiral)

İnşaatları özel sektör tersanelerinde devam eden MİLGEM İstif sınıfı firkateynlerden TCG İzmir ve TCG İçel’in Endonezya’ya satılacağı haberi medyada yer aldı.

İstif sınıfı fırkateyn projesi baştan itibaren Türk Deniz Kuvvetleri’nin yaşlanan fırkateyn gücünü özellikle 50 yaşına varan 8 adet G sınıfı fırkateynin kademeli ve milli imkânlarla yenilenmesi amacıyla başlatılmıştı.

İstif sınıfları Merhum Oramiral Özden Örnek sayesinde büyük başarı ile tamamlanan MİLGEM korvet projesinin aynı zamanda teknolojik olarak bir üst sınıfa geçişini ve TF-2000 hava savunma muhriplerine geçişten önceki kritik ara basamak olarak tasarlandılar.

TCG İstanbul (F-515) sınıfın öncü gemisi olarak 2024 yılında hizmete girdi. 2.gemi İzmir 2026 yılında, 3. Gemi İzmit ve 4. Gemi İçel’in 2027 yılında hizmete girmesi planlanmıştı.

Tekrar edelim. Bu gemilerin projelendirilmesinin temel ve acil nedeni yaşlanan 8 adet G sınıfı fırkateyn ile zaten 2 adedi yardımcı hizmete çekilen Yavuz sınıfı fırkateynlerin yarattığı/yaratacağı kuvvet ihtiyacını karşılamak için yapılmıştı.

Donanmamızın 16 adet firkateynimizin 12 adedi 39 yaşın üzerindedir. 8 adet G sınıfı fırkateyn 45 yaş üzerindedir.

Bugün sivil tersanelerimizin ciddi sipariş açığı içinde oldukları bilinmektedir. %20’ye varan bir daralma önemli bir kayıptır. Ancak Türk gemi inşa sanayiine destek sağlamak için dünya jeopolitik tablosunun alt üst olduğu, yeni dönemde devletlerin askeri gücüne göre yer kaptığı bir dönemde Türk Donanmasının krizi ve savaş dönemi en önemli vurucu ve koruyucu unsuru olan fırkateyn filomuzun modernizasyonun geciktirilmesi bir seçenek olamaz.

Kısacası kuvvet planlaması iç ekonomik dengelere göre yapılmaz; kuvvet planlaması jeopolitik gereksinimlerin zorunlu sonucudur.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın Ulaşan ve Erişen Türkiye 2022 Raporu’na göre 2003–2022 arasında ulaştırma ve haberleşmeye 1,6 trilyon TL yatırım yapılmış, bunun yüzde 60’ı karayoluna, yüzde 21’i demiryoluna, yüzde 9’u havayoluna, yüzde 8’i haberleşmeye ayrılırken denizyolunun payı sadece yüzde 1’de kalmıştır; dolar bazında bakıldığında 20 yılda karayoluna 112 milyar dolar, demiryoluna 37 milyar dolar, havayoluna 16 milyar dolar aktarılırken denizyoluna yalnızca 2 milyar dolar ayrılmıştır.

Bu asimetrinin bir göstergesi de şüphesiz devletin gemi inşa sanayine ve tersanelere yaptığı desteğin azlığını ortaya koymasıdır. Diğer bir sonucu da bugün İstif sınıfı fırkateynler üzerinden görülmektedir.

TCG İzmir ve TCG İçel’in ihracata yönlendirilmesi kararı tersaneler açısından kısa vadeli bir rahatlama sağlasa da Türk Deniz Kuvvetleri’nin fırkateyn yenileme takviminde en az dört yıllık ciddi bir boşluk yaratmış, görevdeki Akhisar karakol gemisinin Romanya’ya satışından sonra donanmamız ikinci kez kuvvet planlama hedefleri dışına çıkmıştır.

Devlet son 24 yılda denize ayırdığı yüzde 1’lik payı artırarak tersaneleri destekleyecek uzun vadeli sipariş, finansman ve teşvik mekanizmalarına dönüştürebilirdi. Bu tercih kullanılmadı.

Türk mühendisi ve işçisinin göz nuru, el emeği MİLGEM’lerin Deniz Kuvvetlerinin soğuk savaş sonrası yakaladığı büyük başarı ivmesi ile ihracata yönelik kazanımları her türlü takdirin üzerindedir. Ancak unutulmamalıdır ki ulusal güvenlik ve jeopolitik çıkarlarımız her şeyin üzerindedir.

Aleyhimizde daha geçen hafta ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi’nden Eastern Mediterranean Gateway Act (Doğu Akdeniz Geçidi Yasası) 45-2 gibi güçlü bir oyla geçti. Bu tasarı yakında tüm Meclis’in gündemine gelecek ve yasalaşacak. Türkiye için yarattığı tehdit stratejik çevrelemedir. Türkiye sistematik biçimde dışlanmakta, GKRY, ABD yasama metinleriyle fiilen silahlandırılmakta, Güney Kıbrıs üzerinden Türkiye’nin denizden baskı altına alınması kalıcı hale getirilmekte ve Sevilla Haritası mantığı enerji, kablo, liman ve güvenlik projeleri yoluyla sahaya oldubitti şeklinde taşınmaktadır. Bu tasarı ile ABD’nin Yunanistan’daki üsleri, GKRY limanları ve İsrail’in deniz-hava-istihbarat kapasitesi tek bir operasyonel çerçeveye bağlanırken Türkiye Doğu Akdeniz’de yalnızlaştırılmaktadır.

İşte böylesi bir konjonktürde, bu satış başarıdan çok sade bir vatandaş olarak bende endişe yaratmıştır.

Bugün donanma gücümüzün değil gerileme duraksamaya bile tahammülü yoktur.

Yazar
Kırmızılar

Bu websitesinde farkı kaynaklardan derlenen içerikler yayınlanmakta olup tüm hakları sahiplerinindir. Sitedeki içerikler atıf gösterilerek kaynak olarak kullanlabilir. Yazıların yasal sorumluluğu yazara aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Kırmızlar® 2010 - 2026

medyagen