Dörtdivan’da Bir Gün

29 Mart 2026 Tarihinden

Bugün Necati Abi’yle beraber Bolu’dan Dörtdivan’a doğru yola çıktık. Güzel bir Dörtdivan gezisi oldu. Bolu’ya taşındığımdan beri iki defa Tuna’yı bırakmak için uğradığım ve pek fazla kalmadığım Dörtdivan’a vefasızlık ettiğimi düşünüyordum. Önceki akşam Fahri Abi’nin evinde Yunus Emre Grubu’yla bir araya gelmiştik. Güzel bir akşam olmuştu. Yine Yûnus’un bir şiirini de yorumlamıştık. O akşam Akyel’in konusu geçti. Malum Dörtdivan’ın Aşağıdüğer ve Yukarıdüğer köyleri her yıl Akyel’e gider. Bunun baharın gelişiyle çok yakın bir ilgisi var. Bundan sonra karlar erir, havalar yumuşar.

Grubun diğer üyeleri müsait olamadı. Biz Necati Abi’yle niyetlendiğimiz için yola çıktık. Otobandan Dörtdivan’a ulaştık.

Dörtdivan’ın girişinde Düldül Mevlüt’ün mezarı vardı. Önce onu ziyaret ettik. Sonra Aşağıdüğer köyüne geçtik. Burada köyün eski muhtarını aradık. Yukarıdüğer Camii’nin önündelermiş. Biz de oraya geçtik. Orada küçük bir kalabalık vardı. Yeniçağa Halk Eğitim Müdürü İdris Hoca ile müdür yardımcısı Muharrem Hoca da oradaydı. İdris Hoca çekimler yapıyordu. Bunların envantere girmesi için kayıt alıyorlardı.

Orada epey müddet kaldık. Bazı muhabbetler oldu. Halktan Akyel’le ilgili bazı bilgiler aldık. Düğerliler eskiden karın diz boyu veya bele kadar olduğu zamanlarda bile Akyel sonrası karın hemen eridiğini söylediler. Özellikle çocukların Akyel’e katılmasını duaları daha çabuk kabul olur diye teşvik ederlermiş. Bir de bu yıl Akyel birkaç hafta kadar gecikmiş. Normalde daha erken zamanlarda Akyel’e çıkılıyor.

Dörtdivanlılar Akyel’i çok önemser. “Düğerliler Akyel’e çıktı mı?” diye sorarlarmış. Çünkü geçim şartlarının özellikle hayvancılık ve tarım üzerinden devam ettiği Dörtdivan’da havaların yumuşaması, karların erimesi, yayla hazırlıklarının görülmesi çok önemli mevzulardır.

Hava kapalıydı. Arada biraz çiseledi. Sonra dualar okunarak ve ilahiler söylenerek Yukarıdüğer mezarlığına geldik. Burada uzun bir dua faslı oldu. Ortamın maneviyatı hemen hissediliyor böyle zamanlar. Sonra köyün köy konağına geldik. Burada büyükçe bir yemekhane vardı. Yemekler nefisti.

Yemekten sonra Yukarıdüğer Camii’ne geldik. Burada ayaküstü birkaç kişiyle muhabbet ettik. Sonra arabaya binip Dörtdivan’ı gezmeye başladık Necati Abi ile. Önce Sayık’ta Köroğlu evlerine uğradık. Yukarısayık’ta eski bir köy konağını Köroğlu Müzesi olarak projelendirmişlerdi. O proje hayata geçmiş çoktan ve etrafı epey düzenlemişler. Konak da epey bir elden geçmiş.

Burada biraz Dörtdivan’ın seyrettim, doğayı dinledim. Sonra Aşağısayık’a geldik. Burada Köroğlu’na izafe edilen diğer evi gördük. Akabinde Himmet Dede’ye çıktık. Burada biraz kaldık. Dörtdivan ovası yine muhteşem bir şekilde önümüzde uzanıyordu. Sapsarı çiğdemler açmıştı. Bahar gelmişti Dörtdivan’a.

Buradan Çavuşlar Camii diye bilinen Baba Hızır Camii’ne geldik. Buradaki makamı ziyaret ettik. Bir müddet camide kaldık. Caminin o muhteşem manevi havasından feyizlendik desem herhalde yanlış olmaz. Buradan sonra Ulu Mezarlık’a gelip Dörtdivanlı Hilmî’nin ve Servet Yüksel rahmetlilerin kabirlerini ziyaret ettik. Buradan da Kırklar Makamı’na geçmek üzere bazı Dörtdivan köylerinin içinden geçtik. Çardak, Kurucaköy ve Kılıçlar üzerinden Kırklar Makamı’na vardık. Hava biraz soğumuş ve etraf biraz dumanlanmıştı. Ziyaretimizi gerçekleştirdik. Orada şifalı sudan da su içtik.

Necati Abi mescitteyken ben biraz etrafı gezdim, doğayı dinledim. Bu türden kısa ve uzun yürüyüşler Dörtdivan’da insana çok iyi gelir. Üzerinizde size ağırlık veren duygu ve düşünce hâllerini çekip alır. Dün de böyle dolu. O serin havada, baharla beraber açan sarı çiğdemlerin arasında yaptığım kısa yürüyüşler bana çok iyi geldi. Bunları çok özlemişim.

Buradan yavaşça hareket ettik. Dörtdivan’dan geçerek doğrudan Ayvadibi Şifalı Suyu’na geldik. Bazı kaplar vardı arabada. Onları doldurduk. Sonra yola devam ettik. Az ilerde ırmak kenarı vardır. Benim fırsat buldukça geldiğim, uzun saatler kaldığım, yazılar ve şiirler yazdığım bu yeri bir buçuk yıldan beri ziyaret etmemiştim. Orada uzun kaldık. Birkaç defa o düzlükte yürüdüm. Ulusu taşkın taşkın akıyordu. Onu dinledim. Burada geçirdiğim vakitleri hatırladım. Bir abi de kendi hâlinde demleniyordu. Onunla epey muhabbet ettik. Necati Abi ile onlar muhabbete dalmışken ben etrafta bir yürüyüş daha yaptım.

Dörtdivan’da hem doğa hem de türbelerde geçirdiğimiz vakitler bize çok iyi geldi.

Buradan Tekkedere köyü üzerinden Tekkeköy’e geldik. Ümmi Kemal hazretlerini ziyaret ettik. İlk defa türbenin içine açılan cam bölmeden içeri girip sandukanın yanına geçtim. Orada bulunan cam bölme daima kapalı dururdu. Dün akşama açıktı. Ziyaretimizden sonra epey bir fotoğraf da çektik.

Tekkeköy’de hava epey serindi. Burada çok kalamadık. Fakılar Yaylası üzerinden yola devam ettik. Akşam üzeriydi artık. Kava kararıyordu. Ormanlar ve dağlar dumana bürünmüştü. Yola devam ederken Necati Abi’nin köyüne giden bir yoldan Kuzören’e geçtik. Onun anne ve babasının bir de yeğeninin mezarını ziyaret ettik. Dualar ettik. Oradan da Bolu yoluna geçtik.

Dolu dolu bir gün olmuştu. Dörtdivan’ın ve geçmişlerimizin hatıralarıyla dolu bu günde esasen mânen çok şey hissetmiştik.

Yazar
Yasin ŞEN

Bu websitesinde farkı kaynaklardan derlenen içerikler yayınlanmakta olup tüm hakları sahiplerinindir. Sitedeki içerikler atıf gösterilerek kaynak olarak kullanlabilir. Yazıların yasal sorumluluğu yazara aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Kırmızlar® 2010 - 2026

medyagen