Ferah – Cerbe Fetihnamesi

Tam boy görmek için tıklayın.

Yazar: Orhan Şaik Gökyay

ISBN: 978-625-7705-98-1

Yayınevi: Yeditepe Yayınevi

Basım Yılı: 2021

Sayfa Sayısı: 168

Hazırlayan: Mehmet MEMİŞ, (E) Öğretmen

Orhan Şaik Gökyay tarafından hazırlanan bu kitap, Türk denizcilik tarihi için çok önemli olan ve hem karada hem de denizde yapılmış ünlü bir savaşın hikâyesidir. Zekeriyyazâde isimli bir tersane kâtibinin kaleminden çıkmış ve yazarının Ferah adını verdiği eserde yazar bizzat savaşa katılmış bir şahsiyettir. Leventlerin maaşları başta olmak üzere çeşitli hesap kitap işleri için Piyale Paşa komutasındaki donanmayla birlikte Akdeniz’e açılan yazar, seferin başından İstanbul’a dönünceye kadar başından geçen maceraları, savaşın türlü zorluklarını bu kitapta anlatmıştır. Dolayısıyla eser bugün Cerbe fethi ile ilgili önemli bir kaynak hüviyetine de sahiptir.

***

Orhan Şaik Gökyay, Bu Vatan Kimin?  şiirinin şairi olarak meşhurdur.Ancak o Türk Kültürüne aşık bir edebiyat adamıdır. Dedem Korkut’un Kitabı’nı günümüz Türkçesi ile hazırlayarak kültür hayatımıza kazandıran odur . Kâtip Çelebiden Seçmeler, Mimar Mehmet Ağa, Molla Lûtfi onun Osmanlı Türkçesinden günümüz Türçesine çevirerek ve sadeleştirerek yayınladığı kitaplardır.

Aynı serinin bir esri de, Orhan Şaik tarfından yazma halinde bulunarak günümüz  Türkçesine aktarıılan Ferah, Cerbe Fetihnâmesi kitabıdır.Eski edebiyatımızda fetihnâne bir türdür. Fetihleri ve bu esnada yapılan çalışmaları ve kahramanlıkları anlatır. Fetihnâmeler fetihlerden bir süre sonra, çoğunlukla fetihlere katılmaış kişiler tarafından yazılmıştır. Elimizdeki bu örnek Cerbe Fethi’inde bizzat bulunmuş  Zekeriyyazâde tarafından yazılmıştır. Zekeriyyazâde’nin hayatı hakında bilinen tek şey onun bir tesane katibi olduğu, sefere katılan denizcilerin maaşlarını ödemek üzere donanmada görevlendirildiğidir.

Ferah, Cerbe Fetihnâmesi Türk denizcilik tarihinde hem karada ve hem denizde yapılmış ünlü ve güçlü bir savaşın hikayesidir. Yazar,İstanbuldan çıktıktan sonra savaş kazanılıp dap İstanbul’a dönünceye kadar gördüklerini, duyduklarını,olup bitenleri aşırılığa gitmeden olduğu gibi verme yolunu tutmuştur. Zekeriyyazâde’nin anlatımı yapmacıksız, düz, dili de doğaldır.Anlattıklarında seferi bütünüyle yaşamış bir gemicinin sıcağı sıcağına yaşadığı anılar vardır.

Kitap, klasik nesir kitapları yapısında, beş makale şeklinde tertip edilmiştir.Kitabın giriş bölümünde dua, Hz.Muhammed’e övgü ve yazarın meramı; birinci makalede ise padişaha, vezirlere ve devlet adamlarına övgüler vardır. İkinci makale, İstanbul’dan çıkarak donanma-yıhumâyunun  Trablus, Cerbe’ ye kadar yapılan seferi, busefer esnasında haçlı donanması ile yapıaln deniz savaşını ve kazanılan zaferi anlatıyor.Üçüncü makale, Cerbe Kalesi’nin kuşatılmasını ,kale çevresinde olan savaşları, mücadeleleri ve fetihle neticelenen zaferi  safha safha anlatıyor. Dördüncü makalede, fetihten sonra  denizde düşman donanmasının takibini ve küçük çaplı deniz çatışmalarını anlatıyor. Beşinci makale ise dönüşü ve zafer alayının İstanbul’a gelişini, yapılan şenlikleri, şükür ve duaları, padişahın kabülünü anlatıyor.

Orhan Şaik Gökyay, başa Pîrî Reis’in Kitâb-ı Bahriyyesinden Cerbe Adası’nı anlattığı bölümü ve haritayı koymuştur. Metin aralarına yazarın serpiştirdiği beyirtlerin dip notta günümüz Türkçesi karşıliğini vermiştir.Kullanılan terimler, deyimler vemecazlar da zengin dipnotta açıklanmıştır.

Yazarın Ferah ismini koyduğu kitap, klasik düz yazı edebiyatının güzel bir örneği olması, dilinin samimiyeti, ihtiva ettiği denizcilik ve coğrafya bilgileri bakımında okunmayı hak ediyor.

***

Kitaptan

İşbu uğurlu altmış yediRecep ayının sekizinci perşembe gününde yetmiş dört parça ay yenisine benzeyen gemi ile Cezayir Beylerbeyi Piyale Paşa kulları başbuğ buyrularak sefere çıktı. Bütün devletin uluları ve ileri gelenleri saadetlü padişahın verdiği, anlamı zafer olan sancaklarınıtürlü ululuklar ve depdepe ile gönderip çıkardılar.Budepdepeli alay ile götürdü, o yürük gemilerine bütün bunları tayfasıyla bindirdi.O din gazilerinin ve gerçeğe inanan cılasınların pirlerinin pîri, Gazi Hayrettin Paşa Hazretlerinin-nur içinde yatsun- mezarının Beşiktaş Kasabasıı önünde iki gün kalındı.Sefere çıkanların eksikleri orada tamamlanıp gemilere yüklenirken sipahi oğullarından Saray-ı Âmire Hocası Zekerriyyazade diye bilinen iş bu güçsüz kulları da dokuzyüz alltmış dördüncü burcunda Edirne’de idim.Âsafı andıran Rüstem Paşa Hazretleri’nin eşiğine devam şerfiyle akranımın arasında Tersane KiTabeti verilerek yüceltilmiştim. O ocakta, bir bucakta hizmette iken yine o şanı yüce varlığın güzel iltifatları sonucu, işbu yılda donanma-yı hümâyunda bulunan kimselerin Tanrı’nın lutfu padişah hazretleri tarafından bağlanan aylıklarını yerinde dağıtmak üzere, birlikte gitmekliğim ferman olundu. Bunun üzerine ‘Allah’a tevekkül ettim ve Tanrının Elçisi Muhammed’in yolunu tuttum’ deyip ay yenisini andıran, mutluluktan kanat açmış bir gemi içine girdim. Cezayir Beyler Beyi Piyale Paşa ile- Allah ne muradı varsa versin- uğurlu sefere çıklıdığı gün ben de birlikte sefere çıktım. O piyale Paşa dağ tepesi gibi bir yüce aslandır ve savaş denizinin timsahıdır.

Yazar
Mehmet MEMİŞ

Bu websitesinde farkı kaynaklardan derlenen içerikler yayınlanmakta olup tüm hakları sahiplerinindir. Sitedeki içerikler atıf gösterilerek kaynak olarak kullanlabilir. Yazıların yasal sorumluluğu yazara aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Kırmızlar® 2010 - 2026

medyagen