Gerede Masallarına Dâir

Tam boy görmek için tıklayın.

Masallarla ilgili böyle uzun bir girişten sonra Gerede masallarının bazı hususiyetleri üzerinde burada durmak istiyoruz.

Gerede sözlü edebiyat ürünleri bakımından Bolu’daki önemli yerlerden birisidir. Gerede’de sözlü kültürün güçlü olduğunun en önemli göstergesi asırlardır düzenlenen sohbet toplantılarıdır. Gerede’nin sohbet kültürü, hassaten ferfene de işaret etmektedir ki, uzun ve soğuk kış gecelerinde bir araya gelen insanlar bu güçlü geleneği yüzyıllar boyunca yaşatmışlardır. Zengin oyun repertuvarı ferfenenin asırlara yayılan zengin kültürel birikiminin sonucudur. Bunların derlenip kaydedilmesi elzemdir.

Gerede’nin sözlü geleneğinin güçlü olduğunu gösteren hususlardan birisi de sözlü edebiyat mahsulleridir. Masal, ninni, bilmece, tekerleme, mâni, anonim şiirler, atasözü, deyim ve mahalli kelimeler bakımından Gerede’nin bir zamanlar çok zengin bir yer olduğu anlaşılıyor.

Biz ilçenin bilmece kültürü üzerine bir derlemeyi yayınlamıştık (Gerede Bilmeceleri, Ankara 2024). İlçenin mâni zenginliğini yansıtan bir kitabı da yakın zamanlarda Abdullah Demirci’yle birlikte kitap olarak yayınladık (Gerede Manileri, Ankara 2026). Yine Gerede’nin deyim, atasözü ve kelime zenginliği de geçmiş yıllarda bir kitap olarak tarafımızca yayına hazırlanmıştı (Gerede’nin Söz Hazinesi, Ankara 2024). Bunlar esasında 2019 yılında başlayan derleme çalışmalarımızın meyveleri olarak görülebilir. Biz ilçenin halk edebiyatı mahsulleriyle ilgili iki küçük derleme kitabı neşretmiştik (Akan Sular Ömrün Olsun -Gerede’den Halk Kültürü Derlemeleri Ankara 2019; Gerede Kültüründen Derlemeler, Ankara 2023). Her iki derleme kitabımızda öğrencilerimizin çalışmalarından yararlanmıştık. 2023 yılında Gerede’de düzenlenen bir sempozyumda da bir öğrencimizle beraber bir bildiri hazırlamıştık. Öğrencimiz bu sempozyumda bu bildiriyi sunmuştu.[1] Sonuçta imkânlar el verdikçe Gerede’nin sözlü kültür değerleriyle ilgili çalışmalarımız devam etti.

Yıllardan beri ilçede yaptığımız derleme faaliyetleri göstermektedir ki, sözlü ürünler giderek unutulmaktadır. Bunların yitip gitmesinin önüne geçmek için derleme faaliyetlerinin yoğun bir şekilde devam etmesi gerekmektedir.

Bu düşüncelerle ilçede derlediğimiz masalları ve bu konudaki başka bazı ürünleri burada yayınlayıp bunların da kayıtlara girmesini istedik. Bir zamanlar bir masal zenginliğine sahip olduğunu düşündüğümüz Gerede, bu zenginliğini ne yazık ki günümüzde kaybetmeye başlamıştır. Bu kitapta değerlendirilen masallardan daha fazlası ya çeşitli kaynaklarda ya da hafızalarda bulunmaktadır. Bu konuyla ilgili daha ciddi çalışmalara ve değerlendirmelere ihtiyaç vardır.

Biz zaman zaman kaleme aldığımız bazı makalelerle bunları kayıt altına almaya ve yayınlamaya çalıştık. Gerek derleme kitaplarımızda gerekse yazılarımızda Gerede masalları yer almıştı. Şimdi bunları küçük de olsa bir kitap hâlinde yayınlamanın elzem olduğunu düşündük.

Bu masallar Gerede’de önemli bir sözlü kültür birikiminin olduğunu bize göstermektedir. Kışları uzun ve soğuk geçen Gerede’nin bu zenginliği bazı hatıralarda söz konusu edilmektedir. Leyla Albayrak ve Zehra Özçelik tarafından hazırlanan bir yazıda “Oturmacı”lardan bahsedilir. Bu yazı geçmişte Gerede’de masal konusundaki kültürü haber vermesi bakımından önemlidir:

“Bilhassa kış günleri günlük işler bitince komşular birbirlerini ziyarete gider, akşam namazından yatsı namazına kadar oturup konuşurlardı. Bize ekseriyetle komşumuz olan Yağyemez Ebe gelirdi. Fakat biz çocuklar onun anamla hasbihal etmesine izin vermez, etrafını sarıp masal anlatmasını isterdik. O da bizleri kıramaz, masal bittiğinde “Vakit geç oldu.” diye kalkardı. Anam da “Biraz daha otur, hiç konuşamadık. Ateş almaya mı geldin?” derdi. Ateş almanın manası da şöyle: Köyde o devirde ateş yakmak için her evde kibrit olmazdı. Akşama kadar ocak söndürülmez, gece yatarken de odun kömürü ocağın külüne gömülür, sabah anne kalkar, kömürü külden çıkarır, ocağı yakar, çorbayı pişirirdi. Kömür külden çıktığında sönmüşse evden fırlar, köyde kimin bacasından duman çıkıyorsa o eve gider, ateş alıp ocağı yakardı. Kadınlar arasında münakaşa olduğunda “Kömürün sönsün!” diye intizar ederlerdi. Ateş o yaşamda her şeydi.”[2]

Kemal Özyiğit de Gerede’mden Esintiler kitabında kadınların bir arya geldiği günlerden ve bugünlerde anlatılan masallardan, hikayelerden bahseder bize:

“O zamanlar, yaşımın küçük olduğu devirlerdi. Annem kadınlar arası oturmalara götürürdü. Biz çocuklar bir köşede çantamız dizimizin üzerinde, gözümüz önümüzdeki kitapta, kulağımız anlatıları dinlemeye çalışırdık. İşte bu oturmalarda, kış gecelerinde, televizyonun icat olmadığı, radyonun her evde bulunmadığı devirde bu anlatılan hikâyeleri dinlemek bizlere çok renkli gelirdi. Kendimizi anlatılan olayların içinde hissederdik. Soluk soluğa dinlerken, o mesellerle, o masallarla beraber yaşar, kendimizi hikâyenin baş kahramanının yerine koyarak ne maceralarda kahraman olurduk, iki üç saat süren bu hikâyeler bir de yanık sesli şarkılarla süslenince, dinleyenlerin keyfine diyecek olmazdı. (Say ki müzikal) Böyle zamanlarda, çaylar, ıhlamurlar, mevsimine göre meyveler, patlamış mısırlar, kuruyemişler ve nadiren annemin yaptığı çekmeler hevle (koz helvası) yenir, içilir gece yarıları evlere dönülürdü. Dinleyenler, meselin kahramanlarının yerlerine koyardı kendilerini.”[3]

Gerede masallarında ortak motifler dikkat çekmektedir. Özellikle cadı, ayı, üvey kardeşler bu masallarda dikkat çeker. Bunların bazıları birbirinin varyantıdır. Söz gelimi bu çalışma içinde yer verilen “Duman Tüten Köy Mü Horoz Öten Köy Mü?” masalının burada birkaç varyantına yer verilmiştir. “Tak Tak Kabacuğum” ve “Tın Tın Eden Kabacuk” masalları da birbirinin varyantıdır. Bu masallar bizim daha önce yayınladığımız masal kitaplarımızda da mevcuttur (Anadolu Masalları Ankara 2022; Ömrüm İhtiyar, Ankara 2024).

Bu derlemeler esnasında Anadolu’daki masal zenginliğimizin müşterek özellikler gösterdiğini de yakından izleme imkânı elde etmiş olduk. Afyon’da derlediğimiz masalların benzerleri Gerede derlemelerimizde de karşımız çıkmış oldu.

Sonuç olarak Gerede, halk kültürü bakımından dikkat çeken bir yerdir. Gerede’nin zengin halk edebiyatı ürünlerinden birisi de masallardır. Gerede masalları genel olarak Anadolu’da derlenen örneklerle ortaklık göstermektedir. Hatta Gerede masallarının çoğu birer varyant özelliği göstermektedir. Bizim burada yapmış olduğumuz bu çalışma ilçenin bu husustaki zenginliğini mümkün olduğu kadar kayıtlara geçirmek ve yapılacak çalışmalara malzeme sunmak şeklinde ifade edilebilir. Çünkü Gerede masallarıyla ilgili ilmî ve yeni çalışmalara ihtiyaç vardır.

Yasin ŞEN

[1] Bkz.: Yasin Şen-Hanife Eser, “Gerede’den Sözlü Edebiyat Ürünleri” Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi, Gerede Araştırmaları ve Halk Kültürü Sempozyumu, Bolu, 3-4-5 Kasım 2023, Bolu-Gerede.

[2] Leyla Albayrak-Zehra Özçelik, “Rüstem Albayrak’ın Anıları-4”, GERKAV Bülteni, Yıl 27, Sayı 27, Nisan 2022, s. 81.

[3] Mustafa Kemal Özyiğit, Gerede’mden Esintiler (Anılar), GERKAV Yayınları, Ankara 2007, s. 209.

Yazar
Yasin ŞEN

Bu websitesinde farkı kaynaklardan derlenen içerikler yayınlanmakta olup tüm hakları sahiplerinindir. Sitedeki içerikler atıf gösterilerek kaynak olarak kullanlabilir. Yazıların yasal sorumluluğu yazara aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Kırmızlar® 2010 - 2026

medyagen