Gerede’den Toplumsal Bir Yergi Örneği: Televizyon Şiiri

Tam boy görmek için tıklayın.

Toplumumuz uzun zamanlardan beri çok hızlı değişimlere maruz kalmaktadır. Yeniliğin ve değişimlerin biri bitmeden diğeriyle hemhal olduğumuz zamanlar pek çoktur. Bunun dünya genelinde böyle olduğunu da söyleyebiliriz.

Türk toplumunu şekillendiren, adeta bir “toplum mühendisliği” icra eden gelişmelerden birisi televizyonun toplum hayatına dâhil olmasıdır. Televizyonun hayatımıza hızlı bir şekilde dahil olmasının elbette olumlu olumsuz birçok etkileri olmuştur. Fakat ne yazık ki, televizyon toplumu değiştirip dönüştürürken onun derin toplumsal kırılmalara, huzursuzluklara, ayrışmalara, kültürel çölleşmeye etkileri üzerinde pek durulmaz. Toplum, karşısına konulan bu kutunun karşısında adeta savunmasız kalmıştır. Benzer durum şimdilerde akıllı telefonlar üzerinden yaşanıyor ve insanlar sonsuzmuş gibi vehmettikleri ömürlerini, zamanlarını çeşitli sosyal medya içerikleriyle perişan etmeye devam ediyorlar.

Böylesi durumlar için elbette toplumda bir tepkinin ortaya çıkmasını bekleyebiliriz. Nitekim çok duyulmasa da edebiyatımızda televizyonla ilgili bazı değerlendirmeler olmuştur. Biz bu konuda bir manzumeye Gerede’de bir ilahi defteri içinde rast geldik. Baştan sona televizyonun topluma ve insana verdiği zararlar üzerinde duran bu manzume bir yergi örneği olarak görülebilir. Manzume kısmen başarılı bir özellik de göstermektedir.

Bu manzumeye göre televizyon insanlara namazlarını bile kıldırmayan, zorla evlere giren, ev sahiplerine söven, gafilleri pek seven, Amerika’yı ve Rusya’yı evin içine koyan, söylediklerine ve yalanlarına herkesin inandığı, utanma duygusunu yıkan, her şeyin tersini yapan, İslam’ın neslini bozan, arı namusu unutturan bir alettir. Televizyonun insanların değerlerinde gözü vardır. Onun olduğu yerde sohbet olmaz ve oraya rahmet uğramaz. Sofular başta onu reddetseler de sonradan ona teslim olmuşlardır. O, daima güçlüden yanadır. Birisi hangi rolü verirse televizyon onu oynamaktadır. O şeytanların en büyüğüdür.

Şimdi burada bu yergi örneğini beraber okuyalım:

Cami cemaati beş on

Benimkisi binler kere milyon

Dinli dinsiz layık mason

Benim adım televizyon

Yatsı namazı kıldırman

Sabah namazına kaldırman

Kim ne söylese aldırmam

Benim adım televizyon

Zorla her eve girerim

Ev sahiplerine söverim

Gafilleri de pek severim

Benim adım televizyon

Amerika evinizde

Gargoçov bu akşam sizde

Bir gemi batmış denizde

Benim adım televizyon

Bana bakan gözler yandı

Yalanlarıma herkes kandı

Ne söylersen herkes inandı

Benim adım televizyon

Yıktım utanma hissini

Yaptım her şeyin tersini

Bozdum İslam’ın neslini

Benim adım televizyon

Ne rahmetim ne lanetim

Aslında masum bir aletim

Yoktur kasıtlı gayretim

Benim adım televizyon

Bazıları çanak anten tuttu

Çanak tutun hapı yuttu

Arı namusunu unuttu

Benim adım televizyon

Geyik gibi boynuzum var

Paylaşacak kozum var

Namusunuzda da gözüm var

Benim adım televizyon

Ben var isem olmaz sohbet

O semte uğramaz rahmet

Kin ihtiras ve dehşet

Benim adım televizyon

Her gün akın ederim

Uzağı yakın ederim

Sade bana bakın derim

Benim adım televizyon

Beni reddettiler sofular

Sonunda teslim oldular

Karşı koyamaz oldular

Benim adım televizyon

Işık değilim oynayım

Ben hep güçlüden yanayım

Bir rol verir ise oynarım

Benim adım televizyon

Ben deccal mecidin düdüğüyüm

Sam amcanın düdüğüyüm

Şeytanların da en büyüğüyüm

Benim adım televizyon

Gerede’de tespit edilen bu manzumenin şairi belli değildir. Ancak yazan kişinin güçlü bir edebi yönünün olduğunu tahmin edebiliriz. Bu manzume deftere geçerken bazı hatalarla geçmiştir. Bu da defterlerde zaman zaman görülebilen bir durumdur. Buna rağmen televizyon şiirinin bu konuda dikkat çeken bir örnek olduğunu ifade edebiliriz.

Yasin ŞEN

Yazar
Yasin ŞEN

Bu websitesinde farkı kaynaklardan derlenen içerikler yayınlanmakta olup tüm hakları sahiplerinindir. Sitedeki içerikler atıf gösterilerek kaynak olarak kullanlabilir. Yazıların yasal sorumluluğu yazara aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Kırmızlar® 2010 - 2026

medyagen