Hamdullah Suphi Tanrıöver’in Hayatı, Milliyetçiliği ve Hizmetleri

Hamdullah Suphi Tanrıöver, Devletine, Türk Ocaklarına ve Türk Milliyetçiliği fikrine ömrünün sonuna kadar büyük hizmetler etmiş bir Türk düşünürü ve siyasetçisidir. Tanrıöver, diplomatlık, Türk Ocağı başkanlığı, milletvekilliği ve öğretmenlik gibi birçok dalda görev yapmış ve başarılı hizmetlerde bulunmuştur. O, Türkiye dışındaki Türklerin de iyi bir temsilcisi olmuştur.

Hamdullah Suphi Tanrıöver, 1886 yılında, İstanbul Aksaray’da, Abdüllatif Suphi Paşa Konağı’nda dünyaya gelmiştir. Devlete önemli hizmetleri olan çok yönlü ve entelektüel bir aileden gelen Tanrıöver’in büyük babası Abdurrahman Sami Paşa edebiyat ve sanatseverliği ile bilinen bir devlet adamı, Osmanlı döneminde farklı bölgelerde, valilik gibi üst rütbelerde devlet hizmeti görmüş bir şahsiyetti. Babası Suphi Paşa milli eğitim bakanlığı yapmış bir tarihçi idi. Türk edebiyatına büyük katkılarda bulunmuş olan Şemsipaşazade Sezai de Tanriöveri’in amcasıydı. Annesi Ülfet Hanım  Çerkez asıllı bir Kafkas göçmeni idi.

Gerek ailesi gerek yetiştiği kültür seviyesi yüksek olan çevreden dolayı Tanrıöver, Doğu – Batı dillerine hakim ve iyi yetişmiş bir entelektüel olmuştur. Hamdullah Suphi Tanrıöver, ilkokul eğitimini farklı mekteplerde tamamladıktan sonra o dönemde Galatasaray Sultanisi olarak adlandırılan günümüzün Galatasaray Lisesine devam etmiş, burada Fransızcasını da çok geliştirerek mezun olmuştur.

Öğrencilik yıllarından sonra Tanrıöver bir süre, devlet dairelerinde farklı memuriyetlerde çalışmış, daha sonra asıl mesleği olarak öğretmenliği tercih etmiştir. Öğretmenlik mesleğine ilk olarak 1908’de Ayasofya Rüştiyesi’nde başlamış, burada Fransızca ve Kitabet dersleri üzerine öğrencilere eğitim vermiştir. Daha sonra Darulmuallimi, Darulfünun gibi farklı okullarda öğretmenlik yapmaya devam etmiştir. Tanrıöver, öğretmenlik döneminde Anadolu ve Rumeli topraklarını gezerek tarihi ve kültürel incelemelerde bulunmuştur. Fakat, ilerleyen dönemlerde siyasi hayatı ve Türk Ocakları’ndaki hizmetlerinden dolayı öğretmenlik mesleğine yeterince vakit ayırma şansı bulamadığı için mesleğini bir dönemden sonra bırakmak mecburiyeti hissetmiştir.  

Hamdullah Suphi Tanrıöver, İstanbul Türk Ocağı’na 25 Aralık 1912’de Yusuf Akçura’nın aracılığı ile katılmıştır. O dönemde Balkan Savaşları ve mali sıkıntılar yüzünden Türk Ocağı durağan bir dönem yaşamaktaydı. Ahmet Ferit’in, Milli Meşrutiyet Fırkasını kurmak ve siyasi çalışmalarını hızlandırmak adına Türk Ocağı başkanlığından ayrılması üzerine Tanrıöver’in başkan olması için görüşmeler gerçekleştirilmiş ve nihayet 18 Mayıs 1913 tarihinde gerçekleştirilen genel kurulda başkanlık görevine Hamdullah Suphi Tanrıöver getirilmiştir.

Hamdullah Suphi’nin Türk Ocağı Başkanlığı’na seçildiği ilk dönemde İttihat ve Terrakki Cemiyeti Türkçülük fikrini benimsemiş, Türk Ocağına mali desteklerde bulunmuştur. Bu dönemde Türk Ocağı İstanbul dışındaki şehirlerde şubeler açmaya başlamış, Mütareke dönemine kadar Türk Ocakları şubelerinin sayısı 35’e kadar yükselmiştir.

Türk Ocaklarının Osmanlı döneminde yaptığı son kongre 18 Ekim 1919’da İstanbul Darülfünun’da gerçekleşmiş, Hamdullah Suphi Tanrıöver yeniden başkanlığa seçilmiştir. Bu u dönemde Hamdullah Suphi, Türk Ocağı faaliyetleri dahilinde farklı yerlere dönemin bazı aydınları ile seyahatler gerçekleştirmiştir. Bu seyahatlerin her birinde bir yandan da önemli sorumlulukları yerine getirmiştir. Bu geziler dahilinde, 1915’te Çanakkale’de cephedeki askerleri ziyaret etmiş, 1916′ da Suriye’ye giderek Türk – İslam kültürünü Araplara tanıtmak adına kültür elçiliği yapmıştır. 1917 yılında, Çanakkale seyahati sırasında tanıştığı Ayşe Saide Hanım ile evlenmiş, bu evlilikten Aldemir ve Özkul isimlerinde iki çocukları olmuştur. 

Hamdullah Suphi Tanrıöver, güçlü hitabet yeteneği ile de tanınır. O, Yunan Askerlerinin 1919’de İzmir’e çıkarak birçok sivilin ölümüne neden olması üzerine İstanbulda düzenlenen mitinglerden Sultanahmet’te yapılan büyük mitinge katılmış, bugüne değin heyecanı akıllarda kalan bir konuşma yapmıştır.

Hamdullah Suphi Tanrıöver, 1920 yılında Milli Türk Fırkası mensubu olarak milletvekili adaylığı ile siyasi hayata aktif bir şekilde katılmış, Saruhan ve Antalya milletvekili olarak seçimleri kazanmıştır. Fakat İstanbul’un İngilizler tarafından işgali sonrası meclisin serbest çalışma ortamını kaybetmesi ve bir çok aydının Malta’ya sürgün edilmeleri üzerine Hamdullah Suphi Ankara’ya geçmiş, 23 Nisan 1920’de açılan Türkiye Büyük Millet Meclisin’de Antalya milletvekili olarak bulunmuştur. Bu dönemde Anadolu’da iç isyanların çıkması nedeniyle Meclis görevlisi olarak halkı aydınlatma adına birçok seyahat gerçekleştirmiş, o yıl vaktinin büyük kısmını bu görevine ayırmıştır.  

Hamdullah Suphi, 16 Aralık 1920’de yapılan seçim ile Milli Eğitim Bakanlığı görevine getirilmiştir. Bakanlığı döneminde kısıtlı imkanlara rağmen bir çok başarılı çalışmalar gerçekleştirmiştir. Tanrıöver, 15 Temmuz 1921’de bir maarif kongresi düzenlemiş, etkileyici hitabeti ile görkemli bir açılış konuşması yapmıştır.  Bu kongrede alınan kararlar ve çalışmalar üzerine, ülkenin birçok bölgesinde, Milli Mücadele ve yeni Türkiye için halka açık konferanslar ve eğitimler verilmesi amacıyla Halide Edip Adıvar, Yusuf Akçura gibi dönemin önemli aydınları görevlendirilmiştir. Bu dönemde Tanrıöver’in yaptığı önemli bir katkı da Mehmet Akif Ersoy’dan İstiklal Marşı’nı yazmasını rica etmesi olmuştur.

Cumhuriyet sonrası, 4 Mart 1925’te 3. İsmet İnönü Hükümetinde tekrar Milli Eğitim Bakanlığı Görevini alan Hamdullah Suphi Tanıöver, bu dönemde Fransızca Bilimler akademesinin kurulması ve Ankara’daki Etnoğrafya müzesinin açılmasında önemli katkılarda bulunmuştur. Ayrıca, Zeki Velidi Togan gibi yurtdışında yaşayan aydınların Türkiye’ye gelmesini de sağlamış ve onları çeşitli kuruluşlarda görevlendirmiştir.

Hamdullah Suphi Tanrıöver, Bakanlık dönemlerinde Türk Ocakları ile sürekli iletişim halinde kalmış, özellikle Türk Tarih çalışmaları olmak üzere birçok konuda Türk Ocaklarını bakanlık olarak desteklemiştir. O’nun Türk Ocaklarına önemli bir katkısı da Ocağın resmi yayın organı olan Türk Yurdu Dergisi’ne bakanlık bünyesinde mali desteklerde bulunması olmuştur.

Hamdullah Suphi Tanrıöver’in milliyetçiliği hars – kültür milliyetçiliği olarak nitelendirilmekteydi. O’nun bu görüşü o dönemde Türk Ocağı’nın da hakim olduğu ve desteklediği milliyetçilik görüşü idi. Kemal Karpat’a göre,  milletin soyundan ziyade dinine, diline ve kültürüne odaklanan hars milliyetçiliği o dönemde Türkçülüğü en iyi şekilde ifade etmekteydi. Uzak geçmişimizi de kabul eden bu bakış açısı Osmanlı ve Selçuklu tarihine sıcak bakıyor, kısmen de olsa İslami düşünceleri de benimsiyordu.

Ancak, 1930’lu yılların başında gerek büyük buhranın kısmi etkisiyle gerekse siyasi iç karışıklardan dolayı devletin ideoloji ve yapılanmasında değişiklere gidilmiştir. Yeni dönemde, ideolojik olarak Hamdullah Suphi Tanrıöver’in ve Türk Ocağı’nın benimsediği, halkın fikri yapısına daha yakın olan harsa dayanan milliyetçilik (Türkçülük) düşüncesi yerine, Selçuklu ve Osmanlı dönemini göz ardı eden, esas olarak İslam öncesi Türklüğe atıf yapan soy milliyetçiliği benimsenmiştir. Bu  değişimlerden ve devlet içindeki siyasi ideolojik yeni tercihlerden dolayı dönemin en büyük sivil toplum örgütü olan ve ülkedeki siyasi partilerden daha fazla üyeye sahip olan Türk Ocağı’nın kapatılması kararı alınmıştır. Kapatılma sürecinde de bu büyük kurumun ve çok geniş üye tabanının sorun çıkrmaması için Hamdullah Suphi Tanrıöver üzerinde çok yoğun ikna çabaları yürtülmüştür.

Türk Ocaklarının kapatılmasından sonra, bir nevi fikri ve manen çöküntü yaşayan Hamdullah Suphi Tanrıöver’in, ülkeden uzak tutulması amacıyla siyasi irade tarafından yurt dışında elçilik ile görevlendirilmesi uygun görülmüştür. Tanrıöver’e Belgrad, Bükreş veya Kahire büyükelçilikleri teklif edilmiş, o, bu üç şehirden Bükreş’i tercih etmiştir. Tanrıöver’in tercihinin Bükreş olması daha önceden Romanya’da yaşan Türk toplulukları hakkındaki bilgisinden ve onlara hizmet etme gayesinden kaynaklanmıştır. Nitekim, 1931 yılından, 1944 yılına kadar görev yaptığı Bükreş’te sayıları yaklaşık 250.000 olan Müslüman ve Hristiyan Gagavuz Türkleri ile yakından ilgilenmiş, onların dillerini, kültürlerini ve tarihlerini, kısacası öz varlıklarını korumalarına katkıda bulunmuş, bir kısım Gagavuz Türkü olan öğrencinin eğitim için Türkiye’ye gönderilmesini sağlamıştır. Tanrıöver, Romanya’da, Gagavuz ve Tatar Türklerin nüfus olarak çoğunlukta oldukları Dobruca ve Baserabya bölgelerinde 26 tane Türkçe eğitim veren okul açılmasına vesile olmuştur. Hatta, zeki ve çalışkan olarak nitelendirdiği bu topluluğun Türkiye’ye gönderilmesi için gayretlerde bulunmuş, ancak dönemin şartları nedeni ile bu düşüncesi gerçekleşememiştir.

Elçilik görevinden sonra 1944’de Türkiye’ye geri dönen ve bir süre daha siyasi hayatına parlamento dışında devam eden Hamdullah Suphi Tanrıöver, bu dönemde Türk Ocağını yeniden açma teşebbüsünde de bulunmuştur. Tanrıöver, basına Ocağın durumu hakkında gerekli bilgileri vermiş, bir etki grubu oluşturmuş, 10 Mayıs 1949 günü Türk Ocağı’nın yeniden açılmasına önemli katkılar sağlamıştır. Hamdullah Suphi Tanrıöver, 1949 yılından vefat tarihi olan 1966 yılına kadar 1959-60 arasındaki dönem hariç Türk Ocağı genel başkanlığını yürütmüş, zamanının çoğunu Türk Ocağına hizmete ayırmıştır.

1961 yılında oğlu Özkul’un vefat etmesi Tanrıöver’i derinden sarsmıştır. Bu olaydan sonra, o, fikren durgunluk yaşamış ve toplumdan uzaklaşmıştır. Hamdullah Suphi Tanrıöver, 12 Haziran 1966 yılında vefat etmiştir. Tanrıöver için İstanbul Üniversitesinde, Türk Ocağı heyetinin de katıldığı duygulu bir tören yapılmış, bu büyük Türk Milliyetçisi Merkez Efendi Mezarlığına defnedilmiştir.  

Türk Ocağı, Osmanlının artık dağılmakta olduğu dönemde kurulan, oluşturduğu Türk Milliyetçiliği Fikriyatı ve bu fikriyat mensuplarının canla başla mücadeleleriyle bir “Türk Milleti” nin fikren ve siyaseten oluşmasını sağlayan kutsal bir birliktir. Bu kutsal ocağın gelişmesindeki ve mücadelesindeki en önemli isimlerden birisi kuşkusuz Hamdullah Suphi Tanrıöver’dir. Onlar, bir milleti fikren ve siyaseten ortaya çıkardılar. Biz de, şimdi, insanlığın iyiliği ve mutluluğu adına o milletin milliyetçiliğini yapıyoruz. Onların kurduğu yolda, onların ideal ve heyecanıyla milletimiz için ve insanlık için aydınlığa yürüyoruz. Bugünleri ve bugünlerde dimdik durabilmemizi sağlayan başta Hamdullah Suphi Tanrıöver olmak üzere vefat eden Türk Milliyetçilerinin aziz ruhları şad, mekanları cennet olsun.

KAYNAKLAR

Bolay, S. (Temmuz, 2011) Merhum Hamdullah Suphi Tanrıöver ile Alakalı Bir Hatıra, Türk Yurdu

Karpat, K. (2015) Bir Ömrün İnsanları, Timaş Yayınevi. İstanbul

Özcan, Ö. (Ocak, 2011) Hamdullah Suphi Tanrıöver, Türk Yurdu

Yavuz, N.  Hamdullah Suphi Tanrıöver ve Gagavuzlar

 

 

 

Yazar
Melike METİNTAŞ

Şehir Üniversitesi Uluslararası İlişkiler ve Siyaset Bilimi Lisans eğitimi, Sabancı Üniversitesi Avrupa Birliği İlişkileri Yüksek Lisans eğitimi Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Yüksek Lisans Öğrencisi İlgi alanları:... devamı

Bu websitesinde farkı kaynaklardan derlenen içerikler yayınlanmakta olup tüm hakları sahiplerinindir. Sitedeki içerikler atıf gösterilerek kaynak olarak kullanlabilir. Yazıların yasal sorumluluğu yazara aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Kırmızlar® 2010 - 2024

medyagen