Hilale Karşı Haçın Gizli Savaşı Durmuyor!!!

   

 

 

Türk-İslam kültüründe hilal önemli, değerli bir simgedir. Türklüğün ve İslamiyet’in var olduğu her yerde hilal vardır. Hilal eski Türklerin İslam’ı kabulünden önce de önemli simgelerinden biri olmuştur. Asil atalarımız olan kadim Türkler İslam’ı din olarak kabul ettikten sonra İslamiyet’in bayraktarı ve savunucusu olarak tarihe nam saldıklarından hilal Türk-İslam âleminin simgesine çevrilmiştir. Bu sebeptendir ki, şanlı Türk bayraklarının bir çoğunun kalbinde, tam merkezinde hilal ve yıldız yani ay yıldız vardır. Nerde Ay yıldızlı bayrak dalgalanırsa orası dünya üzerindeki tüm Türklerin yurdudur, vatanıdır. İşte düşman bunu çok iyi biliyor ve hilalin dalgalandığı her yeri kendine hedef olarak görüyor, saldırıyor, barbarca işgaller hayata geçiriyor. Biz bunu yakın tarihte Kırım’da, Karabağ’da, Hocalı ‘da, Saraybosna’da, Kerkük’te, Irak’ta, Uygur elinde ve başka Türk-İslam yurtlarında gördük. Özellikle Türkleri hedef alıyor, çünkü biliyor ki, İslam dünyasının da bayraktarı Türklerdir. Aklıma şairin mısraları geliyor da, ne güzel söylüyor Yahya Kemal Bayatlı:

Şu kopan fırtına Türk ordusudur Yâ Rabbi

Senin uğrunda ölen ordu, budur yâ Rabbi

Tâ ki yükselsin ezanlarla müeyyed nâmın

Galib et; çünkü bu son ordusudur İslâm’ın.

Unutmamalıyız ki, Türkler feth ettikleri topraklara Türk’ün töresinin adaletini ve İslamiyet’in hoşgörüsünü, sevgisini, eşitlik ilkelerini yaymışlardır. Bu nedenle tarihleri işgal, vahşilik ve sömürgecilikle dolu olan zalimler asla hilale tahammül edemiyorlar. Yüzyıllardır kinleri, nefretleri bitmiyor. Nefretleri ulu önderimiz, kutlu atamız Alparslan’ın Malazgirt zaferini kazanarak Anadolu’nun kapılarını biz Türklere Anadolu’yu yurt yapmak, vatan yapmak için açtığı günden başlamış ve ulu hakan Fatih Sultan Mehmet Kağan’ın peygamberimizin (s.a.s) müjdelediği komutan olarak İstanbul’u fethi ile daha da körüklenmiştir. İşte bu nefretleriyle ve besledikleri intikam hissiyle yeryüzündeki tüm Müslümanlara, Türklere kin besliyorlar.

Kimler mi? Tabi ki, haçı kendine simge etmiş, gizliden-gizliye örgütlenmiş, kendini dünyanın sahibi sanarak her türlü caniliği faşistliği ve insanlığa sığmayan vahşiliği yapan malum 5 ülke ve onların emrindeki maşaları (Ermeniler, pkklılar, hdp, ypg ve nice gizli örgütler). Dünyayı kendi aralarında bölmüşler ve planlamasını yaptıkları projelerine uygun olarak Türk ve İslam ülkelerinde kan akıtmaktan da doymuyorlar. Böylece her cenahtan saldırıyor ve HİLALE KARŞI HAÇIN GİZLİ Ve AÇIK SAVAŞINI durmadan devam ettiriyorlar. Özellikle bizim coğrafyamızdaki hedefleri de Türkiye ve Azerbaycan’dır. Niye mi?. Çünkü Türkiye güçlü orduya sahip, dünyanın dört bir yanındaki Müslümanların, Türklerin hamisi, umudu, akan gözyaşlarını silen ve akıtılan kanlarının hesabını soran bir ülkedir. Azerbaycan ise bir Türk devleti olarak konum bakımından jeopolitik önemi olan, enerji ve tabii kaynaklara, doğal zenginliklere sahip, günden-güne gelişen bir ülkedir. Bu coğrafyada iki güçlü Türk devletinin var olması haçlı birliğinin, coğrafyamız için planladıkları kanlı projelerinin, içlerinde bu projelerini hayata geçirmek için seçtikleri Rusya’nın karşısındaki çok büyük ve güçlü bir engeldir.

Zira Rusya coğrafyamızda artık eskisi kadar gücünün, hükmünün kalmadığını görüyor. TANAP gibi önemli değerli bir projenin Türkiye’nin ve Azerbaycan’ın önderliğinde hayata geçirilmesi bunun kanıtıdır.  Vaktiyle işgalci-komünist Sovyet döneminin özeti olarak bilinen bir deyim vardı” Azerbaycan’ın serveti ve neftiyle(petrolüyle )Ruslar Moskova’yı kurdular, Kızıl Ordularını kurdular”. Şimdi bu imkânın ellerinden kayıp gideceğinden emin olan Ruslar çok tedirginlik yaşıyorlar. Tüm bu gerçekleri çok iyi bilen, anlayan Rusya ve ağababaları Türkiye’yi ve Azerbaycan’ı zayıflatmak için ellerinden geleni yapıyor, tabiri caizse deli gibi çalışıyorlar. Biz bunu Türkiye’nin yurt içinde ve dışında mazlumların akıtılan kanını durdurmak için yaptığı askeri harekâtlarda, Irak’ta, Suriye’de, Libya’da, Afganistan’da karşısına engel olarak çıkmalarında ve her fırsatta terör örgütü pkk’ya ve diğer terör örgütlerine maddi ve manevi olarak destek olmalarında görüyoruz. Türk askerine engel olmak için Rusya’nın aşırı çabalamasından anlıyoruz. Ama Türkiye olarak siyasetin gereğini yapıyor Rusya’yla onların da yaptığı gibi kendi çıkarlarımız için bazı noktalarda işbirliği yapıyor gibi gözüküyoruz. Yoksa “ayıdan post Rustan dost olmaz” gerçeğini biliyor bir nevi “köprüyü geçinceye kadar ayıya dayı de” atasözümüzü hayata geçiriyoruz. Bu arada ayıyı Rusların kendilerine simge olarak seçtiklerini de unutmamalı. Diğer taraftan Rusya’nın ve malum haçlı ağababalarının güçlenen Azerbaycan’a karşı maşa olarak Ermenistan’ı kullanması da göz ardı edilmemeli. Malum tarihi Azerbaycan Türk toprağı olan Dağlık Karabağ Rusların desteği ile Ermeniler tarafından vahşice işgal edilmiştir. Karabağ’ı işgal ettiklerini Ermenilerin kendilerine önder bildikleri cani  bir çok komutanları da, yetkilileri de itiraf ediyor ve bununla beraber utanmadan hala Karabağ’ın kendi toprakları olduğunu iddia ediyorlar. Rusların Ermenileri Azerbaycan’a karşı maşa olarak kullandığını konu ederken devam eden Tovuz savaşından da özellikle bahsetmeliyiz. Söyledik  ya Ruslar artık bu coğrafyada eskisi gibi at oynatamıyor, hal böyle olunca   her zamanki gibi, aynı Sovyet’in mahvolduğu, parçalandığı dönemdeki gibi oyunda ermeni piyonunu kullanarak Türk yurdu Azerbaycan’a saldırıyor. Bu defa Ermeniler 12 Temmuzda Azerbaycan-Ermenistan sorununun kaynağı olan işgal ettikleri Karabağ bölgesinden değil, Tovuz sınırından saldırdılar. Bu da hedefin direk güçlenen, gelişen Azerbaycan’ın toprak bütünlüğü olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Malumdur ki, Ermenilerin böyle bir kalleşliği yapacak cesareti, iradesi ve gücü yoktur, hem cesareti, hem de gücü Ruslardan alıyorlar ve onların siparişiyle böyle kalleş saldırıyı hayata geçiriyorlar. Amma ve lakin hesaba katmadıkları çok önemli gelişmeler ve gerçekler var. Türk yurdu Azerbaycan güç bakımından eski Azerbaycan değildir, gelişmiş, güçlenmiş kendi doğal kaynaklarına sahip çıkan, dünyada sayılan seçilen bir ülkedir. Diğer taraftan Azerbaycan’ın ordusu da Karabağ savaşından sonra çok gelişti, modern silahlarla donatıldı, komutanlarımız kardeş Türkiyeli kardeşlerinden havada ve karada önemli eğitimler aldılar. Yani gün artık Türk’ün, Türk dünyasının günüdür. Onlar artık bizden değil toprak, bir kum tanesi bile alamazlar. Doğrudur şehitlerimiz vardır canımız yanıyor ama biz onların kanını asla yerde koymadık, koymayız da EvelAllah. Düşmandan intikamını misliyle alıyoruz Elhamdülillah.

  Türk dünyasının şairi Mithat Cemal Kuntay’ın bu mısralarını hatırlıyoruz:  

  Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır;

   Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır.

    Vatanımız var olsun, vatan olsun diye canından geçen 13 şehidimizden  ve tüm şehitlerimizden Allah c. c razı olsun, mekanları cennet olsun inşAllah.

 

Allah (C.C.) onlara rahmet eylesin, yakınlarının ve tüm Türk milletinin başı sağ olsun. Tarihe kanlarıyla ve kahramanlıklarıyla adlarını yazan şehitlerimize minnettarız. Türk dünyasının söz üstadı Mehmet Akif Ersoy’un mısralarındaki bu duyguyu yaşıyoruz:

 Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,

Bir hilal uğruna, ya Rab, ne güneşler batıyor!

Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!

Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer.

 

Ne büyüksün ki, kanın kurtarıyor Tevhid’i…

Bedr’in aslanları ancak, bu kadar şanlı idi.

Sana dar gelmeyecek makber’i kimler kazsın?

“Gömelim gel seni tarihe”desem, sığmazsın

Bizler her birimiz vatanımız uğrunda savaşmaya ve şehit olmaya hazırız. Çünkü “Bir ölür bin diriliriz”. Bizler inanırız ki, ” her Türk asker doğar”. Türk yurdu, vatanımız Azerbaycan’ı kanımızın son damlası akıncaya kadar son nefesimizi verinceye kadar korumaya hazırız. Aynı Can Azerbaycan’ımızın İstiklal marşında Türk dünyasının şairi söz ustası Ahmet Cevat’ın söylediği gibi:

Azerbaycan! Azerbaycan!

Ey kahraman evladın, şanlı vatanı!

Senin için can vermeye hepimiz hazırız!

Senin için hepimiz kan dökebiliriz!

Üç renkli bayrağınla mutlu yaşa

Üç renkli bayrağınla mutlu yaşa

Binlerce can kurban oldu!

Sinen harbe meydanı oldu

Kendilerinden geçen askerlerin,

Her biri kahraman oldu.

Asil Türk milletimiz unutmamalı, Karabağ’da da, Kırım’da da, Kerkük’te de, Uygur elinde de, Irak’ta da bizler Türk milleti olarak HİLALE KARŞI HAÇIN GİZLİ SAVAŞINI açanlarla mücadele ediyorduk ve hala ediyoruz. Türk Yurdu Azerbaycan’ımızın, vatanımızım her zaman yanında hizmetindeyiz. Kalbimiz Tovuz’da atıyor ve dualarımız Tovuz’dakı, Libya’daki, Suriye’deki, Irak’taki, Afganistan’daki askerlerimizle, Mehmetçiğimizle.

Türkiye Cumhuriyeti Milli Savunma Bakan`ı Hulusi Akar ve Türkiyeli Türk komutan Karabağ gazisi İshak Çelik beyin de her zaman söylediği bu sözler “ Azerbaycan Türkünün acısı bizim acımızdır” bizim için çok değerli ve derin anlam taşımaktadır. Türkiye Türkleri ve Azerbaycan Türkleri arasındaki kan bağının, can bağının ne kadar önemli olduğunu vurgulamaktadır. Allah c. c kardeşliğimizi daim eylesin! Amin,Amin

Ne Mutlu Türküm Diyene!

P.S: Türk komutan İshak ÇELİK beye, her zaman verdiği değerli bilgiler ve destek için özellikle teşekkür ederim. Saygılarımla.

 

Aynur TALIBLI Tarih ve Medeniyet Araştırmacısı. İstanbul 

Yazar
Aynur TALIBLI

Bu websitesinde farkı kaynaklardan derlenen içerikler yayınlanmakta olup tüm hakları sahiplerinindir. Sitedeki içerikler atıf gösterilerek kaynak olarak kullanlabilir. Yazıların yasal sorumluluğu yazara aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Kırmızlar® 2010 - 2024

medyagen