İran

 

Prof.Dr. Ahmet ÖZTÜRK[i]

Savaşı kaybedebilirler. Şimdiden büyük bir yıkıma da uğradılar. Amerika ve Siyonist ittifak İran’a daha fazla zarar da verebilir. İran daha önceki büyük savaşlarda Almanya ve Japonya’nın yaptığı gibi teslimiyet ve ağır şartlar içeren bir ateşkes veya barışı kabul edebilir de. Direniş imkanları tükenirse her savaşın sonu gibi onlar da yeni ve zaruri şartlarda yollarına devam etmeyi kabul edeceklerdir.

Savaşın sonu nasıl gelirse gelsin İran bir kaç nedenle, benliklerinde biraz ahlak ve vicdan taşıyan insanların nazarında, her zaman büyük bir saygıyı hak edecek.

İlk olarak hükümet, ordu ve halkın çoğunluğu düşmandan ve ölümden korkmadılar. Onyıllardır dünyada yapılan yıllık askeri harcamanın yarısını tek başına yapan Amerika’dan korkmadılar. En korkutucu bombardımanlardan, hatta nükleer silahlardan korkmadılar. Tarihleri, onurları, güçlü ulusal gururları ve inançları için dünyanın en büyük gücüne karşı halâ direniyorlar.

Bizdeki ve dünya solunun kahraman olarak bayraklaştırdıkları küçük figürleri ve olayları da tarihe gömdüler. Che efsanesi de neydi öyle, veya bir başkası; devrimcisi, Chavistası!… Siz hiç entelektüel birikimi, diplomatik tecrübesi, siyasi karizması, ailesinin önderi, devletinin en öndeki liderlerinden biri olarak güle oynaya ölüme giden başka bir Ali Larijani örneği biliyor musunuz…

İkincisi, 1945 sonrasında İngiliz ve Amerikan himayesinde kurulan yayılmacı Siyonist ve ırkçı ve işgalci güç ve yapıyı tarihinde ilk kez bir savaşın yıkımıyla tanıştırdılar. Aynı bölge ve köklerden gelen üç kadim dinin inananları nazarında kutsal görülen bir kent, bölge ve topraklarda yıllardır kaynattıkları ölüm kazanında pişirdikleri kirli yemeğin; ölüm, yaralanma ve büyük sosyal, psikolojik ve kentsel yıkımın tadına ilk kez İran’ın elinden baktılar.

Üç, bu savaşta ilk kez ciddi yıkımla, yıllardır uzman oldukları bir şeyle tanıştılar. Şehirden taşrasına kadar günlerdir korku ve stres altında defalarca sığınaklara kaçıp saklandılar. Daha önce Araplarla defalarca savaştılar, hiçbir Arap devleti veya gücü onlara savaşın ve kötülüklerinin karşılığını verememişti. Aksine, hem rejimler hem de toplumlar olarak işgalci güce teslim olup onursuzca ve korkakça bir düzen ile yaşamanın yolunu seçtiler. Sadece doğal kaynaklarını değil onurlarını da kolonyal güce teslim ettiler. Ya Avrupalılar? Hatta pasifist, barışçı Asyalılar?

En kötüsü de şu ki bu savaş da burada bitmeyecek, hiçbir savaşın zoraki yapılan ateşkesler veya haksız barışlarla bitmediği gibi. Lübnan’ı tamamen işgal etsen ne olur ki! İstersen Suriye’yi bir kat daha boşalt yerel veya bölgesel aparatlarınla. Ne yazar!…

Zaman ve dünya öyle bir yöne doğru ilerliyor ve öyle görülüyor ki yakın bir gelecekte Beyrut’ta, Şam’da, Bağdat’ta, Halep’te ve diğer yıktığın bütün şehirlerdeki evlerin çatılarına çıkan herkesin elinde bir serçe büyüklüğünde, üzerinde kodlanan bir yön ve mesafede uçtuktan sonra ulaştığı noktada ve yerde 36-38 C⁰ derecede hareketli her cismi hedef alacak dronelar devrine doğru gidiyoruz.

Ben iyimserim, asimetrik bir dünya ve asimetrik savaş herkesi terbiye edecek. Kalıcı bir barışa mecbur kalacaklar. O gün çok uzakta olmayabilir. Tarih neleri yeni sayfaların arkasına atmadı ki…

[i] İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi

Yazar
Ahmet ÖZTÜRK

Bu websitesinde farkı kaynaklardan derlenen içerikler yayınlanmakta olup tüm hakları sahiplerinindir. Sitedeki içerikler atıf gösterilerek kaynak olarak kullanlabilir. Yazıların yasal sorumluluğu yazara aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Kırmızlar® 2010 - 2026

medyagen