Karmaşık Yılbaşı

Yıl başını kutlamak kültürel olsa gerek, her ne kadar 1 Ocak tarihi hangi sebeplerden olursa olsun yeni yıl takviminin başlangıcı olarak kabul edilse de.

İnternetin olmadığı, tek kanallı TVlerin olduğu yıllarda Yılbaşı kutlaması üzerine ne düşünür; ne de kutlanır, kutlanmaz tartışmalarını duyardık. Birkaç arkadaşımla bana saçma geldiği doğruydu, çünkü biz okul çocukları için yeni yıl, okulun açılmasıyla başlıyordu. İmtihanların devam ettiği haftada “seneye görüşürüz! O sınav seneye!” gibi absürd şakalara maruz kalıyorduk. 1980 lerde İstanbul’un Suadiye semtinde köşklerin olduğu muhitte yaşıyorduk ve çoğu evlerde çam ağaçları görürdük. Ben ve kardeşlerim, bütün Türkiye evlerinde çam ağacı var bir tek bizim, hafız babaannemin ve dinine düşkün hacı anneannemin evinde olmadığını zannederdik. Yıllar sonra, evlerinde çam ağacı olan o insanların gayri müslim olduklarını öğrendik. Köşkleri müteahhitlere gidip yerine apartmanlar dikilince, başka insanlar gelince onlar da çam ağacı koymaya başladılar.

Ama eskiler onları görgüsüzlükle itham ediyor ve yanlış tarihte çam ağacı koyduklarını söylüyorlardı.

Okula yeni yıl sonrası döndüğümüzde öğretmen yeni yılı nasıl geçirdiğimizi sorardı. Bizim aileden başka herkes tek kanal TV yi izler, dansözü beklerdi. Ben ise kitap okurdum. Sınıfımızdaki bir arkadaş evlerine babaannesinin, dedesinin ve kuzenlerinin geldiğini ama annesinin hindi yapmadığını çünkü hindi yemeği yeni yıla ait bir yemek olmadığında ısrar ettiğini, yeni yıla geri sayılım yapıldığında da ışığı kapatıp açtıklarını duymuştum. Bu kız zaten farklıydı, uçakla sürekli İsveç’e, Amerika’ya giderdi ailesiyle. Bütün sınıf resim dersinde evin kiremitlerini kırmızıya boyarken, o İsveç’te mavi oluyor der maviye boyar böylece erkek öğrencilerin dalga geçtiği hedef olurdu.

İlkokul böyle bitip, liseye Erenköy Kız Lisesine geçince biraz daha normalleşmişti yeni yıl kutlamaları.

Halbuki sınıfımda bir Hristiyan (takı yasak olmasına rağmen haçı hep boynundaydı, ergenliğin verdiği âsilik mi, yoksa çok mu dindar bir Hristiyan’dı bilmiyorum) ve iki Yahudi öğrenci vardı. Yeni Yıl kutlaması olarak en fazla yapılann şey, hediyeleşmek olyordu.

Sonra, üniversite çağında Malezya’ya gittim. Yeni yılda birkaç havai fişek patlatılmıştı. Meğer esas yeni yıl kutlaması, On İki Hayvanlı takvimi kullanan Çinliler yapıyormuş. Bu takvimi, Çinlilerin biz Türklerden aldıkları belirtilir. Yeni yıl başlangıcı Şubat ayında oluyordu. Bu sene (2026) 17 Şubat’ta olacak ve At yılına giriliyor.

 1990lı yılların başları ve internetin olmadığı çağdayız. İlk kez tanık oluyordum bu olaya. Çinliler, evlerini, işyerlerini, sokakları kırmızı, lantern dedikleri kâğıt lambalarla süslüyorlardı. Evlerinin bahçelerinde kuş kafesine benzer kafesler olur. O kafeslerin içinde budha heykelleri var. O kafesler özellikle süslenir, ışıklandırılır, önlerine yemek koyulur. Özel moon cake dedikleri ay keki yapar ve hediye götürürler. O hafta boyunca, mezarlıklarda vefat eden aile büyüklerinin kabirleri önünde piknik yapar, bir tas pilavı da ölmüşlerinin önüne bırakırlar. Sokaklarda, alışveriş merkezlerinde festivaller ve özellikle her yerde Dragon dansları yapılırdı. Büyükler, çocuklara kırmızı, üzeri altın sarısıyla Çince yazılmış özel zarflarda para verirlerdi. Havaî fişek kutlaması çok soluk kalırdı bu kutlamaların yanında. Kadınlar ve erkekler Çin gelenekli kıyafetlerini giyerdi o gün boyunca. Sadece yeni yıl kutlaması değildi bu. Bu, onlar için takvim yılının da başladığı yeni yıldır. İngilizce hazırlık okurken, hocalarımızdan Kanadalı genç bir kadına, burcu sorulduğunda, ısrarla Batı’da kullanılan burcunu söylerken, Çinliler on iki hayvan takvimine göre olan burcunu söylerlerdi. Kanadalı öğretmenimiz hiçbir şekilde Çin takvimine ilgi göstermedi, kültürel olarak yaşatmanız çok sevimli gibi ifadelerde bulunurdu ve Çinli öğrenciler, bunun, kültürden daha fazla bir konu olduğunu, yetersiz ve kırık İngilizceleriyle anlatmaya çalışırlardı. Bir sınıf arkadaşım liseyi kendisinin yılan yılında ama diğer arkadaşımızın fare yılında bitirdiğini söylerdi.

Ablasının özellikle köpek yılında evlenmek için iki yıl beklediğini söylemişti mesela.

Sonra geldi Hicrî yeni yıl başlangıcı. Yönetim Malay’larda yani Müslümanlarda. TVlerde Kuran okunur, dinî programlar yapılır. Câmiler bütün gece açık kalır, isteyen sabaha kadar namaz kılar, Kuran okur, câminin bir köşesinde sunulan ikramlardan alırdı. Sakin, huzûrlu bir yeni yıl kutlanırdı.

Hinduların tam bir yeni yıl kutlaması olmazdı ama farklı festivalleri olur. Hindular en büyük tanrıları Krişna’nın doğumunu yeni yıldan daha coşkulu kutlarlar. Hint filmlerinde gördüğümüz o renkli sariler, o renkli ve çok müzikli, danslı, bol yasemin çiçekli kutlamalar sadece Hint tapınaklarında ve evlerde değil, sokaklarda da olur.

Bu farklı kültürleri ve kutlamalarını beş yıl gördükten sonra Ürdün’de bir yeni yıl geçirdim. Bizim şimdiki kutlamalarımızı, onlar da 25 yıl öncesi yapıyorlardı. Hz.İsa heykelleri ile süslenmiş çam ağaçları alışveriş merkezlerinde ve pahalı restoranlarda yerini alırdı. Havâî fişekler, evden ziyade dışarıda coşkuyla kutlamalar olurdu. Ben ise, o yıllarda Ürdün Üniversitesinde doktora öğrencisi olan Çinli arkadaşım tarafından, aile dostlarının restoranı olan Çin restoranına davet edilmiş, sekiz farklı ülkeden gelmiş kız arkadaş (aramızda Çeçen de vardı) ile Çin yemeğinden ziyade Arap usulü kebaba dönmüş yemeğimizi yerken, süslenmiş çam ağacına, çalışan Filistin asıllı Araplara bakıyoror, yerel Arapların aileleriyle düğüne gelir gibi tıklım tıklım doldurdukları bu restoranı seyrediyordum, bir film karesi gibi. Ah tabii bir de arka fonda sürekli dönen jingle bell şarkısı.

Sonrası ise 20 yıl geçirdiğim Londra. Noel, 25 Aralık’ta kutlanıyor. Kasım’ın ortasını biraz geçince dükkanlarda sokaklarda Noel süslemeleri düzenleniyor. 25 Aralık’a kadar sadece jingle bell gibi Noel ile ilgili şarkılar çalınıyor ve dilekler dileniyor. 26 Aralık’a gelindiğinde ve halâ iyi noeller dilemek, –ya da Arap Dünyasında ve Türkiye’deki gibi-  jingle bell şarkılarının çalınması uğursuzluktur. 24 Aralık’ta çoğu yerlerde yarım gün çalışılır; Christmas Eve yani Noel Arefesi. 25 Aralık’ta, önce Kral’ın (benim zamanımda kraliçenin) TVde Christmas konuşmasını bütün İngiliz halkı dikkatle dinler, onun konuşması bittikten sonra yemekler yenir. 25 Aralık her yer, her şey kapalı olur. Çalışan uber taksi şöförleri ise Müslümanlardır. Kiliseye giden dindar Hristiyanların kiliseye yemekten sonra gittiklerini ve Noel duaları yaparak Noeli orada cemaatleriyle kutladıklarını görürdüm. 26 Aralık ise boxing day, büyük indirimin yapıldığı bir gündür. Boxing Day aslında, İngiliz aristokrasisinde çalışan hizmetçilere, yüce gönüllü ve merhametli sahiplerinin, Noel’de kalan artık yemekleri kutulara koyarak ailelerine götürmelerine izin verdikleri, aileleri ile kalan yemekleri yedikleri günün ismiymiş. Fakat, kapitalizmin hüküm sürdüğü günümüzde boxing day, yılın en büyük indirim günü adı altında yıllardır satılmayan, işe yaramayan eşyaları daha ucuz fiyata millete satıldığı bir gündür.

Noel sonrası ise, işe insanlar geri dönüyor. Yeni Yıl heyecanı veya telâşı yok, sanki büyük bir koşuşturmadan, hengâmeden dönülmüş gibi, yorgun bir haldedirler. Yeni yıl planları yok. Belki sokağın köşesindeki puba gidip, evlerine dönerler. Çevrede patlatılan havâî fişek gösterisini seyredip evlerine giderek dinlenmeye bakıyorlar. Yeni yıl akşamı, Londra’nın merkezini, London Eye çevresini genelde yabancılar ve Londra dışından okumaya, çalışmaya gelmiş ergen gençler dolduruyor. O gece otobüsler, metrolar ücretsiz olur. London Eye ışıklandırılmasını, Thames üzerindeki havâî fişek gösterisini izleyen halk dağılır, fakat Doğu Avrupa Blok’undan gelen hangi yaş grubu olursa olsun, onlar sanki hayal kırıklığına uğrarlar. Çünkü onlar kendi ülkelerinde Yeni Yılı coşkuyla kutlarlarmış. Yılın en önemli, en büyük olayı derlerdi. Kutlamak, onların dilinde nerede sızıp kaldıklarını unutacak kadar çok içmek demek.

Belki bu Doğu Avrupa Bloklarından insanların, yeni yıl kutlamasını Avrupa’da aramaktan vazgeçmeleri gerek.

***

Yazar
Melek MAKSUDOĞLU

Bu websitesinde farkı kaynaklardan derlenen içerikler yayınlanmakta olup tüm hakları sahiplerinindir. Sitedeki içerikler atıf gösterilerek kaynak olarak kullanlabilir. Yazıların yasal sorumluluğu yazara aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Kırmızlar® 2010 - 2026

medyagen