Kut’ül-Amare Destanı

Tam boy görmek için tıklayın.

Prof.Dr. Belkıs GÜRSOY

Birinci Dünya Savaşı’nda dokuz ayrı cephede savaşmak durumunda kalan Osmanlı Devleti; kuvvetlerini farklı cephelere dağıtmak suretiyle birçok alanda olduğu gibi askeri anlamda da zaafa düşer. Kaldı ki, Balkan Savaşı’nın ardından ordusunu yeterince ikmal etmeye fırsat bulamadan, eksikliklerini tamamlayamadan 1. Dünya savaşında farklı coğrafyalarda savaşmak zorunda kalır. Bu farklı cephelerde her türlü zorluğa rağmen var gücüyle dayanmaya çalışan bu kuvvetler; tıpkı Çanakkale’de olduğu gibi Irak coğrafyasında bulunan Selmân-ı Pâk, Felâhiye ve Kut’ül Amare’de de şanlı bir tarih yazarlar.

Bu şanlı sayfayı bir nebze de olsa yad etmek adına Irak cephesindeki Türk ordularının kumandanı Halil Paşa’nın hatıratını esas alarak bu yakın geçmişi bir nebze de olsa dile getirmek istedik.  Konuyla ilgili başka kaynaklardan da yararlanmak kaydıyla bu zafere kısaca da olsa değinmeye çalıştık.

İngiltere; I. Dünya Savaşının başlaması ile birlikte Hint denizinin güvenliğini sağlamak ve Mezopotamya’ya hâkim olmak maksadıyla Irak seferine çıkar. Ciddi bir Osmanlı direnişi ile karşılaşmadan Basra ve Kurna’yı ele geçirir.  Bağdat’a doğru hızla ilerler.  Irak cephesini albay Nureddin Bey kumanda etmektedir.

28 Eylül 1915 tarihinde Selmân-ı Pâk’a çekilen Nurettin Bey kumandasındaki birlikler; burayı tahkim ederek tutunmaya çalışır. (Selmân-ı Pâk; Sasanilerden kalma tarihi bir şehir olup Bağdat’ın 32 kilometre güneyinde bulunur. ) 29 Eylül 1915 tarihinde Kut’ül Amare kasabası İngilizler tarafından işgal edilir ve 1700 Osmanlı askeri esir alınır.

5 Ekim 1915 tarihinde Osmanlı Başkomutanlık karargahınca teşkil edilen   altıncı ordu komutanlığına Alman Mareşal Von Der Goltz getirilir. İngiliz kuvvetleri Bağdat’a doğru ilerlerken Irak’taki Osmanlı birlikleri Kafkas cephesinden 18. Ordu komutanı Albay Halil (Kut) Bey’in komutasındaki 51. Ve 52. Piyade tümenleri vasıtasıyla takviye edilmek istenir. Halil Bey, emrine verilen tümenlerle birlikte Hınıs, Muş, Bitlis, Siirt istikametinde ilerler. Ordu, nehir yolu ile Siirt çayı üzerinden ağaçlar, tulumlar ve kelekler yardımıyla önce Dicle’ye sonra da Bağdat’a kaydırılmaya çalışılır.

Bağdat’ı almak isteyen General Townshend kumandasındaki   İngiliz birlikleri 22 Kasım 1915 tarihinde Selmân-ı Pâk’ta Dicle’nin sol sahili üzerinden Osmanlı ordusuna saldırır. 45. Tümen siperlerinde kahramanca direnir. Halil Bey, savaştan bir gün önce 51. Piyade tümenin iki alayı ile birlikte cepheye ulaşmayı başarır. 45. ve 51. Tümenlerin bölgeye gelmesi ve cephe teşkilatının yeniden düzenlenmesi savaşın kaderini değiştirir.   Halil Paşa; çöle sürdüğü beş taburla düşmanı sol yanından vurur. Bu kanlı savaşta her iki taraf da boğaz boğaza gelerek süngü süngüye çarpışır. İngiliz kuvvetleri bu çarpışmalarda ağır kayıplar vermek suretiyle geri çekilir. 25-26 Kasım 1915 gecesi Osmanlı birliklerinin takibi altındaki İngiliz kuvvetleri General Townshend komutasında 3 Aralık 1915 tarihinde Selmân-ı Pâk’ın 130 kilometre uzağında bulunan Kut’ül-Amare’ye çekilir.

7 Aralık 1915 yılında Albay Nureddin Bey, Kut’u kuşatır ve 8 Aralık 1915 tarihinde General Townshend’e teslim olmalarını teklif eden bir mektup gönderir. General Townshend’e yardım etmek maksadıyla harekete geçen İngiliz generalleri ve kıtaları Felâhiye (Dicle nehrinin sol sahilinde yer alan 12.000 metre karelik bir alan) denilen mıntıkada Türk orduları ile birçok defa savaşır. Felâhiye savaşları adıyla anılan bu karşılaşmalar; 13 Ocak 1916 tarihinde başlar. Türk askerinin yeterli kurşunu yoktur. Ama konuşlandıkları tepelerde bir hareketlilik oluşturarak bu hareketin karşı tarafça bir taarruz zannedilmesini sağlarlar. İngiliz tarafı bu zanna binaen hareketli tarafı ateş yağmuruna tutarlar. Türk tarafı ortalık yatıştığında atılmış İngiliz kurşunlarını toplayarak yeniden kullanılabilir hale getirirler.

10 Ocak 1915 itibariyle Irak ordusu komutanlığına getirilen Albay Halil Kut Felahiye boğazını tutunca bu geniş alan daralmış olur. 21 Ocak 1916 tarihinde İngilizler yenilir.   İngiliz generali Aylmer bu durum karşısında Basra ve Hindistan’dan yeni kuvvetler ister.

7-8 Mart 1916 tarihinde İngiliz takviye birlikleri Dicle’nin sağ kıyısındaki Sabis Tepesi’inde yer alan Osmanlı kuvvetlerine saldırır. 13. Kolordu komutanı Albay Ali İhsan Bey ve kuvvetleri 8-9 mart 1916 tarihli bu savaşta İngilizleri yener. İngiliz birlikleri 11 Mart, 6 Nisan ve 9 Nisan tarihlerinde üst üste saldırırlarsa da her defasında yenilgiye uğrarlar.  Bu şekilde Kut’ül Amare’de kuşatılmış bulunan İngiliz birliklerine yardım gönderilmesi önlenmiş olur.  Paşalığa terfi eden Halil Bey; Bağdat valisi ve Irak’taki Osmanlı kıta kumandanı sıfatıyla 10 mart 1916 tarihinde açlığa mahkûm olan ve daha fazla kayıp vermeleri muhtemel görünen   İngilizlere teslim olmalarını tavsiye eden bir mektup yazar. Yardım geleceği beklentisi içinde olan Townshend; bu teklifi reddeder. 15 Nisan 1916 tarihinde Dicle’deki üslerden kalkan İngiliz deniz uçakları havadan ikmal malzemesi ulaştırmayı dener. Bu erzak çuvallarının önemli bir kısmı bazen rüzgârın etkisiyle, bazen de Türk topçu birliklerinin uçakları düşürmesi sebebiyle çoğu zaman Türk askeri birliklerinin tarafına düşer

 İngiliz birlikleri kumandanı General Aylmer yerine geçen General Goringe; Kutül Amare’ye ulaşmak için 17 Nisan 1916 tarihinde Dicle’nin sağ sahilindeki Beyt-i İsa mevkiine yüklenir. İngilizler bu defa da bozularak çekilmeye mecbur kalırlar. İngiliz kuvvetleri 18 Nisan 1916 tarihli ikinci Beyt-i İsa ve 19 Nisan tarihli üçüncü Beyt-i İsa savaşlarında da yenilirler. 20 Nisan 1916 yılında düşman güçler tekrar taarruza geçerlerse de ağır kayıplar verdikten sonra geri çekilme mecburiyetinde kalırlar. 22 Nisan 1916 tarihinde yeni bir karşılaşma gerçekleşir. Ali İhsan Bey komutasındaki 13. Kolordu, İngilizleri Essin civarında yenilgiye uğratır.

Askeri hava yolu ile besleme teşebbüsleri akim kalan İngilizler bu sefer Dicle üzerinden zırhlı bir gambotla Kut’a erzak ulaştırmaya çalışırlar. 270 tonluk Erzak yüklü Julnar adlı gemi 24- Nisan 1916 gecesi Felahiye mevzilerinden açılan şiddetli topçu ateşi himayesinde kuzeye doğru hareket eder. Halil Paşa 13. Ve 18. Kolorduların sahra toplarını Dicle sahiline sürdürür. Neticede Gemi 13. Müfreze tarafından teslim alınır.  Teslim alınan bu gemiye “kendi gelen” adı verilir. Kut’ta bulunan General Townshend kaleye yardım gelmesi ihtimali kalmayınca Halil Paşa ile görüşmek ister. 29 Nisan 1916 tarihinde Kut’ül-Amare’de dört ay yirmi üç gün süreyle muhasara altına alınan İngiliz birlikleri teslim olurlar. General Townshend ile yapılan görüşme sonucunda beş ay boyunca gerek Townshend, gerek General Aylmer ve gerek Goringe orduları ile devam eden kanlı muharebeler; sonucunda İngilizler yenilgiyi kabul ederler.  General Townshend ve emrindeki kuvvetler; 29 Nisan 1916 tarihinde kayıtsız şartsız teslim olmak mecburiyetinde kalırlar.

Dicle Nehri kıyısındaki Kut’ül Amare şehri yakınlarında konuşlanmış İngilizler ile müttefiklerinin kuşatılmasıyla başlayan muharebe, kasabanın Osmanlı Ordusu tarafından ele geçirilmesi ve İngiliz birliklerinin tamamının esir alınmasıyla sonuçlanır. I. Dünya Savaşı içerisinde İngilizler Çanakkale’den sonra Kut’ül de Amare’de Osmanlı İmparatorluğu’na ikinci defa mağlup olurlar.

İngiltere tarihinde İngiliz ordusu; Kut’ül-Amare’de Osmanlı’ya silahlarını teslim etmek zorunda kalan İngiliz askerleri sayısı kadar bir kuvveti daha önce hiçbir savaşta esir vermemiştir. Bu şekilde Osmanlı birliklerinin can siperane müdafaaları neticesinde İngilizlerin Bağdat’ı ele geçirme emelleri büyük bir hezimetle sonuçlanır.  Tarihimizin bu parlak sayfasının daha fazla gündemde tutulması ve sanatın çeşitli dallarında işlenmesi gerektiğini düşünmekteyiz.

Evet, bu eserde de anlatıldığı üzere Halil Kut Paşa, 29 Nisan 1916 tarihinde Irak Cephesi‘nde Kût’ül Amâre kasabasında General Charles Townshend komutasındaki İngiliz ordularını esir alır. İngiliz General, Kut’ta yaşanan açlıktan dolayı diğer 5 general, 481 subay ve 13.100 er ile birlikte teslim olur. Halil (Kut) Paşa, Kutü’l-Amare zaferinden sonra 6. Ordu’ya yayınladığı mesajda şöyle der:

Arslanlar! Bütün Osmanlılara şeref ve şan, İngilizlere kara meydan olan şu kızgın toprağın güneşli semasında şehitlerimizin ruhları sevinçle gülerek uçarken, ben de hepinizin pak alınlarından öperek cümlenizi tebrik ediyorum. Ordum gerek Kut karşısında ve gerekse Kut’u kurtarmaya gelen ordular karşısında 350 subay ve 10 bin erini şehit vermiştir. Fakat buna karşılık bugün Kut’ta 13 general, 481 subay ve 13 bin 300 er teslim alıyorum. Bu teslim aldığımız orduyu kurtarmaya gelen İngiliz kuvvetleri de 30 bin zayiat vererek geri dönmüşlerdir. Şu iki farka bakılınca, cihanı hayretlere düşürecek kadar büyük bir fark görülür. Tarih bu olayı yazmak için kelime bulmakta müşkülata uğrayacaktır.

Bu savaşın ve diğer savaşların şehit ve gazilerinin ruhları şad olsun.

[1] KUT’ÜL-AMARE Halil Paşa’nın hatıratı (2016) Dr. Necdet Özgelen’in Katkılarıyla Halil Paşa’nın Hatıratı, Akıl Fikir yayınları, İstanbul

——————————————-

Kaynak:

Kut’ül-Amare Destanı

Yazar
Kırmızılar

Bu websitesinde farkı kaynaklardan derlenen içerikler yayınlanmakta olup tüm hakları sahiplerinindir. Sitedeki içerikler atıf gösterilerek kaynak olarak kullanlabilir. Yazıların yasal sorumluluğu yazara aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Kırmızlar® 2010 - 2026

medyagen