Mehmet Âkif mi? Yahya Kemal mi?

Bu hafta paylaştığım Mehmet Âkif Ersoy’u 27 Aralık tarihi vefat yıldönümü nedeniyle yazmış olduğum yorumuma Yahya Kemal’i çok seven bir arkadaşımdan bir soru geldi.

Açıkçası edebiyat sanatı konusunda okumaktan haz duyduğum diğer şiirleri de beğeni ve yorum yapmamasına rağmen okumuş olması ve son paylaşımın dikkatini çekmesinden büyük memnuniyet duydum.

Arzum ve dileğim Türkçe’nin en güzel kullanan Münevverlerimizi en güzel örnekleri ile dile getirmek. Türkçe kudretli, lâtif, şen bir dildir. Tabii ki Türkçe’nin edip bir şâiri de Yahya Kemâl’dir.

Yahya Kemâl’i hususen sevmem için çok fazla neden vardır. Avrupa’ya Jön Türklerin içinde yer alarak, bir Batı hayranı olarak gider çok genç bir talebe olarak, lâkin pür ateş yanan bir Millî Meş’ale olarak Vatanına özlem ile döner, İstanbul işgal altında iken 88 adet harika makaleler yazar gazetede, o çok güzel tarihi yazısı, ‘Bebek Şamandırası’nda, alay ve hicivli anlatımı ile Damat Ferit Hükümetini ve İngilizleri küplere bindirir, can korkusu ile Üsküp’e kaçar, 2 ay sonra ancak İstanbul’a dönebilir.

Bu 88 makaleyi (‘Eğil Dağlar’) Mustafa Kemâl ATATÜRK savaş meydanlarında göğsünün cebinde taşır, yaverine defalarca okutturur.

Yahya Kemal Yüz Yılımızın klasiğidir. Gönül telimize güzel lâtif Türkçesi ile dokunmuştur.

Hem Âkif, Hem Yahya Kemal Divân Edebiyatının en son büyük şâirleridir, Ancak Yahya Kemal İstanbul Türkçesi ile harika şiir, hatıra ve deneme türünde eserler vermiş, çok yönlü bir halk münevverimizdir.

Her ikisi de Darülfünun’un en şöhretli en merak edilen, gençler tarafından etrafları kuşatılan edebiyat öğretmenleridir.

Mehmet Âkif kâh Teşkilât-ı Mahsusa da görevli Arap Çöllerinde İngiliz casuslarının karşındadır, İstanbul’dan Özbekler Tekkesinden Halide Edip ile ver elini gizlice Anadolu’ya kaçış, kâh Anadolu’da Milli Mücadelenin meşalesini harlamakta, Kuvva-i Milliye Güçlerine destek çağrıları yapmak da il il gezip halka ümid ve cesaret vermektedir.

Velhâsılı bu İki Büyük Şâir Edip Halk Münevverini övmek için sebepler üretmek, meziyetlerini sayıp dökmek bile en tatlı sohbet konularındandır. Onları sevmek, okumak Türkçemizi yenilemektir.

Onları sevmek Milli ve Tarihi imanımızı kuvvetlendirmektir. Benim sevmekten, inanmaktan anladığım budur.

Bir sürü adam şâir diye methedildi yıllar yılı, Türkçenin kudreti saklı kaldı.

Münevver yani Aydın Sınıfı Memleketinin gerçeklerinden haberdar olan şerefli, haysiyetli adam gibi adamlardır.

Biz yıllar yılı bu Münevver Sınıfı özler olduk.

Ben şahsım adına çok bahtiyarım, edebiyat tarihi yazarı büyüklerimizi tanıma imkânımız oldu. Bu alanda Klasik Türk Edebiyat ve Tarihinin en seçkin Münevverlerinden ve eserlerinden haberdar olduk.

Ama insan istiyor artık, Bir Âkif daha gelsin, bir Yahya Kemâl daha gelsin.

Güzel ve Kudretli Türkçenin etkisinde okumanın hazzına varalım.

Yazının başına dönmek gerekirse Mehmet Âkif de Yahya Kemâl de sevilmeye ve methedilmeye lâyıktır.

Yazar
Zehra EVKURAN

Bu websitesinde farkı kaynaklardan derlenen içerikler yayınlanmakta olup tüm hakları sahiplerinindir. Sitedeki içerikler atıf gösterilerek kaynak olarak kullanlabilir. Yazıların yasal sorumluluğu yazara aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Kırmızlar® 2010 - 2024

medyagen