Merak İşte!

Yıllar önce Erzurum Atatürk Üniversitesi’nde Aşıklar Gecesi yapıyorlar. Sahne sırası Aşık Reyhani’ye geliyor, söylüyor;

“Her nere gittimse nasıl ettimse,

Baktım gördüm başta gelen paradır.

Tellalın yanına şöyle sokuldum,

Duydum ağzındaki ilan paradır.

Yorulmuş öküze tekme attıran

Totoda da tam on üçü tutturan

Hâkime savcıya kaş göz ettiren

Avukatta olan plan paradır.

Bir ölünün cemaati az ise

Mutlak parası yok harçlığı kısa

Bir ölünün cemaati çok ise

Ölen insan değil ölen paradır.

Parasız insana söz mü verirler

Yol mu gösterirler hız mı verirler

Keloğlan’a saçlı kız mı verirler

Paşanın kızını alan paradır.

Gönlümün gözüne bakan geliyor

Tesbihine püskül takan geliyor

Fesini bir yana yıkan geliyor

Ramazanda hafız olan paradır.

Fakiri bilirim lafta bulunur

Korkusundan hep hilafta bulunur

Camide de arka safta bulunur

İmamın sağında kılan paradır.

Aşık Reyhani’yim söz mü çalarım

Elli mi çalarım yüz mü çalarım

Perde inletir de saz mı çalarım

Unutma ki sazı çalan paradır.”

Sırada başka aşıklar da var tabi.

Kuliste Reyhani’yi dinleyen aşıklardan biri sahneye çıkıyor.

Yer Erzurum, sen her şey paradır diyorsun.

Diğer aşık diyor ki “Sizin aşığınız ne dedi? Her şey para dedi, bakalım her şey para mı, bir de ben söyleyeyim.” Başlıyor söylemeye ama ne söyleyiş.” Dünyada her şey, imandır, Kur’an’dır” gibi islâmi motiflerle süslü bir deyiş. Reyhani Ağabey “Aşık bunları söyleyince benim üç katımdan fazla alkış aldı. Sanki ben bilmiyor muyum, ama o sırada öyle söylemesi ona alkış getirecekti. Ben biraz abartarak hicivli söyledim” demişti. Kızıyor tabi Reyhani Ağabey.

Aşıklar Şöleni iki gün sürüyor. Ertesi gün katılan aşıklara para ödülü verilecek, Aşık Reyhani’ye soruyorlar “ne kadar ücret verelim?” diye. Aşık Reyhani de “Aşıklara zarf içinde ellişer lira verin. Ama dün her şey para değil diyen aşığa para falan vermeyin, çok kızar, ona da Kur’an-ı Kerim verin” diyor.

Aşıklar sahneye davet ediliyor, zarflarını, hediyelerini veriyorlar. O “her şey para değil” diyen aşığa da Kur’an-ı Kerim veriyorlar.

-Gardaş ne bu?

-Kur’an-ı Kerim.

-Hani benim zarfım?

-Siz para almazmışsınız, hatta kızarmışsınız. Zaten dün gece de sahnede “her şey para değil” dediniz. O yüzden size bunu takdim ediyoruz.

Bakmış bakmış, sinirlenmiş, hırslanmış aşık;

-Bana ne ya, bizim evde bundan üç dört tane daha var, bana da zarfımı verin.

Bunu niye mi anlattım?

Bizim Kültür Bakanlığımız var, adı üstünde Türk Kültürü’nü temsille görevli. Bizim değerlerimizi anlatacak, öğretecek, sevdirecek.

Filistin’de savaş var, her gün şehit edilenlerin sayısını söylüyorlar haberlerde, yazılı basında.

Ganire Paşeyeva “Yitirdiğim Mutluluk” kitabında yazmış. Bir hanım Tebriz’de yaşıyormuş, Şah Dönemi sonrası İran’dan kaçmış, başka ülkeye gitmiş. Yıllar sonra evine gelmiş, görmüş ki evlerini müze yapmışlar. Biletini alarak gezmiş evini. Masanın üzerindeki örtüyü görmüş. O yıllarda sevdiği erkeğe “beni hiç üzmeyeceksin, tamam mı?” diyormuş, o masa örtüsünün altına imza atıyormuş sevdiği. O da hanıma “Beni hep seveceksin, değil mi?” diyor, söz alıyor, o da masa örtüsünü kaldırıp masaya imza atıyormuş. Örtüyü alacakmış ama masaya kuvvetlice yapışmış, kaldıramamış. “Dünyada en güzel koku vatan kokusu” demiş Zeynep. Hava Tebriz kokuyormuş.

Aşık Reyhani de Tebriz’e gittiğinde oradaki aşıklardan dinlemiş Emrah’ın türküsünü, sonra da burada kayda alınmış;

“Tutam yâr elinden tutam,

Çıkam dağlara dağlara…”

Şimdi Filistin’in yanı sıra Türk Tebriz’de bombalanıyor.

Bizim Kültür Bakanlığı da konserler düzenliyor bombalar patlarken.

Yarısının adını bilmediğim, Türk Kültürü’nün neresinde olduklarını bir türlü öğrenemediğim kişilere Kültür Bakanlığı’nca verilen paralar şöyle imiş;

Ebru Yaşar; 3 milyon TL.

Ferhat Göçer; 2 milyon TL.

Merve Özbey; 2 milyon TL.

Sefo; 2 milyon TL.

Tuğçe Kandemir; 2 milyon TL.

Buray; 2 milyon TL.

Haluk Levent; 2 milyon TL.

Bayhan; 500 bin TL.

Mazhar. Fuat; 1,5 milyon TL.

Aşık Reyhani ve arkadaşlarının o tarihte aldıkları para, yani elli lira bugünün kaç lirası acaba?

Ya da bizim Kültür Bakanlığı’mız aşıkları bu tür programlara çağırıyor mu?

Çağırıyorsa bu sanatçı dediklerine verdikleri parayı aşıklara veriyorlar mı? Soru biraz abes oldu. Bu paraların yüzde birini veriyorlar mı? diye olmalıydı.

Merak ettim de…

Mehmet Ali KALKAN

Yazar
Mehmet Ali KALKAN

Eskişehir'de doğdu. Eskişehir Gazi İlkokulunu, Tunalı Ortaokulunu, Motor Sanat Enstitüsünü ve Çukurova Üniversitesi Mühendislik Bilimleri Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümünü bitirdi (1980). Bir müddet Eskişehir Belediyesinde ... devamı

Bu websitesinde farkı kaynaklardan derlenen içerikler yayınlanmakta olup tüm hakları sahiplerinindir. Sitedeki içerikler atıf gösterilerek kaynak olarak kullanlabilir. Yazıların yasal sorumluluğu yazara aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Kırmızlar® 2010 - 2026

medyagen