Şartlara İtirazım

Önceleri bir Sovyet subayı olan Soljenitsin 1945’te sekiz yıllığına Gulag çalışma kampına gönderildi. Ekibastuz’da madencilik yaptı, dökümhane ustası olarak çalıştı. Gulag oraya gönderilenler kadar gönderilmeyenleri de terbiye etmeyi amaçlıyordu. Yani fazla düşünmeyeceksin ve sorgulamayacaksın, yoksa Gulag’a gidersin… Ama Soljenitsin yaşlandığında Gulag’a, çalışma kampına ve hapishaneye şükranlarını sundu. Oradaki şartlar ona Dorozhenka’yı, İvan Denisoviç’in Yaşamında Bir Gün’ü, Gulag Takım Adaları’nı yazdırmıştı.

Dedem I. Dünya Savaşı’nda Ruslara esir düştü, Krasnodar – Armavir civarında petrol hattında çalıştırıldı. Ekim Devrimi’nde ve sonrası sekiz milyon kişinin öldüğü Holodomor’da gördüğü ceset yığınlarından bahseder. 1978’de öldüğünde Akçaabat Mezarlık camisinin haziresine dedesinin babasının ve onun da babasının yanına defnedildi. Şimdi oğullarından üçü hemen yanında yatıyor. Bir gün biz de oralara bir yere defnedileceğiz, ama şimdi konuşmamız lazım. Babam ve amcalarım II. Dünya Savaşı’na girmemiş bir Türkiye’de yaşadılar ama önceki kuşaklar kadar sıkıntı çekmediler. Biz ise büyük bir refah içinde yaşıyoruz. Lüks bir hayat var, para var. Ama bugün insanlık onurunu büyük ölçüde kaybetmiş, maddiyatçı ve ahlaksız bir dünya var. Bu dünya insanımızı tesir altında bırakıyor. İnsan bulunduğu çevreden etkilenen, tesir altında kalan bir varlık… Ama biz başka tesirler, başka bir dünya araştırmalıyız.

Kant Fichte’yi etkilemişti. Fichte önceleri bütün hayatımı Kant felsefesine adayacağım diyordu. Fichte Hegel’i etkiliyordu. Düşünceleri arasında bağlar, etkileşimler var. Tübingen’deki Protestan ilahiyat okulunu düşünelim. Hegel, Schelling, Hölderlin orada… Oradan çıkıyorlar. Hatta oda arkadaşılar. Bakunin ve Kierkegaard Schelling’in öğrencisidir. Böyle tesirli bir çevre kurabilmek önemli. Fikri çaba detayda kaybolma işi olmamalı. Bu çerçevede bugünün maddi dünyasının tahakkümünden kurtulmaya çabalamalı. Çünkü hakikat arayışı duygusal bir içeriğe sahip, felsefeüstü bu sebeple önem taşıyabilir. Çocukça bakış ve ironi bu felsefeüstünün yöntemleri olabilir, bunlar bize varoluş imkanları sağlıyor. Ben adaletsizliği kabul etmiyorum, dünyayı bu şekliyle kabul etmiyorum. İşte felsefeüstünün temel yaklaşımı bu.

Fikri çabalara, fikri sıçramalara ihtiyaç var. Bu yoz dünyaya vaz edecek, tesir edecek fikirlere… Otuz yıldır, kırk yıldır Türkiye’de dindar bilinç ekseninde konuşuyoruz. Ama otuz yıl önceki gibi bir fikri derinlik yok bugün. Türkiye’deki bazı dini yapıların külliyelerine bakın. Aslında Altenburg, Kremsmünster, Maria Laach, Melk manastırlarının veya Strahov manastırının kütüphanesi gibi kütüphaneler oluşturmaları gerekiyordu. Dindar bilinç bunu gerektiriyordu. Saydığım manastırların çoğu Benediktenlere ait. Kütüphane kurmak bir merkez olma iradesi demek çünkü. Avrupa’nın en eski ve en iyi korunan ormanlarının bir kısmını manastırlar yönetiyor. ​Heiligenkreuz Manastırı binlerce hektarlık orman arazisini kâr amacı gütmeden yönetiyor. Böyle birçok manastır yüzyıllardır sürdürülebilir orman yönetimi yapıyor. Dindar bilinç varsa bu bilinç ağaca emanet gözüyle bakmaz mıydı? Yolsuzluklar üzerine konuşmaz mıydı? Türkiye’de 800’den fazla uluslararası sermayeli maden şirketi faaliyet gösteriyor. Isparta’nın içme suyunun yüzde 7’si, yaklaşık 1.6 milyar litre su Coca Cola firmasına tahsis edilmiş. Seksen yılda 1200 civarı ruhsat verilmişken Maden Kanunu’nda 2004’te yapılan değişiklikten sonra 390 bin maden ruhsatı verilmiş. Kastamonu’nun da üçte biri maden ruhsat alanı olmuş, güzel Artvin ilinin yüzde 71’i maden ruhsat alanı olmuş. Sadece bunlar da değil, Borçka Cankurtaran’da ağaç kesimine karşı çıkan güzel Reşit Kibar öldürüldü. İzmir’in Yamanlar dağında 2024’te yanan orman alanının orman vasfı kaldırılıp 6.2 milyar bedelle ihaleye çıkarıldı. Kızılbük gibi birçok sahada tabiat katledilmeye devam ediyor. Ben bunu kabul etmiyorum. İnancım gereği kabul etmiyorum, vicdanım gereği kabul etmiyorum.

Yazar
Mustafa ATASOY

Bu websitesinde farkı kaynaklardan derlenen içerikler yayınlanmakta olup tüm hakları sahiplerinindir. Sitedeki içerikler atıf gösterilerek kaynak olarak kullanlabilir. Yazıların yasal sorumluluğu yazara aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Kırmızlar® 2010 - 2026

medyagen