Satılık Vatan Toprağı

Yazar
Mehmet MAKSUDOĞLU

12 Haziran 2022

Bu yazıyı birine gönder

Bir Eskişehir kanalında 09 Hazîran 2022 günü, Tevfîk Eriş Bey’in sunduğu çok güzel bir görüşme sunuldu. Eskişehir, Tepebaşı Belediyesi’ne bağlı Çalkara köyü tanıtılıyordu. Köyün muhtarı, Bulgaristan muhâciri olduklarını, köyün havasının güzelliğini anlattı. Tevfîk Eriş Bey’in, isâbetle, acınarak belirttiği, “bâzı köylülerin, yumurtayı bile köye gelen seyyar satıcılardan aldığı” acı gerçeğine karşılık, muhtar, yemyeşil bahçesini göstererek, pazara gitmek ihtiyacı duymadığını, evinin bir yıllık ihtiyâcını, bahçesinde yetiştirdikleriyle, beslediği tavuklarıyla karşıladığını anlattı. Ekmeği de, hanımının, evin balkonundaki kuzinede pişirdiğini söyledi. Aynı köyden, soyadı “Ballı” olan bal üreticisi de, kovanlarının yanında yaptığı kısa konuşmada, “ilâç” dediği, tabiî olarak ürettiği balı anlattı. 

Görüşmenin başlangıcında, muhtar, harâbe hâlindeki kilisenin civarında kendisinin de çocukken – 50 yıl önce – oynadığını, o yıkıntı  taşlarının, köy odası yapımında kullanıldığını, sonra da kahvehane binası yapımı için kullanıldığını anlattı. Yıkılıp gitmiş Ermeni kilisesinin altındaki tünelimsi kemerler gösterildi. Muhtar, köye turistlerin getirilmesi için bu yeraltındaki kısmın gün yüzüne çıkarılarak değerlendirilmesi gereğini dile getirdi. 

Görüşmenin sonunda da – en mühim nokta burası – bâzı kimselerin, tapu topladığını söyledi. Birileri gelip, başka hiçbir şey sormadan, “tapu” diyerek, yerini bile görmeden tarlalar satın aldığını anlattı. Harabesi, yıkıntısı bile kalmamış, muhtar söylemese, yeri bile bilinmeyecek bir Ermeni kilisesinin 1000 yıl önce bulunduğu bu köydeki tarlaları, VATAN TOPRAĞI’nı, kimlerin satın aldığını tahmîn etmek zor değil. Muhtar, tarlaları kimin veya kimlerin satın aldığını bilmediklerini belirtti, Filistin’de, yahûdîlere toprak satmanın nasıl acı sonuç getirdiği dile getirildi… Çok iyi, pek âlâ, …

Muhtar, bilinçli, işin farkında ve dert yanıyor… da “toplumca yönlendirildiğimiz”, “turizm zokası yutturularak” gâvur turist (1856 yılında ‘gâvura gâvur demeyi yasak eden’ İslâhât düzenlemelerinin artık hükmü kalmadığı için, gâvur kelimesini, hakaret kasdı olmaksızın, bir sıfatı belirtmek için özellikle kullanıyorum) gelip üç kuruş bırakacak diye, toplumca yönlendirildiğimiz ‘gâvur eserlerini koruma’ trendine uygun davrandığını fark ediyor mu? o kahvehânenin yerinde eski bir kilise olduğunu kendimiz ortaya koymuyor muyuz? Bu konuda kabâhatli olan muhtar değil; başlangıçtan beri ‘arkeoloji’ bilimini yanlış yörüngeye oturtan, Türk arkeologlara Anadolu’nun çeşitli yerlerini harıl harıl kazdırarak putperest Roma kalıntılarını gün ışığına milyonları bu milletin kesesinden harcayarak çıkartmakta olan, halkı da, ‘eski eser’ diye, bizden öncekilerin kalıntılarını korumağa yönlendiren zihniyettir.

Aynı gün, 37 kardeş ve dost ülkenin katılımıyla, Amerikan ve Yunan gâvuruna gözdağı verircesine Anadolu’nun en Batı noktasında, Seferîhisâr’da gerçekleştirilen başarılı tatbikat tv lerde yerini alıyordu ve Türkiye Cumhûriyeti, en yetkili ağzından, Suriye’ye, terör koridoruna izin vermemek için gireceğini ilân ediyordu.

Tipik bir durum: er meydanında kazanırsın, arkandan başka türlü kuyular kazılır. Uyanmakta geç kalmayacağımızı umalım.

Tapu konusunda, Hollanda ve İngiltere’deki uygulamadan bahsediliyor. Oralarda, toprak satın alınmıyor, üzerindeki ev 99 yıllığına kiralanıyor. Benzer bir uygulama bizde de yapılabilir. Ancak, bu honuda hukuk düzenlemelerinin yapılması zaman alabilir; toprak sahiplerinin bilinçli hareket etmeleri, YABANCIYA, elin gâvuruna toprak satmamaları gerekir. Şimdiye dek bu bilinç yerleşmemişse, gelmemişse, sivil toplum örgütlerinin, her bilinçli insanımızın, elden geldiğince bu konuda gayret göstermesi gerekir.

Yazar
Mehmet MAKSUDOĞLU

Bu websitesinde farkı kaynaklardan derlenen içerikler yayınlanmakta olup tüm hakları sahiplerinindir. Sitedeki içerikler atıf gösterilerek kaynak olarak kullanılabilir. Yazıların yasal sorumluluğu yazara aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Kırmızılar® 2010 - 2023

medyagen