Şeytanın Anatomisi

ŞEYTANIN AVUKATLIĞINA” soyunmuşlara, onun hakkını hukukunu savunanlara..

Soyut bir imge olan şeytanın anatomisi nasıl yapılır? Röntgeni nasıl çekilir? Diyebilirsiniz.

Şöyle ki; şeytanı icat eden Sümerlerden, Zerdüşt’ten, Hıristiyanlığa, câhiliye Araplarına, oradan İslam’a ve oradan pik yaptığı Orta Çağ Avrupa’sına sergüzeşt-i hayatını inceliyoruz.

Zerdüşt tanrıları “ahuralar ve daeva’lar yani devler; bildiğiniz cinler/iblisler diye ikiye ayırmış.

Babil sürgünü sonrası Zerdüştîlerin Aeshma daeva’sı Yahudilerin Asmodeus (Ashmedai)’u olarak ilk defa bir halk efsanesi olan Tobit Kitabında yer bulmuş.

İlk defa apokrif Enoch /İdris kitabında düşmüş melekler yani şeytan arzı endam eder.

Özellikle II. Mabed dönemi Yahudiliği şeytanlar işgal eder. Yahudilerin kriz yıllarıdır. Esseniler uydurdukları binlerce melek ismiyle yine tüm hastalıklara neden olan kendi imalatı olan şeytanları kovalarlar. Zaten Essenî şifacı (therapeutici) demektir.

Bir Essenî olan İsa güya yeryüzünü işgal etmiş şeytanı ve “Şeytan Devletini (civitas diaboli) yıkıp, Tanrı Devleti (civitas Dei) kurmak için gelmiştir. Ömrü boyunca da cin çıkarıp durmuş (Exorcism) ve bu işi havarilerine /kiliseye de devretmiştir.

Demonoloji bildiğiniz gibi Ortaçağ’da zirve yapmıştır.

Milyonlarca masum şeytanla işbirliği yaptığı, şeytanın kıçını öptüğü, onlarla sex yaptığı ithamıyla Engizötörler tarafından sorgulanmış ve ağır işkenceler maruz kalmış, yüz binden fazla insan ise “ruhlarını şeytandan arındırmak” gayesiyle diri diri yakılmıştır.

Oysa binlerce şeytan tümeni icat eden Kilise’den daha büyük şeytan yoktu!

Ta Fransız İnkilabı engizisyon mahkemelerine son verene kadar.

Yani bildiğiniz cin şeytanı inanın kimseye zarar vermemiştir.

İnsanlığa tüm bu acıları yaratan “yanlış şeytan” algılarıdır.

Şeytan daima ötekileştirme, “şeytanlaştırma” için kullanılmıştır.

Her bir din hasımlarını şeytanlaştırmış, öteki dinin tanrılarını şeytana isim olarak vermiştir.

İsa hasımlarına “İblisin dölleri” demiş, Kur’an Hz Muhammed’in hasımlarına şeytan demiştir.

Katoliklere göre Protestanlar şeytandır, Protestanlarra göre Katolikler şeytandır. Yahudilere göre her ikisi şeytandır.

Amerika’ya göre İran, İran’a göre ABD büyük şeytandır.

—-

Şimdi şöyle dediğinizi duyuyorum.

Ama bu şeytan neden Son ilahi Kitab’ta geçiyor.?

Adem-İblis diyalogunu nasıl olur da yok sayarız. Kur’an okurken “şeytandan Allah’a sığınıyoruz” bunlar ne olacak diyorsunuz.

Kısaca cevap vereyim:

Dinler jeolojik katmanlar gibi, hep birbirinin üzerinde yükselmiştir. Muhammed (a) nasıl türedi bir peygamber değilse, İslam da hüda nabit, köksüz bir din değil, kadim sami geleneğinin devamıdır.

Üstelik Kur’an şeytan kelimesini insanlar için kullanmıştır. (Mekke’nin zındıkları, şeytanları ve “el-insan” şeklinde geçen kimseler hep aynı kimselerdir.) Şeytan’ın geçtiği 88 ayetten 58 tanesinde “insan/Mekke’nin zındıkları, Medine’nin yahudi ve münafık reisleri” için kullanılmış.. Yani kafirlerin sıfatı olarak.. 20 kadar yerde ise “megalomoni/kibir, haset, cimrilik, unutma” gibi psikolojik halleri ifade etmek için, daha doğrusu soyut kavramları müşahhas hale getirmek için kullanmış. Bir de “Adem-İblis” kıssasında soyut şeytan geçmiş. Ki: Bu kıssa da Arapların, Yahudilerin daha önceden bildiği bir kıssadır. Kıssadaki İblis ile Hz. peygamberi küçümseyen Mekke’nin kodamanları ve Medine’nin Yahudileri arasında bir analoji yapılmıştır. Âdem çamurdan, Ben ise ateşten yaratıldım diye Âdem’i küçümseyen meleğin/Azazil’in feci akıbeti, bir meleğin şeytanlaşma süreci, Allah’ın rahmetinden kovulması hatırlatılmış. Sizin sonunuz da böyle olacak denilmiştir.

Yani şeytan şerefsizinin Allah’ın huzurunda konuşması, efelenmesi diye bir şey olamaz. Ayrıca Allah kendi huzurunda bir başkasına secde edilmesini ister mi?

Allah bazan dağları, taşları, bazan cehennemi, hatta bazen ölüleri konuşturur. Konuşmazlar ama bize bir şeyler anlatmak için konuşturur.

Ki Allah da “sesle, harfle, lafızla” konuşmaz değil mi?

Kur’an okurken şeytandan sığınmaya gelince: O emir Peygamberedir. O “okuma” bildiğiniz okuma değil, “ferman okuma” tebliğ etmedir. O şeytan da peygamberin Mekke sokaklarında Kur’an tebliğine müdahale eden iki ayaklı bir şeytandır.

İslâmî davet döneminde Peygamber cinlerden değil, insan şeytanlarından Allah’a sığınmaktadır.

“Ey Muhammed! Eğer şeytan tabiatlı birinden seni kışkırtan bir tahrik gelirse, sen hemen Allah’a sığın! (Uyma o şeytana) Nasıl olsa Allah her şeyi işitiyor, biliyor.” [7/200]

“Ey Muhammed! Şeytan (tabiatlı bir kimse) den sana bir kışkırtma, tahrik vs. gelirse, Allah’a sığın. Şüphesiz Allah her şeyi görüp bilmektedir.” [41/36]

“Kur’ân okuduğun zaman, kovulmuş şeytandan Allah’a sığın. Gerçek şu ki; şeytanın, inanan ve yalnızca Rablerine tevekkül eden kimseler üzerinde herhangi bir hâkimiyeti yoktur. Şeytanın hâkimiyeti, sadece onu veli/rab edinenler ve Allah’a ortak koşanlar üzerindedir. [16/98-100]

***

Yani şeytan (cin şeytanı) bir varlıktan ziyade sıfattır. Puştluğun mücessem-müşahhas halidir. Şerrin, zekanın, üç kağıtçılığın ete kemiğe bürünmesidir.

Kur’an’da geçen şeytanın zürriyeti (çoluk-çocuğu) atları, tecavüz etmesi, çarpması hep böyledir.

Allah Arapların diliyle onlara seslenmiştir. Arapça ise soyutlama yeteneği olmayan Arab’ın son derce hissî/duyusal dilini ifade eder. İşte soyutlama yeteneği gelişmeyen insanlar şeytanın tecavüz etmesini hakikat zannetmişlerdir.

Orta Çağ’da İncubi (Karabasan) adlı erkek iblisler geceleri kadınları baştan çıkarıyor; Sukkubus adlı dişi iblisler de erkekleri günaha sokuyorlardı.

Hani bizde “oğlancı Ayı” hikayesi gibi Arapların da si’lât ve gûl (yabani) gibi insana tecavüz eden mitolojik şeytanları vardı. Allah bir temsilde “Yahudileri parmağında oynatan Münafığı” Yahudileri beceren şeytana benzetmiştir. [58/19]

Şeytan kimseyi çarpmaz. Ama Araplar “inme, felç, sara” gibi hastalıkları şeytan çarpması diye adlandırdıkları için Allah’da bu deyimlerini bir yerde teşbih için kullanmıştır. [2/275]

Bir çeşit göz hastalığı için, gece körlüğü için halkın kullandığı “Tavuk karası”nın tavukla horozla alakasının olmaması gibi. Şeytan çarpması da sadece bir isimlendirme tekniğidir.

Gel gör ki bizim et kafalı hafızlar yani ezberleri bozulmasın diye düşünmesi, sorgulaması olmayan lafızcıların yaptığı bin yıldan beri nassları bulup bize getiriyor, onları birbiriyle çarpıştırıp duruyorlar.

Kur’an bir hitap ve bu hitabın muhatapları 1400 sene önceki insanlar. Vahiy işte bu insanların bilgilerini, mütearifesini esas alıp, onlarla diayalog kurmuştur. Ama gel gör ki bu ümmi kimselerin BİLDİKLERİ YANLIŞ” tı.

Vahiy de onların “düz dünya, yedi katlı, dünya merkezli evrenlerini” aslı astarı olmayan cinlerini, şeytanlarını esas alıp, onlara hitap etmiştir. Amacı dünyanın düz olduğunu anlatmak olmadığı gibi, şeytanların nasıl sex yapıp, çoğaldığını anlatmak değildir.

Sanılanın aksine Vahiy cinleri ispat etmeye çalışmaz. Cinlere/ meleklere ibadet eden

Müşriklerin sakîm cin inancını tashih için bunlardan bahseder.

Yani fâide i haber nev’inden değildir. Lâzımı fâide i haber nev’indendir. Muhataplarının görüşlerini, inançlarını resmeder.

Cin, şeytan vs. hepsi dinin ana esası olan “TEVHİD, ADALET ve AHLAKI” anlatmak için birer enstrüman mesabesindedir.

Şeytan bizim herkesten sakladığımız “karanlık yüzümüzdür” Şuur altımızdır. Hayvani yönümüzdür. Diğer yarımızdır. Nefsimizin kötülüğü emreden tarafıdır. Tüm hayvanlarla ortak yönümüz olan limbik sistemimizdir.

O bakımdan şeytanınızı iyi tanıyın.

Ey Şeytanın avukatlığına soyunmuş, Ortaçağ’dan kalmış, skolastik zihniyetin bayraktarı!

Kilise’nin (dinin) dışında hakikat yoktur diyen yobaz!

Er geç bir gün bilimle, akılla mantıkla yüzleşeceksin!

Şeytan: Yahudi’nin şeytanî aklının, zihniyetinin bir yansımasıdır.

Yansıtma mekanizmasıdır.

Yazar
Saadettin MERDİN

Bu websitesinde farkı kaynaklardan derlenen içerikler yayınlanmakta olup tüm hakları sahiplerinindir. Sitedeki içerikler atıf gösterilerek kaynak olarak kullanlabilir. Yazıların yasal sorumluluğu yazara aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Kırmızlar® 2010 - 2025

medyagen