Sivrihisar’da Zaman

Sadık Bey ile Sivrihisar’a uğradık.
Biraz Selçuklu nefesi almalıydı.
Nasrettin Hoca, Yunus Emre, İstanbul’un ilk kadısı Hızır Bey, Aziz Mahmut Hüdayi Hz ve daha nine gönül erleri Sivrihisar mayalıydı.
Ulu Cami’ye uğradık. Anadolu’nun ahşap direkli ve ahşap tavanlı camilerinin en önemlilerinden birisi Ulu Cami. Dört giriş kapısı ve 67 ahşap direği var. 2023 yılında Unesco Dünya Mirası Listesi’ne kayıt edilen beş camiden biridir.
Orhan Keskin Ağabey vardı. Eskişehir’de noterlik yapardı. Sivrihisarlı idi. Hani Şair Eşref’in tayini Sivrihisar’a çıkınca istememiş;
“Padişahım gitmek murat ise bir hisara,
Başı sivri olmasın da ak olsun” demiş, Sivrihisar yerine Akhisar’ı istemişti. Orhan Keskin Ağabey de cevaben şöyle yazmıştı;
“Kırkağaçlı Eşref mazurdur hisarı ak ister,
Serdar ise, hisarın sivrisini sancak ister,
Hisarlar vardır yeşildir, aktır, karadır amma!
Sevmeye onu: Yunus, Hızır, Seman-ı Pak ister.”
Orhan Keskin Ağabey kırk yıllık birikimlerini toplamış, bir Sivrihisar kitabı yazmıştı. Beraberce rehberliğinde Sivrihisar’ı gezmek de kısmet olmuştu.
Hadi bir de hatıramı yazayım, benim aptallığımı gösteren bir şey olsun bu da. 🙂
Bir arkadaşımız evlenecek. Evleneceği hanım Karadeniz Bölgesindeki bir şehirden. Nikah Eskişehir’de kıyılacak ama bir belge eksik kalmış, o şehirden gelmesi gerekiyor. Arkadaşın da canı burnuna gelmiş koşturmaktan. Dediler ki “arkadaş nikahtan vaz geçti, kahvede oturuyor.” Gittim, burnundan soluyor. “Evlenmeyeceğim, bu kadar bürokrasi olur mu?” diye de konuşuyor. Orhan Ağabey de o zaman Eskişehir ikinci noteri. İş göreceğim ya, kimseye haber vermeden Orhan Ağabey’e gittim. “Ağabey, arkadaş nikah yapacak ama şu evrak lâzım. O evrak da bir haftadan önce gelmezmiş. Siz verseniz de arkadaş nikah yapsa, ben kefilim” dedim. Orhan Ağabey kibar insan tabi, şöyle cevap verdi. “Biz belgeye göre iş yapıyoruz, şahsa göre değil.”
Sivrihisarlı heykeltıraş Metin Yurdanur elindeki eserleri Sivrihisar’a vermiş, dağın eteklerinde “Açık Hava Müzesi” kurmuşlar. Oraya uğradık. Muzaffer Sarısözen’in heykelinin fotoğrafını çektim.
Şöyle demiştim bir zaman önce;
Türküler gelir aklıma,
Söze sazı katanım ben.
Dört köşe, yedi iklime,
Sabır sabır yetenim ben.
Bağlama, kemençe, tarda,
Yağan yağmur, düşen karda,
Denizlerde, yaylalarda,
Nağme nağme tütenim ben.
Leke aramadım akta,
Bir olanı buldum yokta,
Ay geceli mavi gökte,
Yıldızları tutanım ben.
Gâhi zeybek, gâhi barım,
Gâhi neşe, gâh efkârım,
Türkü varsa ben de varım,
Kalbi türkü atanım ben.
Dertleri eleyip süzen,
Gönül tellerinde gezen,
Ben Muzaffer Sarısözen,
Türkü türkü vatanım ben.
Yol, yolcunun durağı idi. Fazla bekletilmeye gelmezdi.
Yazar
Mehmet Ali KALKAN

Eskişehir'de doğdu. Eskişehir Gazi İlkokulunu, Tunalı Ortaokulunu, Motor Sanat Enstitüsünü ve Çukurova Üniversitesi Mühendislik Bilimleri Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümünü bitirdi (1980). Bir müddet Eskişehir Belediyesinde ... devamı

Bu websitesinde farkı kaynaklardan derlenen içerikler yayınlanmakta olup tüm hakları sahiplerinindir. Sitedeki içerikler atıf gösterilerek kaynak olarak kullanlabilir. Yazıların yasal sorumluluğu yazara aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Kırmızlar® 2010 - 2026

medyagen