Prof.Dr. Ahmet Bican ERCİLASUN
Kendinize gelin, bu topraklar bizim tapulu malımızdır ve kendi mülkümüze kimseyi ortak etmeye de niyetimiz yoktur.
Ne bölücülük ne şu ne bu… Sorun basbayağı tapu sorunudur. Sizin tapulu bir eviniz var. Evin birkaç odasını kiraya vermişsiniz. Kiracı da tapulu malınızın bir bölümünde uzun süre sizinle birlikte oturmuş. Sonra da aklına düşürmüşler. Diyor ki: Yıllardır birlikte oturuyoruz, evin tapusunu değiştirmeli ve tapuyu ikimizin üstüne ortak yaptırmalıyız.
Evet, mesele tam da budur. Ne egemenlik ne şu ne bu… Sorun tapu sorunudur. Tabii ki yüzyıllardır birlikte yaşadığımız insanlara bir şey dediğim yok. Onlar da Türk’tür, onlar da eşit yurttaşlarımızdır. Sözlerim tapuya ortak çıkmak isteyenlere.
- yüzyılın ortalarından beri bu topraklara akınlar yaptık. Şunlarla bunlarla değil, Bizans’la dövüştük. 26 Ağustos 1071’de son noktayı koyduk. Koca Bizans ordusunu, bin küsur yıldır süre gelen Roma’nın ordusunu bozguna uğrattık. Birkaç yılda İstanbul Boğazı’na dayandık.
Avrupa’da bir vaveyla koptu, Papalık ayağa kalktı. Dinimizin yeşerdiği topraklar elimizden gidiyor, dediler. Bir yandan istavroz çıkardılar, bir yandan demir zırhlara büründüler. Sürülerle üstümüze geldiler. Haçlı denilen demir donlularla kıyasıya çarpıştık. Kanımızı döktük.
Önce İznik’te sonra Konya’da Selçuklular olduk. Erzurum’da Saltuklular, Erzincan’da Mengüçekliler, Ahlat’ta, Van’da, Muş’ta Sökmenliler, Diyarbakır’da Artuklular, Sivas’ta Danişmentliler olduk. Avrupa’dan gelen demir donlular bize Türk dediler, Türkmen dediler, ülkemize Türkiye, Turkomaniya dediler.
Haçlılar sürü sürü gelmeye devam ederken Anadolu’ya da Türkmenler dolmaya devam etti. Bu defa Karamanoğlu, Candaroğlu, Germiyanoğlu, Karesioğlu, Osmanoğlu, Saruhanoğlu, Aydınoğlu, Menteşeoğlu, Hamidoğlu olduk. İstavroz çıkaranlarla vuruşup kanımızı bu topraklara sebil ettik.
1176’da, Miryakefalon’da Bizans’a bir darbe daha vurduk. Adalar Denizi’ne, Akdeniz’e dayandık.
Anadolu’nun doğusunda Karakoyunlu, Akkoyunlu olduk. Maraş’a doğru uzanıp Dulkadırlı olduk.
Osmanlı; Bursa, Edirne, İstanbul derken Balkanlara yürüdü. Kosova, Niğbolu, Belgrat atlarımızın önünde diz çöktü. Ardından Çaldıran, Mercidâbık, Ridâniye… Bütün Anadolu ve Balkanlar Oğuz oldu, Türkmen oldu, Türk oldu.
Devletimizin adı Devlet-i Aliyye-i Osmâniyye, milletimizin adı Türk / Türkmen, dilimizin adı Türkçe / Türkî / Türk Dili oldu.
Kefere ne kadar kitap yazdı ise bizden hep Türk diye söz etti. Biz de kendimizi hep Türk bildik. 15. yüzyıldaki Âşıkpaşaoğlu Tarihi’nde kendimizden söz ederken tam 60 kez Türk diye yazdık.
Bu topraklara sadece kan dökmedik. Yüzlerce yıl boyunca çiftçimizin, emekçimizin teri de bu topraklarda yoğruldu. Toprak, kanımızla, terimizle bizim vatanımız oldu. Sonra emlakimizi bezemek istedik. İstanbul’a, Üsküp’e, Kosova’ya, Bursa’ya, Konya’ya, Sivas’a, Erzurum’a, Diyarbakır’a, Mardin’e ve daha nice yerlere camiler yaptırdık. Hanlar hamamlar, köprüler, kervansaraylar yaptırdık. Sadece toprağı değil, havayı suyu da bezedik. Halaylar, horonlar, zeybekler oynadık. Uzun havalar, kırık havalar çalıp söyledik.
En sonra… Haçlı bir daha bizi sürmek istedi bu aziz vatandan. Ata’nın önderliğinde şahlandık, düşmanı geldiğine geleceğine pişman ettik. Yine kanımızı sebil ettik, tapumuzu Türk diye yeniledik.
Şimdi birileri çıkmış, tapuya ortak olmak istiyor. Birileri de onları el üstünde tutmaya kalkıyor. Balkanlarda bir vatan kaybettik, bir vatan daha kaybedemeyiz.
Eşit yurttaşlık, kurucu önder diye söylenip duranlar, kendinize gelin, bu topraklar bizim tapulu malımızdır ve kendi mülkümüze kimseyi ortak etmeye de niyetimiz yoktur.
—————————————–
Kaynak:
https://www.yenicaggazetesi.com/sorun-tapu-sorunudur-1001257h.htm
