Prof.Dr. Mehmet Akif OKUR[i]
Kanayan millî vicdanımızın tezahürü olarak TBMM’nin kabul ettiği Gazze Tezkeresi, Filistin Devleti’nin sınırlarına işaret eden önemli maddedeki hata sebebiyle düzeltilmeli.
“1967 sınırları temelinde” ifadesi, işgal-işgal öncesi ayrımını BM kararlarındaki netlikle yansıtmıyor.
Bu husus basit bir ifade sorunu olarak görülmemelidir. Oy birliği ile kabul edilen TBMM Tezkeresi’nde BM zeminlerinde hukuki temel kazandırılan iki devletli çözüm formülüne atıf yapılmak istendiği anlaşılıyor. Ancak bu formülün BM Güvenlik Konseyi ve BM Genel Kurulu kararlarına yansıyan 1967 ile ilgili kısmı, hukuki açıdan önemli özel bir vurgu taşımaktadır. 1967 yılı Filistin topraklarında iki ateşkes hattına şahitlik etmiştir. Bunlardan ilki, 4 Haziran 1967’ye kadar gözetilen 1949 ateşkesi sınırlarıdır (Yeşil Hat). İkincisi ise 5 Haziran 1967’de başlayan “Altı Gün Savaşı” sonunda İsrail’in bu hattı geçip işgal ettiği topraklarla ilgili ateşkes sınırıdır.
Bu sebeple; BM Kararlarında sınırlara işaret bakımından 1967 şu özel ifadelerle kullanılır:
“4 Haziran 1967 tarihli hatlar”, “1967’den bu yana işgal edilen topraklar”, “1967’de başlayan İsrail işgalinin sona erdirilmesi”, “1967 öncesi sınırlar temelinde iki devletli çözüm” TBMM Tezkeresi’nde ise “4 Haziran” ve “öncesi” vurguları yoktur.
İlgili BM Karar Metinlerinden Örnekler:
BM Güvenlik Konseyi’nin 2334 Sayılı Kararı (2016)
“(BM Güvenlik Konseyi) underlines that it will not recognize any changes to the 4 June 1967 lines. / (BM Güvenlik Konseyi), 4 Haziran 1967 tarihli hatlarda yapılacak hiçbir değişikliği tanımayacağını vurgulamaktadır.”
“(BM Güvenlik Konseyi) Calls upon all States, bearing in mind paragraph 1 of this resolution, to distinguish, in their relevant dealings, between the territory of the State of Israel and the territories occupied since 1967. / (BM Güvenlik Konseyi) Tüm Devletleri, bu kararın 1. paragrafını akılda tutarak, ilgili ilişkilerinde İsrail Devleti toprakları ile 1967’den bu yana işgal edilen topraklar arasında ayrım yapmaya çağırır.”
BM Genel Kurulu’nun 30 Kasım 2022 Tarihli Kararı
“…to support the achievement without delay of an end to the Israeli occupation that began in 1967 and of the two-state solution on the basis of the pre-1967 borders… / …1967’de başlayan İsrail işgalinin gecikmeden sona erdirilmesini ve 1967 öncesi sınırlar temelinde iki devletli çözümün sağlanmasını desteklemek…“
BM Genel Kurulu’nun 3 Aralık 2024 Tarihli Kararı
“..an end to the Israeli occupation that began in 1967 and of the two-state solution on the basis of the pre‑1967 borders… /“ …1967’de başlayan İsrail işgalinin sona erdirilmesi ve 1967 öncesi sınırları temelinde iki devletli çözüm…”
Peki, sadece “1967 sınırları” kullanımının karşımıza çıktığı önemli metinler hangileri? Bu sorunun cevabı bizi İsrail Lobisi’nin etkili olduğu Washington’a götürüyor.
Örnekler:
Obama’nın 22 Mayıs 2011’de İsrail Lobisi’nin amiral gemisi AIPAC’te yaptığı konuşmada “1967 sınırları”, “4 Haziran 1967 sınırlarında anlaşmayla değişimi” savunmak için yalın olarak kullanılır.
“…The borders of Israel and Palestine should be based on the 1967 lines with mutually agreed swaps. / İsrail ve Filistin’in sınırları, karşılıklı mutabakata varılan takaslarla 1967 sınırlarına dayandırılmalıdır.”
“…And since my position has been misrepresented several times, let me reaffirm what “1967 lines with mutually agreed swaps” means. By definition, it means that the parties themselves -– Israelis and Palestinians -– will negotiate a border that is different than the one that existed on June 4, 1967. / Ve tutumum birkaç kez çarpıtıldığı için, “karşılıklı mutabakata varılan takaslarla 1967 sınırları” ifadesinin ne anlama geldiğini bir kez daha teyit edeyim. Tanım gereği, tarafların -İsrailliler ve Filistinliler- 4 Haziran 1967’de var olandan farklı bir sınır üzerinde müzakere edecekleri anlamına gelir…”
Biden’ın 12 Ekim 2022 tarihli Ulusal Güvenlik Stratejisi Belgesi’nde de 1967, 4 Haziran öncesine atıf yapmayan ifadelerle kullanılır.
“…Two States along the 1967 lines, with mutually agreed swaps… / 1967 hatları temelinde, karşılıklı mutabakata dayalı takaslarla iki devlet…”
Trump’a gelindiğinde 1967’de işgal edilen toprakları İsrail’in sayarken ötesi için alış-verişe göz kırpan bir fiili tutuma doğru evrilme yaşandığını görürüz. Dolayısıyla konuşma ve metinlerden “4 Haziran” ve “öncesi” vurgularının düşürülmesi, tesadüfi sayılamayacak bir çabanın ürünüdür.
TBMM’nin Gazze Tezkeresi, başka ülkelerin parlamentolarına da çağrıda bulunduğu, diğer ülkeleri Filistin’i tanımaya davet ettiği için bu “1967”nin nasıl kullanılacağı önemli. Önümüzdeki dönemde Filistin Devleti’ni tanıma kararı alan devletlerin bunu hangi sınırlar çerçevesinde yapacakları sorusu gündeme gelecek. Bu dönemde, doğru hukuki ifadenin önemli kararlarda yaygınlaşması özel bir değer taşıyor.
“4 Haziran 1967″ ya da “1967 öncesi” sınırları denildiğinde, BM arşivindeki ekte yer alan haritalarla gösterilen ateşkes hatları anlaşılır. Bu hatlar 1949 yılı Ocağından başlayarak İsrail’in dört ülkeyle (Mısır, Lübnan, Ürdün, Suriye) imzaladığı ateşkes antlaşmalarındaki hatları yansıtır. Ancak aynı antlaşmalarda, bu hatların kalıcı sınır anlamına gelmediği gibi, kabul edilmelerinin gelecekteki nihai sınır belirleme faaliyeti bakımından bağlayıcı sonuç doğurmayacağı da vurgulanır. Örneğin 3 Nisan 1949 tarihli İsrail-Ürdün Antlaşması’nın 9. Maddesi gibi: “Bu Anlaşmanın V ve VI. Maddelerinde tanımlanan Ateşkes Sınır Çizgileri, taraflarca, gelecekteki toprak anlaşmalarına veya sınır çizgilerine veya tarafların bunlara ilişkin taleplerine halel gelmeksizin kararlaştırılmıştır.” Yani aslında 1948 savaşında İsrail Ordusu’nun eline geçen topraklar da işgal edilmişlerdir. Bu yüzden 1967 savaşının ardından BM Güvenlik Konseyi’nin aldığı 242 sayılı karar İsrail’e sadece 1949 ateşkes hattının ötesinden çekilme çağrısı yaptığı için eleştirilmektedir: “İsrail silahlı kuvvetlerinin son çatışmada işgal edilen topraklardan çekilmesi…” Zira, bu ifadeyi İsrail’in daha önce ele geçirdiği toprakların işgal parantezinden çıkarılması şeklinde de yorumlamak mümkündür. Böyle yorumlandığında da bir işgali kınarken bir başkasının meşrulaştırılması meselesi ortaya çıkmaktadır. Peki işgallerin başlangıç noktasının tespit edilebileceği bir sınır hattı var mıdır?
Sınır meseleleri uzun zaman boyunca biriken muhtelif hukuki değerlerdeki kararlardan şu yahut bu düzeylerde etkilenerek zaman içinde şekillenirler. TBMM’nin Gazze Tezkeresi de bunlar arsına girmiştir. Bu sebeple, Resmî Gazete’de yayınlanmadan evvel düzeltilmelidir.
Son not olarak, BM’nin 1949 ateşkes hattını sınır olarak hukukileştirme yönünde yorumlanan kararlarının da uluslararası hukukçular arasında tartışma konusu olduğunu, ama meseleyi genişletmemek için burada konuya değinmediğimizi belirtelim. Zaten Türkiye, Filistin Meselesi üzerine özgün tezler üretmeye karar verdiğinde, ele alınabilecek çok daha fazla başlık bulunuyor.
https://x.com/TBMMresmi/status/1961455708882563384
[i] Yıldız Teknik Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Siyaset Bilimler ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Uluslararası İlişkiler ABD Öğretim Üyesi