Temeddünden Medeniyete (Civilisation): Osmanlı’nın İnsan Toplum ve Devlet Anlayışının Değişimi Üzerine Bir Deneme (4)

FromTemeddün to Civilisation: An Essay on the Change of Ottoman Perspective to Human, Society and State

 

Dr. Ahmet KARAÇAVUŞ[*]

 

 

Önceki Bölümler :

I.    Hafta: Giriş, Civilisation,

II.  Hafta: Medeniyet mi Temeddün mü?, Temeddün

III. Hafta: Medeniyet

…………………………………

 

Sonuç ve Değerlendirme

Bu makalede ele alınan konular, Türk modernleşmesinin Osmanlı’dan beri yaşadığı kırılma ve sürekliliklerin ana kavramlarına odaklanmıştır. Sürekliliklerin ve kırılmaların tespit edilebilmesi, konunun bütün olarak ele alınıp incelenmesini zorunlu kıldığı için bu makalede temeddün, civilisation ve medeniyet kavramları birlikte ele alınıp değerlendirilmiştir. Öncelikle belirtilmelidir ki temeddün ve medeniyet iki farklı ontolojinin kavramlardır. Sonuçta kavramların varoluş biçimlerinin ve ilkelerinin ortaya çıkarılması sayesinde dönemin insanlarının zihinsel biçimlenimlerinin anlaşılması kolaylaşacaktır. Bu ise insanların bir düşünce sistemini oluştururken kullandıkları başlangıç ilkelerini öne çıkarmaktadır. Temeddün ve medeniyetin başlangıç ilkeleri ise insanın nasıl tanımlanacağı sorununa odaklanmaktadır. Bu bağlamda gelenekten medenileşmeye insana atfedilen vasıfların ve terminolojik çerçevenin nasıl değiştiği bu makalede az çok ortaya çıkmıştır.

Temeddün tartışılırken, insanın varoluşu itibarı ile medeni olduğuna dair kabulün, geleneksel İslam-Osmanlı düşünüş biçiminin başlangıç ilkesi olduğu tespit edilmiştir. Zira insan, kendi kendine yetmediği için diğerleri ile alışverişte bulunmak mecburiyetinde olan bir varlıktır. Bunun zorunlu sonucu ise toplumsal yaşamdır. Toplumsal hayat belirli bir düzen gerektirmektedir. Düzenin nasıl olacağına siyaset denir. Düzeni sağlayacak otorite ise hükümdardır. Yani temeddünün içeriği siyaset felsefesi ile doğrudan ilişkilidir. Toplumsallığın

dolayısıyla temeddünün mekânı ise değişkendir ve en üstünü şehirde olmak üzere her yaşam biçimi ve sahası temeddünü temsil eder.

Civilisation Avrupa’da XVIII. yüzyılın ortalarında kullanılmaya başlanan bir terim olup Avrupa’nın ulaştığı maddi-manevi düzeyi ifade eder. Kavram doğrudan şehirle ilgilidir. Avrupa tarihinde yerleşiklik ve şehirliliğin hâkim yaşam biçimini oluşturması, tarih içinde devlet yönetme ile şehir yönetmeyi özdeşleştiren bir yaklaşımın ortaya çıkmasına yol açmıştır. Bu anlayışın kökleri Yunan site devletlerine ve onların yönetim şekillerine kadar gitmektedir. Bu nedenle civilisation şehir dışı yaşam biçimlerine medenilik atfetmeyen, onları dışlayan bir kavramdır. Kelimenin türevlerinin yüklendiği anlamlar bu algıyı net bir şekilde ortaya koymaktadır. Öte yandan civilisation, yeni bir insan ve zaman-tarih algısı sunmaktadır. Bu algı, doğa kanunlarını kendine esas alarak açıklamaya çalışan ilerlemeci-evrimci düşünceye giden yolu açmıştır. Medeniyet kavramı ile ilgili yapılan tartışmalar öncelikle Osmanlı aydınının zihninin konu hakkında pek berrak olmadığını ortaya koymaktadır. Bu nedenle ilk aşamada Avrupalı bilgi içeriğinin içselleştirilmeden ziyade var olan geleneksel bilgi sistemine eklenmeye çalışıldığı görülmektedir. Fakat yeni bilginin bağlamının ve ontolojik referanslarının farklı olması, birbirinden tamamen ayrı duran kavram ve bilgi yığınının ortaya çıkmasına neden olmuştur. Dolayısıyla XIX. yüzyıl Osmanlı aydını açısından, mevcut haliyle civilisation anlamında medeniyetin ve temsil ettiği değerlerin gelenek içinde eritilip içselleştirilmesi mümkün görünmemektedir. Ancak Osmanlı aydınının güç algısı, daha doğrusu güçlü olma isteği, medeniyete dâhil olmayı zorunlu görmekteydi. Sonuçta Osmanlı yönetici ve aydınları sahip oldukları düşünce bütünlüğünün parçalanıp dağılması pahasına medeniyeti alıp Avrupalılaşmaya karar verdiler. Ancak onlar, artık ne eskiyi ne de yeniyi temsil edebiliyorlardı. Temeddün ve medeniyetin birbiriyle tevil kabul etmez karışımından ibarettiler. Bu durum onların eklektik aydın olarak tanımlanmasına neden olmuştur.

Tanzimat aydınları, başlangıçta temeddünün insanın toplumsallığının varoluşu ile ilgili olduğuna vurgu yapan anlam içeriğini muhafaza edip geleneksel anlayışı medeniyet kavramıyla birleştirmeye çalıştılar. Fakat süreç ilerledikçe bu, belirli bir kısım muhafazakâr aydının çabasından ibaret bir hal aldı. Önemli bir grup aydın ise bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde terakki üzerinden evrimci düşüncelere yönelmeye başlamıştı. Bu ise Osmanlı düşünce hayatında etkisini gittikçe artıran, insanın sosyallik vasfını sonradan kazandığına dair bir algı oluşturdu. Sonuçta insanın Avrupa anlayışına uygun olarak yeniden tanımlanmasının önü açıldı. Böylece temeddünden medeniyete giden yolda en önemli fikrî sorun ortaya çıkmış oldu.

Osmanlı bürokrat ve aydınlarını medeniyete dâhil olmaya zorlayan en önemli etken devleti güçlendirme arzusu olmuştur. Konuya bu bağlamda yaklaşıldığında ve amacın sonuçtaki belirleyiciliği dikkate alındığında, medeniyetçiliğin kalkınma ideolojisi olarak algılanması gibi bir neticeye ulaşıldığı görülmektedir. Bu ise medenileşme programının maddi-manevi ayrımı yapan teknokrat yaklaşıma indirgenmesini getirmiştir. Ancak medenileşmek, sivilize olmak adına zorunlu bir şekilde fikir, kavram ve teknolojinin birlikte alınması, bahsedilen teknokrat tavrı kısa bir süre içinde geçersiz kılmış ve az sonra medeniyet bir bütün olarak algılanmaya başlanmıştır. Bununla birlikte medeniyetin (civilisation-Avrupa) üstün bilgi ve teknolojisine itiraz edemeyen Osmanlı aydını, çok önem verdiği maddi kalkınmışlığı üreten Avrupalı ontolojik referansların üstünü örtmüş ve medeniyeti ancak ahlak üzerinden tartışabilmiştir. Bir kez daha ifade edilirse, Civilisation-medeniyet, XIX. yüzyıl Osmanlı aydını için Avrupa demektir. Bu nedenle Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan süreçte Batılılaşma, Avrupalılaşma, asrîleleşme, çağdaşlaşma, modernleşme vs. hangi adla anılırsa anılsın bütün bu ifadelerin ilk şekli medenileşmedir. Karşılaşılan asıl sorun medenileşme arzusuyla alakalı olmayıp medeniyetin Avrupa’nın ulaştığı düzeyi ve oluşturduğu bütün değerleri temsil etmesinden dolayı, örnek alınması gereken hususların nelerden ibaret olacağı ile ilgilidir. Bundan dolayı her siyasi-sosyal grup kendi inanç ve düşüncesine göre bir medenileşme programı hazırlamıştır. Geleneksel düşünüş biçiminin terminolojisine ait olan temeddün üzerinden inşa edilen Osmanlı siyasal ve toplumsal yapısı ile modern dönemin kavramı olan medeniyet üzerinden kurulmaya çalışılan Batılı yeni Türk siyasi yapısı ve toplumu oldukça farklı özellikler içermektedir. Sözgelimi insanı, Allah’ın yarattığı, sosyal ve kemâli arayan bir varlık olarak tasavvur eden temeddün, Osmanlı şehir düzenini bu çerçevede oluşturmuştur. Şöyle ki Osmanlı şehir düzeni özelden genele doğru ilerleyen ve iç içe geçmiş beş mekân üzerinden meydana gelmektedir. Bunların birincisi insanın tamamen kendisine ait olan ve aile yaşamını sürdürdüğü alan olarak temayüz eden hanedir. İkincisi birkaç haneden oluşan, bir birine akraba kadar yakınlaşmış ailelerden meydana gelen çıkmaz sokaklardır. Üçüncüsü çıkmaz sokakların açıldığı ana sokaklardır ki bu alan her bir çıkmaz sokağı dördüncü ana mekâna, mahallenin merkezi ibadethanesine (cami, kilise, ve/veya havra) bağlamakta ve mahalleye dâhil etmektedir. Mahalleler ise genelde nesiller boyu bir arada yaşamış ortak bir yaşam inşa etmiş ve Ergenç’in tabiri ile “aynı mescide devam eden insanlardan oluşan” bir birliktir ve kısmen özel bir alandır. İç içe geçmiş bütün bu yaşam alanlarının buluşma noktası ise bedesten etrafında örgütlenen ve iktisadi hayatın cereyan ettiği ve bütün şehrin bir araya geldiği alan olan çarşıdır. Çünkü ekonomik faaliyetler, bütün şehir ahalisinin katılımı ile gerçekleşen ve farklı mahallelerde yaşayan, farklı din ve mezhep gruplarına mensup ve hatta mahallelilik kültürü içinde biraz farklılaşmış insanları kaynaştıran temel insan faaliyetidir. Dolayısıyla insanlararası ilişkinin en yoğun düzeye çıktığı insan faaliyeti ekonomik uğraşlardır. Yine çarşı kendi içinde meslek gruplarına göre örgütlenmiştir. Herbir esnaf grubunun kendine ait Lonca teşkilatı vardır. Loncalar hem üretimi hem tüketimi denetleyen, gerektiğinde esnaf ile siyaset arasındaki irtibatı sağlayan üst yönetici-denetleyici birliklerdir. Çarşılar ayrıca üretim-tüketim ilişkilerinin örgütlenip cereyan ettiği yerler olduğu kadar mesleki eğitimin de gerçekleştiği alanlardır. Bu sistem insanları birbirinden sorumlu tutmak üzerine bina edilmiştir ve bahsedilen sorumluluk gerektiğinde komşusuna (aile içinde, çıkmaz sokakta, sokakta, mahallede, çarşıda) yardım etmek, gerektiğinde şehre yeni gelen bir kişiye kefil olmak, gerektiğinde de işlenen bir suçun failini yakalayıp adalete teslim etmek şeklinde işlemektedir.

Medeniyet ise toplumu atomize etmiş ve bireylerine ayırmıştır. Bir kişi gerçek anlamda modern, medeni bir birey olamadığı anda şehirde varlığını devam ettirmesi olanaksızdır. Burada herkes sadece kendisinden sorumludur. Her şeyi kontrol eden tek bir otorite vardır o da devlettir. Kısaca medeniyet bireyi yasa ve devlet ile ama her şeyden önemlisi hayatla baş başa bırakmıştır. Toplumsal yaşamda “sorumluluk ilkesi” işlemediği için herkes kendi başının çaresine bakmak zorundadır. Bu birey yaşayabilmek için mutlak surette eğitim almalı ve geçimini temin edecek bir meslekte ustalaşmalıdır. Bu ustalık iş hayatının içinde değil, okulda gerçekleşmektedir. Yani medeni bir yaşamda elinde vasıflı bir eleman olduğunu belgeleyen bir kâğıt parçası olmayan bir kişinin iş bulabilmesi zordur. İş bulamayan bir kişi geçimini temin edemeyeceği için evsizdir, açtır. Zira medeniyette onun halinden sorumluluk duyacak bir toplumsal duyarlılık, temeddündeki gibi devlet tarafından örgütlenmemiştir. Zira sanılanın aksine insanlar çoğu zaman kendiliklerinden harekete geçmezler. Onları ayağa kaldıracak bir itici güce ihtiyaç duyarlar. Bu nedenle işsiz güçsüz, evsiz barksız, aç ve çıplak insanlar şehrin “aylak sınıfını” oluştururlar ve medeni toplumsal yaşam için tehdit olarak algılanırlar. Ayrıca unutulmamalıdır ki sorumluluk ve dayanışma yoksa komşuluk da yoktur. Bu nedenle ne apartman kültürü, ne sokak kültürü ne de mahalle kültürü bulunmamaktadır. Şehir birbirinden habersiz insanların yaşadığı tek bir toplamdan ibarettir. Burada bireyler kendi yalnızlıklarının esareti altında sözüm ona toplumsal bir hayatı devam ettirmektedirler. Bireyin bu yalnızlığı sivil toplumu güçsüz kılarken merkezi otoritenin gücüne güç katmaktadır ve bu korkunç güç mekanizması, rasyonelleşmiş bürokrasiyi de yanına alan liderlerin diktatörleşmesine yol açmaktadır. XIX. ve XX. yüzyıllar bunların sayısız örneği ile doludur. Bu ise Lahbabi’nin dediği gibi “Siteler medeniyetinin” iflasından başka bir şey değildir. Bütün bu olumsuzlukların yanında medeniyet insana insan olmaktan kaynaklanan haklarını tartışmasız bir şekilde vermek istemektedir. Bunun bütün dünyada tam gerçekleşmemiş olması belirlenen ilkenin görmezden gelinmesine neden olmamalıdır. Yine medeniyet keyfiliğin yerine hukukun hâkimiyetini tesis etmeyi vaad etmektedir. İnsanlık tarihinde oldukça kısa denilebilecek bir zaman diliminde görülmemiş bir maddi ilerlemenin ve zenginliğin kaynağı olmuştur. Bilim ve teknoloji sayesinde doğa insanın kullanımına açılmıştır. Bunun sonucu olarak ortaya çıkan çevre sorunları ise medeniyetin en büyük krizlerinden birine işaret etmektedir ve mutlaka acil çözümler üretilmelidir. İnsanlık henüz istenilen seviyede olmasa da sağlık, eğitim, kadın hakları, çocuk hakları vb. konularda inkâr edilemez bir ilerleme kaydetmiştir. Ancak bu gelişmiş ülkelerle sınırlı kalmıştır. Medeniyetin olumlu ve olumsuz yanlarını sıralamaya devam etmek mümkündür. Ancak buna gerek olmadığı, maksadın hâsıl olduğu açıktır. Yukarıda kısaca ortaya konulan temeddün-medeniyet karşılaştırması göstermektedir ki medeniyet sorun çözdüğü kadar sorun da üretmiştir. Bu süreçte insan doğayla başa çıkmayı ve hatta ona hükmetmeyi tercih etmiş fakat kendisi de insan olmaktan çıkma riski ile karşı karşıya kalmıştır. Elbette medeniyetin sorunlarının tespit ve çözümü için kafa yormak gerekmektedir. Ancak Türk aydınının üzerinde durmak zorunda olduğu bir başka husus da temeddün ile medeniyeti nasıl uzlaştıracağı ile ilgilidir. Bu uzlaşının sağlan(a)mamış olması Türkiye’nin siyasi, sosyal, kültürel ve ekonomik sorunlarının temel sebeplerinden biridir ve Türkiye tarihinin son 250 yılına damgasını vuran ağır bir kimlik buhranının da kaynaklarındandır. Eğer Türk aydını bu uzlaşıyı gerçekleştirecek çözümü üretebilirse, insanın tekrar doğayla bütünleşmesi gerçekleşecektir. Bu işe herhalde ontolojik referanslardan başlamak gerekmektedir. Yani temeddünün ontolojisi ile medeniyetin ontolojisi nasıl uzlaştırılacak ya da buradan nasıl bir sentez ortaya çıkarılacak, sorularına verilecek cevap belki de insanlık tarihine yeni bir yön verecektir. Ama zaten meselenin en can alıcı noktası da burasıdır. Aksi halde hiçbir uzlaşı denemesi başarılı olamayacak, bu eklektik dağınıklık sürüp gidecek ve Türkiye eski ile yeni arasında bocalamaktan kurtulamayacaktır.

 

Kaynaklar

AĞAOĞLU, Ahmet, Üç Medeniyet, İstanbul 1927.

Ahmet Cevdet Paşa, Târîh-i Cevdet, I, Tertîb-i Cedîd, Dersa‘âdet 1309 (1891).

_________, Tezâkir-40 Tetimme, Haz. Cavit Baysun, Ankara 1991.

Ahmet Hikmet (Müftüoğlu), “Garb Medeniyetciliği”, Sebîlü’r-reşâd, XXIV/602, İstanbul

Mayıs 1340, s. 54-55.

AKDAĞ, Erhan, “İbn-i Haldun’un Medeniyet Anlayışı”, Hece-Medeniyet Özel Sayısı, sy. 186/187/188, Haziran-Temmuz-Ağustos 2012, s. 428-435.

Âlî Paşa, “İltifât-nâme”, Mecmu‘â-i Fünûn, Sene 1, No: 2, İstanbul 1279, s. 51-56.

Aristoteles, Nikomakhos’a Etik, Çev. Saffet Babür, Ankara 1998.

ASİLTÜRK, Baki, Osmanlı Seyyahlarının Gözüyle Avrupa, İstanbul 2000.

Basîretçi Ali Efendi, “Şehir Mektûbu-Te‘âvün-Mektup No:58”, Basîret, No: 98, 15

Şevvâl 1290 Cuma/23 Teşrîn-i Sânî 1289 Cuma(6 Aralık 1873), s. 1-2.

_________, “Şehir Mektûbu-Îzâh-ı Merâm-Mektub No: 78”, Basîret, No: 1201, 23 Safer

1291 Cuma/29 Mart 1290 Cuma (11 Nisan 1874), s. 2.

BAYKARA, Tuncer, “Civilisation ve Osmanlı Devleti”, Osmanlılarda Medeniyet Kavramı ve Ondokuzuncu Yüzyıla Dair Araştırmalar, İzmir 1999.

_________, “Mustafa Reşit Paşa’nın Medeniyet Anlayışı”, Osmanlılarda Medeniyet Kavramı ve On Dokuzuncu Yüzyıla Dair Araştırmalar, İzmir 1999, s. 33-43.

_________, “Bir Kelime-Istılah ve Zihniyet Olarak “Medeniyet”’in Türkiye’ye Girişi”, Osmanlılarda Medeniyet Kavramı ve On Dokuzuncu Yüzyıla Dair Araştırmalar, İzmir 1999.

BERGEN, Lütfi, “Medeniyet Ekseninde Kültür”, Hece-Medeniyet Özel Sayısı, sy. 186/187/188, Haziran-Temmuz-Ağustos 2012, s. 33-64.

Bir Bedevî Mektubu, “Bir Bedevî Mektûbu”, Mecmuâ‘-i ‘Ulûm, Sene 2, No: 5, 1 Safer

1297 (14 Ocak 1880), s. 379-380.

BOZKURT, Nebi-Mustafa Sabri Küçükaşçı, “Medine”, DİA, VII, Ankara 2003, s. 305-311.

BUHL, Fr., “Medine”, MEB İslam Ansiklopedisi, VII, Eskişehir 1997, s. 459-471.

CANATAN, Kadir, Mukaddime-Klasik Sosyal Bilimler Sözlüğü, İstanbul 2009.

CANATAR, Mehmet, “Yasa, yasak, Yasaknâme Tabirleri”, Adâlet Kitabı, Ed. Halil İnalcık-Bülent Arı-Selim Aslantaş, Ankara 2012, s. 21-37.

CHİLDE, Gordon, Kendini Yaratan İnsan (İnsanın Çağlar Boyu Gelişimi), Çev. Filiz Ofluoğlu, İstanbul 1996.

ÇIĞ, Muazzez İlmiye, Tarih Sümer’de Başlar, Ankara 1998.

ELİAS, Norbert, Uygarlık Süreci, Çev.: Ender Ateşman, c.I, İstanbul 2000.

EROL, Murat, “Medeniyet ve Yerlilik: Anadolu’da Bir Medeniyet Düşünmek”, Hece-Medeniyet Özel Sayısı, sy. 186/187/188, Haziran-Temmuz-Ağustos 2012, s. 140-156.

Farabi, Mutluluğun Kazanılması-Tahsîlu’s-Sa’âda, Çev. Ahmet Arslan, İstanbul 2012.

_________, El-Medînetü’l- Fâzıla, Çev. Nafiz Danışman, İstanbul 1990.

FAZLIOĞLU, İhsan, “Sözcük ile Kavram Arasında Medeniyet mi, Temeddün mü?”, Türkiye Günlüğü, sy. 117, Kış 2014, s. 99-111.

FEBVRE, Lucien, Uygarlık, Kapitalizm ve Kapitalistler, Çev. M. Ali Kılıçbay, Ankara 1995.

FİNDLEY, Carter Vaughn, “Osmanlı Siyasal Düşüncesinde Devlet ve Hukuk: İnsan Hakları mı, Hukuk Devleti mi?”, TANZİMAT-Değişim Sürecinde Osmanlı İmparatorluğu, Ed. Halil İnalcık-Mehmet Seyitdanlıoğlu, İstanbul 2011, s. 491-502.

GENCER, Bedri, İslam’da Modernleşme 1839-1939, İstanbul 2008.

_________, Hikmet Kavşağında Edmund Burke ile Ahmed Cevdet, İstanbul 2011.

_________, “Medenileşmeden Küreselleşmeye Modernleşmenin Akıbeti”, Hece-Medeniyet

Özel Sayısı, sy. 186/187/188, Haziran-Temmuz-Ağustos 2012, s. 127-129.

GÖLE, Nilüfer, Modern Mahrem-Medeniyet ve Örtünme, İstanbul 2001.

GOODY, Jack, Tarih Hırsızlığı, Çev. Gül Çağlalı Güven, İstanbul 2012.

GÜNAYDIN, Yusuf Turan, “Medeniyet Bibliyografyası”, Hece-Medeniyet Özel Sayısı, sy. 186/187/188, Haziran-Temmuz-Ağustos 2012, s. 587-624.

GÜNDÜZ, Mustafa, Eğitimci Yönüyle Ahmet Cevdet Paşa, Ankara 2012.

HALAÇOĞLU, Yusuf, Anadolu’da Aşiretler, Cemaatler, Oymaklar 1453-1650, I, Ankara 2009.

HEGEL, G. F. W., Tarihte Akıl, Çev. Önay Sezer, İstanbul 2003.

Hoca Tahsin, “Aklâmü’l-Akvâm”, Mecmuâ-i ‘Ulûm, sene 1, No: 1, 1 Zi’l-hicce 1296 (16 Kasım 1879)?, s. 45-76.

İbn Haldun, Mukaddime-1, Haz. Süleyman Uludağ, İstanbul 2012.

_________, Mukaddime-I, Çev. Pîrizâde Mehmed Sâ’ib, Haz. Yavuz Yıldırım-Sami

Erdem-Halit Özkan-M. Cüneyt Kaya, İstanbul 2008.

İNALCIK, Halil, “Osmanlı Hukuna Giriş Örfî-Sultanî Hukuk ve Fâtih’in Kanûnları”,

Adâlet Kitabı, Ed. Halil İnalcık-Bülent Arı-Selim Aslantaş, Ankara 2012, s. 73-103.

_________, “Kutadgu Bilig’de Türk Devlet Geleneği ve Adalet”, Adâlet Kitabı, Ed.

Halil İnalcık-Bülent Arı-Selim Aslantaş, Ankara 2012, s. 1-20.

İNAN, Kenan, A Summary and Analysis of the Târîh-i Ebü’l-Feth (History of Conqueror) of Tursun Bey (1488), The University of Manchester Foculty of Arts Department of Middle Eastern Studies Unpublished Ph. D. Thesis, April 1993

KAPLAN, Mehmet, “Mustafa Reşit Paşa ve Yeni Aydın Tipi”, TANZİMAT-Değişim Sürecinde Osmanlı İmparatorluğu, Ed. Halil İnalcık-Mehmet Seyitdanlıoğlu, İstanbul

KAPLAN, Mehmet-İnci Enginün-Birol Emil, Yeni Türk Edebiyatı Antolojisi-1, İstanbul 1974.

KARAÇAVUŞ, Ahmet, Tanzimat Dönemi Osmanlı Bilim Cemiyetleri, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yayımlanmamış Doktora Tezi, Ankara 2006.

KAYAPINAR, Akif, “İbn Haldun’un Asabiyet Kavramı: Siyaset Teorisinde Yeni Bir Açılım”, İbn Haldun-Güncel Okumalar, İstanbul 2009, s. 121-160.

KAYNAR, Reşat, Mustafa Reşit Paşa ve Tanzîmat, Ankara 1985.

KEANE, John, Şiddet ve Demokrasi, Çev. Meral Üst, Ankar 2010.

KILIÇBAY, Mehmet Ali, “Avrupamerkezcilik ya da Dünya Tarihinin Marjinalleşmesi”, Dinin Fiziği Demokrasinin Kimyası, Ankara 1999, s. 223-231.

Kınalı-Zâde Âli Çelebi, Ahlâk-ı Alâî, Haz. Mustafa Koç, İstanbul 2007.

KORKUT, Şenol, “İbn Haldun’un “es-Siyâsetü’l-Medeniyye”Teorisini Eleştirisi”, İbn Haldun-Güncel Okumalar, İstanbul 2009, s. 161-192.

KÖPRÜLÜ, M. Fuad, “Ortazaman Türk Hukukî Müesseseleri: İslâm Amme Hukukundan Ayrı Bir Türk Amme Hukuku Yok Mudur?”, Adâlet Kitabı, Ed. Halil

İnalcık-Bülent Arı-Selim Aslantaş, Ankara 2012, s. 39-72.

KUHN, Thomas, Bilimsel Devrimlerin Yapısı, Çev. Nilüfer Kuyaş, İstanbul 2000.

KUTLUER, İlhan, “Medeniyet”, DİA, XXVIII, Ankara 2003, s. 296-297.

KUTLUER, İlhan, “İnsan” DİA, XXII, İstanbul 2000, s. 320-323.

LAHBABİ, Muhammed Aziz, Kapalıdan Açığa Milli Kültürler ve İnsanî Medeniyet, Çev. Bahaeddin Yediyıldız, Ankara 1996.

“Ma‘arife Dâ’ir Bend-i Mahsûsdur”, Tercümân-ı Ahvâl, No: 34, 2 Zi’l-kâde 1277 (12 Mayıs 1861), s. 1-3.

Mehmed Şevki, “Avrupa Devletlerinin Ahvâl-i Hâzırası-Medeniyet-4”, Mecmu‘â-yı

Fünûn, No: 32, İstanbul, Şabân 1281 (Aralık/Ocak 1864/1865), s. 302-303.

_________, “Avrupa Devletlerinin Ahvâl-i Hâzırası-1”, Mecmu‘â-i Fünûn, Yıl: 3, No:

29, İstanbul Cemâziye’l-evvel 1281 (Ekim 1864), s. 186-196.

_________, “Avrupa Devletlerinin Ahvâl-i Hâzırası-3”, Mecmuâ‘-i Fünûn, Yıl: 3, No: 31, İstanbul Receb 1281 (Kasım/Aralık 1864), s. 258-268.

MERİÇ, Cemil, Umrandan Uygarlığa, Haz. Mahmut Ali Meriç, İstanbul 1996.

_________, Sosyoloji Notları ve Konferanslar, Haz. Ümit Meriç Yazan, İstanbul 1997.

_________, Kültürden İrfana, Haz. Mahmud Ali Meriç, İstanbul 2013.

Mûsâ Kâzım, “İnsan Tab‘an Medenî midir?”, Te‘ârif-i Müslimîn, I/3, 3 Cemâziye’l-evvel 1328/29 Nisan 1326, s. 33-34.

Münif Paşa, “Mukaddime-i Medhâl-i İlm-i Jeoloji”, Mecmuâ‘-i Fünûn, I/2, 1278 (1862), s. 67-80.

Namık Kemal, “Terakkî”, Mecmuâ‘-i ‘Ulûm, Sene 1, No: 2, 15 Zi’l-hicce 1296 (30 Kasım 1879), s. 153-160.

_________, “Ahlâk-ı İslâmiye”, Osmanlı Modernleşmesinin Mesleleri-Bütün Makaleleri-1, (Nergiz Yılmaz Aydoğdu-İsmail Kara), İstanbul 2005, s. 309-318.

_________, “Terakkî”, Osmanlı Modernleşmesinin Meseleleri-Bütün Makaleleri-1, Haz. Nergiz Yılmaz Aydoğdu-İsmail Kara, İstanbul 2005, s. 212-220.

_________, “Medeniyet”, Mecmu‘â-i ‘Ulûm, Yıl 2, No: 5, 1 Safer 1297 (14 Ocak 1880), s. 382-384.

_________, “Medeniyet”, Osmanlı Modernleşmesinin Meseleleri-Bütün Makaleleri-1, Haz. Nergiz Yılmaz Aydoğdu-İsmail Kara, İstanbul 2005, s. 358-361.

ORTAYLI, İlber, “Tanzimat Adamı ve Tanzimat Toplumu”, Tanzimat-Değişim Sürecinde Osmanlı İmparatorluğu, Ed. Halil İnalcık-Mehmet Seyitdanlıoğlu, İstanbul 2011, s. 421-461.

ÖZEL, İsmet, Üç Mesele Teknik-Medeniyet-Yabancılaşma, İstanbul 2006.

PAKALIN, Mehmet Zeki, Osmanlı Tarih Terimleri ve Deyimleri Sözlüğü-III, İstanbul 1993.

Platon, Devlet, Çev. Sabahattin Eyüboğlu-M. Ali Cimcoz, İstanbul 2013.

Rıdvan Nafiz, Küçük Türk Tarihi, Türk Yurdu Kütüphânesi, İstanbul 1329(?).

SEVİNÇ, Bayram, Şehir Bir Söylemdir: Trabzonluluk Fenomeninin Sosyolojik Analizi, Trabzon 2014.

SOREL, Albert, Me’ele-i Şarkiye, Çev. Yusf Ziyâ, İstanbul 1911.

SPENGLER, Oswald, Batının Çöküşü, Çev. Giovanni Scognamillo-Nuray Sengelli, İstanbul 1997.

ŞENTÜRK, Recep, “Medeniyetler Sosyolojisi: Neden Çok Medeniyetli Bir Dünya Düzeni İçin Yeniden İbn Haldun”, İbn Haldun-Güncel Okumalar, Ed. Recep Şentürk, İstanbul 2009, s. 227-268.

ŞİRİN, İbrahim, Osmanlı İmgeleminde Avrupa, Ankara 2003.

TANİLLİ, Server, Uygarlık Tarihi, İstanbul 2011.

TANPINAR, A. Hamdi, 19’uncu Asır Türk Edebiyatı Tarihi, İstanbul 1976.

TAŞDELEN, Vefa, “Medeniyet İnsanlığın Ortak Dili”, Hece-Medeniyet Özel Sayısı, sy. 186/187/188, Haziran-Temmuz-Ağustos 2012, s. 8-22.

TURSUN BEY, Târîh-i Ebü’l-Feth, Haz. Mertol Tulum, İstanbul 1977.

WALLERSTEİN, Immanuel, Jeopolitik ve Jeokültür (Değişmekte Olan Dünya-Sistem Üzerine Denemeler), Çev.: Mustafa Özel, İstanbul 1993.

WEBER, Max, Bürokrasi ve Otorite, Çev. Bahadır Akın, Yay. Haz. M. Atilla Arıcıoğlu-Bahadır Akın, Ankara 2006.

UBUCİNİ, M. A., Osmanlı’da Modernleşme Sancısı, Çev. Cemal Aydın, İstanbul 1998.

ULUDAĞ, Süleyman, “Giriş”, Mukaddime-I, İstanbul 2012, s. 15-154.

_________, “Mârifet”, DİA, XXVIII, Ankara 2003, s. 54-56.

UNAN, Fahri, “Osmanlı İdare Felsefesinde Adâlet”, Adâlet Kitabı, Ed. Halil İnalcık-

Bülent Arı-Selim Aslantaş, Ankara 2012, s.105-119.

YILMAZ, Murat, Ahmet Cevdet Paşa’nın Eserlerinde Avrupa ve Avrupa Tarihi Algısı, Karadeniz Teknik Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Trabzon 2013.

YILMAZÇELİK, İbrahim, Osmanlı Devleti Döneminde Dersim Sancağı-İdari, İktisadi ve Sosyal Hayat, Ankara 2011.

Dictionnaire de l’Académie Française, Sixieme Édition, Paris 1835.

Le Petit Robert, Paris 2002.

http://www.kuranikerim.com/mdiyanet/bakara.htm (17 Mart 2014).

http://www.kuranikerim.com/mdiyanet/araf.htm (17 Mart 2014).

 

 

Kaynak :

(OTAM, 37/Bahar 2015)

 

[*] Yrd. Doç. Dr., Karadeniz Teknik Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü Öğretim Üyesi;E-mail: [email protected]

Yazar
Ahmet KARAÇAVUŞ

Bu websitesinde farkı kaynaklardan derlenen içerikler yayınlanmakta olup tüm hakları sahiplerinindir. Sitedeki içerikler atıf gösterilerek kaynak olarak kullanlabilir. Yazıların yasal sorumluluğu yazara aittir. Tüm Hakları Saklıdır. Kırmızlar® 2010 - 2024

medyagen