Bir dostu tanıyalım

100 yaşındaki tarihçi Halil İnalcık: Hayalim Bir Milyon Tatar’ın Kırım’a Dönmesi

Ömrünü tarih araştırmalarına adayan dünyaca ünlü Türk Tarihçi Halil İnalcık, 7 Eylül'de 100’üncü yaşını kutladı. Aslen Kırım Tatarı olan İnalcık, 7 Eylül 1916 tarihinde İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Kırım göçmenlerinden Seyit Osman Nuri Bey, annesi Ayşe Bahriye Hanım'dı. İlk tahsilini 1923-1930 arasında Ankara Gazi Mektebi’nde yapan İnalcık, orta öğretimine bir yıl Sivas Muallim Mektebi’nde devam etti. Orta tahsilini 1931’de Ankara’da Gazi Muallim Mektebi’nde tamamladı. Lise eğitimini o dönemin en iyi okullarından biri olan Balıkesir Necati Bey Muallim Mektebi’nde 15 Eylül 1935’te tamamladı. Yüksek tahsiline 1935’te Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’nde (AÜDTCF) başladı. Uzun yıllar aynı Fakültede Osmanlı ve Avrupa tarihi üzerine dersler verdikten sonra 1972 yılında Chicago Üniversitesi Tarih Bölümü'ne "Osmanlı Tarihi Üniversite Profesörü" olarak davet edildi.

Bilkent Üniversitesi tarih bölümünü kurdu

Yurt içi ve dışında çeşitli üniversitelerden fahri doktora payeleri alan İnalcık, 1993 yılında Bilkent Üniversitesi'ne davet edildi ve burada Tarih bölümünü kurdu. Halen Bilkent Üniversitesi Osmanlı Tarihi Bölümü'nde yüksek lisans ve doktora öğrencilerine seminer dersi veren İnalcık, çok iyi düzeyde Osmanlı Türkçesi, iyi düzeyde; İngilizce, Fransızca, Almanca, orta düzeyde de; Arapça, Farsça ve İtalyanca konuşuyor. İnalcık, 20. yüzyıl sona ererken Cambridge Uluslararası Biyografi Merkezi tarafından dünyada sosyal bilimler alanında sayılı 2000 bilim adamı arasında gösterildi

Başlıca Kitapları

  • Tanzimat ve Bulgar Meselesi, Ankara: TTK, 1943.
  • Hicri 835 Tarihli Suret-i Defter-i Sancak-ı Arvanid, Ankara: TTK, 1954.
  • Fatih Devri Üzerinde Tetkikler ve Vesikalar, Ankara: TTK, 1954.
  • Kanûnnâme-i Sultânî ber Mûceb-i Örf-i Osmanî: II. Mehmed ve II. Bayezid Devirlerine Ait Yasaknâme ve Kanûnnâmeler, Ankara: TTK, 1956 (R. Anhegger ile birlikte).
  • The Ottoman Empire: the Classical Age, 1300-1600, London: Weidenfeld and Nicholson, 1973.
  • Gazavât-ı Sultân Murâd b. Mehemmed Hân İzladi ve Varna Savaşları (1443-1444) Üzerinde Anonim Gazavâtnâme, Ankara: TTK, 1978 (M. Oğuz ile birlikte).
  • Tursun Beg, The History of Mehmed the Conqueror, Chicago-Minnesota: American Research Institute, 1978 (R. Murphey ile birlikte).
  • The Ottoman Empire: Conquest, Organization and Economy, London: Variorum Reprints, 1978.
  • Türkiye’nin Sosyal ve Ekonomik Tarihi / Social and Economic History of Turkey (1071-1920), Ankara: Meteksan, 1980 (editör, O. Okyar ile birlikte).
  • Studies in Ottoman Social and Economic History, London: Variorum Reprints, 1985.
  • Osmanlı İmparatorluğu Toplum ve Ekonomi Üzerinde Arşiv Çalışmaları, İncelemeler, İstanbul: Eren, 1993.
  • The Middle East and the Balkans under the Ottoman Empire, Bloomington: Indiana University Turkish Studies and Turkish Ministry of Culture Joint Series Volume 9, 1993.
  • The History of the Black Sea Trade: the Register of Customs of Caffa. Cambridge: Cambridge University Press, 1993.
  • Süleyman the Second and his Time, İstanbul: Isis Press, 1994 (editör, C. Kafadar ile birlikte).
  • An Economic and Social History of the Ottoman Empire, Cambridge: Cambridge University Press, 1994 (1300-1600 arasını Halil İnalcık yazdı, editör, D. Quataert ile birlikte).
  • From Empire to Republic: Essays on Ottoman and Turkish Social History, İstanbul: Eren, 1995.
  • Essays in Ottoman History, İstanbul: Eren, 1998.
  • Osmanlı, 12 Cilt, İstanbul: Yeni Türkiye Yayınları, 1999 (editör, N. Göyünç, E. İhsanoğlu, Y. Halaçoğlu ile birlikte).
  • Osmanlı’da Devlet, Hukuk, Adâlet, İstanbul: Eren, 2000.
  • Şâir ve Patron, Patrimonyal Devlet ve Sanat Üzerinde Bir İnceleme, Ankara: Doğu Batı Yayınları, 2003.
  • Osmanlı Uygarlığı, 2 Cilt, İstanbul: Kültür Bakanlığı, 2004 (editör, Günsel Renda ile birlikte; İngilizcesi, Ottoman Civilization)
  • Doğu Batı Makaleler I, Ankara: Doğu Batı Yayınları, 2005.
  • Tanzimat / Değişim Sürecinde Osmanlı İmparatorluğu, Ankara: Phoenix Yayınları, 2006 (editör, M. Seyitdanlıoğlu ile birlikte).
  • Turkey and Europe in History, İstanbul: Eren, 2006.
  • Atatürk ve Demokratik Türkiye, İstanbul: Kırmızı Yayınları, 2007.

100 YAŞ GÜNÜNÜ KUTLADI

Tarihçi-yazar Prof. Dr. Halil İnalcık, 100. yaş gününü dostlarıyla kutladı. İnalcık'ın doğum günü dolayısıyla Bilkent Oteli'nde gerçekleştirilen etkinlik, şehitler için saygı duruşunda bulunulmasıyla başladı. İnalcık, 100 yaşına, kendine bir hedef belirlemesi, sağlıklı bir yaşam tarzına sahip olması ve klasik müzik dinlemesi sayesinde geldiğini belirtti. Hayatında belirlediği en önemli hedefi gerçekleştirdiğini dile getiren İnalcık, "Hedefim, Türklerin tarihini bir yabancı değil, bir Türk gözüyle yazmak, ömrümü bu amaca hasrettim. Ana kaynağım arşiv belgeleri oldu. Bu sayede objektif bir tarih yazdığıma inanıyorum" dedi. Osmanlı tarihinin özeti olan "The Ottoman Empire-The Classical Age" adlı kitabının sadece Türkiye'de değil, Balkanlar'da, Arap ülkelerinde ve Çin dahil birçok ülkede okutulduğunu ifade eden İnalcık, eserleri hakkında bilgi verdi. ABD'de ikiz kulelerin yıkımından itibaren dünya tarihinin yeni bir döneme girdiğini anlatan İnalcık, "Dünyanın büyük askeri-ekonomik gücü ABD, bu darbe üzerine İslam'a savaş ilan etmiştir. Mücadele gittikçe derinleşerek bugün yıkıcı ve uzlaşmaz bir dereceye varmıştır. Türkiye, özellikle Türkiye Büyük Millet Meclisi, bu mücadeleye bir çözüm getirecek merkez olarak görünmektedir" diye konuştu. 

TARİHİ ÖĞRENCİLER YAZIYOR 

Bilkent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Abdullah Atalar da Halil İnalcık'ın Türkiye tarihi açısından çok önemli bir isim olduğunu belirtti. İnalcık'ın, bugüne kadar çok sayıda değerli öğrenci, hoca yetiştirdiğini anlatan Atalay, Bilkent Üniversitesi'nde tarih dersinin değişik bir formatta verildiğini, öğrencilerin yakın tarihin bilinmeyen yönleri ile araştırma yapıp, tarihi kendilerinin yazdığını kaydetti. İnalcık'ın hala genç olduğunu ifade eden Atalay, 100. yaş gününü kutladı. Bazı katılımcıların da Halil İnalcık ile ilgili anılarını anlattığı etkinlikte pasta kesildi

Sayın Prof.Dr. Halil İnalcık hakkındaki yukarıda yer alan bilgiler Kırımın Sesi, http://www.kiriminsesi.com/2015/09/100-yasndaki-tarihci-halil-inalck.html?m=1 kaynağından alınmıştır.

DÜNYACA TANINMIŞ TARİHÇİMİZ HALİL İNALCIK

Bu yazı aşağıdaki kaynaktan alınmıştır.

Gökhan Tok
TÜBİTAK Dergisi; Bilim ve Teknik s.357 

Osmanlı-Türk tarihi büyük bir tarih; aynı zamanda en çok saptırılmış bir tarih. Milletimiz bu tarihin gerçeklerini dünyaya tanıtacak bir tarihçiyi çoktandır beklemekte idi. Prof. Dr. Halil İnalcık işte bu beklenilen tarihçidir. 

Dünyaca ünlü tarihçimiz Halil İnalcık’ın yaşam öyküsünü öğrenmek için hayli gerilere gidip, 1905 yılından başlayabiliriz. Rus-Japon savaşının sürmekte olduğu bu tarihlerde İnalcık’ın babası Seyit Osman Nuri , vatanı Kırım’ı terkeder ve İstanbul’a gelir. Seyit Osman bir süre kolonya imalathanesi işletir. Bir dönemin ünlü Osman Nuri kolonyalarını o çıkarmıştır. Bahriye binbaşılarından Seyit Osman’ın kızı ile evlenmeye karar verir. “Babam 1930 yılında annemden ayrıldı ve Mısır’a gidip yerleşti, orada bir dükkân açtı. Türk malları satıyordu. 1934 yılında orada öldü.” 

Halil İnalcık, 26 Mayıs 1916 yılında İstanbul’da dünyaya gelir. Savaşlarla geçen bir dönem yaşar çocukluğunda. Milliyetçi bir Türk olan babası, Atatürk’ün Sakarya Meydan Savaşı’nı kazanmasına o kadar sevinir ki “Zafer-i Milli” adında bir şekerleme çıkarmaya başlar. Aile 1924 yılında Gazi’nin Ankara’sına geçer ve burada yerleşir. Küçük Halil, ilkokulu burada, Gazi İlkokulu’nda okur. 

“Bütün inkılapları orada yaşadım. Şapka inkılabı olmadan önce biz çocuklar kalpak giyerdik. Şapka inkılabından sonra okulda kalpaklarımızı yere çaldığımızı hatırlıyorum.” 

Halil İnalcık yeni harflere geçişi de ilkokulun dördüncü sınıfındayken yaşar. Arapça ve Farsça kurallara göre eski yazı okumuş olması, ileride tarihçi olduğunda çok işine yarayacak, eski belgeleri okumasına olanak verecektir.

Çocukluğundaki anılardan biri de Ulus Meydanı’ndaki heykelle ilgilidir. 
“Ulus Meydanı’ndaki abidenin açılışına biz okulca götürülmüştük. Atatürk heykelinin açılışında bir nutuk verme görevi bana ve bir öğrenciye daha verilmişti. O nutkun hazırlanmasına babam karıştı; nutka bir takım Arapça kelimeler ilave ettiği için hoca görevi bana değil öbür çocuğa verdi. Ulus heykelinin bende böyle bir anısı vardır, bunu hiç unutmam.” 

İnalcık’ın soyadı, ileride bir tarihçi olacağını işaret edercesine tarihten alınmış bir isimdir. 
“Soyadı kanunu çıktığı zaman herkesin belli bir soyadı alması gerekiyordu. Belli bir zaman içinde seçtiğiniz adı nüfus memuruna bildirmeniz gerekiyordu. Vakit geçtiği takdirde nüfus memuru istediği adı size verebiliyordu. O, bizim için İnalcık adını seçmiş. İyi bir şans sonucu İnalcık tarihte meşhur bir adamdır; Harzemşahlar’ın Maveraünnehir’deki valisi idi. İnalcık, Cengiz Han’ın İslam dünyasına saldırmasına neden olmuştur. Moğolistan’dan gelen bir kervanı yağmalamasaydı Cengiz Hanİslam dünyası üzerine saldırmayacaktı.” 
Babası aileyi bırakıp Mısır’a yerleştiği için Halil İnalcık’a annesi bakar. Ortaokulda biraz haylaz bir çocuk olduğu için yatılı olarak Sivas Öğretmen okulu’na verilir. 1932 yılında ise Balıkesir Necatibey Öğretmen Okulu’na nakledilir. 
“Orada biz bir manastırdaymış gibi sabahın erken saatlerinde kalkar, çalışmaya başlardık. Hocalarımız çok seçkin insanlardı. Mesela bunlardan fizik hocamız Nusret Kürkçüoğlu sonradan İstanbul Üniversitesi’nde profesör oldu; edebiyat hocam ise ünlü edebiyat tarihçisi Abdülbaki Gölpınar idi.”

Öğretmen okulundan mezun olduktan sonra Halil İnalcık’ın önünde öğretmen olmaktan başka bir yol yok gibi görünmektedir. 1935 yılında karşısına beklenmedik bir fırsat çıkar. O zaman Atatürk, tarih tezini bilimsel temellere dayandırmak için Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’ni kurar. Kendisi de bir öğretmen okulu mezunu olan Afet İnan’ın çabalarıyla öğretmen okulu öğrencileri yeni kurulan bu okula devam imkanı verilir. Böylece Halil İnalcık’ın Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’ndeki günleri başlar.

“O zamanlar Ekrem Akurgal, Sedat Alp Almanya’dan yeni dönmüş ve orada doçent olmuşlardı. Almanya’dan gelen en iyi profesörler hocalarımızdı. Aslında o zamana kadar benim aklımda tarih yoktu. Ben daha çok edebiyat, felsefe gibi alanlar istiyordum. Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’ne ilk girdiğimde Sinolojiyi düşündüm. Fakat sonratarihimizin en önemli döneminin Osmanlı tarihi olduğunu gördüm. Osmanlı arşivlerinde milyonlarca vesika vardı ve ben en iyi işi burada yapabilirdim.”

Üniversite eğitimi sırasında İnalcık, dönemin önde gelen isimlerinden dersler alır; bunlar arasında Fuad Köprülü, Şemsettin Günaltay, Muzaffer Göker, Yusuf Hikmet Bayur gibi isimler vardır. Ortaçağ tarihi derslerini aldığı Köprülü, İnalcık üzerinde büyük bir etki bırakır ve meslek yaşamı boyunca kendisine örnek olur. Halil İnalcık 1940 yılında mezun olduktan sonra Dil ve Tarih Coğrafya Faküytesi’nde kalır ve Yakınçağ Tarihi Bölümü’nde asistan olur. Buradaki akademik yaşantısı, 1972 yılına değin sürecektir. “Tanzimat ve Bulgar Meselesi” başlıklı doktora tezini iki yıl içinde tamamlar ve doktora payesini alır. İstanbul arşiv belgelerinden derleyerek hazırladığı bu çalışması Türk Tarih Kurumu tarafından yayımlanır. Belgelere dayanarak hazırlanmış bu tez büyük ilgi uyandırır, öyle ki o sırada dekan olan Enver Ziya Karal’ı Bulgar elçiliğinden bir heyet ziyaret eder ve bu tezin Bulgar tarihine yaptığı katkılardan dolayı tebriklerini sunar. Bu da, İnalcık’ın ileride birçoklarının kabul edeceği tarafsız ve doğru tarih yazımı konusundaki hassaslığına bir örnek oluşturur. İnalcık, kendisi için en önemli uğraşının bilimsel araştırmacılık olduğunu belirtiyor.

“Arşivlerde 1432 yılına, II. Murat devrine ait bir tımar defteri buldum. Bu, arşimizdeki en eski defterdir. Onu 1954’te neşrettim. Bu Arnavutluk’a ait bir defterdi ve Arnavutluk tarihine yönelik çok önemli sorunları çözmemize yardımcı oldu. Ben eğer şöhretli bir tarihçi olmuşsam, bunu Türk arşivlerine borçluyum. Bu arşivler çok mühim ve çok zengindir. Sosyal bilimlerle uğraşan Türk bilim adamları bu arşivler sayesinde önemli çalışmalar yapabilirler veTürkiye’nin sosyal bilimlerdeki başarısı bizi Fransa’nın yanına yerleştirir. Fakat zaman zaman arşivilerimizin yönetiminde anlaşılmaz bir düşünce hakim oluyor. Vesikaların tamamını alamayacağımız söyleniyor. Son olarak 1989 yılında defterlerin fotokopilerinin tam olarak çıkışı yasaklandı. Bugün bunların ancak üçte birini alabilirsiniz. Eskiden bu kural geçerli olsaydı ben Tanzimat ve Bulgar Meselesi başlıklı tezimi ortaya çıkaramazdım. Bu vesikaların açıklığı sayesinde bütün dünya çarpıtmalardan kurtulmuş hakiki tarihimizi öğrenecektir. Vaktiyle, Köprülü’nün dışişleri bakanı olduğu zamanlarda tam açıklık vardı. Macarlar kendileri ile ilgili defterlerin fotokopilerini aldılar ve Macarca’ya tercüme ettiler. Macarlar bugün kendi kayıtlarında Türkler aleyhine olan bölümleri düzeltiyorlar. Macar tarihini yalnızca Macar vesikaları ile yazarsanız çok düşmanca sonuçlara varırsınız, ama Türk vesikalarını da kullanırsanız daha dengeli bir tarih ortaya çıkar. Bunu böyle yapmamak bizi Türk tarihinin gerçeklerini öğrenmekten alıkoyar.”  İnalcık bu kapalılığın sıkıntılarını çekmeye başlamış. Öyle ki 1950’li yıllardan beri sürdürmekte olduğu II. Mehmet zamanı Osmanlı İmparatorluğu’nun tarihini incelemesi bu yüzden aksamaya uğramış. 

Halil İnalcık tarihçilik anlayışını Fransız Annales ekolu doğrultusunda tanımlar ve çalışmalarını temelde bu bağlamda sürdürür. Bunun en önemli örneğini 1977 yılında Fernand Braudel Araştırma Merkezi’nde Immanuel Wallerstein’ın düzenlediği uluslararası bir konferansta sunduğu bir bildiride görmek mümkündür. İnalcık bu bildiride Annales yönteminin Osmanlı ekonomik ve sosyal tarihine bakışta kökten değişiklikler getirebileceğinden nasıl yararlı olabileceğinden sözeder. UNESCO’nun çıkarmayı tasarladığı Dünya Tarihi adlı kitapta kendisine görev verilmesi, onun tarihçiliğine olan ulusyararası saygının bir işareti sayılabilir. 
“UNESCO 1950’lerde bir dünya tarihi kitabı çıkardı. Zaman içinde bu kitabın revizyondan geçirilerek yeniden neşredilmesi gündeme geldi. Ben kitap hakkında bir eleştiri yazdım, benim gibi başka insanlardan da tenkitler gelince UNESCO başkanı eski kitabı tamamen bir kenara bırakarak yenisinin yazılmasına karar verdi. Bunun 5. cildi’nin-ki 1500’den 1800’e kadar olan bir dönemi kapsıyor -editörlüğü bana ve Cambridge Üniversitesi’nden Prof. Peter Burke’e verildi. Biz bu tarihler arasındaki dünya tarihini aramısda ikiye ayırdık ve benim hisseme Türkiye, Ortadoğu, Afrika, Hindistan, Ortaasya düştü. Biz bu işe dokuz yıl önce başlamıştık, bu yıl bu cildin bütün yazıları tamamlandı.”

“Türk tarihçilerine bir öneride bulunmak gerekirse diyebilirim ki daima belgelere sadık kalın. Eğer hakikatı ortaya çıkarırsanız bu daima bizim lehimizedir, çünkü bugüne değin tarihimiz hakkında yazılanların çoğu ya yalandır, ya çarpıtmadır. Eğer mübalağa yaparsanız kendinizi kabul ettiremezsiniz, sizi ciddiye almazlar.”

Halil İnalcık’ın iyi bir tarihçi olmasındaki en önemli nedenlerden biri de bildiği yabancı dillerdir şüphesiz. İngilizce, Almanca, Fransızca’yı çok iyi okuyabilen İnalcık, Arapça ve Farsça’yı da kullanabiliyor. Bir sözlük yardımıyla okuyabildiği diller arasına İtalyanca’yı da katabiliyor.Bu, kaynakları araştırmaları için kullanmamasına ve yabancı dillerde yayın yapmasına olanak sağlıyor. İnalcık sayıları yüzleriu geçen makale ve kitaplarıyla dünya tarihçiliğinde seçgin bir yer yapmıştır. Başarısının göstergeleri aldığı ödüllerin çok üzerinde. Bunlar arasında Rockfeller Vakfı, Türk Tanıtma Vakfı, ODTÜ Mustafa Parlar Vakfı, Sedat Simavi Vakfı, Dışişleri Bakanlığı Yüksek Hizmet ödülleri sayılabilir. İnalcık’ın başarılarının bir başka göstergesi de aldığı fahri doktora payeleri. Boğaziçi, Uludağ, Selçuk, Atina, Kudüs İbrani ve Bükreş üniversitelerinden doktora payeleri onun başarısının uluslararası platformda da takdir edildiğini gösterir. İnalcık, 1986’da Amerikan Akademisi’ne, 1993’te British Academy’e üye seçilir ve böylece uluslararası alanda seçkin bir yer alan ilk tarihçimiz olur. 


İnalcık iyi bir araştırmacı olmasının yanında yetiştirdiği öğrencilerle de Türk tarihçiliğine değerli katkılarda bulunuyor.     

                                                                   
“Türk tarihçiliği gelişiyor. Geçmişte iki büyük üstad var: Fuad Köprülü, Ömer Lütfü Barkan. Bu iki usta Türk tarihçiliğine getirdikleriyle bir yön vermiştir. Bugün tarihimizi onların yolunda iyi inceleyebilmek için, Osmanlıca’ya hakim olmak, bunun yanında batı tarihçiliğini iyi izlemek gerekir. Bana, siz bütün kariyeriniz boyunca ne yaptınız diye sorarsanız şunu söyleyebilirim: Bütün çabalarım Türk tarihçiliğini modern tarihçilik düzeyine çıkarmaktır. Benim tarih anlayışım devletlerin tarihini ortaya çıkarmaktan ziyade halkın tarihini, halkın geçmişte nasıl yaşadığını, sosyal hayatını, ekonomisini, gündelik yaşantısını ve bunları belirleyen şartları ortaya çıkarmaktır. Bizim tarihçiliğimiz ise bu konulara yeni yeni ilgi duyuyor.” 

İnalcık, 1972’de otuz yıl ders okuttuğu Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’nden emekli olunca, Chicago Üniversitesi tarih bölümüne davet edilir. Burada on beş öğrenci yetiştirdikten sonra 1986 yılında ikinci kez emekli olur.

Öğrencilerinden on ikisi çeşitli Amerikan üniversitelerinde Osmanlı-Türk tarihi okutmaktadır. Bugün bu alanda bir İnalcık ekolünden sözedilmektedir. Halil İnalcık çok çeşitli üniversitelerde sürdürdüğü meslek yaşantısına 1993 yılından itibaren Bilkent Üniversitesi’nde devam ediyor. Bu üniversitede lisansüstü bir tarih bölümü kurmakta. “Burada yaptığım en önemli iş budur. Yeni bir görüşle geleceğin Türk tarihçileri yetişiyor. Dört uzmanla birlikte hazırladığı son eseri ‘An Economic and Social History of Ottoman Empire’ bugün dünya üniversitelerinde el kitabı haline gelmiştir. İnalcık bu eserle Osmanlı Türk tarihinin medeni yüzünü dünyaya tanıtmakla övünüyor.

Medeniyet Tasavvuru

Tavsiye Edilen Bağlantılar

Bize Yazın

SAYAÇ

16556015