25 Eylül 2021

kirmizilar.com

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


Halil İNALCIK

  • Sayfa Sayısı:   247
  • Yayınevi:        İş Bankası Yayınları
  • İlk Baskı Yılı: 2016
  • Dil:                 Türkçe
  • Barkod:           9786053327868

 

Hazırlayan: Mehmet MEMİŞ, (E) Öğretmen

İslâmiyetle 9. yüzyılda tanışan Türkler, kendi devlet anlayışlarını İslam dünyasına taşıdı. Böylece devlet ve hukuk kavramlarında, bağımsız sivil otorite ve onun kanun koyucu gücü lehine büyük bir değişiklik ortaya çıktı. Şerîat ile yan yana bir sivil hukuk alanı gelişti. 11. yüzyılda El-Mâverdî ve Ebu Mansur el-Bağdadî başta, büyük fakihler İslâm toplumlarında bu ayrımın gerekliliği üzerine yazdılar, tartıştılar.

Osmanlı Devleti bu geleneğin bir parçasıydı. Yaygın popüler kanının aksine, her devlet gibi başlangıçta belli bir kalıpla kurulmuş, çöküşüne dek de bu kalıba harfiyen uymuş değildi. Halil İnalcık, Osmanlı tarihinin geçmişe uzanan köklerini de göz ardı etmeden, 600 yıl boyunca devlet ve İslamiyet arasındaki değişken ilişkinin bir dökümünü bu kitapta sunuyor.
Kutadgu Bilig’deki devlet anlayışından başlayarak, Uc’larda bir yanda gâzî beylerle, bir yanda dervişlerle başlayan kuruluş öyküsünü anlatıyor.

Devlet kurumsallaştıkça Uc’ların, gâzîlerin ve dervişlerin önemlerini kaybedişini, bu arada yeni kurumların ve anlayışların yükselişini gözler önüne seriyor.

Fatih Kanûnnamesi’yle örfün hukuk alanına resmen girişinin, ulemanın devlet yapısındaki diğer unsurlardan giderek ayrışmasının uzun zamana yayılmış öyküsünü ayrıntılarıyla sunuyor. 17. yüzyılda Avrupa’daki tasfiyeci akımlarla aynı sıralarda ortaya çıkan selefî Kadızâdelilerin hem toplum hem de devlet ve İslâmiyet üzerindeki etkilerini mercek altına alıyor.
18. yüzyılda başlayan Batılılaşma eksenli modernleşme hareketinin Cumhuriyet’in kuruluşuna dek uzanan seyrini takip ediyor. Osmanlıların kuruluş yıllarından beri süren Hıristiyanlık-İslâm tartışmalarını da bu çerçevede ele alıyor.

Osmanlı Tarihinde İslamiyet ve Devlet kadim bir meseleyi, usta bir Osmanlı tarihçisinin kaleminden okumak isteyenler için.

Halil İnalcık 1916’da İstanbul’da doğdu. Ankara Üniversitesi DTCF’nin ilk öğrencilerinden oldu. Yakınçağ Bölümü’nde doktorasını tamamladıktan sonra, 1942-1972 döneminde aynı fakültede öğretim üyesi oldu. 1972’de Chicago Üniversitesi Tarih Bölümü’ne Osmanlı tarihi konusunda dersler vermek üzere davet edildi. 1993’te Bilkent Üniversitesi’nden davet alıncaya dek Chicago Üniversitesi’nde görevini sürdürdü. Bu yıllar içinde başta Harvard olmak üzere dünyanın belli başlı Amerikan üniversitelerinde Osmanlı tarihi seminerleri düzenledi.

Osmanlı tarihi alanında önde gelen birçok akademisyenin hocası oldu. 1973’teki The Ottoman Empire – The Classical Age (1300-1600) (Osmanlı İmparatorluğu – klasik dönem) kitabından başlayarak uluslararası yayınevlerinde pek çok kitabı yayımlandı. Türkiye, İngiliz, Amerikan, Sırp ve Arnavutluk akademilerine üye seçildi.
Yurtiçinde ve yurtdışında fahri doktora, ödül ve nişanlar aldı. Halen çalışmalarını Bilkent Üniversitesi’nde sürdürmektedir. Arşivini bağışladığı Bilkent Üniversitesi bünyesindeki Halil İnalcık Center for Ottoman Studies (HICOS; Halil İnalcık Osmanlı çalışmaları merkezi) 2008’de açılmıştır.

Kitap İncelemesi*

Kitap, yazarın; Türklerin İslâmiyet’e girişinden itibaren, ağırlıkla Osmanlı Devleti ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluş aşamasını kapsayan tarih dilimine dair bir kısım araştırma ve makalelerini Türk devletlerinde sekülerleşme sürecine ışık tutacak şekilde derli toplu halde sunmakta, önsöz, giriş, altı bölüm, notlar, kaynakça ve dizinden oluşmaktadır. Altı bölümün başlıkları sırasıyla;

 Osmanlı Uç Toplumunda İslam,

 Padişahlık Dönemi:Şerîat ve Kanun, 

Onyedinci Yüzyılda Dinî Hareketler,

 Tanzimat ve Meşrutiyet Dönemi (1839-1918), 

Batılılaşma,

 İslâm-Hıristiyanlık Tartışmaları(1354-1662), 

Overvıew (İngilizce özet)’dır.

 İslâm-Hıristiyanlık tartışmaları bölümü ilk kez bu kitapta yayınlanmıştır. Bölümlerin adları ve sırasından da kolayca tespit edileceği üzere yazar; Türkiye Cumhuriyeti’ne yansımaları da dahil olmak üzere, beylikten itibaren Osmanlı Devleti’nin İslamiyet’le ve alakadar müspet-menfi toplumsal baskı gruplarıyla ilişkilerini ihtisası gereği bir hukukçu olarak değil, sosyal tarihçi kimlikle incelenmiş, döneme ait çok sayıda müessese ve kavramı kolayca anlaşılacak şekilde takdim etmiştir. 

Önsözde yazar kitabını tanıtmıştır. Osmanlı Devleti’nde dinin tarihi ile ilgili önemli eserlerin yazarlarını, yayın tarihlerini, bulundukları yerleri, türlerini de belirten kılavuz niteliğinde toplu bir bibliyografya noksanına işaret eden yazar, kitabını tamamlayan eserlerin isimlerini verdikten sonra notlar ve kaynakça bölümünde okuyuculara; dip notla desteklenen, bölümlere göre tasnif edilmiş geniş bir eser listesi sunmuştur. Yazarın kendi ifadesi ile amacı; Osmanlı Devleti’nde dini hareketlerin genel tarih ve siyaset bakımından etkileri üzerinde durmaktır.

 Girişte yazar “Din ve Devlet” başlılığı adı altındaki kısımda “Şeriat, Kanun, Devlet” makalesine yer vermiştir. Makalede; Müslüman Türk devletlerinin kuruluşuna rastlayan dönemde, kaynağı insan olan örfün (törenin) önem kazanması, sultani kanunlarla hukukileştirilmeleri ve Kur’an ve sünnete dayanan dinin sıkı yorumuna tabi İslam Hukuk tarihinde yeni bir devrin açılması konusunu işlemektedir. 

Orta-Asya Karahanlı Devlet Geleneği; Kutadgu Bilig’de(1069) Devlet ve Din” kısmında ise Kutadgu Bilig özelinde töreye bağlı devlet anlayışı ve bu anlayışın tarihi kökleri üzerinde durmaktadır. Osmanlı Uç Toplumunda İslam bölümü iki kısımdan oluşmaktadır. İlk kısımda “Osman Gazi, Uc Toplumu ve Kültürü” başlığı ile Anadolu’nun Türkleşmesinde kolonizatör dervişlerin rolleri, ihya ettikleri dağda ve kırdaki boş toprakların vakıflara, vakıfların Türkmen göçlerini cezp ederek köylere dönüşmesi, günümüze kadar intikal eden fütüvvet yani centilmenlik ve kardeşlik disiplini içinde ortaklaşa çalışma, yolcu ve fakirlere hizmet anlayışı ve Müslüman Türk geleneğinde gaza ve gazilik kavramları, İkinci kısımda ise birinci kısmı özele indirgeyerek “Osmanlı Ucunda Ahiler, Fakılar, Kalenderî Dervişler” başlığı ile Osmanlı uç toplumunun hukuki ve sosyal hayatını örgütleyen ahîler ve fakılar ve ahîlerde fütüvvet anlayışı açıklanmaktadır

 “On yedinci Yüzyılda Dinî Hareketler” bölümü esasen muhtevası itibariyle Osmanlı Uç Toplumunda İslam bölümünün devamı niteliğindedir. Bu bölümde yazar; İslamiyet’in sıkı yorumu taraftarlarının devlet ve toplum üzerindeki etkileri, devletin tarafsızlık siyasetini benimsemesi, Şah İsmail’e ve Şia’ya yakın gruplar üzerinde baskılar ve sebepleri, sonuçta günümüze kadar intikal eden toplumsal kırılmalar üzerinde durmaktadır. Konu bütünlüğü açısından kitabın yukarıda bahsi geçen bölüm ve kısımlardaki muhtevasının “Osmanlı’da Dini hareketler ve Devlet İdaresine Etkileri” başlığı altında mezcedilip okuyuculara sunulmasının daha uygun olacağı değerlendirilmektedir.

 Padişahlık Dönemi:Şerîat ve Kanun bölümünde; Fatih Sultan Mehmet Han öncesi ve sonrası itibariyle Osmanlı Devletinde padişahın sırf kendi iradesine dayanarak Şerîat’ın kapsamına girmeyen alanlarda kanun koyma yetkisi ve buna istinaden gelişen örfî-sultani hukukun niteliği ve kanunnameler incelenmektedir. Bu incelemede; hususi hukukta Şerîat hakim kaldığı, kamu hukukunda ise örfisultani ile büyük bir gelişme kaydedildiği dikkate sunulmaktadır. Kamu hukukundan kasıt askerlere, yani devlet hizmetinde olan ve maaş alan bütün sınıflara uygulanan; biri devlet teşkilatına, diğeri idare, maliye ve ceza sahasına ait kanunnameler ile reayaya yani asker haricidekilere uygulanan ceza, vergi kanunnameleridir.

 Tanzimat ve Meşrutiyet Dönemi (1839-1918), Batılılaşma bölümü iki kısımdan ibarettir.Bu bölümde gerileme ve yıkılma sürecine giren devlette kısmi ve toptan garplılaşma taraftarları ve onların tezlerine temas edilmektedir. Birinci kısmın son dört paragrafında ise kitabın sonunda olması gereken toptan garplılaşma sürecinin sonuçları, yazarın yorumu ve önemli bir telkini yer almaktadır. 

İslâm-Hıristiyanlık Tartışmaları(1354-1662) bölümü özellikle Papa II. Pius’un Fatih’e mektubu(1461) ve Kanunî Sultan Süleyman’ın Martin Luther’e desteği ve sonuçları hakkında her ikisinin de siyasi karakterine vurgu yaparak bilgi verilmekte, yorumlar yapılmaktadır. Bu bölüm; döneme ait Türk Sultanlarının feraseti ve fakihlerinin hoşgörülerini yansıtması açısından değerlidir.

 Kitap yazarın girişte bahsettiği amaca hizmet etmiştir. Özellikle toplumsal fay hatları, kırılmalar ve bunların devlet yönetimi üzerindeki etkileri açıklıkla ortaya konmuştur. 

*A. Cengiz Karagöz’ün, https://dergipark.org.tr de yayınlanan inceleme yazısından kısaltılarak alınmıştır.

                            

Bu kategorideki Makalelerden